top of page


2024-2025 Sezonunda Gençlerbirliği'ne Başarılar Dileriz
Gençler Sokağı
Güncel Haberler

Gençlerbirliği yarışa devam ediyor!
Gençlerbirliği, 1. Lig'in 31. haftasında Şanlıurfaspor'u evinde son bölümde bulduğu golle 1-0 mağlup ederek Süper Lig iddiasını sürdürdü.
3 maçlık aranın ardından galibiyet alan kırmızı-siyahlılar, puanını 51 yaptı ve haftayı bir basamak yükselerek 4. sırada tamamladı.
⚽️Metehan Mimaroğlu (78)

Hazırlık Maçında Gençlerbirliği Galip
Gençlerbirliği, milli maçlar nedeniyle lige verilen arada deplasmanda oynadığı hazırlık maçında Süper Lig ekibi Konyaspor'u 2-0 mağlup etti.
Gençlerbirliği'nin golleri ilk yarıda Buğra Çağıran ve Leo Gaucho'dan geldi.
⚽️ 12. dakikada Umut İslamoğlu’nun isabetli uzun topunda sağ kanatta topla buluşan Joca, yerden sert çevirdi. Kale sahası içinde Buğra tamamladı. (0-1)
⚽️27. dakikada Buğra Çağıran’ın ceza sahası dışından vurduğu sert şut üst direkten döndü. Dönen topu Leo Gaucho tamamladı. (0-2)
Gençlerbirliği, karşılaşmada şu kadroyla mücadele etti:
-Orkun Özdemir (Ebrar Yiğit Aydın 61)
-Alperen Babacan (Sinan Osmanoğlu 66), Umut İslamoğlu (Taha Necati Atay 70), Zan Zuzek (Oğuzhan Berber 46), Matej Hanousek (Fıratcan Üzüm 46)
-Samed Onur, Ensar Kemaloğlu (Adem Eren Kabak 46), Buğra Çağıran (Michal Nalepa (46), Joca (Gökhan Altıparmak 66), Emirhan Ünal (Metehan Mimaroğlu 46)
-Leo Gaucho (Daniel Popa 46)
*Maça ilk 11'de başlaması planlanan Mikail Okyar, ısınma esnasında adalesinde ağrı hissettiği için tedbir amaçlı maç kadrosunda yer almadı.

Gençlerbirliği ağır yaralı!
Süper Lig mücadelesi veren Gençlerbirliği, 1. Lig'in 30. haftasında deplasmanda İstanbulspor’a 5-0 mağlup oldu.
Son üç maçını kazanamayan ve üst üste ikinci yenilgisini alan kırmızı-siyahlılar haftayı 48 puanla 5. sırada tamamladı.
⚽️Emir Kaan Gültekin (15), Diarra (27, 57, 77) Loshaj (71)

Yenilmezlik Serisi Bitti
Gençlerbirliği, Trendyol 1. Lig'in 29. haftasında oynanan ve sezonun seyirci rekorunu kırdığı maçta evinde Çorum FK'ya 2-1 mağlup oldu.
Süper Lig yarışında yara alan kırmızı-siyahlılar, teknik direktör Hüseyin Eroğlu yönetimindeki 12. maçında ilk kez sahadan mağlubiyetle ayrıldı.
⚽️Leo Gaucho (71) / Atakan Akkaynak (32), Eren Karadağ (53)
Süper Lig yarışında yara alan kırmızı-siyahlılar, teknik direktör Hüseyin Eroğlu yönetimindeki 12. maçında ilk kez sahadan mağlubiyetle ayrıldı.
⚽️Leo Gaucho (71) / Atakan Akkaynak (32), Eren Karadağ (53)

Gençlerbirliği 1 Puanı Zor Kurtardı
Trendyol Birinci Lig 28. haftasında, deplasmanda Amed Sportif Faaliyetler ile karşılaşan Gençlerbirliği, ilk yarıda Amilton'un ayağından bulduğu golle 0-1 öne geçti. Ancak ikinci yarıda rakibinin etkili oyununa karşılık veremeyerek kalesinde bir gol gördü ve maçı berabere tamamladı. Özellikle ikinci yarıda zorlandığı karşılaşmadan, zorlukla da olsa 1 puan alarak döndü.
⚽️Amilton Minervino (41) / Yohan Cassubie (79)
⚽️Amilton Minervino (41) / Yohan Cassubie (79)

Gençlerbirliği ilk yarıda Bitirdi işi
Gençlerbirliği ilk yarıda Bitirdi işi
Gençlerbirliği, 1. Lig'in 27. haftasında evinde Manisa FK’yı ilk yarıda attığı gollerle 3-0 yendi.
Manisa FK'ya karşı tarihindeki (8. maç) ilk galibiyetini alan kırmızı-siyahlılar, puanını 47'ye yükselterek maç fazlasıyla ligde 2. sıraya yükseldi.
⚽️Metehan Mimaroğlu (6 ve 23), Daniel Popa (11)
Gençlerbirliği, 1. Lig'in 27. haftasında evinde Manisa FK’yı ilk yarıda attığı gollerle 3-0 yendi.
Manisa FK'ya karşı tarihindeki (8. maç) ilk galibiyetini alan kırmızı-siyahlılar, puanını 47'ye yükselterek maç fazlasıyla ligde 2. sıraya yükseldi.
⚽️Metehan Mimaroğlu (6 ve 23), Daniel Popa (11)

90'da Gitti 3 Puan
Gençlerbirliği, 1. Lig'in 26. haftasında deplasmanda Keçiörengücü ile 90. dakikada berabere kaldı.
Hüseyin Eroğlu yönetiminde 9 maçta 21 puana ulaşan kırmızı-siyahlılar puanını 44'e yükselterek Süper Lig iddiasını sürdürdü.
⚽️Daniel Popa (29 ve 45+1), Metehan Mimaroğlu (38 pen) / Diouf (22 ve 90), Ezeh (57)

Süper Lig Yükleniyor!
Gençlerbirliği, 1. Lig'in 25. haftasında evinde Pendikspor'u 3-0 yenerek Süper Lig yolunda bir engeli daha aştı.
Hüseyin Eroğlu ile çıktığı 8 maçta 20 puan toplayan Gençlerbirliği, 43 puana yükseldi.
Pendikspor, maçın başında ve sonunda gördüğü 2 kırmızı kartla karşılaşmayı 9 kişiyle tamamladı.
⚽️Joca (35), Metehan Mimaroğlu (45), Leo Gaucho (77)
🟥Welinton (😎, Furkan (86)

Gençlerbirliği Deplasmandan 3 Puanla Dönüyor
Gençlerbirliği, 1. Lig'in 24. haftasında, Süper Lig yarışını yakından ilgilendiren maçta Erzurumspor FK'yı deplasmanda 2-1 yendi.
Puanını 40 yapan ve genel averajla ligde 4. sırada yer alan Gençlerbirliği, aynı puana ulaştığı Erzurumspor FK'ya karşı olası ikili averajda avantajı eline geçirdi.
⚽️Metehan Mimaroğlu (1), Amilton Minervino (77) / Odise Roshi (34)

Gençlerbirliği Fırsat Kaçırdı
Trendyol 1. Lig 23. haftasında, kendi sahasında Esenler Erok Spor ile karşılaşan Gençlerbirliği, maçın ilk yarısında 0-1 geriye düştüğü karşılaşmayı, ikinci yarıda Amilton’un kafasından bulduğu gol ile 1-1 berabere tamamladı. Esenler Erok Spor kalecisi, 75. dakikada kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bıraktı; ancak Gençlerbirliği bunu fırsata dönüştüremeyerek sahadan 1-1 beraberlikle ayrıldı ve ilk 2 fırsatını ileriki haftalara erteledi.

"Gençler’in Bileği Bükülmüyor:
Trendyol 1. Lig'in 22. haftasında, kendi sahası ve seyircisi önünde Alagöz Holding Iğdır FK'yı ağırlayan Gençlerbirliği, sahadan 2-0 galip ayrılarak puanını 36'ya çıkardı. Bu mağlubiyet sonrası Alagöz Holding Iğdır FK, 26 puanda kalarak düşme hattına geriledi ve 18. sıraya yerleşti. Gençlerbirliği ise Hüseyin Eroğlu yönetiminde 5 haftayı geride bırakırken, 1 beraberlik ve 4 galibiyetle 4. sıraya yükseldi.

Bolu Deplasmanından 3 Puan Çıktı!
Trendyol 1. Lig'in 21. haftasında, deplasmanda Boluspor'u 2-0 mağlup eden Gençlerbirliği, puanını 33'e yükseltti ve ilk 2 için "Ben de varım!" dedi.
Karşılaşmaya iki takım da kontrollü başladı; hava yağmurlu ve zemin kaygandı. İki takımın da top kontrolü oldukça zor oldu, ancak Gençlerbirliği rakibine göre daha etkili gol pozisyonları yakaladı. Yakaladığı pozisyonların ikisini gole çeviren Gençlerbirliği, deplasmanda rakibini 2-0 mağlup ederek hanesine 3 puan daha yazdırdı ve ilk 2 iddiasını sürdürdü.
Karşılaşmaya iki takım da kontrollü başladı; hava yağmurlu ve zemin kaygandı. İki takımın da top kontrolü oldukça zor oldu, ancak Gençlerbirliği rakibine göre daha etkili gol pozisyonları yakaladı. Yakaladığı pozisyonların ikisini gole çeviren Gençlerbirliği, deplasmanda rakibini 2-0 mağlup ederek hanesine 3 puan daha yazdırdı ve ilk 2 iddiasını sürdürdü.

Gençlerbirliği Lideri Devirdi
Trendyol 1. Lig'in 20. haftasında, kendi sahası ve taraftarı önünde lider Kocaelispor'u 1-0 mağlup eden Gençlerbirliği, play-off için "Ben de varım!" dedi. Karşılaşma, orta saha mücadelesi şeklinde gerçekleşmiş gibi görünse de Kocaelispor daha etkiliydi, özellikle ikinci yarıda. Ancak Gençlerbirliği, takım savunmasını çok iyi yaparak rakibine gol fırsatı vermedi ve yakaladığı bir pozisyonu Amilton gole çevirerek takımına 3 puanı getiren golü attı. Böylece Gençlerbirliği'ni play-off hattına taşıdı.

Gençlerbirliği Yeni Malatya Maçından 3 puan çıkardı
Eroğlu ile ilk galibiyet!
Gençlerbirliği, 1. Lig'de ilk yarının son haftasında Y. Malatyaspor'u evinde 3-0 mağlup etti.
Yeni teknik direktörü Hüseyin Eroğlu ile ikinci maçında ilk galibiyetini alan Gençlerbirliği, puanını 27'ye yükselterek maç fazlasıyla play-off hattını yakaladı.
Kırmızı-siyahlı, bu sezon ilk defa bir maçı tek farkın üzerinde bir skorla kazanmayı başardı.
Y. Malatyaspor, 84 ve 90+2. dakikalarda VAR incelemesi sonrası 2 kırmızı kart gördü.
⚽️Jan Nalepa (28 ve 50), Moussa Djitte (65)
Gençlerbirliği, 1. Lig'de ilk yarının son haftasında Y. Malatyaspor'u evinde 3-0 mağlup etti.
Yeni teknik direktörü Hüseyin Eroğlu ile ikinci maçında ilk galibiyetini alan Gençlerbirliği, puanını 27'ye yükselterek maç fazlasıyla play-off hattını yakaladı.
Kırmızı-siyahlı, bu sezon ilk defa bir maçı tek farkın üzerinde bir skorla kazanmayı başardı.
Y. Malatyaspor, 84 ve 90+2. dakikalarda VAR incelemesi sonrası 2 kırmızı kart gördü.
⚽️Jan Nalepa (28 ve 50), Moussa Djitte (65)

Sakarya'dan 1 Puan
Trendyol 1. Lig'in 16. haftasında deplasmanda Sakaryaspor ile karşılaşan Gençlerbirliği, sahadan golsüz beraberlikle ayrılarak hanesine 1 puan yazdırdı ve puanını 24'e çıkardı.

Prensipte Anlaştılar
Hüseyin Eroğlu açıklandı!
Gençlerbirliği, teknik direktör Hüseyin Eroğlu ile 1.5 yıllık anlaşmaya varıldığını duyurdu.
Kulüpten yapılan açıklama şu şeklide:
-Gençlerbirliği’miz, Teknik Direktör Hüseyin Eroğlu ile 1,5 yıllık sözleşme konusunda prensip anlaşmasına varmış olup, tecrübeli teknik adamla önümüzdeki günlerde resmi sözleşme imzalanacaktır.
Kaynak :GHA
Gençlerbirliği, teknik direktör Hüseyin Eroğlu ile 1.5 yıllık anlaşmaya varıldığını duyurdu.
Kulüpten yapılan açıklama şu şeklide:
-Gençlerbirliği’miz, Teknik Direktör Hüseyin Eroğlu ile 1,5 yıllık sözleşme konusunda prensip anlaşmasına varmış olup, tecrübeli teknik adamla önümüzdeki günlerde resmi sözleşme imzalanacaktır.
Kaynak :GHA

Gençlerbirliği Evinde Kayıp
Trendyol 1. Lig'in 17. haftasında Gençlerbirliği, kendi sahasında ve seyircisi önünde ligin alt sıralarındaki Adanaspor'a 0-2 mağlup oldu. Bu sonuçla puanı 23'te kalan Gençlerbirliği, 13. sıraya geriledi. Taraftarını büyük hayal kırıklığına uğratan bu mağlubiyetin ardından Teknik Direktör Recep Karatepe ile yollar ayrıldı.

Gençlerbirliği Bandırma Deplasmanından1 puanla Döndü
Trendyol 1. Lig'in 16. haftasında Gençlerbirliği, deplasmanda Bandırma Spor ile karşı karşıya geldi ve sahadan 2-2’lik beraberlikle ayrıldı. Büyük çekişmeye sahne olan maçın ilk yarısı karşılıklı atılan gollerle 1-1 tamamlandı. İkinci yarıda da her iki takım birer gol kaydederek skoru 2-2'ye getirdi ve puanları paylaştı.
Bu sonuçla Gençlerbirliği, puanını 23’e yükselterek dokuzuncu sıraya yerleşti. Bandırma Spor ise bu beraberlikle puanını 32’ye çıkararak averaj farkıyla liderlik koltuğuna oturdu. Maç boyunca her iki takım da özellikle hücum organizasyonlarında etkili bir performans sergiledi. Gençlerbirliği’nin deplasmanda sergilediği mücadeleci oyun dikkat çekerken, savunma hattında verilen açıklar ve bireysel hatalar teknik ekibin üzerinde durması gereken noktalar arasında yer aldı.
Bandırma Spor’un kendi sahasında baskılı oyunuyla özellikle ilk yarıda üstünlüğü ele geçirmeye çalıştığı görüldü. Ancak Gençlerbirliği, deplasmanda olmasına rağmen geri adım atmayarak rakibine karşı dirençli bir performans sergiledi. Her iki takımın da güçlü yönlerini sahaya yansıttığı bu maç, ligin zirve ve orta sıralarındaki mücadeleyi daha da kızıştırdı.
Bu sonuçla Gençlerbirliği, puanını 23’e yükselterek dokuzuncu sıraya yerleşti. Bandırma Spor ise bu beraberlikle puanını 32’ye çıkararak averaj farkıyla liderlik koltuğuna oturdu. Maç boyunca her iki takım da özellikle hücum organizasyonlarında etkili bir performans sergiledi. Gençlerbirliği’nin deplasmanda sergilediği mücadeleci oyun dikkat çekerken, savunma hattında verilen açıklar ve bireysel hatalar teknik ekibin üzerinde durması gereken noktalar arasında yer aldı.
Bandırma Spor’un kendi sahasında baskılı oyunuyla özellikle ilk yarıda üstünlüğü ele geçirmeye çalıştığı görüldü. Ancak Gençlerbirliği, deplasmanda olmasına rağmen geri adım atmayarak rakibine karşı dirençli bir performans sergiledi. Her iki takımın da güçlü yönlerini sahaya yansıttığı bu maç, ligin zirve ve orta sıralarındaki mücadeleyi daha da kızıştırdı.

Gençlerbirliği Evinde Galip
Trendyol 1. Lig'in 15. haftasında Gençlerbirliği, kendi evi ve taraftarı önünde Fatih Karagümrük’ü Amilton’un attığı golle 1-0 mağlup etti. Karşılaşmada Gençlerbirliği, rakibine göre daha etkili bir oyun sergiledi. İlk yarısı 0-0 sona eren maçın ikinci yarısında, Metehan’ın ara pasında Amilton, köşeye yaptığı düzgün bir vuruşla takımına galibiyeti getiren golü kaydetti.
Bu sonuçla Gençlerbirliği, puanını 22’ye yükselterek 11. sıraya çıktı
Bu sonuçla Gençlerbirliği, puanını 22’ye yükselterek 11. sıraya çıktı

Gençlerbirliği'nin Galibiyet Serisi Sona Erdi
Gençlerbirliği, deplasmanda karşılaştığı Ümraniyespor ile 3-3 berabere kaldı. Karşılaşmada 1-0 geri düşen Gençlerbirliği, önce eşitliği yakaladı; sonrasında iki kez öne geçmesine rağmen galibiyeti koruyamadı ve sahadan 3-3 beraberlikle ayrıldı. Böylelikle Gençlerbirliği’nin bir maçlık galibiyet serisi sona erdi ve puanını 19 yaparak sıralamada 12. basamakta yer buldu.

ANKARA DERBİSİNİ KAZANAN: GENÇLERBİRLİĞİ!
Trendyol 1. Lig'in 13. haftasında oynanan Ankara derbisini kazanan taraf Gençlerbirliği oldu. Soğuk hava koşullarında oynanan karşılaşmada, rakibine göre daha kontrollü bir oyun sergileyen Gençlerbirliği, mücadeleyi 1-0'lık skorla kazandı.
Kaleci Erhan'ın başarılı performansı maça damga vurdu ve takımının galibiyetinde büyük rol oynadı. Daha önce duran toplardan ve yan toplardan çok çeken Gençlerbirliği, bu kez Ankaragücü karşısında galibiyeti bir duran topla buldu. Alperen Babacan, kornerden gelen topa düzgün bir kafa vuruşuyla ağları sarsarak takımına galibiyeti getiren golü kaydetti.
Bu sonuçla birlikte Gençlerbirliği puanını 18'e yükseltirken, Ankaragücü 19 puanda kaldı.
Kaleci Erhan'ın başarılı performansı maça damga vurdu ve takımının galibiyetinde büyük rol oynadı. Daha önce duran toplardan ve yan toplardan çok çeken Gençlerbirliği, bu kez Ankaragücü karşısında galibiyeti bir duran topla buldu. Alperen Babacan, kornerden gelen topa düzgün bir kafa vuruşuyla ağları sarsarak takımına galibiyeti getiren golü kaydetti.
Bu sonuçla birlikte Gençlerbirliği puanını 18'e yükseltirken, Ankaragücü 19 puanda kaldı.

BİR ŞEHİR İKİ FARKLI RENK
BİR ŞEHİR İKİ FARKLI RENK
Ülke başkentinin iki asırlık takımı. Bir şehir iki farklı renk. Ailenin iki farklı karakterde ki evladı. Kırmızılarla lacivertlerin mücadelesi. İçten içe birbirlerini göz ucu ile takip eden iki zıt kutup. Şehrine sahip çıkmaya çalışan Türk futbolun iki ihtiyar delikanlısı. Adlarının içinde ki kelimelerle şehirde yaşayan insanları birliğe ve güce davet eden iki müstesna iki nevi şahsına münhasır takım rekabeti.
Bu hafta yıllarca Bizans’ın gölgesinde kalmış çok uzun yıllara varan iki güzide takımın mücadelesini izleyeceğiz. Her ülke başkenti takımlarından mutlaka bir şampiyon takım çıkmıştır. Başkent Ankara için halâ süper ligde bir şampiyon takım çıkmaması hem üzücü hem de düşündürücüdür.
Son yıllarda bu rekabet Gençlerbirliği açısından hep hüzün ile sonuçlandı. Bunun sebepleri iyi kadro (futbolcu, teknik heyet, yönetim) oluşturulamaması, şehir dinamiklerinin (bazıları hariç) Gençlerbirliği'ne yeterince sahip çıkmaması sayılabilir.
Bir kaç yıl sonra ilk defa denk e yakın bir mücadele seyredeceğiz. İki takım içinde de sorunlar olsa da zevkli bir Ankara derbisi bizi bekliyor.
Gençlerbirliği olarak kazanmak önceliğimiz olmalı. Ona göre takım kurgusu kurulmalı. Anlaşılan o ki bir kaç haftadır hocanın gitmesi ile ilgili haberler derbi mağlubiyeti ile daha da sertleşen eleştiri yumağına dönüşecek. Teknik heyetinin tek çaresi kazanmaya odaklı bir takım ile maça çıkmak olmalı. Aksi taktirde şampiyonluk parolası ile girilen bu yolda puan tablosunun dipsiz kuyusuna girmek içten bile olmayacaktır. Teknik Heyetin, futbolcu grubunun ne zorluklar içinde olduklarını biliyoruz. Derbi galibiyeti ile rüzgârın bir anda değişeceğini unutmamalılar.
Maça maddi açıdan moral açısından iyi bir şekilde çıkartmak yönetimin görevi ve sorumluluğudur. Bu sorumluluğu yerine getirmek için uğraştıklarını da biliyorum. Umarım maç gününe kadar sorunlardan uzak bir kafa yapısı ile maça çıkarız.
Cumartesi maçta görüşmek dileği ile.
Ülke başkentinin iki asırlık takımı. Bir şehir iki farklı renk. Ailenin iki farklı karakterde ki evladı. Kırmızılarla lacivertlerin mücadelesi. İçten içe birbirlerini göz ucu ile takip eden iki zıt kutup. Şehrine sahip çıkmaya çalışan Türk futbolun iki ihtiyar delikanlısı. Adlarının içinde ki kelimelerle şehirde yaşayan insanları birliğe ve güce davet eden iki müstesna iki nevi şahsına münhasır takım rekabeti.
Bu hafta yıllarca Bizans’ın gölgesinde kalmış çok uzun yıllara varan iki güzide takımın mücadelesini izleyeceğiz. Her ülke başkenti takımlarından mutlaka bir şampiyon takım çıkmıştır. Başkent Ankara için halâ süper ligde bir şampiyon takım çıkmaması hem üzücü hem de düşündürücüdür.
Son yıllarda bu rekabet Gençlerbirliği açısından hep hüzün ile sonuçlandı. Bunun sebepleri iyi kadro (futbolcu, teknik heyet, yönetim) oluşturulamaması, şehir dinamiklerinin (bazıları hariç) Gençlerbirliği'ne yeterince sahip çıkmaması sayılabilir.
Bir kaç yıl sonra ilk defa denk e yakın bir mücadele seyredeceğiz. İki takım içinde de sorunlar olsa da zevkli bir Ankara derbisi bizi bekliyor.
Gençlerbirliği olarak kazanmak önceliğimiz olmalı. Ona göre takım kurgusu kurulmalı. Anlaşılan o ki bir kaç haftadır hocanın gitmesi ile ilgili haberler derbi mağlubiyeti ile daha da sertleşen eleştiri yumağına dönüşecek. Teknik heyetinin tek çaresi kazanmaya odaklı bir takım ile maça çıkmak olmalı. Aksi taktirde şampiyonluk parolası ile girilen bu yolda puan tablosunun dipsiz kuyusuna girmek içten bile olmayacaktır. Teknik Heyetin, futbolcu grubunun ne zorluklar içinde olduklarını biliyoruz. Derbi galibiyeti ile rüzgârın bir anda değişeceğini unutmamalılar.
Maça maddi açıdan moral açısından iyi bir şekilde çıkartmak yönetimin görevi ve sorumluluğudur. Bu sorumluluğu yerine getirmek için uğraştıklarını da biliyorum. Umarım maç gününe kadar sorunlardan uzak bir kafa yapısı ile maça çıkarız.
Cumartesi maçta görüşmek dileği ile.

Rüzgârın Oğlu Zeynel Soyuer Ebediyete Uğurlandı
Gençlerbirliği’mizin, 1959-1971 yılları arasında 12 yıl boyunca kesintisiz olarak formasını giyen “Rüzgârın Oğlu” lakaplı Zeynel Soyuer’i ebediyete uğurladık.
1959-1971 yılları arasında 12 yıl boyunca kesintisiz olarak Gençlerbirliği’mizin formasını giyen, yine 1972-1974 yılları arasında kulübümüzde yardımcı antrenör olarak görev yapan forvet olarak oynadığı maçlardaki hızından dolayı “Rüzgârın Oğlu” lakabını alan Gençlerbirliği’mizin değerlerinden Zeynel Soyuer toprağa verildi. 85 yaşında dün vefat eden Zeynel Soyuer için bugün saat 11.00’de Beştepe İlhan Cavcav Tesisleri’mizde tören düzenlendi. Törene; Başkanımız Osman Sungur, Yönetim Kurulu, Divan Kurulu, Disiplin Kurulu, Denetleme Kurulu Üyeleri, Gençlerbirliği Eski Futbolcular Derneği Üyeleri, altyapı hocaları ve futbolcuları, kulüp personeli, taraftarlarımız, spor camiasının önemli isimleri, merhum Zeynel Soyuer’in ailesi, yakınları ve sevenleri katıldı.
OSMAN SUNGUR: “KULÜBÜMÜZE KATKILARI OLMUŞ DEĞERLİ BİR AĞABEYİMİZDİ”
Saygı duruşunun ardından kürsüye çıkan Başkanımız Osman Sungur, “Kulübümüz çok büyük değerlerinden Zeynel ağabeyimizin kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Kederli ailesine ve camiamıza başsağlığı diliyorum. Kendisini buradan uğurlamamızın büyük bir önemi var. Çünkü bu tesisler inşa edilirken çok büyük emeklerde bulunanlardan birisidir Rüzgârın Oğlu Zeynel. Gerek sporculuk gerek antrenörlük gerekse sonrasında kulübümüze katkıları olmuş değerli bir ağabeyimizdi. Allah rahmet eylesin nur içinde yatsın!” şeklinde konuştu.
HALUK SOYUER: “HEP SPOR CAMİASININ, GENÇLERBİRLİĞİ’NİN İÇİNDE YETİŞTİK”
Oğlu olmaktan her zaman gurur duyduğunu belirten merhum Zeynel Soyuer’in büyük oğlu Haluk Soyuer, “Babam bizlere para, pulla ölçülemeyecek bir sermaye olan ‘onur, saygı, sevgi’ bıraktı. 60 yıllık ömrümde babamla ilgili tek bir kötü söz söylenmedi. Böyle insanlar anılarıyla ve bıraktıkları eserleriyle anılırlar. İnegöl’den dar gelirli bir aileden çıkıp Gençlerbirliği’nde 12 yıl boyunca kesintisiz olarak futbol oynamış bir kişiden bahsediyoruz. Onun kariyerini buradaki genç sporcu kardeşlerimin örnek almasını diliyorum. Bizlerin okumasını istedi futbolcu olmamamızı istemedi ama hep spor camiasının, Gençlerbirliği’nin içinde yetiştik. Babamın adı bizlerin önüne geçti bundan yaşamım boyunca gurur duydum” dedi.
Konuşmasına Zeynel Soyuer’in hastane sürecinde yardımda bulunan Baba Tevfik’in (Tevfik Kutlay) oğlu Prof. Dr. Hakan Kutlay’a teşekkür ederek başlayan Zeynel Soyuer’in oğlu Bora Soyuer, “Burada bu törenin yapılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Babamın ne kadar seveni olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Binlerce telefon aldık. Bir kez daha herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
CÜNEYT MEMİŞOĞLU: “ÇOK İYİ FUTBOLCU OLMASININ YANINDA ÇOK AYRI ÖZELLİKLERE SAHİP DÜZGÜN BİR İNSANDI”
Hem futbolcusu hem de sonraki süreçte yardımcı antrenörü olarak birlikte görev yapan eski futbolcumuz ve gençlik gelişim eski sorumlumuz, Teknik Direktör Cüneyt Memişoğlu ise çıktığı kürsüde şunları söyledi: “Çok zor bir gün. 1966 yılında kulüpten içeri girdiğimde Zeynel Hoca (Soyuer) Türkiye’nin tanıdığı çok önemli oyunculardan bir tanesiydi. Onu hep kırmızı-siyahlı forma altında gördük. Başka bir takımın formasını giymedi. Sonrasında antrenörlük hayatı başladı. Bu süreçte kendisinin hem oyuncusu hem de yardımcı antrenörü olarak bulunma şansını yakaladım. Çok iyi futbolcu olmasının yanında çok ayrı özelliklere sahip düzgün bir insandı. Futbolculuğundan ziyade insani yönünü örnek aldığım nadir kişilerden biriydi. Bugün kendisine son görevi yerine getiriyoruz fakat bu isim bu kulüple daima yaşayacaktır.”
Kapanış konuşmasını yapan Gençlerbirliği Eski Futbolcular Derneği Başkanı Sadettin Özkalender ise şunları söyledi: “Zeynel ağabeyimiz bizim derneğimizin fahri üyesiydi. Kendisiyle birlikte kulübümüze emek vermiş diğer büyük değerlerle birlikte derneğimizde çok güzel sohbet toplantılarımız oldu. Derneğimizin sürekli yaşatılması konusunda bizlere telkinlerde bulunurdu. Nurlar içinde uyusun hepimizin başı sağ olsun.”
Törenin ardından Kocatepe Camii’nde kılınan cenaze namazı sonrası merhum Zeynel Soyuer’in cenazesi Gölbaşı Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Kaynak: Gençlerbirliği SK
1959-1971 yılları arasında 12 yıl boyunca kesintisiz olarak Gençlerbirliği’mizin formasını giyen, yine 1972-1974 yılları arasında kulübümüzde yardımcı antrenör olarak görev yapan forvet olarak oynadığı maçlardaki hızından dolayı “Rüzgârın Oğlu” lakabını alan Gençlerbirliği’mizin değerlerinden Zeynel Soyuer toprağa verildi. 85 yaşında dün vefat eden Zeynel Soyuer için bugün saat 11.00’de Beştepe İlhan Cavcav Tesisleri’mizde tören düzenlendi. Törene; Başkanımız Osman Sungur, Yönetim Kurulu, Divan Kurulu, Disiplin Kurulu, Denetleme Kurulu Üyeleri, Gençlerbirliği Eski Futbolcular Derneği Üyeleri, altyapı hocaları ve futbolcuları, kulüp personeli, taraftarlarımız, spor camiasının önemli isimleri, merhum Zeynel Soyuer’in ailesi, yakınları ve sevenleri katıldı.
OSMAN SUNGUR: “KULÜBÜMÜZE KATKILARI OLMUŞ DEĞERLİ BİR AĞABEYİMİZDİ”
Saygı duruşunun ardından kürsüye çıkan Başkanımız Osman Sungur, “Kulübümüz çok büyük değerlerinden Zeynel ağabeyimizin kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Kederli ailesine ve camiamıza başsağlığı diliyorum. Kendisini buradan uğurlamamızın büyük bir önemi var. Çünkü bu tesisler inşa edilirken çok büyük emeklerde bulunanlardan birisidir Rüzgârın Oğlu Zeynel. Gerek sporculuk gerek antrenörlük gerekse sonrasında kulübümüze katkıları olmuş değerli bir ağabeyimizdi. Allah rahmet eylesin nur içinde yatsın!” şeklinde konuştu.
HALUK SOYUER: “HEP SPOR CAMİASININ, GENÇLERBİRLİĞİ’NİN İÇİNDE YETİŞTİK”
Oğlu olmaktan her zaman gurur duyduğunu belirten merhum Zeynel Soyuer’in büyük oğlu Haluk Soyuer, “Babam bizlere para, pulla ölçülemeyecek bir sermaye olan ‘onur, saygı, sevgi’ bıraktı. 60 yıllık ömrümde babamla ilgili tek bir kötü söz söylenmedi. Böyle insanlar anılarıyla ve bıraktıkları eserleriyle anılırlar. İnegöl’den dar gelirli bir aileden çıkıp Gençlerbirliği’nde 12 yıl boyunca kesintisiz olarak futbol oynamış bir kişiden bahsediyoruz. Onun kariyerini buradaki genç sporcu kardeşlerimin örnek almasını diliyorum. Bizlerin okumasını istedi futbolcu olmamamızı istemedi ama hep spor camiasının, Gençlerbirliği’nin içinde yetiştik. Babamın adı bizlerin önüne geçti bundan yaşamım boyunca gurur duydum” dedi.
Konuşmasına Zeynel Soyuer’in hastane sürecinde yardımda bulunan Baba Tevfik’in (Tevfik Kutlay) oğlu Prof. Dr. Hakan Kutlay’a teşekkür ederek başlayan Zeynel Soyuer’in oğlu Bora Soyuer, “Burada bu törenin yapılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Babamın ne kadar seveni olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Binlerce telefon aldık. Bir kez daha herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
CÜNEYT MEMİŞOĞLU: “ÇOK İYİ FUTBOLCU OLMASININ YANINDA ÇOK AYRI ÖZELLİKLERE SAHİP DÜZGÜN BİR İNSANDI”
Hem futbolcusu hem de sonraki süreçte yardımcı antrenörü olarak birlikte görev yapan eski futbolcumuz ve gençlik gelişim eski sorumlumuz, Teknik Direktör Cüneyt Memişoğlu ise çıktığı kürsüde şunları söyledi: “Çok zor bir gün. 1966 yılında kulüpten içeri girdiğimde Zeynel Hoca (Soyuer) Türkiye’nin tanıdığı çok önemli oyunculardan bir tanesiydi. Onu hep kırmızı-siyahlı forma altında gördük. Başka bir takımın formasını giymedi. Sonrasında antrenörlük hayatı başladı. Bu süreçte kendisinin hem oyuncusu hem de yardımcı antrenörü olarak bulunma şansını yakaladım. Çok iyi futbolcu olmasının yanında çok ayrı özelliklere sahip düzgün bir insandı. Futbolculuğundan ziyade insani yönünü örnek aldığım nadir kişilerden biriydi. Bugün kendisine son görevi yerine getiriyoruz fakat bu isim bu kulüple daima yaşayacaktır.”
Kapanış konuşmasını yapan Gençlerbirliği Eski Futbolcular Derneği Başkanı Sadettin Özkalender ise şunları söyledi: “Zeynel ağabeyimiz bizim derneğimizin fahri üyesiydi. Kendisiyle birlikte kulübümüze emek vermiş diğer büyük değerlerle birlikte derneğimizde çok güzel sohbet toplantılarımız oldu. Derneğimizin sürekli yaşatılması konusunda bizlere telkinlerde bulunurdu. Nurlar içinde uyusun hepimizin başı sağ olsun.”
Törenin ardından Kocatepe Camii’nde kılınan cenaze namazı sonrası merhum Zeynel Soyuer’in cenazesi Gölbaşı Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Kaynak: Gençlerbirliği SK

KAYIP ARANIYOR
Trendyol 1. Lig’in 12. haftasında deplasmanda Şanlıurfaspor ile karşılaşan Gençlerbirliği, sahadan 3-1 mağlup ayrıldı. Dört hafta aradan sonra aldığı galibiyetle moral bulan başkent temsilcisi, bu galibiyetin ardından çıktığı ilk deplasman maçında farklı bir yenilgiyle karşılaştı ve 15 puanda kaldı.
Sezona Süper Lig parolasıyla iddialı bir başlangıç yapmayı hedefleyen Gençlerbirliği, alınan olumsuz sonuçlarla bu hedefinden her geçen gün daha da uzaklaşıyor ve taraftarlarına büyük bir hayal kırıklığı yaşatmaya devam ediyor. Ligde arka arkaya yaşanan puan kayıpları, hem takımın moralini etkiliyor hem de teknik ekibi ve yönetimi baskı altına alıyor.
Sezona Süper Lig parolasıyla iddialı bir başlangıç yapmayı hedefleyen Gençlerbirliği, alınan olumsuz sonuçlarla bu hedefinden her geçen gün daha da uzaklaşıyor ve taraftarlarına büyük bir hayal kırıklığı yaşatmaya devam ediyor. Ligde arka arkaya yaşanan puan kayıpları, hem takımın moralini etkiliyor hem de teknik ekibi ve yönetimi baskı altına alıyor.

4 HAFTA SONRA GALİBİYET
Trendyol 1. Lig’in 11. haftasında, sahasında ve taraftarı önünde mücadele eden Gençlerbirliği, Uğur Okulları İstanbulspor’u 2-1 mağlup etti. Bu galibiyetle birlikte, Gençlerbirliği dört haftalık galibiyet hasretine son vererek puanını 15’e çıkardı ve 13. sıraya yükseldi. Rakibi Uğur Okulları İstanbulspor ise bu yenilgi sonrası 13 puanda kalarak 16. sıraya geriledi. Bu kritik galibiyet, Gençlerbirliği’nin sezonun geri kalan maçlarına daha umutlu bakmasını sağlarken, düşme hattındaki İstanbulspor için ise işleri biraz daha zorlaştırdı.
Yazarlar

İlker Çolak
02.03.2025
Süper Lig’e Süper Lig’e Süper Lig’e Süper Lig’e Süper Lig’e Süper Lig’e GENÇLERBİRLİĞİ
Başlık bu ara çok moda olan bir tezahürat. Hatta Keçiörengücü maçı 1-0 mağlubiyetten
3-1 galibiyete dönüşünce bir kısım taraftar bu tezahüratı bir tık daha artırarak takıma ve Hüseyin Eroğlu Hocaya güvenlerini göstermek amaçlı ;
“ Avrupa’ya Avrupa’ya...Gençlerbirliği “ diye bağırsa da aslında bu tribünde espri ile gülüştüğümüz taraftarımızın ciddi anlamda uzun vadede ne istediğini anlatan bir tezahürata dönüşmekten öteye gidemeyecek boyutta idi.
Belki de bir kaç sene sonra bu tezahürat gerçekleşecek, bilmiyoruz.
Manisa F. K. Maçı kolay başladı kolay bitti.
Hafta içi Manisa’dan gelen haberlerde en iyi iki oyuncularını kadro dışı bıraktıkları söyleniyordu. Öyle de yapmışlar. Zor günlerden geçen Manisa ekibi bize hep ters gelen rakip olmuştu. Bunun verdiği tedirginlik ilk dakikalarda kanat organizasyonu ile gelen gol ile son buldu. Bu sezonun en önemli taktiği olan “At topu Amilton’un önüne, sonra bak keyfine” felsefesi yine iş yaptı.
Manisa defansının orta çizginin dibinde ofsayt taktiği uygulaması inanılır gibi değildi. Ayrıca Fıratcan’ın pas atma zamanlaması Amiltonun ofsaytta yakalanmamış olması da çok önemli konular. Burada Popa, Metehan uyumu da önemli.
İkinci golde Manisa F. K. Orta sahasının hiç bir müdahalede bulunmayıp topun Joka ya gelişi, Joka’nın topu sürüşü, şut çeker gibi yapıp topu Popaya verişi, Popanın da çekip klas vuruş ile bitirişini sıralaya biliriz. Bu arada ofsaytta yakalanmayışı da önemli idi.
Farkındaysanız Manisa defansı basit müdahaleler haricinde yine ortalarda yok.
Hatta gol sonrası tecrübeli kalecileri ellerini yana açıp defans ve orta saha oyuncularına epey bir bağırıyor. TV den izlerken ki görüntü buydu.
Ama yine bir şey değişmedi yirminci dakikanın başlarında Manisa defansının topu şiş ile rekabet uzaklaştırma isteğine Joka önüne düşen topta tekte Metehan a o kadar güzel çıkardı ki Metehan kolay olanı Popaya pas atma yerine zor olanı içeri girip defansı karıştırmayı düşündü şansı yaver gitti direğe çarpan top gol olarak sonuçlandı. Metehan gol pozisyonundan önce ofsayta girmemesi de önemli idi.
Maçın yirmi üçüncü dakikasında gelen üç gol ile takım tamamen oyunun hakimi idi.
Daha da çok gol geliyor galiba desek te üç golden sonra gol gelmeyecek tıpkı Keçiörengücü maçı gibi ikinci yarı net pozisyonlar kaçacak ama Manisa kalecisi bu pozisyonlarda başarılı olup golleri önleyecek maç ta üç sıfır gibi net galibiyet ile bitecekti.
Ümit edilen, umut edilen hayal aleminde hayal kurularak gelmez. Şansla belki bir yere kadar gelinilir. En keyiflisi ve iyisi ümit, umut çalışarak inanarak gelir.
Her maç bunu kat kat daha da fazla takım motivasyonu ile görebiliyoruz.
İşte o yüzden yılmadan hedefe ulaşana kadar çalışmaya devam.
Oyun kalitesi arttıkça Amed de bizi yenemez.
Süper Lig’e Süper Lig’e Süper Lig’e Süper Lig’e Süper Lig’e Süper Lig’e GENÇLERBİRLİĞİ
23.02.2025
MAKUS TALİH
Ata Demirer’in Eyvah Eyvah filminde zabıta tarafından Bozcaada dan kovulurken kayıkta çalgıcı arkadaşlarına dediği gibi “ bizim yüzümüz gülmeyecek mi be yaa! Alla Allaaa”
Hafta içi üç dört gündür devam etmiş bilet kapma heyecanı, esprili o grup mu aldı? Bu grup mu biletleri kapattı? Mevzuları, telefonlaşmalar, ufak tatlı komik konuşmalar sonrası gruplar arası bilet alışverişi, ricalarla bireysel bilet toplamalar falan derken aslında çok ta keyifli bir hafta içi yaşadık.
Maç günü stat dışı bazı can sıkıcı şeyler olsada stat içinde konsantre olmuş iki yüz yirmi altı kişinin tek bir ağızdan yükselen sesleri, Keçiörengücü oyuncularının bu maçta tamamen “duygusal” prim alma dedikodusu maçın hareketli geçeceğinin habercisi idi.
Maç başlayıp erken gelen Keçiörengücü golü ile soğuk Ankara Ayazı ile beraber hepimiz kendimize geldik. Soğuk duş etkisi Allah’tan fazla sürmedi. Art arda gelen gollerle bu sefer farklı bir hayal aleminin içine sürüklendik. İlk yarı bitmiş tribünde herkesin yüzleri gülüyordu.
Hanousek’in sakatlanması aslında bazı şeylerin kötü gideceğinin habercisi idi. İkinci yarı bizim açımızdan çok daha zor geçecek idi. Ama iki farklı galibiyet bu sakatlığı şimdilik unutturuyordu.
Hoca hem skoru korumak hem de defansif orta sahanın ekstra yediği baskıyı biraz olsun azaltmak amaçlı hücumcu Joka yı çıkartıp Mikail’i oyuna aldığında kâğıt üstünde öngörülebilir olarak anlaşılabilir. Fakat Mikail yerine geçen maçta oyuna sonradan girip çok etkili olan Ensar değişikliği bana göre daha iyi işe yarayabilirdi diye düşünüyorum.
Keçiörengücünün şuursuz baskısına rağmen aslında maçın fişini çekebilecek net pozisyonları da bulmadık değil. Özellikle Nalepa ve Amilton o pozisyonları hunharca harcadılar.
Kornerden gelen topa Keçiörengücülü oyuncunun gözünü kapatarak adeta çatala mıhlatan enfes golü ile onlar ümitlerini artırırken biz “acaba yine mi olmayacak?” Sorusu ile karşı karşıya geldik.
İki gol atmış Keçiörengücü defansının hem hava topunda hem de sırta dönük oyunda adeta belalısı olmuş Popanın çıkışı Gauconun girişi ile hücumda hava topu etkinliğimizi kaybettik. O bölgeye atılan toplar defans hattımıza yol, su, elektrik olarak geri döndü.
Son dakikaların verdiği iç güdüsel ileri vuruşlar, taç çizgisine yakın kenarlarda yapılan fauller ile rakip baskıyı iyice arttırdı. Biz ise sonradan yapılan değişikliklerin tutmaması nedeni ile geriye yaslandık.
Korner atışlarında Sinan, Zuzek ikilisini bir türlü geçemeyen rakip bu sefer arka direk ya da ortaya top atmak yerine son pozisyonların birinde bu sefer ön direği denedi. Biz ise en önce tutulması gereken oyuncuyu tıpkı ilk maçta olduğu gibi o ceza saha kalabalığında kaçırıp ön direkte tutamayınca maçın ikinci yarısı tedirgin oyunu ile kafamızı karıştıran kalecimiz bizi yanıltmadı kapattığı köşeden golü yedi.
Moraller tamamen bozulmuş istemsiz hareketlerle belki dördüncü golü bile maç bitmeye saniyeler kala yiyebilirdik ki maç bitti.
Makus talihimiz maalesef değişmedi.
Umarım teknik heyet taraftar kadar dersine bundan sonra ki maçlarda çalışır. Taraftar sınıfı geçti, Teknik heyet sınıfı bütünlemeye bıraktı.
Nazarlık olsun.
17.02.2025
Bize Bir Haller Oluyor
Maçın başlamasına yarım saat kala stada girdim. Her zaman ki totemini yaptım (kimseye söylemem) kapı girişinin orda eş dost ile muhabbete başladım. Buraya kadar her şey normal. Fakat maç vakti yaklaştıkça kalabalığın arttığını ve halâ insanların gruplar halinde geldiğini görünce dedim kendime bize bir haller oluyor. Hatta giriş kapısı öyle kalabalıktı ki bi ara sinema teşrifatçısı gibi insanlara buradan geçeceksiniz, bu tarafa da oturabilirsiniz diye telkinlerde bulunup yer gösterdim.
Hatta şöyle diyebilirim maç başladı ama halâ gişede kalabalık bir grubun olduğu haberi geldi. Bunlar bizim için unutulmuş, mazi de kalmış, normal olan şeyler.
Maça geçersek aynı taraftar gibi takım da beni bize bir şeyler oluyor havasına soktu. Rakip ne olursa olsun ligin gediklisi eski süper lig takımı idi. Maç önü arkadaşlarla konuştuğumuzda hiç kimse maçın bu kadar kolay geçeceğini beklemiyordu. Haklı kırmızı kart işimizi kolaylaştırmada büyük yardımcı oldu. Yeni transferlerle takım Recep Karatepe takımından Hüseyin Eroğlu takımına bürünmüş. Geri dörtlü sanki yıllardır beraber oynuyormuş hissi uyandırdı. Özellikle kaptan Sinan yıllanmış şarap misali çok kaliteli bir oyun çıkardı. Rakibin en önemli silahı Eze'ye göz açtırmadı. Zuzek istikrarlı iyi oyununa devam ettirdi. Hanousek oynadıkça üstüne katarak kaliteli kumaş olduğunu hissettirdi güven verdi. Sağ bek halâ yumuşak karnımız bence. Rakip orayı işlemeye çalıştı. Sakatlıktan çıkan Alperen elinden geldiğince mücadele etmeye çalıştı.
Etebo sakatlığı ile son gün transferi Adem bizim için biçilmiş kaftan. Etebo dan gördüğümüz, pek te haz etmediğimiz yana arkaya pas atma yerine topla öne oynama isteği, fiziği ile oynadıkça takıma alıştıkça daha iyi olacağı izlenimi verdi. Yeni transfer Yabancı transfer Joka bize iki sene önce ki Mete Kaan performansından küçük kütleler halinde örnekler gösterdi. Nalepa istediğimiz, arzuladığımız Nalepa olmasa da oyun aklı ile akıllarda yerini aldı. Bu takımın olmazsa olmazı Amilton Eryaman da kaşıkçı elması gibi parlamaya devam ediyor. Metehan kafa ile net golü kaçırsa da gol katkısı vermeye devam ediyor. İki yeni yabancı santrfor ise ayrı özellikleri olan zaman içinde oyuna, rakibe göre oynatabileceğin farklı karakterde futbolcular. Birisi rakibi arkasına aldığında top tutabilen gerektiğinde pas atabilen, diğeri boş alanda uzun fiziğine rağmen önüne top atıldığında patlayıcı özelliği olan ayağı yumuşak oyuncu. Hoca bu iki santrfordan sezon sonuna kadar epey yararlanacaktır. Uzun süre sonra santrfor golü görmek hepimizi mutlu etti. Oyuna sonradan giren Ensar'ı ve diğerlerini de unutmamak gerekli. Hepsi oynadıkları süre içinde takım yararına iyi şeyler yapmaya uğraştılar. Böyle olunca da zor denen maçtan üç golle net bir skorla ayrılmak, puan tablosunda hedefe bir adım daha yaklaşmak hepimizi mutlu etti.
Oyun içinde olumsuzluklar elbette vardı. Bunları iyileştirmek hoca ve ekibinin işi. Her şeyden önemlisi takımdaşlık ruhunun gelmesi bence en önemli şey. Bu da sanki hocanın takım içinde ki pozitif etkisi gibi gözüküyor.
Lig sonunda hedefi görür müyüz bilmem ama gerçekten bize bir haller oluyor. Keçiören de görüşmek dileği ile...
08.02.2025
Bir Gençlerbirliği klasiği
Iğdır galibiyeti, artarda gelen üç puanlar, gol yemeden geçen haftalar, puan tablosunda ki olumlu gelişmeler ile hafta başından beri olası Erok Spor galibiyetini Ankara Ayazına, hafta başı geç saatte olmasına rağmen yine aynı kemikleşmiş "Gençlerbirliği aşığı" taraftar arkadaşlarla beraber heyecan ile Erok maçını seyrettik.
Hüseyin Eroğlu Hocanın gelişi ile takım içinde değişen hava bize bazı şeyleri unutmamıza sebebiyet verdi. Gençlerbirliği yapacağını yaptı. Bu maçlık Arefeyi gösterdi, bayramı göstermedi.
Uzun süre bekleyip güzel bir an beklersin arkadaşını Gençlerbirliği maçına götürmek için. Stada gelirken yol boyu heyecanını arkadaşına anlatır durursun. Bir kaç aksilikle maç sonu arkadaşınla yaşayacağın mutluluk kursağında kalır. Ve çok sevdiğin takıma kızarsın, üzülürsün. Dün de maalesef öyle oldu. Kaçan üç puana çok üzüldük.
Hep söylerim, Gençlerbirliği hayatın ta kendisidir. Gerçek hayatta da öyledir ya, düzgün giden iş hatalar, gecikmeler ve unutkanlıklar ile inişli çıkışlı bir hâl alır. Bu söylediklerim seyrettiğimiz bir sinema filminde ya da okuduğumuz romanda da hep öyle olur. Hiç bir zaman olaylar örgüsünde hep iyi ile başlayıp iyi ile devam eden ve iyi ile biten film, roman yoktur. Mutlaka gerçek hayatta olduğu gibi oralarda da aksilikler olur.
Bu beraberliği güzel bir romanın içinde ki kötüye giden durum olarak değerlendirmek gerek.
Geç kalmış transferler, ahlarla vahlar, kaybedilmiş üç puan ile romanın bu bölümünde ki sayfaları okumaya devam ediyoruz.
Umarım yeni roman kahramanları ile kitabın sonu güzel biter. Belki de alınan bir puan romanın finalinde bizi mutlu edecek. Mutlu da etmeli.
Yoksa yazarın bir başka kitabını beklemek zorunda kalırız.
Hayat devam ediyorsa Gençlerbirliği için umut ta devam ediyordur. Kitabın ya da filmin tam ortasındayız.
Bakalım final nasıl bitecek?
02.02.2025
BEŞ LİRA VERELİM IĞDIR DİYE BAĞIRIN
Dün Eryaman Stadında ev sahibi Gençlerbirliği’mizin galibiyeti ile deplasman tribünü tarafından başlıkta ki tezahürat duyuldu.
Futbol dünyasında “marka” olmak, camia olmak öyle kolay iş değildir. Hele Türkiye’de hiç kolay iş değildir. Hafızamızı yokladığımızda para ile şan şöhret ile bir spor kulübünü başarılı halâ getirmek yok denecek kadar azdır. Bir yere kadar gelirsiniz oradan sonra ilerlemeniz çok zor ve meşakkatlidir. Elbette ekonomi önemlidir ama bir yerden sonra para ile değil de mantıkla, bilgi ile, tecrübe ile bir yere gelmenin doğru seçim olduğunu siz dünkü rakip taraftar arkadaşlar da anlayacaktır.
Dün oynadığımız “zengin” takımın ”zengin” taraftarları Başkent Ankara’ya çok kilometreler kat edip pankartları, davulları, coşkulu kalabalıkları ile Türkiye’nin marka haline gelmiş cumhuriyet ile yaşıt kulübüne “zenginlikten” aldıkları güç ile şöyle bağırdı;
BEŞ LİRA VERELİM IĞDIR DİYE BAĞIRIN
İnanın bu bağırdıklarına kendileri bile inanmamıştır. Çünkü saçma.
Ne istiyorlarsa verin, alın oradan hocayı, alın buradan futbolcuyu, olmadı yeniden alın...alın...alın diyerek, jetle seyahat ederek, kulüp isminde ev sahibi oldukları serhat şehir ismi geçerken başka bir şehirde antrenman yapmak, orada tesis satın almak, ev sahibi oldukları maçlarda dahi tüm konfora rağmen deplasman eziyeti çekmek, ne kadar güzelleştirme yaparsan yap mütevazı ilçe stadından öteye gidememek ile bir camia(!!)nın başarı şansı ancak bu kadar olur.
BEŞ LİRA VERELİM diye bağıran taraftar arkadaşlar, size şehrinize sahip çıkma anlamında büyük saygı duyuyorum. Ancak, birkaç “küçük” tavsiyem olacak.
Yıllar sonra hafızalarda bir tek başkan ve şirket ismi geçerek değil yoktan var ettiğiniz yetiştirdiğiniz genç yeteneklerle, transfer ettiğiniz futbolcularla, hocalarla anılın.
Yerin altında da olsa yerin üstünde de olsa altın altındır. Diğer çabalar altın suyundan öteye geçmez, geçemez.
Örnek mi? Şimdi buraya hepsini yazsam sayfalar yetmez ama aklıma gelen yüzyıla sığdırıp toprağın altından çıkardığımız bir kaç altın Gençlerbirliği ismini yazayım;
İlhan Cavcavlar, Zeynel Soyuerler, Deli Vehbiler, Okan Gedikaliler, Metin Diyadinler,
Rinaldiler, Zacariaslar, Ümit Karanlar, Ergün Penbeler, Konalar, Moshoeuler, Skokular, Ali Tandoğanlar, Tarıklar, Ahmet Hassanlar, Ahmet Çalıklar, İrfan Can Kahveciler, Ümit Özatlar, Ali Erenler, Hurşut Meriçler, Ersen Martinler ve ve ve ve ve daha bir çok isimler ve tabi ki Arda Gülerler.
Camia olmak, altın olmak öyle kolay iş değildir.
Haydi şimdi beş lira biz verelim Gençler diye siz bağırın.
26.12.2024
Hüseyin Eroğlu
Gençlerbirliği
Kırmızı Kazak
Bir kaç yıl önce tesislere kadar gelip kendi profesyonel iradesi ile son an da tercih etmediği kulübe bu sefer bir buçuk yıllık kontrat yaparak geri döndü.
Popüler bir teknik direktör için uzun sayılabilecek süre yeşil sahalardan, soyunma odalarından uzak kaldı. Umalım yeterince dinlenmiş, bu uzun ayrılık ona yaramış olsun.
An itibari ile o meşhur kırmızı kazağın kollarını sıvayıp işe başladığına eminim. Kerametin kırmızı kazakta ya da mavi tişörtte olmadığını anlayacak yaşlardayız.
İçeride çok sorun olduğunun farkında olmalı. Ya da birileri ona her şeyi anlatmış olmalı. Oyuncu grubunda ki sorunlar, kulüp içi sıkıntılar, maddi sorunlar, puan tablosunda ki istikrarsızlık, takım içi sistem sorunları. Anlayacağınız epey bir sorun yumak halinde onu bekliyor. Şimdiden işe başlasa iyi olur. Kaybedecek bırakın dakikayı saniye yok. Yönetim son kozunu bu sefer kariyerinde şampiyonluklar olan, kariyeri olan, bir çok genç oyuncu yetişmesinde emeği olan biri için kullandı. Keşke o tercih lig başlarken zamanında kullanılsa idi. Sezon başı takım kadrosunu kuran ekip nedenleri nasılları ile bu kadronun nasıl şekillendiğini
hocaya eksiksiz anlatırsa büyük yardımları olur. Şu an itibari ile bizim esas sorunumuz zaman. Kısa zamanda hoca ne kadar takımın üstünde etki sağlarsa bizim için o kadar iyi. Zira önemli bir deplasmana çıkacağız. Bu deplasman skoru puan tablosu için oldukça önemli. Belki de hocanın gelişi küskün oyuncuları da ölü toprağından uyandıracak. Yeni hoca gelişi genelde takımlara skor açısından iyi gelir. Bize de iyi geleceğini ummaktan başka hiç bir şey elimizden gelmez.
Kırmızı kazağın uğuru ile oynayacağımıza mantıklı, cesur, değişlik yapılmış bir takım tercihi ile oynamayı ben tercih ederim. Transfer zamanı bilgisayarında ki isimleri umarım alırız. Genç oyuncuları takip ettiğini ve bu konuda yetenekli olduğunu da biliyoruz. Bu transferler genç oyunculardan oluşursa gelecek için bence büyük iş yapmış oluruz. Artık son transfer zihniyetinden kurtulmalı, gençlere yönelmeliyiz.
Madem gelecek sezonda hoca bizle olacak, oyuncuya bağlı transfer yerine genç, yetenekli, sisteme bağlı transfer yapmak en mantıklısı olur. Şimdiden kemik kadronun kurulması gerek.
Hocanın yapacak çok işi, bu işleri gerçekleştirecek az zamanı var. İlk düğme doğru bağlanırsa diğer düğmelerinde doğru bağlanacağından dolayı ilk düğmenin ne kadar önemli olduğunu anlatmak hocaya ayıp olur.
Yoksa sezon başından beri gördüğümüz görüntüyü görmek içten bile değil.
İnşallah transferler bilgisayarında olan isimler olur yoksa gönderin oradan bir sol bek derse sezon başı gibi ya Kel Hasan olur, ya Hasan Kel olur.
Başarılar hocam...
16.12.2024
Deplasman Yolu.
Dün ki maç ile ilgili hiç bir şey anlatmayacağım.
Başka bir şey anlatacağım sizlere.
Şu an bile aklımda aklımdan çıkmıyor.
İçim acıyor.
Acaba şimdi ne yapıyor?
Bandırmaya doğru yol almak için sabah sekizde Çanakkale Babakale den yola çıktım.
Bayramiç-Çan yolu.
Sabah saat 09.30 civarı.
Dar ve upuzun bir yol.
Kaz dağlarının başlangıç yerleri belki.
O uzun yolda araba ile giden benden başka kimse yok.
Bomboş uzun ve dar bir yol.
Yağmur feci yağıyor.
Silecek yetişmiyor cinsinden.
Bölge hafif puslu.
110 km hızla gidiyorum ıssız orman yolunda.
Bir an yolun sağ tarafında bir şey gördüm yol kenarında.
Hani Fino köpeği dediğimiz cins bir köpek.
Küçük. Küçücük. Bembeyaz.
Atmışlar gitmişler.
Belki bir gün önce akşamı ya da sabahın erken saatleri.
Bir an göz göze geldik gariple.
O yol kenarında ben sürücü koltuğunda.
Orda heykel gibi kenarda bekliyor.
Halâ gözümün önünden gitmiyor.
Yağmur altında.
Islanmış ki ne ıslanmış.
Heykel gibi durup olan biteni anlamaya çalışıyor.
Hızla yanından geçip dikiz aynasından baktığımda peşimden bana baktığını gördüm.
İçim yandı.
İçim acıdı.
Allah belamı versin benim.
Durmadım. Almadım.
Ya da oradan alıp Çan tarafına götürmedim.
Vicdan azabı çok kötü bir şey be dostlar.
Maç mı?
Başkaları anlatsın.
11.12.2024
Bandırma Stat İstiyor
Başlığın neden böyle olduğunu okurken sonlarda ki cümleler ile anlayacaksınız.
Son beş lig maçında üç galibiyet, bir beraberlik, bir mağlubiyet ile puan tablosunun tam ortasında beşinci ile altı puan, küme düşme potasında olan on yedinci takım ile beş puan fark ile Pazar günü Bandırmaspor maçına çıkacağız.
Karagümrük maçında oynanmaya çalışılan pozitif futbol her ne kadar iştahımızı kabartsa da uzun zamandır galibiyet alamadığımız, rüzgârı ile meşhur bir deplasmana gideceğiz.
Özellikle kart cezası olan futbolcuların durumu, bek pozisyonunda olan sıkıntının içine bir de takımda ki pozisyonundan dolayı olmazsa olmaz stoper ve defansif orta saha yokluğu bu hafta teknik heyeti “kara kara” düşündürecek, mecburiyetten oyun kurulumunda başka senaryolara itecek duruma getirdi.
Belki bu saydığımız sorunlar olmasa Karagümrük maçında oynanan oyunla daha da üstüne koyacağımızı varsayar isek daha rahat seyredeceğimiz bir maç olması içten bile değildi Bandırmaspor deplasmanı.
İyi şeyler yok mu? Tabi ki var. En azından bu hafta futbolcunun kafasında maddi sorun olmayacak. Lig’in güçlü takımı Karagümrük ile oyunun nerde ise her dakikasında kora kor mücadele edilmesi, yedekte bekletilen oyuncuların bir şekilde oyuna katkı verme çabası bizleri ümitlendirmeye yetiyor. Yeter ki maç içinde olmayacak hatalar yapmayalım. Hakem kararları da cabası tabi.
Rüzgârın olması fizik gücümüzü etkileyeceği aşikâr. O rüzgârda oynama alışkanlığı olan takıma karşı fizik gücümüzü doksan dakikaya yeterince yayar isek kolay bir galibiyet ile Ankara’ya dönülmesi muhtemeldir.
Bandırmaspor takımı tamamen hoca disiplini ile oynayan bir takım. Saha içinde herkesin görev tanımı belli. Risksiz oynamayı seven Lig’in en az gol yiyen takımlarından biri.
Teknik heyetin eksiklerden dolayı işi zor. Sabırlı ve disiplinli oynar isek geçen sezon rakip takımda on bir oynamış Metehan ve Dijitte’nin katkıları ile zor maç kolaya çevrilebilir. Bana göre Bandırma maçından sonra ki maçları da düşünecek olursak alınacak beraberlik de altın değerinde bir puandır.
Uzun zamandır santrfor hattımızdan gol sesi gelmiyor. Kim bilir belki de Djitte iştahını bu maça saklamıştır?
O zaman son sözü bir temenni ile bitirelim; DJİTTE GOL ATACAK, GENÇLER ÜÇ PUAN İLE DÖNECEK.
Ancak geleceğe umutla bakabilen kişi, bugünün keyfini sürebilir.
Biz yedi puanlı günlerde bile her deplasmana bir umut ile gittik.
Pazar gününe kadar bunun keyfini çıkaralım.
Bu arada Bandırma stat istiyor ey! Türkiye.
Kim yapacaksa yapsın Bandırma’ya bir stat yapsın.
Biz de kurtulalım bu dertten, onlarda.
Bandırma stadını sevmiyorum, Bandırmalı dostları seviyorum.
İki takıma da başarılar.
Bandırmada görüşmek dileği ile.
25.11.2024
Günaydın Sevgilim Diye Uyanmak
Dün öyle güzel şeyler oldu ki gün boyu çekilen çileden sonra aslında yorgun, bitkin ve her tarafım ağrı içinde uyanmam gereken pazar sabahına Şebnem Ferah'ın Günaydın Sevgilim şarkısı gibi enerjik, keyifli, mutlu uyandım. Eminim sizler de öyle uyanmışsınızdır. Sabah yüzümü yıkadığım su, pazar günlerinin vaz geçilmezi çay, Ankara simidi, zeytin, peynir kısaca Allah o gün ne verdi ise yaptığım kahvaltı, sonrasında içtiğim sade Türk kahvesi, tekrar tekrar seyrettiğim gol pozisyonu, WhatsApp mesajları bir başka güzeldi. Caddeden gelen araba sesleri, sütçünün sabahın köründe kornaya basması, telefona gelen banka, fatura mesajları bile yüzümdeki tebessümü ve mutluluğu benden alamadı.
Hikâyeye sondan başladığımın farkındayım. Bugün eleştiri, teknik, oyuncu, hoca falan konuşulacak bir şey yok. Başlarsak yine can sıkacağız en iyisi bu haftanın keyfini çıkaralım.
Dün Beypazarı’lı Gençlerbirlikliler olarak Batıkent meydanda olan bir mekânda toplandık. Çok keyifli, esprili muhabbetler ile enerjimizi en üst seviyeye çıkardık. Aramızda İç Anadolu'nun başka şehrinden olanlar da vardı. Onlar bile enerjimizi düşüremedi. Şaka tabi. Şimdi durduk yere hedef tahtası olmayalım. Herkesin çekinceleri vardı. Sıra ile fikirler söylendi, tartışıldı ama ortak fikir maçın galip tarafının Gençlerbirliği olacağı idi. Mekândan çıkıp maç zamanı Eryaman'a doğru hareket ettiğimizde yağan sulu sepken kar yağışı, yoğun trafik bile tıpkı pazar sabahında olduğu gibi enteresandır hiç rahatsızlık vermedi.
Dedim ya bugün teknik taktik yok. Maç başladı ve bitti. Akıllarda kalan kalecimizin kalesinde devleşmesi, golü attıktan sonraki mutluluk ki ben golü yanımdakilere bir şey anlatıyordum göremedim, büyük sevinç, coşku, maç sonu çıkışta şairin dediği gibi;
Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar,
Asfaltlar ışıldar,
Buz keserdi resmi yalanlar...
Dizelerinin ne kadar doğru olduğu ve karanlık stat dışında yağan kara, yağmura aldırış etmeden rahatlama ile her taraftan istemsizce gelen kahkaha sesleri.
Doğru cümleleri bulmak için o kadar çok şey yazıp sildim ki doğru cümle yerine doğru kelimenin bu olduğuna karar verdim.
Sade, asil, hasret dolu...
ÖZLEMİŞİZ
05.11.2024
ZİYAN OLAN HAFTALAR
“İki günü birbirine eşit olan zarardadır” diye bir hadis var. Tabi bu cümle başka anlamlar için kullanılmıştır.
Bunu Gençlerbirliği maçlarına ve kadrolarına göre uyarlarsak;
Aynı isimlerin oynadığı, aynı isimlerin yedekten oyuna girdiği, aynı isimlerin oyundan alındığı haftalarla hem puan tablosu bakımımdan hem de oyun anlamında Gençlerbirliği zarar etmiştir.
İstanbulspor maçına dönersek. Bu maçın üç puan ile lehimize sonuçlanacağını tribünde ki herkes biliyor ve inanıyordu. Hoca bu maçta sağlıklı Amilton’u onbire monte etmiş Çorum maçında neden Mete Kaan’ı oynatmadığını tüm camiaya anlatmak ister gibi bu sefer onuda onbire koymuştu.
İlk yarı nerede ise diğer maçlarda ki ilk yarılar gibi pozisyonun bile olmadığı zevksiz tatsız tussuz bir maç oldu izleyenler için. Hele birde ilk yarının sonuna doğru baraj ve kaleci hatası ile nefis bir gol yeyince staddaki herkesin enerjisi düştü.
Geçen hafta ki programda da ısrarla anlatmak istediğim gibi bizim esas sorunumuz Mete KaanKaan ve Djitte. Bu iki ismin iyi olmaması gol yollarında sorun yaşamamıza neden oluyor.
Oyuncu geçmiş dönemlerde ki performansından çok uzak. Bir şeyler başarmak istiyor ama buna ne gücü, ne de oyun anlayışı izin vermiyor. Mete Kaan’ın bir an önce tekrar eski güzel günlerine dönmesi gerekiyor.
Oyunun ikinci yarısı Recep Hoca herkesi şaşırtarak bu sefer farklı iki oyuncudan istifade etmek istedi. Çağrı Fedai ve Samed. Çağrı’nın oyun isteği iyi idi. Hatta biraz daha isteyerek vursa gol bile atabilirdi. Samed de oyuna girdiği dakikalarda takım için faydalı işler yaptı.
Santrfor Djittenin formsuz olması yukarda herkese saç baş yoldurdu. Oyundan çıkması doğru idi. O golü atamayacaksan hangi golü atacaksın? Amiltonun, Metehanın, Zuzeğin, ilk golü olduğu için Sinan’ın bu galibiyette hakkını vermek gerek.
Demek ki neymiş yazının başında denildiği gibi aynı günlerde aynı şeyleri yaparak zarar etmişiz. Hoca diğer oyuncularına güvenmeli risk alınacak yerde de almalı. İkincida ki oyun ve goller hocaya yazar. Sırada daha Aosman var. Bu oyuncudan da yararlanılmalı. Nalepa konusu ilerde daha net çözülür. Eğer bu maçta bile oynatmıyorsa vardır bir sebebi.
Taraftardan sorumlu yöneticimizin maç sonu çıkan arbede de genç oyuncuları korumak amaçlı rakip takım oyuncularının içine dalması birliktelik açısından olumlu idi. Maç sonu kendisini aradığımda genç futbolculara rakip yabancı oyuncunun vurmasına gönlüm razı olmadı dedi. Gençlerbirliği kulübü nezaketi ve fair-play ı hep önde tutar ama gerektiğinde de birisi çıkar göğsünü rakibe siper eder, tepkisini gösterir. Uzan zamandır böyle tepki görmemiştik.
Umarım artık Recep Hoca aynı oyunla farklı sonuç alacağını bir kenara bırakır. Gerektiğinde risk almak, oyuncuya güvenmek önceliğimiz olur. Bu hoca mevzusu ya çözülsün ya sezon sonuna kadar kapansın. Bir maç daha şans vermekle bu sezon bitmez. Bu şans vermeler hocayı da oyuncuyu da olumsuz etkiler. B plânı için süre kazanılmak isteniliyorsa da bilemem.
Artık iyi şeyler görmek, duymak istiyoruz.
Bir de 29 Ekim Cumhuriyet bayramı haftası ile Emniyet ve TSK personeline ücretsiz bilet mevzusu var.
Bu önemli haftayı Gençlerbirliği kulübü sadece iki kurum için mi kutluyor?
Karşıyaka da mermer fabrikasında, Şaşmaz da tamirhanede ya da sitelerde marangoz hanede çalışan işçi Gençlerbirliği taraftarının bu kutlu güzel haftayı kutlamaya ve kulübün onlara göre de hizmet etmesine hakkı yok mu?
Peki, sezon öncesi kulübe maddi açıdan katkıda bulunmak amaçlı yapılan tek tribün uygulamasında ücretsiz bilet asla verilmeyecek denildi. Neden şimdi vazgeçildi.
Bu uygulama ile Tek tribünü istemeyenlere de haksızlık edilinmiyor mu?
Bu yapılan uygulama ile biz kombine sahiplerine haksızlık olmuyor mu?
Ben neden paramı peşin ödediğim?
Sırada sağlık çalışanları günü mü var?
Peki bu uygulama ile ne kadar katkı sağlandı? Koskoca hiç.
Bu uygulamalar geçmişte yapıldı, verim alınamadı.
Lütfen bu işlere girmeyin.
Ya tüm tribünü açın ya da böyle uygulamalar ile insanları mağdur etmeyin.
21.10.2024
İstikrarsızlık Devam Ediyor
Bir maçta skoru değiştirmek için topun kale çizgilerinin tamamını geçmesi gerektiğini kundakta ki bebek bile bilir.
Amed maçı bu sezon oynadığımız en verimli maç oldu. Bunu ben demiyorum. Hocanın maç sonu açıklamaları diyor. Doğruluk payı yok mu? Var. İstatikler diyor. Ondört şut, Beşyüz yedi pas, yedi korner ve diğerleri. İlk yarıyı değerlendirirsek akıllara şu sorular geliyor.
Recep Hocanın onbir tercihi kabul edilebilir tercihlerden olabilir mi?
İstatikler evet diyor.
Gelin birde biz değerlendirelim;
Kaleci Erhan bu takımın değişmezi oldu. Hoca, gözü kapalı kaleyi Erhan’a teslim etti.
Ki, çıplak gözle seyrettiğim milli ara hazırlık Keçi maçında Orkun da hiç fena oynamamıştı.
Kalede Erhan oynadığı oyunun hakkını vermeye çalışıyor. Elinden gelenin en iyisini yapmak için uğraşıyor.
Sağ bekte bir kaç maçtır Alperen’in oynaması, sol bek eksikliğinden dolayı normal yeri sağ bek olan Oğuzhan’ı mecburiyetten sol bek oynatmasına neden oldu. Sol bek bizim yumuşak karnımızdan biri idi. Nitekim Amed golü yan topta karambolde üç kişinin içine girip Amilton vari bir orta ile o bölgeden geldi. Burada tecrübeli Ömer Bayram’ın gelen ortayı ayağı ile indirmek yerine bacaklarını açarak Alperenin anı gelişen pozisyonda abondene olmasını sağladı. Ömer Bayram, Arkada ki oyuncuya ayağı top değmeden harika bir asist yaptığını unutmayalım. Lovrıc’in golünde kalecimiz topu tokatlamaya çalışsa da kapattığı sayılabilecek yerden sert gelen topu engelleyemedi. Pozisyonun ani gelişmesi bunda etkili oldu. Lovrıc o pozisyonda kademe hatasından ve bir anlık dalgınlıktan öyle boş kaldı ki topu stop etmeden ölçtü biçti topu doğru yere vurdu.
Onbire dönersek stoperde Sinan-Zuzek ikilisinde değişim olacağını zaten kimse beklemiyordu. Olmadı da. Yediğimiz golde Alperen, Zuzek, Sinan üçlüsünün ne yapmak istediğini ben anlayamadım. Siz anladınız mı?
Hoca yine defans önünde Etebo, Mikail ikilisini bozmadı. İkinci yumuşak karnımız olan daha önce ki maçlarda bazen kullandığı Ensar’ı hazırlık maçında sağ bek oynatıp beğenmemiş olacak ki bu sefer orta sahanın forvete yakın yerinin ortasında pas alışverişi ile beraber gerektiğinde Amed defans hattına sürpriz baskılar yapmasını sağlamak için kullandı. Mikâil’i uzaktan şut çekerken, pas alışverişi yaparken Amed ceza sahası dışında gördük. Etebo’yu stoperlerimizin hemen önünde hücuma pek çıkmadığını düşünecek olursak Mikâil’in ve hocanın bu anlamda güvendiği kişi top kaptırıldığında baskı yapacağına emin olduğu isim Ensardı. Aslında maçta en zor görev bu anlamda bana göre Ensar’ın üstünde idi. Amilton’un sakatlanmasından sonra üçüncü yumuşak karnımız malûmunuz sağ açık pozisyonu idi. Kısa boyu ile defanstan ve orta sahadan aldığı topları hızına çevikliğine ve arkası dönük pozisyonlarda kalçasını iyi kullandığı patlayıcı ani dönüşlere sahip olduğu, rakibi boşa düşüren lâkin gerektiğinde pas vermek yerine şut çekmeyi, çalım atmayı nerede ise kendine her maç ilke edinen Mete Kaan yerine burada hoca tercihini hızından çok ayağına ve oyun görüşüne güvendiği Buğrayı oynattı.
Fakat istediği verimi alabildi mi? Soru işareti. Oyun kurgusu bu şekil olunca sol açıkta Metehan’ın, santrfor hattında Djittenin oynaması aşikârdı.
İçeride oynadığımız Bolu, Erzurum, Keçi maçlarını da düşünürsek Amed maçı pas alışverişi açısından, orta sahayı daha verimli kullanma açısından evet, daha verimli idi. Oyunu kendi defans hattımız yerine bu sefer özellikle orta sahada Ensar’ın, Mikâilin daha önde oynama isteği, Etebo’yu da sayarsak yaptıkları baskıların sonuç vermesi ile oyunu daha önde kurma çabasına girdik. Tabi burada Amed’in oyun tarzı ve orta saha oyuncu seçimi bunda etkili oldu. Bu anlamda açıklarımızdan daha çok verim alacağımızı düşünürken başarısız pas ve ortalardan dolayı kanat organizasyonlarımızda yeterince verimli olamadık. Yani bal yapmayan arı niteliğinde Djitteye atılan pas, yapılan ortalar yerini bulmadı Amed defansı bu konuda hiç zorluk çekmedi.
İlk yarı gözlemlediğimiz iyi şeylerden en önemlisi rakip ceza sahasında çoğalma arzumuzdu. Nitekim penaltı pozisyonu da öyle geldi. İlk yarı, atılan birer golle berabere bitti.
Golümüzde Metehan’ın ısrarla her maç denediği taç atışını da unutmayalım. Ceza sahası içinde karambol olmasını Alperenin pozisyon icabı mecburiyetten rövaşatamsı bir vuruş yapmasını sağladı. Amed’li futbolcunun acemice eliyle blok yapmasını ekmeğimize yağ sürdü. Hakemin gözünün önünde ki pozisyonu görmeyip vara gitmesi de çok ilginçti. Ayakla üretilmeyen pozisyon taç atışı sonrası penaltıdan geldi. Djittenin penaltıda ki serinkanlılığı geçen sene ki penaltı atamama sendromumuzu unutturdu.
Djitenin ilk yarı çaprazdan kaleci ile karşı karşı kaldığı topa vuruş anında ayağının kaydığı ya da dengesini yitirdiği pozisyonu ve Mikâil’in ceza sahasının dışından vurduğu sert olmayan ama isabetli olan şut en net pozisyonlarımızdı.
İkinci yarı ilk yarının bitimine doğru gelen penaltı golü daha iştahlı oynamamıza sebebiyet verdi. İkinci yarının ilk otuz beş dakikası Amed sahada yoktu. İstatistik olarak da sıfır gözüküyorlardı.
Geçmiş maçlarda bizim yaptığımızın aynısını Ersun Yanallı Amed bize yapmaya çalıştı. Djittenin, Metehan’ın kaçırdığı net pozisyonlar saç baş yoldurdu. Djitte penaltı atışında ne kadar sakinse gol pozisyonlarında o kadar telaşlı idi. Oyuncu değişikliklerinin bir bölümü tribünde inanılmaz tartışma konusu oldu. Yorulan Etebo ile Djitte’nin yerine
J.Durmaz ve Yatabare’nin girmesi her zaman ki gibi tribünde homurtulara sebep oldu. Yatabare’nin daha önce çalışılmış olduğu belli sağ taraftan yapılan korner organizasyonunda ön direkten arka direğe doğru kafa ile sektirilen pozisyonda çapraz kale çizgisine bir metre öteden topu kafa ile direk içeri vurmak yerine yere çarptırıp atma hevesi Amed kalecisi Nurullah’a saniyelik vakit kazandırdı ve topu tokatlamasını sağladı. Oysa bana göre topu kafa ile direk vursa şu an üç puan almanın sevincini yaşıyor olma ihtimalimiz çok daha yüksekti.
Son saniye Amedli futbolcunun uzaktan çektiği Kaleci Erhan’ın foto muhabirlerine yaptığı hamle ile fotoğraf çektirdiği pozisyon ile maçın berabere bitmesi kaçınılmaz oldu.
Tribünde ve saha da Ersun Yanal haricinde sanırım mutlu olan yoktu. Amed, Ankara’dan oyuncu kalitesinin çok iyi olmasına rağmen oynadığı oyun ile altın değerinde puan alırken Gençlerbirliği iç sahada ki istikrarsızlığını, puan kaybetme geleneğini devam ettirdi.
İlk başta dediğim gibi gol olabilmesi için topun tamamının rakip kale çizgisinden geçmesi gerekiyor. Ve Gençlerbirliği bir türlü bu işi düzgün yapamıyor. Bu gelenek bırakın şampiyonluğu play-off a sokar mı bilinmez.
Bildiğim bir gerçek var o da gol atamadığımız. Onu da biz yapmayacağız teknik ekip çalıştıracak, oyuncu da atacak.
Bakalım bu dediklerimin devamlılığını daha ne zaman göreceğiz?
Yani hocanın genel anlamda kafasında ki on biri iyi olsa da pratikte yine performans düşüklüklerinden dolayı o on bir ve değişiklikler başarılı olamadı.
Gençlerbirliği iyi oynamaya çalışsa da vakit geçiyor, puan kayıpları devam ediyor.
07.10.2024
Yorumsuz
Konuşacak çok şey, yazacak hiç bir şey yok.
29.09.2024
BAŞLIK BULAMADIM OYUN GİBİ O DA YOK
Gençlerbirliği yine yapacağını yaptı. Öyle ya da böyle üç maç üst üste kazanmış bir takım olarak kendi sahana gelmişsin. Maça gelenlerin bir çoğunun aklında galibiyet. Hatta çok iyi biliyorum ilk defa Gençlerbirliği’ni seyretmeye gelenler var. İlk defa eşini çocuğunu maça getirenler, sevgilisine bir hafta önceden forma kaşkol alıp maça gelenler, dostlarını arkadaşlarını getirenler. Maç başlamadan yeni gelenlerin yüzünde tebessüm ve heyecan. Keçiörengücü hakkında hiç bir bilgisi olmadığından hepsinin aklından geçen kesin galibiyet. Malumunuz Gençlerbirliği ters köşe yapmasını iyi bilir. Yazının başında anlatmak istediğim bu idi. Ne yapar eder Gençlerbirliği bu maçı kaybeder. Yine yapacağını yapacak derken yapıyor da. O insanlar evlerine mutsuz, biz ise kederli gidiyoruz.
Maçta Gençlerbirliği açısından ne mi oldu?
Bilmem, ben bir şey görmedim siz gördünüz mü?
Takımın ne hikmetse içerideki maçlarda sanki ayaklarında pranga var. Gitmiyor, akmıyor. Gözlerinde perde var. Görmüyor topu atamıyor.
Meğer tüm plân Amiltonmuş. Hadi Amiltondan önce sallansa da takım idare ediyordu. Sakatlanıp çıkınca enteresan değişiklik ile bir anda maç Keçiörengücü lehine iyice döndü. Soldan ters toplar, sağdan ortalar, kendi ceza sahamızda bol Keçiörengüçlü futbolcu çokluğu, son anda yatarak, dürterek, kafa ile çıkartılarak son hamle ile hücumu durdurma anları. Bu beşli defans ile santrfora uzun boylu oyuncularla bu takım kafa ile gol yemez derken son dakikada en son kafa ile vurdurulacak adamı boş bırakıp yenen şok gol.
Peki, ilk yarı Amilton sakatlanınca biz ne yaptık? Hiç bir şey. Bir ara Buğra ile Yasin’i sol kulvarda yan yana koşarken görüyoruz. Bir değil iki kere hem de. Kulübe görmüyor, ikaz da etmiyor. Hadi diyoruz Buğra girdi ise pas oynayacağız, yok o da olmadı. Etebo yırtıyor kendini ama içerde dinleyen yok. Kulübe de Metehan neden oturuyor? Diyoruz tribünde.
Buğra istenilen katkıyı vermiyor. Stoperler aceleci, telaşlı. Orta saha da geçiş yapacak kimse yok, Mete Kaan sağda da solda da üretemiyor. Djitte zaten yalnız adam. Soldan gelen çok, icraat yok. Pozisyonumsu denen uzaktan iki şut var, başka da bir şey yok. İlk yarının bende ki özeti bu.
İkinci yarı ile Metehan sola geçiyor Buğra biraz daha içerde takım biraz kıpırtılı ama sonuç gelmedikçe stres artıyor. Hoca aynı oyuncuları aynı oyuncularla değiştiriyor. Keçinin hocası Ersan Parlatan ve futbolcular bu durumu asla affetmez, yere yatmalar stratejik oyuncu değişikleri. Metehan’ın gol atmak için neden oynaması gerektiğini anlatan şutu, kaleci Metin’in elinin ucundan sıyrılıp kornere gitmesi, Gökhan’ın bundan önceki maçlarda kısıtlı da olsa(Kocaeli hariç) oyuna girdiğinde sadece pres yapıp, hava topuna çıkması ile ceza sahası içinde gol atma yeteneğini unutma olasılığının olması, son saniye Alperenin alnını sıyıran yan topta kafa vuruşu, kornerlerde yokları oynamamız (Keçinin iki kulesi stoperler den dolayı olması muhtemel) Stoperlerimizin anlamsız isteksizlikleri, pas hataları, ilk hamleler de ki yetersizlikleri. Kaleci Erhan’ın her iki yarıda yine iyi kurtarışlar yapması . ( hatası olmadı mı? Tabi ki oldu)
Ve bu şekil maç bitiyor Gençlerbirliği yine yapacağını yapıyor, dört galibiyet serisi bozuluyor, hevesleri kursaklarda bırakıyor.
Maç sonu Recep Hoca takımın oyunundan memnunum dedi. Recep Hocam sen takımdan memnun olabilirsin ama kusura bakma Gençlerbirliği tribünü büyükten küçüğe futbolu iyi bilir. Maçı seyreden herkes ne futbolu, ne oyunu, nede çıkardığın takımı beğenmedi(Bu maç üzerinden) İşin enteresanı geçen sene aynı oyunla Sinan Kaloğlu’nu eleştirenler bir kaç kişi hariç bir çok kişi Hocanın üstüne toz kondurmamaya çalışıyor. Bu, Hocaya iyilik midir? Kötülük müdür? Bilemem. Onu sezon sonu gösterir. Ama olan Gençlerbirliği ile yaşayanlara oluyor. Benim için bu saatten sonra iyi oyunun kötü oyunun hiç önemi yok. Alınacak üç puanın önemi var. Hâl böyle iken Gençlerbirliği de bizden hınç alır gibi yapacağını yapıyor. İçerde maç kazanamazsan dışarda kazanmanın puan almanın önemi pek olmuyor. Evet, bu lig daha çok su götürür. Ama mesele şu; su fazla götürmeden çokça puan almak, mümkün olduğundan fazla puan almak. Sezonun ikinci yarı tüm takımlar için daha yıkıcı geçeceği de unutmamalı. Sonradan çok aramayalım bu puanları.
Gençlerbirliği’m sana kızmam, kızamam.
Sitemim yine hevesimizi kursağımızda bıraktın ya, ona.
Tünelin ucu mu?
Gidebildiğimiz kadar gideceğiz. Üç puan hayali bizi nereye götürecekse.
23.09.2024
NEŞELİ GÜNLER
Cumartesi günü sabah altıda İstanbul Söğütlüçeşme istikametine doğru hızlı trene bindiğimde aslında hiç aklımda yoktu. Biraz erken gelmiş olacağım ki koltuklar boştu. Sonra yanımdaki koltuğa birisi oturdu. Orta yaşlarda hafif kilolu bir beyefendi. Göz teması ile merhabalaştık. Trene biner binmez niyetim aslında uyumaktı. Yanımdaki beyefendinin üstünde İstanbul takımlarına ait olduğu belli bir forma vardı. Elindeki telefondan İstanbul Kadıköy’de kurulmuş takımın maçlarının videolarını seyrediyordu. Telefonunun kulaklığı yoktu ses açıktı. Oradakiler ile beraber bende bu durumdan rahatsız olmuştum. Sonra fark etti ve sesi kıstı iyice. Cumartesi günü bildiğiniz gibi bizim maçtan sonra Bizans Derbisi vardı. Beyefendi muhtemelen o derbiye gidiyordu. O videoları görünce benim de farklı bir şey yapmam gerektiğini hissettim.
Aklıma bir çok kez seyrettiğim Döğüşenler de Var Bu
Havalarda filmi geldi. Kulaklığı taktım, filmi açtım, telefonu önüme koydum, başladım seyretmeye. Yanımdaki beyefendi kendi seyrettiği şeyi bırakıp göz ucu ile benim telefonu seyretmeye başladı. Kulaklıktan dolayı bir şey durmuyordu ama ilgi ile takip ediyordu. Çıkardım kulaklığı ‘buyurun izleyin’ dedim. ‘Abi ilgimi çekti çok teşekkür ederim’ deyip izlemeye başladı. Epey sonra çıkardı kulaklığı ‘Vay be koskoca Gençlerbirliği nerelerden dönmüş? Ne badireler atlatmış?’ dedi. Sonra muhabbet koyulaştı. Doğma büyüme Ankaralıymış. Kendine ait bir firması varmış. Tekstille uğraşıyormuş. Benimde İstanbul’a maç için gittiğimi Gençlerbirliği taraftarı olduğumu, Pendikspor ile maçımız olduğunu anlattım. 1.lig maçı için İstanbul'a gitmem çok ilgincine gitmişti. Gençlerbirliği’ni sadece denk geldiğinde haber olarak baktığını anlattı. Bende esas ilginç olanın Ankaralı olup ta İstanbul takımı tutması olduğunu küçük iğnemelerle bahsettim. Gülümsedi sesini çıkarmadı. Biraz futbol, biraz Ankara konuştuk. Birbirimize başarılar diledik. Kendi dünyamıza döndüğümüzde İstanbul sınırlarına girmiştik bile.
Maç başladığında sakatlığı biten Alperen’i de ekleyip beşli defans hattı, defansif orta saha kurgusu, Mete Kaan’ın Metehan’ın yerinde sol hücumcu olması, sağda yine Amilton olması, gol yollarında zorlanacağımız kontratak oynayacağımızı, yan top ile gol bulmaya çalışacağımızı, yine az pasla ani ataklar olacağını düşündüm.
İlk yarı üstünlük Pendik tarafında idi. Erhan’ın kurtardı top ve ilk yarının son dakikasında Alperen’in inanılmaz hatası ile Lima’nın topu direğe nişanlaması ilk yarının en önemli pozisyonları idi. Etebo, Zuzek, Mete Kaan, Amilton takımın iyilerinden özellikle kaleci Erhan ise takımın kurtarıcısı idi ilk yarı. Tribünde bir çok kişi ikinci yarıda böyle geçer maç buram buram beraberlik kokuyor diyordu.
Bu arada deplasman tribünümüz harika idi.
İkinci yarı ilk yarıya oranla daha etkili başladık. Rakip önde presle defans hattımızı hata yapmays zorlamaya çalışırken Pendik defansı büyük bir hata yaptı ve maç başından beri istediğimiz kontratağı Amilton’la yakaladık. Soldan bindirme yapmış Mete Kaan’ı kimse fark edemedi. Amilton’un harika asisti ile golü bulduk. Bu gol bize öz güven rakibe ise telaş olarak geri döndü. Sinan’ın kafa vuruşu direkten dönmesi, Djittenin aşırtma vuruşu ile direkten dönen toplar Erhan’ın kalede devleşmesi ile maçı bitirdik.
İkinci yarı Recep Hoca aynı anda hem sol açığı Mete Kaan ve hem de sağ açığı Amilton’u aynı anda oyundan almasını biz tribünde anlayamadık. O dakikadan sonra oyuna giren futbolcular takıma yeterli desteği verdimi tartışılır. Ama yorgun Amilton’un bile Pendik defansı için sorun olacağı aşikârdı. Hakem için maç başından sonuna kadar sorun teşkil edecek bir şeyin olmaması sevindirici idi. Enes’in ikinci yarı oyuna girdikten sonra daha düne kadar beraber oynadıkları futbolcu arkadaşlarına hiç bir şey yokken agresif olmasını hiç yakıştıramadım.
Gençlerbirliği’ni kullanarak kendi hocasına şirin görünmek isteyip kendine yakışmayan o disiplinsiz hareketleri yaptı ise o tabi başka. Osman Özköylü ile Enes’in sorunu bizi hiç bağlamaz.
Maç sonu benim için en önemli iki şey oldu. Sezon başından beri tartışılan kaleci Erhan’ın taraftar tarafından alkışlanması tezahürat yapılması ve Erhan’ın da buna tepki verip taraftarı alkışlaması idi. Buzlar iki taraf için erimişti. İkincisi ve en önemlisi yine maç sonrası taraftarın futbolcular ile birlikte Recep Hocayı da tribüne çağırması idi. Önce biraz isteksiz davransa da yanındakilerin yoğun ısrarı ile tribüne doğru gelip takımı alkışlatması oldu. Bu takım taraftar ilişkisi açısından çok önemli idi bence.
Neşeli günler sanki geri geliyor. İçerde dışarda sorun yok mu? Tabi ki var. Başarılı sonuçlar geldiği sürece sorunların çözülmesi daha kolaylaşır. Şimdi sıra keçi maçında. Yine zor olacak ama kazanma olasılığımız kaybetme olasılığımızdan yüksek. Bu sene keçi iyi takım kurdu. Meyvelerini alıyorlar. Ama Gençlerbirliği dörtte dört için artık bu fırsatı kaçırmaz diye düşünüyorum. Fikstür açısından da iyi durumdayız. Önemli maçların bir çoğu ile oynadık.
Yolumuz halâ çok uzun, neşeli günler yakın.
16.09.2024
SADECE ÜÇ PUAN
Kendi sahamızda sezonun ilk üç puanını alma hevesi ve umudu ile Eryaman Stadına giderken yol boyu Gençlerbirliği’nden ziyade Erzurumspor'un inatçı ve disiplinli hocası Hakan Kutlu'nun maça eski takımı ile mi sahaya çıkacağını yoksa transfer tahtasını açtıktan sonra yaptıkları bol transferlerle yeni bir takım ile mi maça çıkacaklarını düşündüm. Bir iki takviye harici takımı ve
sistemi bozmayacağına emindim. Gençlerbirliği tarafında ise milli ara sonrası işlerin iyi gittiği yeni transferlerin adaptasyon sorunun kalmadığını antrenman performansları bize gösteriyordu. Kadro açıklandığında ise Alperen, Etebo ve Buğranın olmayışı yüzlerde endişe ve can sıkıntısı yarattı.
Cumartesi günü Erzurumspor Dadaşlar taraftar grubunun Ankara temsilciliğinden aldığımız mesaj bize gurur verdi. Mesajda şu yazıyordu;
"Yarın aynı kardeşlik içinde beraber tezahürat yapalım SİZ CANSINIZ. Kendi tribünümüzde asla küfür, hakaret ettirmeyeceğiz."
Nefret söylemleri, hakaret mesajları yerine bu tarz güzel mesajlar Gençlerbirliği kültürünün anlamını bir kez daha bize hatırlattı. İlk yarı sonu GAR Grubu’nun verdiği çiçek ve atkı ile konu taçlandı. Onlara da sezon boyu başarılar, kazasız belâsız deplasmanlar dilerim.
Maç geleneksel Gençlerbirliği Erzurumspor maçı gibi başladı ve aynı şekilde bitti. Kaos, fizik gücüne dayalı mücadele, pas hataları, seyir zevki olmayan bir ilk yarı. Erzurumspor, orta sahada bol pas ile ani kanatlara atılan topla oynama isteğinde ısrarlı idi( ki ilk yarı bu şekil pozisyon da buldular) ve mümkünse bulabildikleri kadar yan top bulmaya çalıştılar zorladılar. Gençlerbirliği ise ne olursa olsun defans dizilimini ve disiplini bozmadan oynamaya, Amiltonun sürati dikine oynama maharetlerine mahkum oynamaya çalıştı. Metehan'dan yararlanmak kimsenin aklına gelmedi. Burada üç oyuncumuzun özellikle Etebonun olmayışı çıkışlarda bizi etkiledi. Sakatsız iyi bir Etebo varken Nalepa önde baskı yapmayı seven takımların maçlarında şu an için iyi performans veremeyeceğini gösterdi. Oğuzhan, sağ tarafta pek sırıtmadı. Mücadelesi ile defansa katkı sağladı. Sinan ve Zuzek giderek birbirlerine daha çok alışma sinyalleri gösterdi. Kaleci Erhan'ın ilk yarıda ki kurtarışı bence maçın kaderini değiştirdi. Eğer o pozisyon gol olsaydı şimdi biz farklı bir hikâyeden konuşuyor olacaktık.
İkinci yarı oyunun hakimiyeti tamamen Erzurum tarafında idi. Altmış sekizinci dakikaya kadar yine çok pas yaparak, önde baskı kurarak, korner ve yan top organizasyonu yaparak mücadele ettiler. Gençlerbirliği tarafı ise tamamen skoru korumak ve az da olsa olacak kontra ataktan yararlanmak istediler. Ve bunu iki kere de buldular. Birinde Amiltonun yerden köşeye giden topunu kaleci iyi bir refleksle çıkardı, son anda top eline çarpıp kornere gitti. Ki maçtaki tek kornerimizde buydu. İkincisinde ise Erzurum defansının anlık uyuması, orta sahada baskı ile kapılan top, Amiltonun ısrarı ve araya pası, Dijittenin ofsayt ı bozmadan topu alışı, Erzurum kalecisinin gereksiz öne çıkışı, kaliteli bir aşırtma ile golün gelişi. Sonraki dakikalar tamamen teferruattı. Stratejik değişiklikler, Erzurum'un baskısı, kontradan ikinciyi yeme korkusu ile maç Gençlerbirliği lehine üç puan ile bitti.
Dikkatinizi attığımız gole çevirmek istiyorum. Aynı golün kopyasına yakınını Iğdır deplasmanında da yakaladık. Fakat orda ara pası Djitte, ofsayttan sayılmayan golü Amiltonun gereksiz bir saniyelik dengesiz öne çıkışı belirlemişti. Burada ise ara pası veren Amilton, doğru zamanda doğru yerde durmasını bilen, ofsayt a düşmeden golü atan Djitte vardı.
Gol atma becerisi yüksek bir santrfor bizi daha yukarılara taşıyacağına eminim. Yeter ki imkân ve pas gelsin.
İstatiklere bakıldığında oynanan maç geçen sezon ki Sinan Kaloğlu sistemi ve takımının kopyası gibi görülüyor. Zaten böyle maçlar ancak rakip hatası ile son bulunuyor. Taraftar Recep Hoca Sinan Hoca karşılaştırması yaparken golün gelmesi Recep Hocanın artı hanesine yaradı. Maç sonu stat çıkışı taraftarın ortak noktada birleştiği şey şu idi; Üç puan iyi, oyun geçen seneki gibi kötü.
Pendik maçı sisteminin böyle olmayacağını başka bir senaryo olacağını düşünmek istiyorum. Pendik maçında alınacak puan altın değerinde olup içerde ki Bolu beraberliğini puansal olarak da tamamen unutturacaktır. Umuda yolculuk kaldığı yerden devam ediyor.
O zaman devam.
02.09.2024
CİDDİYET LÜTFEN
Şu ahir hayatımda İstanbul Esenler ilçesine bir daha
gider miyim? Bilemem ama stat beni kendine aşık etti.
Akustiği iyi, üstü kapalı, saha çizgisine çok yakın koltuklar.
İki bin-üç bin kişilik kapasitesi ile dolu tribünlerle misafir
olarak gelen her takıma soğuk terler döktürecek bir
deplasman olur o stat. Tam bir Gençlerbirliği stadı olur
aslında. Bunu acaba sadece ben mi düşünüyorum? derken
bu deplasmanda bana sağlık sorunları olduğu halde eşlik
eden maçı stat da beraber seyrettiğim eşim anlamsızca
üstümüzde böğüren yüksek müzik sesi yüzünden
düşündüğümü kulağıma eğilip bağırarak söyledi;
“İlker, burası tam bizlik stat”
Daha sonra stat içerisinde konuştum tanıdık arkadaşlar da
aynı şeyi söyleyince buranın bizim için ideal bir stat
olduğunda hem fikir olduk.
Maça geçersek yine iştahlı bir oyun ile başladık.
Diğer maçların aksine sağ bek Fıratcan’ın ilk on birde
olmayışı onun yerine Alperenin sağ beke yakın oluşu,
Etebo’nun fiziksel olarak daha iyi olması, fazla baskı
yemeyince defanstan aldığı ilk topları orta saha ve kenar
oyunculara top dağıtma iştahı, Mikail’in zamanında
müdahaleleri, Ensar'ın orta sahaya hareketlilik getirmesi,
Amiltonun, Djittenin birbirlerine daha çok alışmaları, Buğra
ile Yasin’in sezon başından beri fazla kullanamadığımız sol
tarafı idareli ama etkili kullanma çabaları, Iğdır maçında
olduğu gibi risk almayan bir defans kurgusu, Esenler
Erokspor’un da çok etkisiz kalması ile daha oyunun yirmi
birinci dakikasında 2-0 lık skor hepimizi maçın farka
gideceğini, uzun zaman sonra rahat bir maç
seyredeceğimizi düşündürdü.
Ta ki Sinan Osmanoğlu'nun kendini mahalleden
arkadaşları ile keyif için halı sahada sanıp ceza sahası
çaprazında gereksizce yaptığı hareketlere kadar. Üst üste
gelen hatalar zincirine kaleci Erhan da eklenince Erok golü
kaçınılmaz oldu ve bu maç farka gidiyor düşüncesi bir
anda aman ne olursa olsun şu maç üç puanla bitsin
düşüncesine dönüştü.
Maçın gerisi mi? Gençlerbirliği için bir anda kuzey ile
güney kadar değişen oyun, bol oyuncu değişikliği, orta
saha da kör döğüşü, pas hataları, stresli dakikalar ve
birbirine güvenemeyen oyuncu grubu ile doksan artı üçte
ceza sahası içinde karambolde Erokspor’lu futbolcunun
vurduğu pozisyonda top Etebo'ya çarpmasa maç berabere
bitecek hayaller Paris ken son dakikada gelen gol ile
gerçekler Esenler olacaktı. Maçın bitiş düdüğünden sonra
normalde herkesin sevinmesi gerekiyor. Normal olanı bu
ama inanın bende sadece kızgınlık ve hayal kırıklığı vardı.
Recep Hoca taktiksel fiziksel olarak takımı daha iyi
bir yere getirmek için çok uğraş verdiğine eminim. Ama
mental olarak da bu takıma destek verilmeli. Bunu TSYD
maçında da Bolu maçında da gördük. İyi oynarken bir gol
ile takım bir anda bu kadar değişmemeli. Bu takımın abisi
de, genci de, yabancısı da aynı ciddiyetle oynamalı şahsi
duygularla hareket etmemeli takımdaşlık duygusu ile
hareket etmeliler. Orada bu konuyu oyunculara anlatacak
o işi yapacak isimlerin de olduğunu biliyoruz. Eğer bu konu
iyi incelenip doğru kararlar verilirse göreceksiniz diğer
maçlarda bir çok şey daha kolay olacaktır. Milli aralar
geçmişte bize hiç iyi gelmedi inşallah bu sefer iyi gelmesi
dileği ile...
25.08.2024
İMKÂNLAR İÇİNDE Kİ İMKÂNSIZLIKLAR
Sen milyarlık takım kur, 1.lig için flâş transferler yap, stat da ki yüz küsür hatayı hızla hallet, ışıklandırma yap, takımı Ankara'da hazırlayıp her on beş günde sırf Iğdır şehir takımı diye kasaba stadında dahi olmayacak bir yerde maç yaptır. Derme çatma tribün, tel örgüleri, duvar üstlerinin üstünde maç seyreden insanlar. Ofsayt çizgilerini bile bir kaç açıdan “lütfen” çizilebilecek hale getir ve hatta şampiyonluğun en büyük adaylarından biri olarak gösteril. İmkanlar içinde imkânsızlıklar. Iğdır F. K. için şampiyonluk çok zor. Iğdır F. K. rakibe olduğu gibi kendilerine de deplasman. Güzel havaların bir de karlı buzlu kış şartları olacağını unutmayalım. Bu şartlar göz önüne alınırsa Gençlerbirliği bakımından iyi sayılabilecek bir zamanda maç yaptı. Bu maçın o sıcakta o saatte oynanması da enteresan bir karar. Zira maçı seyreden herkesin elinde bir karton, sıcaktan korunmanın çarelerini arıyorlardı. Maça gelen Iğdırlı taraftar arkadaşlara çok teşekkürler. Bir tek olumsuz tepki, hakaret tv ekranından duymadım. Hatta bir pozisyonda Amilton ile Iğdır teknik heyetinde yaşanılan tatsızlıktan sonra özür için tekrar tokalaştıklarında taraftardan gelen alkış sesleri. Hazırlık maçı havasında 1.lig maçı. İlk yarı rakip hücum ederken beşli, Gençlerbirliği hücum ederken üçlü, risksiz bir savunma, bir kaç hızlı pastan sonra kanatlara ve santrfor top atmaya çalışan defansif yönü yüksek bir orta saha, geçmiş maçlara göre
çok istekli santrfor ve sağ açıkla maça başladık. Sol açıkta ise değişken sürpriz isimler gördük. Maça diğer maçlarda olduğu gibi istekli başladık. İlk yarı orta saha mücadelesinin yüksek olduğu Djitte ve Amilton’nun önüne atılan hızlı toplar ile Sol taraftan Yasin’in bindirmeleri ile geçti. Sağ bek tarafından maalesef bu bndirmeleri göremedik. Ofsayt olduğu söylenen golümüzde forvetimiz biraz sabır gösterip bir saniye sonra çıksa maç erken de kopabilirdi. Iğdır F. K. nın verilmeyen golü bana göre net gol. Kalecimiz Erhan her ne kadar seksen beş de yüzde yüzlük artarda iki gol çıkarsa da hala güven vermiyor. İki tane çok net hata yaptı bu maçta. Biz seyredenler önemli değil takım arkadaşları güvensin yeter. İkinci yarı her iki takım orta sahada çok top kaybı yaptı. İki pastan sonra rakibe verilen toplar çoktu. Djitte’nin arka direkte kaçırdığı gol akıllara başka isimleri getirdi. Ensar'ın sağ bekte ki performansı iyi idi. Djitte, Etebo, Amilton, Mikail, Ensar, Buğra sahanın iyilerindendi. Stoper sorunumuzun gelecek maçlarda daha iyi olacağını düşünüyorum. Peki, sağ bekte artık kim oynayacak? Gol atmak halâ bizim için zor mu olacak? Yeni transferlerle ideal kadromuzu kaç hafta sonra göreceğiz? Kampı zamanını tesislerde geçirmek ileriki maçlarda bizi etkileyecek mi? Üç puanın gelmemesi takımı etkiliyor mu? Maddi kaynak sorunu malum satış sonrası bitecek mi? Peki sonra ne olacak?
Iğdır deplasmanına göre alınan bir puan iyi gözükse de baktığımızda üç maçta dokuz puan almak içten bile değilmiş. Üç maçta alınan iki puan kimi memnun eder bilemem ama benim gibi düşünenleri memnun etmediği gerçek. Maç sonu telefonla konuştuğum arkadaşlarda söylenen benimde dile getiremediğim şey takım birlikteliğimizin olmayışı. Kimin nerede durduklarını bilmeyi ileri, hissetmemeleri ve güvensizlik. Halâ hazırlık aşamasındayız. O yüzden dokuz yerine iki puandayız. Ekrandan gördüğüm kadarı ile Recep hoca artık kabuğunu kırmış. Hakeme tepki veriyor, sağa sola ikaz ediyor. Erok maçında üç puana kavuşmak, Ankara'ya mutlu dönmek dileği ile.
20.08.2024
Hayalle yaşarken gerçek dünya da.
Dün ilginç bir gün yaşadık. Benim gibi bir kaç kişi hariç
herkes sanki ağız birliği olmuş, Boluspor karşısında galip
geleceğimizi hatta farklı galip geleceğimizi yüksek ses ile
beyan ediyorlardı stat çevresinde. Aksine ben bu maçın zor
geçeceğini söylediğimde bir çok arkadaş buna ihtimâl dahi
vermemiş küçükte olsa dalga konusu olmuştum.
Bu düşüncem takıma olan güvenden kaynaklı değil rakip
takımın standartlarının belli olmamasındandı. Tabi ki insan
kazanmak sezonun ilk galibiyetini statta keyifle yaşamak
ister. Maalesef olmadı.
Kadro açıklandığında Kocaelispor karşısında ki on birin
aynısını bu maçta da görünce herkes gibi ben de çok
şaşırdım. En azından birkaç değişiklik olacağını
düşünüyordum. Sanırım teknik heyet Kocaeli maçının
birinci yarısındaki oyuna güvenerek ve o oyunun üstüne bir
şeyler katabilir miyiz? Diyerek aynı kadro ile çıkmış olabilir.
Ama aynı oyunu maalesef göremedik. Kocaeli maçında
kaçırdığımız gol pozisyonlarını düşünürsek ne demek
istediğim daha iyi anlaşılır diye düşünüyorum.
Bu iki maçta ki en önemli fark rakiplerden
birinin(Kocaeli) futbol oynamak için sahada olduğu
diğerinin ise kadro yapısı ile futbol oynatmamak için
sahada olduğunu söyleye biliriz. Anlaşılıyor ki futbol
oynamak için sahada olan takımlarla daha iyi mücadele
edeceğiz. Bu aşamada önümüzde ki Iğdır maçından ben
umutluyum. Ama Bolu gibi sıkıcı, standartları dışına
çıkmak istemeyen, oyun içinde yapacakları belli olan
takımlara karşı golü erken bulamaz isek ya da sürpriz bir
gol yersek zor anlar yaşayacağımız kesin. Teknik heyetin iyi
oyunu geliştirmek için ne kadar mücadele ediyorsa bu
konu ile de mücadele etmesi gerekir.
Kötü oyun sergileyen isimleri yazmanın gereği yok.
Zaten herkes hatta kötü oynayanlar bile görüyor
düşünüyordur. Sorun aynı hataların devam etmesi. Bu
hataların tekrarlanması. Santrfor transferinin ilk yapılacak
transfer olması gerekirken nerede ise son transfer
yapılması. Orta saha ve defans arasında koordinasyon
eksikliği. Yan top hücumlarımızda santrfor um uzun arka
direkte iki stoper arasında ki yalnızlığı. Ceza sahasına
santrfor harici özellikle ön direğe fazla oyuncu
sokamayışımız ki gol öyle geldi. Topu sağdan sola soldan
sağa çevirip bir türlü ceza sahasına oyunu ve topu
yığamamışımız. Oyuncu değişikliklerinde başarılı
olamamamız, aynı oyuncuların değişmesi. Rakip takımın
erken golü ve oyunu kilitlemeye çalışması maçı berabere
bitiren faktörlerden bir kaçı diye sayabiliriz.
Umarım bu beraberlik teknik kadro için faydalı
olmuştur. Tekrar söylüyorum futbol oynamak isteyen her 1.
Lig kadrosu ile kafa kafaya oynarız. İşte o yüzden Iğdır
maçından ümitliyim. Sürpriz bir sonuç ile galip gelirsek
kimse hiç şaşırmasın. Takım olma konusunda sorunları
açarsak daha iyiye gidebiliriz. Yoksa işimiz ve hedefimiz
zora girer. Hayalle değil gerçekleri bilerek oynamak en
doğrusu.
13.08.2024
COĞRAFYA - KADER- SANTRFOR
Ankara'dan çıkıp Kocaeli’ne doğru yol alırken arkadaşlarla
otobüste Kocaelispor-Gençlerbirliği maçını konuşacak çok
vaktimiz oldu. Gençlerbirliği olarak umutsuz gitmediğimizin
farkındaydık. Güzel bir skorla dönmenin çareleri vardı. Çünkü
ileriki maçlarda ligi domine edecek flâş transferleri olan ama hazır
olmayan bir takım ile ligin ilk maçına çıkacaktık.
Aslında maça TSYD maçında ki gibi genel anlamda geçen
seneye göre çok pas yaparak (360 pas), defansta risk almamaya
çalışarak, gerekirse ceza sahası dışında faul yaparak (Burada
güvenilen isim Sinan-Alperen ikilisi olmalı ki çünkü ceza sahası
dışından çok faul yapıldı), hücumu göbekten gelerek değil de
(Santrforumuza göbekten atılan toplarda yeterince ayağında
tutamayacağına inanılarak olabilir) kanatlardan hızlı gelerek,
Kocaeli beklerini kenara çekerek orta sahadan gelecek sürpriz
katkıları bekleyerek başladık. Bu plân bir bakıma genelde oyunun
ilk yarısında da tuttu. Golü bulduk, Santrforumuzun sakin kalması
ve doğru vuruşları yapması ile golleri bulmak içten bile değildi. İlk
yarı bitiş düdüğü ile Kocaeli tribünleri takımlarını ıslıklayıp oyunu
beğenmediklerini itiraf ediyorlardı. İstedikleri tek bir şey vardı
Marcao’nun oyuna girmesi.
Eğer maçın ilk yarısı berabere bitse idi Ertuğrul Hoca Marcao'yu
skora göre ikinci yarının ortalarına doğru alacağına
düşünüyordum. Çünkü futbolcu hem hazır değil hem de kilolu idi.
Kocaeli risk aldı ve ikinci yarı risk alarak Marcao ile başladı.
Gençlerbirliği için en kötü senaryo gerçekleşti Marcao topla
buluştuğu nerede ise ilk pozisyon stoperde ki futbolcularımızın
müdahale edememesi, güçlü fiziği, topu ayağında tutma özelliği
ile golü kalemizde bulduk. Hemen ardından daha tam
toparlanamadık ikinciyi yedik. Bitirici santraforun ne demek
olduğunu Marcao bize maç esnasında tane tane anlattı. Biz ise
santrforlarımızın heyecanı, eksiklikleri, yetersizlikleri ile goller
kaçırmaya devam ettik. Recep Hocanın oyuna müdahaleleri ile
oyun kontrolü bizde gibi görünse de Kocaeli aldığı avantajı
korumaya çalıştı. Son dakikalarda ileriye gönderilen Sinan'ın
gereksiz dirsek göstermesi olmasa bu gün herkes Marcao'yu değil
Nalepa’nın enfes golünü konuşuyor olacaktı.
Defanstaki zaaflarımız halâ devam ediyor, orta saha yumuşak
kalıyor faul yaparak rakibi durdurmak nereye kadar gidecek?
Santrfor eksikliğini söylemeye hiç gerek yok. Formsuz oyuncular
var. Bu maçta Amiltonun ben çok iş yapacağını düşündüm ama
kafasını kaldırmaması, çalım sevdası en az iki net kontra atağımıza
mâl oldu. Defans oyuncularımız alışma devresinde olabilir ama lig
başladı bu nereye kadar sürecek? Pas oyunumuz ligin beşinci
haftasında ligin diğer takımları tarafından çözülecektir. Bir b plânı
hocanın kafasında mutlaka vardır diye düşünüyorum.
Sonuçta bu kadrodan dört oyuncu değişikliği ile daha ayağı
yere basan bir takım olacağımızı düşünüyorum. Yeter ki sezon
içinde tıpkı bu maçtaki gibi iyi başlayıp kötü skorla bitirmeyelim.
Son olarak biz terörist değil taraftarız. Konu ne olursa olsun
çocuğun, kadının olduğu sadece maç seyretmek için gelinen
yerde böyle sert müdahale olmamalıydı.
06.08.2024
Sezonun ilk maçına Kocaelispor deplasmanı ile başlıyoruz.
TSYD maçında alınan ağır yenilgi Gençlerbirliği açısından sezonun
ilk beş-altı haftasının rakiplerde göz önüne alınırsa zor geçeceğini
gösteriyor.
Şu ana kadar çıplak gözle Gençlerbirliği’nin iki maçını
seyrettim. Gerede de Makedonya’nın köklü takımı FC Shkupi, birisi
de TSYD kupa maçı. BJK maçını ise TV den seyrettim. Bu üç maçta
da gördüğüm ortak özellik defans hattımızın halâ birlikte oynama
özelliğine sahip olmayışı, oyuna yeteri kadar katkı verememeleri ve
fizik olarak yeterli seviyede olamayışımız. Bunun sebeplerini
teknik ekip iyi analiz etmeli.
Özellikle TSYD maçının ilk yirmi-otuz dakikası göze hoş gelen
işler yapılmaya çalışılsa da son yılların en önemli eksikliklerinden
biri olan santrfor eksikliği bizi hücum hattında yine soru işaretleri
ile baş başa bıraktı.
Yeni transfer edilen oyuncuların (Mete Kaan- Nalepa-Etebo)
takıma katkısı, Osman Sungur Başkanın bir stoper çok iyi bir
santrfor alınacak sözü oynadığımız maçlarda ki zaaflarımızı
örtecek nitelikte olacağını düşünüyorum. Fakat bizim yaptığımız
transferler, rakiplerimizin yaptığı transferler ve bu ligin dinamikleri
göz önüne alınılırsa sezon sonunda hayal ettiğimiz süper ligi
görecek miyiz kafalarda soru işareti. Onu da teknik ekibimizin ve
futbolcu kardeşlerimizin üstün mahareti gösterecek.
Sezona hangi maç ile başlardın diye soracak olursanız ben
inanın Kocaeli deplasmanı derdim. Kocaeli, her ne kadar flâş
transferler yapsa da onlarında hazır olmadığını duyuyoruz,
biliyoruz. Hatta bence bu konuda onlardan bir tık daha da
üstünüz. Çok para harcamakla bu ligde şampiyon olunamayacağı
aşikâr. Yeter ki mantıklı ve yerinde transfer yapılsın. Kocaeli’nin
yaptığı transferlerle her takım karşılarına ful konsantrasyonla çıkıp
oynayacaklarına eminim.
Yönetime, teknik heyetimize, futbolcu kardeşlerimize ve
camiamıza başarılar diliyorum. Yolumuz uzun. Lig her yıl olduğu
gibi yine her şeye gebe. Hele şu altı haftayı en az hasarla atlatalım.
Sabredelim, önümüzü görelim.
Oradayız. Yerimiz belli deplasman tribünü.
Süper Lig’e Süper Lig’e Süper Lig’e Süper Lig’e Süper Lig’e Süper Lig’e GENÇLERBİRLİĞİ
Başlık bu ara çok moda olan bir tezahürat. Hatta Keçiörengücü maçı 1-0 mağlubiyetten
3-1 galibiyete dönüşünce bir kısım taraftar bu tezahüratı bir tık daha artırarak takıma ve Hüseyin Eroğlu Hocaya güvenlerini göstermek amaçlı ;
“ Avrupa’ya Avrupa’ya...Gençlerbirliği “ diye bağırsa da aslında bu tribünde espri ile gülüştüğümüz taraftarımızın ciddi anlamda uzun vadede ne istediğini anlatan bir tezahürata dönüşmekten öteye gidemeyecek boyutta idi.
Belki de bir kaç sene sonra bu tezahürat gerçekleşecek, bilmiyoruz.
Manisa F. K. Maçı kolay başladı kolay bitti.
Hafta içi Manisa’dan gelen haberlerde en iyi iki oyuncularını kadro dışı bıraktıkları söyleniyordu. Öyle de yapmışlar. Zor günlerden geçen Manisa ekibi bize hep ters gelen rakip olmuştu. Bunun verdiği tedirginlik ilk dakikalarda kanat organizasyonu ile gelen gol ile son buldu. Bu sezonun en önemli taktiği olan “At topu Amilton’un önüne, sonra bak keyfine” felsefesi yine iş yaptı.
Manisa defansının orta çizginin dibinde ofsayt taktiği uygulaması inanılır gibi değildi. Ayrıca Fıratcan’ın pas atma zamanlaması Amiltonun ofsaytta yakalanmamış olması da çok önemli konular. Burada Popa, Metehan uyumu da önemli.
İkinci golde Manisa F. K. Orta sahasının hiç bir müdahalede bulunmayıp topun Joka ya gelişi, Joka’nın topu sürüşü, şut çeker gibi yapıp topu Popaya verişi, Popanın da çekip klas vuruş ile bitirişini sıralaya biliriz. Bu arada ofsaytta yakalanmayışı da önemli idi.
Farkındaysanız Manisa defansı basit müdahaleler haricinde yine ortalarda yok.
Hatta gol sonrası tecrübeli kalecileri ellerini yana açıp defans ve orta saha oyuncularına epey bir bağırıyor. TV den izlerken ki görüntü buydu.
Ama yine bir şey değişmedi yirminci dakikanın başlarında Manisa defansının topu şiş ile rekabet uzaklaştırma isteğine Joka önüne düşen topta tekte Metehan a o kadar güzel çıkardı ki Metehan kolay olanı Popaya pas atma yerine zor olanı içeri girip defansı karıştırmayı düşündü şansı yaver gitti direğe çarpan top gol olarak sonuçlandı. Metehan gol pozisyonundan önce ofsayta girmemesi de önemli idi.
Maçın yirmi üçüncü dakikasında gelen üç gol ile takım tamamen oyunun hakimi idi.
Daha da çok gol geliyor galiba desek te üç golden sonra gol gelmeyecek tıpkı Keçiörengücü maçı gibi ikinci yarı net pozisyonlar kaçacak ama Manisa kalecisi bu pozisyonlarda başarılı olup golleri önleyecek maç ta üç sıfır gibi net galibiyet ile bitecekti.
Ümit edilen, umut edilen hayal aleminde hayal kurularak gelmez. Şansla belki bir yere kadar gelinilir. En keyiflisi ve iyisi ümit, umut çalışarak inanarak gelir.
Her maç bunu kat kat daha da fazla takım motivasyonu ile görebiliyoruz.
İşte o yüzden yılmadan hedefe ulaşana kadar çalışmaya devam.
Oyun kalitesi arttıkça Amed de bizi yenemez.
Süper Lig’e Süper Lig’e Süper Lig’e Süper Lig’e Süper Lig’e Süper Lig’e GENÇLERBİRLİĞİ
23.02.2025
MAKUS TALİH
Ata Demirer’in Eyvah Eyvah filminde zabıta tarafından Bozcaada dan kovulurken kayıkta çalgıcı arkadaşlarına dediği gibi “ bizim yüzümüz gülmeyecek mi be yaa! Alla Allaaa”
Hafta içi üç dört gündür devam etmiş bilet kapma heyecanı, esprili o grup mu aldı? Bu grup mu biletleri kapattı? Mevzuları, telefonlaşmalar, ufak tatlı komik konuşmalar sonrası gruplar arası bilet alışverişi, ricalarla bireysel bilet toplamalar falan derken aslında çok ta keyifli bir hafta içi yaşadık.
Maç günü stat dışı bazı can sıkıcı şeyler olsada stat içinde konsantre olmuş iki yüz yirmi altı kişinin tek bir ağızdan yükselen sesleri, Keçiörengücü oyuncularının bu maçta tamamen “duygusal” prim alma dedikodusu maçın hareketli geçeceğinin habercisi idi.
Maç başlayıp erken gelen Keçiörengücü golü ile soğuk Ankara Ayazı ile beraber hepimiz kendimize geldik. Soğuk duş etkisi Allah’tan fazla sürmedi. Art arda gelen gollerle bu sefer farklı bir hayal aleminin içine sürüklendik. İlk yarı bitmiş tribünde herkesin yüzleri gülüyordu.
Hanousek’in sakatlanması aslında bazı şeylerin kötü gideceğinin habercisi idi. İkinci yarı bizim açımızdan çok daha zor geçecek idi. Ama iki farklı galibiyet bu sakatlığı şimdilik unutturuyordu.
Hoca hem skoru korumak hem de defansif orta sahanın ekstra yediği baskıyı biraz olsun azaltmak amaçlı hücumcu Joka yı çıkartıp Mikail’i oyuna aldığında kâğıt üstünde öngörülebilir olarak anlaşılabilir. Fakat Mikail yerine geçen maçta oyuna sonradan girip çok etkili olan Ensar değişikliği bana göre daha iyi işe yarayabilirdi diye düşünüyorum.
Keçiörengücünün şuursuz baskısına rağmen aslında maçın fişini çekebilecek net pozisyonları da bulmadık değil. Özellikle Nalepa ve Amilton o pozisyonları hunharca harcadılar.
Kornerden gelen topa Keçiörengücülü oyuncunun gözünü kapatarak adeta çatala mıhlatan enfes golü ile onlar ümitlerini artırırken biz “acaba yine mi olmayacak?” Sorusu ile karşı karşıya geldik.
İki gol atmış Keçiörengücü defansının hem hava topunda hem de sırta dönük oyunda adeta belalısı olmuş Popanın çıkışı Gauconun girişi ile hücumda hava topu etkinliğimizi kaybettik. O bölgeye atılan toplar defans hattımıza yol, su, elektrik olarak geri döndü.
Son dakikaların verdiği iç güdüsel ileri vuruşlar, taç çizgisine yakın kenarlarda yapılan fauller ile rakip baskıyı iyice arttırdı. Biz ise sonradan yapılan değişikliklerin tutmaması nedeni ile geriye yaslandık.
Korner atışlarında Sinan, Zuzek ikilisini bir türlü geçemeyen rakip bu sefer arka direk ya da ortaya top atmak yerine son pozisyonların birinde bu sefer ön direği denedi. Biz ise en önce tutulması gereken oyuncuyu tıpkı ilk maçta olduğu gibi o ceza saha kalabalığında kaçırıp ön direkte tutamayınca maçın ikinci yarısı tedirgin oyunu ile kafamızı karıştıran kalecimiz bizi yanıltmadı kapattığı köşeden golü yedi.
Moraller tamamen bozulmuş istemsiz hareketlerle belki dördüncü golü bile maç bitmeye saniyeler kala yiyebilirdik ki maç bitti.
Makus talihimiz maalesef değişmedi.
Umarım teknik heyet taraftar kadar dersine bundan sonra ki maçlarda çalışır. Taraftar sınıfı geçti, Teknik heyet sınıfı bütünlemeye bıraktı.
Nazarlık olsun.
17.02.2025
Bize Bir Haller Oluyor
Maçın başlamasına yarım saat kala stada girdim. Her zaman ki totemini yaptım (kimseye söylemem) kapı girişinin orda eş dost ile muhabbete başladım. Buraya kadar her şey normal. Fakat maç vakti yaklaştıkça kalabalığın arttığını ve halâ insanların gruplar halinde geldiğini görünce dedim kendime bize bir haller oluyor. Hatta giriş kapısı öyle kalabalıktı ki bi ara sinema teşrifatçısı gibi insanlara buradan geçeceksiniz, bu tarafa da oturabilirsiniz diye telkinlerde bulunup yer gösterdim.
Hatta şöyle diyebilirim maç başladı ama halâ gişede kalabalık bir grubun olduğu haberi geldi. Bunlar bizim için unutulmuş, mazi de kalmış, normal olan şeyler.
Maça geçersek aynı taraftar gibi takım da beni bize bir şeyler oluyor havasına soktu. Rakip ne olursa olsun ligin gediklisi eski süper lig takımı idi. Maç önü arkadaşlarla konuştuğumuzda hiç kimse maçın bu kadar kolay geçeceğini beklemiyordu. Haklı kırmızı kart işimizi kolaylaştırmada büyük yardımcı oldu. Yeni transferlerle takım Recep Karatepe takımından Hüseyin Eroğlu takımına bürünmüş. Geri dörtlü sanki yıllardır beraber oynuyormuş hissi uyandırdı. Özellikle kaptan Sinan yıllanmış şarap misali çok kaliteli bir oyun çıkardı. Rakibin en önemli silahı Eze'ye göz açtırmadı. Zuzek istikrarlı iyi oyununa devam ettirdi. Hanousek oynadıkça üstüne katarak kaliteli kumaş olduğunu hissettirdi güven verdi. Sağ bek halâ yumuşak karnımız bence. Rakip orayı işlemeye çalıştı. Sakatlıktan çıkan Alperen elinden geldiğince mücadele etmeye çalıştı.
Etebo sakatlığı ile son gün transferi Adem bizim için biçilmiş kaftan. Etebo dan gördüğümüz, pek te haz etmediğimiz yana arkaya pas atma yerine topla öne oynama isteği, fiziği ile oynadıkça takıma alıştıkça daha iyi olacağı izlenimi verdi. Yeni transfer Yabancı transfer Joka bize iki sene önce ki Mete Kaan performansından küçük kütleler halinde örnekler gösterdi. Nalepa istediğimiz, arzuladığımız Nalepa olmasa da oyun aklı ile akıllarda yerini aldı. Bu takımın olmazsa olmazı Amilton Eryaman da kaşıkçı elması gibi parlamaya devam ediyor. Metehan kafa ile net golü kaçırsa da gol katkısı vermeye devam ediyor. İki yeni yabancı santrfor ise ayrı özellikleri olan zaman içinde oyuna, rakibe göre oynatabileceğin farklı karakterde futbolcular. Birisi rakibi arkasına aldığında top tutabilen gerektiğinde pas atabilen, diğeri boş alanda uzun fiziğine rağmen önüne top atıldığında patlayıcı özelliği olan ayağı yumuşak oyuncu. Hoca bu iki santrfordan sezon sonuna kadar epey yararlanacaktır. Uzun süre sonra santrfor golü görmek hepimizi mutlu etti. Oyuna sonradan giren Ensar'ı ve diğerlerini de unutmamak gerekli. Hepsi oynadıkları süre içinde takım yararına iyi şeyler yapmaya uğraştılar. Böyle olunca da zor denen maçtan üç golle net bir skorla ayrılmak, puan tablosunda hedefe bir adım daha yaklaşmak hepimizi mutlu etti.
Oyun içinde olumsuzluklar elbette vardı. Bunları iyileştirmek hoca ve ekibinin işi. Her şeyden önemlisi takımdaşlık ruhunun gelmesi bence en önemli şey. Bu da sanki hocanın takım içinde ki pozitif etkisi gibi gözüküyor.
Lig sonunda hedefi görür müyüz bilmem ama gerçekten bize bir haller oluyor. Keçiören de görüşmek dileği ile...
08.02.2025
Bir Gençlerbirliği klasiği
Iğdır galibiyeti, artarda gelen üç puanlar, gol yemeden geçen haftalar, puan tablosunda ki olumlu gelişmeler ile hafta başından beri olası Erok Spor galibiyetini Ankara Ayazına, hafta başı geç saatte olmasına rağmen yine aynı kemikleşmiş "Gençlerbirliği aşığı" taraftar arkadaşlarla beraber heyecan ile Erok maçını seyrettik.
Hüseyin Eroğlu Hocanın gelişi ile takım içinde değişen hava bize bazı şeyleri unutmamıza sebebiyet verdi. Gençlerbirliği yapacağını yaptı. Bu maçlık Arefeyi gösterdi, bayramı göstermedi.
Uzun süre bekleyip güzel bir an beklersin arkadaşını Gençlerbirliği maçına götürmek için. Stada gelirken yol boyu heyecanını arkadaşına anlatır durursun. Bir kaç aksilikle maç sonu arkadaşınla yaşayacağın mutluluk kursağında kalır. Ve çok sevdiğin takıma kızarsın, üzülürsün. Dün de maalesef öyle oldu. Kaçan üç puana çok üzüldük.
Hep söylerim, Gençlerbirliği hayatın ta kendisidir. Gerçek hayatta da öyledir ya, düzgün giden iş hatalar, gecikmeler ve unutkanlıklar ile inişli çıkışlı bir hâl alır. Bu söylediklerim seyrettiğimiz bir sinema filminde ya da okuduğumuz romanda da hep öyle olur. Hiç bir zaman olaylar örgüsünde hep iyi ile başlayıp iyi ile devam eden ve iyi ile biten film, roman yoktur. Mutlaka gerçek hayatta olduğu gibi oralarda da aksilikler olur.
Bu beraberliği güzel bir romanın içinde ki kötüye giden durum olarak değerlendirmek gerek.
Geç kalmış transferler, ahlarla vahlar, kaybedilmiş üç puan ile romanın bu bölümünde ki sayfaları okumaya devam ediyoruz.
Umarım yeni roman kahramanları ile kitabın sonu güzel biter. Belki de alınan bir puan romanın finalinde bizi mutlu edecek. Mutlu da etmeli.
Yoksa yazarın bir başka kitabını beklemek zorunda kalırız.
Hayat devam ediyorsa Gençlerbirliği için umut ta devam ediyordur. Kitabın ya da filmin tam ortasındayız.
Bakalım final nasıl bitecek?
02.02.2025
BEŞ LİRA VERELİM IĞDIR DİYE BAĞIRIN
Dün Eryaman Stadında ev sahibi Gençlerbirliği’mizin galibiyeti ile deplasman tribünü tarafından başlıkta ki tezahürat duyuldu.
Futbol dünyasında “marka” olmak, camia olmak öyle kolay iş değildir. Hele Türkiye’de hiç kolay iş değildir. Hafızamızı yokladığımızda para ile şan şöhret ile bir spor kulübünü başarılı halâ getirmek yok denecek kadar azdır. Bir yere kadar gelirsiniz oradan sonra ilerlemeniz çok zor ve meşakkatlidir. Elbette ekonomi önemlidir ama bir yerden sonra para ile değil de mantıkla, bilgi ile, tecrübe ile bir yere gelmenin doğru seçim olduğunu siz dünkü rakip taraftar arkadaşlar da anlayacaktır.
Dün oynadığımız “zengin” takımın ”zengin” taraftarları Başkent Ankara’ya çok kilometreler kat edip pankartları, davulları, coşkulu kalabalıkları ile Türkiye’nin marka haline gelmiş cumhuriyet ile yaşıt kulübüne “zenginlikten” aldıkları güç ile şöyle bağırdı;
BEŞ LİRA VERELİM IĞDIR DİYE BAĞIRIN
İnanın bu bağırdıklarına kendileri bile inanmamıştır. Çünkü saçma.
Ne istiyorlarsa verin, alın oradan hocayı, alın buradan futbolcuyu, olmadı yeniden alın...alın...alın diyerek, jetle seyahat ederek, kulüp isminde ev sahibi oldukları serhat şehir ismi geçerken başka bir şehirde antrenman yapmak, orada tesis satın almak, ev sahibi oldukları maçlarda dahi tüm konfora rağmen deplasman eziyeti çekmek, ne kadar güzelleştirme yaparsan yap mütevazı ilçe stadından öteye gidememek ile bir camia(!!)nın başarı şansı ancak bu kadar olur.
BEŞ LİRA VERELİM diye bağıran taraftar arkadaşlar, size şehrinize sahip çıkma anlamında büyük saygı duyuyorum. Ancak, birkaç “küçük” tavsiyem olacak.
Yıllar sonra hafızalarda bir tek başkan ve şirket ismi geçerek değil yoktan var ettiğiniz yetiştirdiğiniz genç yeteneklerle, transfer ettiğiniz futbolcularla, hocalarla anılın.
Yerin altında da olsa yerin üstünde de olsa altın altındır. Diğer çabalar altın suyundan öteye geçmez, geçemez.
Örnek mi? Şimdi buraya hepsini yazsam sayfalar yetmez ama aklıma gelen yüzyıla sığdırıp toprağın altından çıkardığımız bir kaç altın Gençlerbirliği ismini yazayım;
İlhan Cavcavlar, Zeynel Soyuerler, Deli Vehbiler, Okan Gedikaliler, Metin Diyadinler,
Rinaldiler, Zacariaslar, Ümit Karanlar, Ergün Penbeler, Konalar, Moshoeuler, Skokular, Ali Tandoğanlar, Tarıklar, Ahmet Hassanlar, Ahmet Çalıklar, İrfan Can Kahveciler, Ümit Özatlar, Ali Erenler, Hurşut Meriçler, Ersen Martinler ve ve ve ve ve daha bir çok isimler ve tabi ki Arda Gülerler.
Camia olmak, altın olmak öyle kolay iş değildir.
Haydi şimdi beş lira biz verelim Gençler diye siz bağırın.
26.12.2024
Hüseyin Eroğlu
Gençlerbirliği
Kırmızı Kazak
Bir kaç yıl önce tesislere kadar gelip kendi profesyonel iradesi ile son an da tercih etmediği kulübe bu sefer bir buçuk yıllık kontrat yaparak geri döndü.
Popüler bir teknik direktör için uzun sayılabilecek süre yeşil sahalardan, soyunma odalarından uzak kaldı. Umalım yeterince dinlenmiş, bu uzun ayrılık ona yaramış olsun.
An itibari ile o meşhur kırmızı kazağın kollarını sıvayıp işe başladığına eminim. Kerametin kırmızı kazakta ya da mavi tişörtte olmadığını anlayacak yaşlardayız.
İçeride çok sorun olduğunun farkında olmalı. Ya da birileri ona her şeyi anlatmış olmalı. Oyuncu grubunda ki sorunlar, kulüp içi sıkıntılar, maddi sorunlar, puan tablosunda ki istikrarsızlık, takım içi sistem sorunları. Anlayacağınız epey bir sorun yumak halinde onu bekliyor. Şimdiden işe başlasa iyi olur. Kaybedecek bırakın dakikayı saniye yok. Yönetim son kozunu bu sefer kariyerinde şampiyonluklar olan, kariyeri olan, bir çok genç oyuncu yetişmesinde emeği olan biri için kullandı. Keşke o tercih lig başlarken zamanında kullanılsa idi. Sezon başı takım kadrosunu kuran ekip nedenleri nasılları ile bu kadronun nasıl şekillendiğini
hocaya eksiksiz anlatırsa büyük yardımları olur. Şu an itibari ile bizim esas sorunumuz zaman. Kısa zamanda hoca ne kadar takımın üstünde etki sağlarsa bizim için o kadar iyi. Zira önemli bir deplasmana çıkacağız. Bu deplasman skoru puan tablosu için oldukça önemli. Belki de hocanın gelişi küskün oyuncuları da ölü toprağından uyandıracak. Yeni hoca gelişi genelde takımlara skor açısından iyi gelir. Bize de iyi geleceğini ummaktan başka hiç bir şey elimizden gelmez.
Kırmızı kazağın uğuru ile oynayacağımıza mantıklı, cesur, değişlik yapılmış bir takım tercihi ile oynamayı ben tercih ederim. Transfer zamanı bilgisayarında ki isimleri umarım alırız. Genç oyuncuları takip ettiğini ve bu konuda yetenekli olduğunu da biliyoruz. Bu transferler genç oyunculardan oluşursa gelecek için bence büyük iş yapmış oluruz. Artık son transfer zihniyetinden kurtulmalı, gençlere yönelmeliyiz.
Madem gelecek sezonda hoca bizle olacak, oyuncuya bağlı transfer yerine genç, yetenekli, sisteme bağlı transfer yapmak en mantıklısı olur. Şimdiden kemik kadronun kurulması gerek.
Hocanın yapacak çok işi, bu işleri gerçekleştirecek az zamanı var. İlk düğme doğru bağlanırsa diğer düğmelerinde doğru bağlanacağından dolayı ilk düğmenin ne kadar önemli olduğunu anlatmak hocaya ayıp olur.
Yoksa sezon başından beri gördüğümüz görüntüyü görmek içten bile değil.
İnşallah transferler bilgisayarında olan isimler olur yoksa gönderin oradan bir sol bek derse sezon başı gibi ya Kel Hasan olur, ya Hasan Kel olur.
Başarılar hocam...
16.12.2024
Deplasman Yolu.
Dün ki maç ile ilgili hiç bir şey anlatmayacağım.
Başka bir şey anlatacağım sizlere.
Şu an bile aklımda aklımdan çıkmıyor.
İçim acıyor.
Acaba şimdi ne yapıyor?
Bandırmaya doğru yol almak için sabah sekizde Çanakkale Babakale den yola çıktım.
Bayramiç-Çan yolu.
Sabah saat 09.30 civarı.
Dar ve upuzun bir yol.
Kaz dağlarının başlangıç yerleri belki.
O uzun yolda araba ile giden benden başka kimse yok.
Bomboş uzun ve dar bir yol.
Yağmur feci yağıyor.
Silecek yetişmiyor cinsinden.
Bölge hafif puslu.
110 km hızla gidiyorum ıssız orman yolunda.
Bir an yolun sağ tarafında bir şey gördüm yol kenarında.
Hani Fino köpeği dediğimiz cins bir köpek.
Küçük. Küçücük. Bembeyaz.
Atmışlar gitmişler.
Belki bir gün önce akşamı ya da sabahın erken saatleri.
Bir an göz göze geldik gariple.
O yol kenarında ben sürücü koltuğunda.
Orda heykel gibi kenarda bekliyor.
Halâ gözümün önünden gitmiyor.
Yağmur altında.
Islanmış ki ne ıslanmış.
Heykel gibi durup olan biteni anlamaya çalışıyor.
Hızla yanından geçip dikiz aynasından baktığımda peşimden bana baktığını gördüm.
İçim yandı.
İçim acıdı.
Allah belamı versin benim.
Durmadım. Almadım.
Ya da oradan alıp Çan tarafına götürmedim.
Vicdan azabı çok kötü bir şey be dostlar.
Maç mı?
Başkaları anlatsın.
11.12.2024
Bandırma Stat İstiyor
Başlığın neden böyle olduğunu okurken sonlarda ki cümleler ile anlayacaksınız.
Son beş lig maçında üç galibiyet, bir beraberlik, bir mağlubiyet ile puan tablosunun tam ortasında beşinci ile altı puan, küme düşme potasında olan on yedinci takım ile beş puan fark ile Pazar günü Bandırmaspor maçına çıkacağız.
Karagümrük maçında oynanmaya çalışılan pozitif futbol her ne kadar iştahımızı kabartsa da uzun zamandır galibiyet alamadığımız, rüzgârı ile meşhur bir deplasmana gideceğiz.
Özellikle kart cezası olan futbolcuların durumu, bek pozisyonunda olan sıkıntının içine bir de takımda ki pozisyonundan dolayı olmazsa olmaz stoper ve defansif orta saha yokluğu bu hafta teknik heyeti “kara kara” düşündürecek, mecburiyetten oyun kurulumunda başka senaryolara itecek duruma getirdi.
Belki bu saydığımız sorunlar olmasa Karagümrük maçında oynanan oyunla daha da üstüne koyacağımızı varsayar isek daha rahat seyredeceğimiz bir maç olması içten bile değildi Bandırmaspor deplasmanı.
İyi şeyler yok mu? Tabi ki var. En azından bu hafta futbolcunun kafasında maddi sorun olmayacak. Lig’in güçlü takımı Karagümrük ile oyunun nerde ise her dakikasında kora kor mücadele edilmesi, yedekte bekletilen oyuncuların bir şekilde oyuna katkı verme çabası bizleri ümitlendirmeye yetiyor. Yeter ki maç içinde olmayacak hatalar yapmayalım. Hakem kararları da cabası tabi.
Rüzgârın olması fizik gücümüzü etkileyeceği aşikâr. O rüzgârda oynama alışkanlığı olan takıma karşı fizik gücümüzü doksan dakikaya yeterince yayar isek kolay bir galibiyet ile Ankara’ya dönülmesi muhtemeldir.
Bandırmaspor takımı tamamen hoca disiplini ile oynayan bir takım. Saha içinde herkesin görev tanımı belli. Risksiz oynamayı seven Lig’in en az gol yiyen takımlarından biri.
Teknik heyetin eksiklerden dolayı işi zor. Sabırlı ve disiplinli oynar isek geçen sezon rakip takımda on bir oynamış Metehan ve Dijitte’nin katkıları ile zor maç kolaya çevrilebilir. Bana göre Bandırma maçından sonra ki maçları da düşünecek olursak alınacak beraberlik de altın değerinde bir puandır.
Uzun zamandır santrfor hattımızdan gol sesi gelmiyor. Kim bilir belki de Djitte iştahını bu maça saklamıştır?
O zaman son sözü bir temenni ile bitirelim; DJİTTE GOL ATACAK, GENÇLER ÜÇ PUAN İLE DÖNECEK.
Ancak geleceğe umutla bakabilen kişi, bugünün keyfini sürebilir.
Biz yedi puanlı günlerde bile her deplasmana bir umut ile gittik.
Pazar gününe kadar bunun keyfini çıkaralım.
Bu arada Bandırma stat istiyor ey! Türkiye.
Kim yapacaksa yapsın Bandırma’ya bir stat yapsın.
Biz de kurtulalım bu dertten, onlarda.
Bandırma stadını sevmiyorum, Bandırmalı dostları seviyorum.
İki takıma da başarılar.
Bandırmada görüşmek dileği ile.
25.11.2024
Günaydın Sevgilim Diye Uyanmak
Dün öyle güzel şeyler oldu ki gün boyu çekilen çileden sonra aslında yorgun, bitkin ve her tarafım ağrı içinde uyanmam gereken pazar sabahına Şebnem Ferah'ın Günaydın Sevgilim şarkısı gibi enerjik, keyifli, mutlu uyandım. Eminim sizler de öyle uyanmışsınızdır. Sabah yüzümü yıkadığım su, pazar günlerinin vaz geçilmezi çay, Ankara simidi, zeytin, peynir kısaca Allah o gün ne verdi ise yaptığım kahvaltı, sonrasında içtiğim sade Türk kahvesi, tekrar tekrar seyrettiğim gol pozisyonu, WhatsApp mesajları bir başka güzeldi. Caddeden gelen araba sesleri, sütçünün sabahın köründe kornaya basması, telefona gelen banka, fatura mesajları bile yüzümdeki tebessümü ve mutluluğu benden alamadı.
Hikâyeye sondan başladığımın farkındayım. Bugün eleştiri, teknik, oyuncu, hoca falan konuşulacak bir şey yok. Başlarsak yine can sıkacağız en iyisi bu haftanın keyfini çıkaralım.
Dün Beypazarı’lı Gençlerbirlikliler olarak Batıkent meydanda olan bir mekânda toplandık. Çok keyifli, esprili muhabbetler ile enerjimizi en üst seviyeye çıkardık. Aramızda İç Anadolu'nun başka şehrinden olanlar da vardı. Onlar bile enerjimizi düşüremedi. Şaka tabi. Şimdi durduk yere hedef tahtası olmayalım. Herkesin çekinceleri vardı. Sıra ile fikirler söylendi, tartışıldı ama ortak fikir maçın galip tarafının Gençlerbirliği olacağı idi. Mekândan çıkıp maç zamanı Eryaman'a doğru hareket ettiğimizde yağan sulu sepken kar yağışı, yoğun trafik bile tıpkı pazar sabahında olduğu gibi enteresandır hiç rahatsızlık vermedi.
Dedim ya bugün teknik taktik yok. Maç başladı ve bitti. Akıllarda kalan kalecimizin kalesinde devleşmesi, golü attıktan sonraki mutluluk ki ben golü yanımdakilere bir şey anlatıyordum göremedim, büyük sevinç, coşku, maç sonu çıkışta şairin dediği gibi;
Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar,
Asfaltlar ışıldar,
Buz keserdi resmi yalanlar...
Dizelerinin ne kadar doğru olduğu ve karanlık stat dışında yağan kara, yağmura aldırış etmeden rahatlama ile her taraftan istemsizce gelen kahkaha sesleri.
Doğru cümleleri bulmak için o kadar çok şey yazıp sildim ki doğru cümle yerine doğru kelimenin bu olduğuna karar verdim.
Sade, asil, hasret dolu...
ÖZLEMİŞİZ
05.11.2024
ZİYAN OLAN HAFTALAR
“İki günü birbirine eşit olan zarardadır” diye bir hadis var. Tabi bu cümle başka anlamlar için kullanılmıştır.
Bunu Gençlerbirliği maçlarına ve kadrolarına göre uyarlarsak;
Aynı isimlerin oynadığı, aynı isimlerin yedekten oyuna girdiği, aynı isimlerin oyundan alındığı haftalarla hem puan tablosu bakımımdan hem de oyun anlamında Gençlerbirliği zarar etmiştir.
İstanbulspor maçına dönersek. Bu maçın üç puan ile lehimize sonuçlanacağını tribünde ki herkes biliyor ve inanıyordu. Hoca bu maçta sağlıklı Amilton’u onbire monte etmiş Çorum maçında neden Mete Kaan’ı oynatmadığını tüm camiaya anlatmak ister gibi bu sefer onuda onbire koymuştu.
İlk yarı nerede ise diğer maçlarda ki ilk yarılar gibi pozisyonun bile olmadığı zevksiz tatsız tussuz bir maç oldu izleyenler için. Hele birde ilk yarının sonuna doğru baraj ve kaleci hatası ile nefis bir gol yeyince staddaki herkesin enerjisi düştü.
Geçen hafta ki programda da ısrarla anlatmak istediğim gibi bizim esas sorunumuz Mete KaanKaan ve Djitte. Bu iki ismin iyi olmaması gol yollarında sorun yaşamamıza neden oluyor.
Oyuncu geçmiş dönemlerde ki performansından çok uzak. Bir şeyler başarmak istiyor ama buna ne gücü, ne de oyun anlayışı izin vermiyor. Mete Kaan’ın bir an önce tekrar eski güzel günlerine dönmesi gerekiyor.
Oyunun ikinci yarısı Recep Hoca herkesi şaşırtarak bu sefer farklı iki oyuncudan istifade etmek istedi. Çağrı Fedai ve Samed. Çağrı’nın oyun isteği iyi idi. Hatta biraz daha isteyerek vursa gol bile atabilirdi. Samed de oyuna girdiği dakikalarda takım için faydalı işler yaptı.
Santrfor Djittenin formsuz olması yukarda herkese saç baş yoldurdu. Oyundan çıkması doğru idi. O golü atamayacaksan hangi golü atacaksın? Amiltonun, Metehanın, Zuzeğin, ilk golü olduğu için Sinan’ın bu galibiyette hakkını vermek gerek.
Demek ki neymiş yazının başında denildiği gibi aynı günlerde aynı şeyleri yaparak zarar etmişiz. Hoca diğer oyuncularına güvenmeli risk alınacak yerde de almalı. İkincida ki oyun ve goller hocaya yazar. Sırada daha Aosman var. Bu oyuncudan da yararlanılmalı. Nalepa konusu ilerde daha net çözülür. Eğer bu maçta bile oynatmıyorsa vardır bir sebebi.
Taraftardan sorumlu yöneticimizin maç sonu çıkan arbede de genç oyuncuları korumak amaçlı rakip takım oyuncularının içine dalması birliktelik açısından olumlu idi. Maç sonu kendisini aradığımda genç futbolculara rakip yabancı oyuncunun vurmasına gönlüm razı olmadı dedi. Gençlerbirliği kulübü nezaketi ve fair-play ı hep önde tutar ama gerektiğinde de birisi çıkar göğsünü rakibe siper eder, tepkisini gösterir. Uzan zamandır böyle tepki görmemiştik.
Umarım artık Recep Hoca aynı oyunla farklı sonuç alacağını bir kenara bırakır. Gerektiğinde risk almak, oyuncuya güvenmek önceliğimiz olur. Bu hoca mevzusu ya çözülsün ya sezon sonuna kadar kapansın. Bir maç daha şans vermekle bu sezon bitmez. Bu şans vermeler hocayı da oyuncuyu da olumsuz etkiler. B plânı için süre kazanılmak isteniliyorsa da bilemem.
Artık iyi şeyler görmek, duymak istiyoruz.
Bir de 29 Ekim Cumhuriyet bayramı haftası ile Emniyet ve TSK personeline ücretsiz bilet mevzusu var.
Bu önemli haftayı Gençlerbirliği kulübü sadece iki kurum için mi kutluyor?
Karşıyaka da mermer fabrikasında, Şaşmaz da tamirhanede ya da sitelerde marangoz hanede çalışan işçi Gençlerbirliği taraftarının bu kutlu güzel haftayı kutlamaya ve kulübün onlara göre de hizmet etmesine hakkı yok mu?
Peki, sezon öncesi kulübe maddi açıdan katkıda bulunmak amaçlı yapılan tek tribün uygulamasında ücretsiz bilet asla verilmeyecek denildi. Neden şimdi vazgeçildi.
Bu uygulama ile Tek tribünü istemeyenlere de haksızlık edilinmiyor mu?
Bu yapılan uygulama ile biz kombine sahiplerine haksızlık olmuyor mu?
Ben neden paramı peşin ödediğim?
Sırada sağlık çalışanları günü mü var?
Peki bu uygulama ile ne kadar katkı sağlandı? Koskoca hiç.
Bu uygulamalar geçmişte yapıldı, verim alınamadı.
Lütfen bu işlere girmeyin.
Ya tüm tribünü açın ya da böyle uygulamalar ile insanları mağdur etmeyin.
21.10.2024
İstikrarsızlık Devam Ediyor
Bir maçta skoru değiştirmek için topun kale çizgilerinin tamamını geçmesi gerektiğini kundakta ki bebek bile bilir.
Amed maçı bu sezon oynadığımız en verimli maç oldu. Bunu ben demiyorum. Hocanın maç sonu açıklamaları diyor. Doğruluk payı yok mu? Var. İstatikler diyor. Ondört şut, Beşyüz yedi pas, yedi korner ve diğerleri. İlk yarıyı değerlendirirsek akıllara şu sorular geliyor.
Recep Hocanın onbir tercihi kabul edilebilir tercihlerden olabilir mi?
İstatikler evet diyor.
Gelin birde biz değerlendirelim;
Kaleci Erhan bu takımın değişmezi oldu. Hoca, gözü kapalı kaleyi Erhan’a teslim etti.
Ki, çıplak gözle seyrettiğim milli ara hazırlık Keçi maçında Orkun da hiç fena oynamamıştı.
Kalede Erhan oynadığı oyunun hakkını vermeye çalışıyor. Elinden gelenin en iyisini yapmak için uğraşıyor.
Sağ bekte bir kaç maçtır Alperen’in oynaması, sol bek eksikliğinden dolayı normal yeri sağ bek olan Oğuzhan’ı mecburiyetten sol bek oynatmasına neden oldu. Sol bek bizim yumuşak karnımızdan biri idi. Nitekim Amed golü yan topta karambolde üç kişinin içine girip Amilton vari bir orta ile o bölgeden geldi. Burada tecrübeli Ömer Bayram’ın gelen ortayı ayağı ile indirmek yerine bacaklarını açarak Alperenin anı gelişen pozisyonda abondene olmasını sağladı. Ömer Bayram, Arkada ki oyuncuya ayağı top değmeden harika bir asist yaptığını unutmayalım. Lovrıc’in golünde kalecimiz topu tokatlamaya çalışsa da kapattığı sayılabilecek yerden sert gelen topu engelleyemedi. Pozisyonun ani gelişmesi bunda etkili oldu. Lovrıc o pozisyonda kademe hatasından ve bir anlık dalgınlıktan öyle boş kaldı ki topu stop etmeden ölçtü biçti topu doğru yere vurdu.
Onbire dönersek stoperde Sinan-Zuzek ikilisinde değişim olacağını zaten kimse beklemiyordu. Olmadı da. Yediğimiz golde Alperen, Zuzek, Sinan üçlüsünün ne yapmak istediğini ben anlayamadım. Siz anladınız mı?
Hoca yine defans önünde Etebo, Mikail ikilisini bozmadı. İkinci yumuşak karnımız olan daha önce ki maçlarda bazen kullandığı Ensar’ı hazırlık maçında sağ bek oynatıp beğenmemiş olacak ki bu sefer orta sahanın forvete yakın yerinin ortasında pas alışverişi ile beraber gerektiğinde Amed defans hattına sürpriz baskılar yapmasını sağlamak için kullandı. Mikâil’i uzaktan şut çekerken, pas alışverişi yaparken Amed ceza sahası dışında gördük. Etebo’yu stoperlerimizin hemen önünde hücuma pek çıkmadığını düşünecek olursak Mikâil’in ve hocanın bu anlamda güvendiği kişi top kaptırıldığında baskı yapacağına emin olduğu isim Ensardı. Aslında maçta en zor görev bu anlamda bana göre Ensar’ın üstünde idi. Amilton’un sakatlanmasından sonra üçüncü yumuşak karnımız malûmunuz sağ açık pozisyonu idi. Kısa boyu ile defanstan ve orta sahadan aldığı topları hızına çevikliğine ve arkası dönük pozisyonlarda kalçasını iyi kullandığı patlayıcı ani dönüşlere sahip olduğu, rakibi boşa düşüren lâkin gerektiğinde pas vermek yerine şut çekmeyi, çalım atmayı nerede ise kendine her maç ilke edinen Mete Kaan yerine burada hoca tercihini hızından çok ayağına ve oyun görüşüne güvendiği Buğrayı oynattı.
Fakat istediği verimi alabildi mi? Soru işareti. Oyun kurgusu bu şekil olunca sol açıkta Metehan’ın, santrfor hattında Djittenin oynaması aşikârdı.
İçeride oynadığımız Bolu, Erzurum, Keçi maçlarını da düşünürsek Amed maçı pas alışverişi açısından, orta sahayı daha verimli kullanma açısından evet, daha verimli idi. Oyunu kendi defans hattımız yerine bu sefer özellikle orta sahada Ensar’ın, Mikâilin daha önde oynama isteği, Etebo’yu da sayarsak yaptıkları baskıların sonuç vermesi ile oyunu daha önde kurma çabasına girdik. Tabi burada Amed’in oyun tarzı ve orta saha oyuncu seçimi bunda etkili oldu. Bu anlamda açıklarımızdan daha çok verim alacağımızı düşünürken başarısız pas ve ortalardan dolayı kanat organizasyonlarımızda yeterince verimli olamadık. Yani bal yapmayan arı niteliğinde Djitteye atılan pas, yapılan ortalar yerini bulmadı Amed defansı bu konuda hiç zorluk çekmedi.
İlk yarı gözlemlediğimiz iyi şeylerden en önemlisi rakip ceza sahasında çoğalma arzumuzdu. Nitekim penaltı pozisyonu da öyle geldi. İlk yarı, atılan birer golle berabere bitti.
Golümüzde Metehan’ın ısrarla her maç denediği taç atışını da unutmayalım. Ceza sahası içinde karambol olmasını Alperenin pozisyon icabı mecburiyetten rövaşatamsı bir vuruş yapmasını sağladı. Amed’li futbolcunun acemice eliyle blok yapmasını ekmeğimize yağ sürdü. Hakemin gözünün önünde ki pozisyonu görmeyip vara gitmesi de çok ilginçti. Ayakla üretilmeyen pozisyon taç atışı sonrası penaltıdan geldi. Djittenin penaltıda ki serinkanlılığı geçen sene ki penaltı atamama sendromumuzu unutturdu.
Djitenin ilk yarı çaprazdan kaleci ile karşı karşı kaldığı topa vuruş anında ayağının kaydığı ya da dengesini yitirdiği pozisyonu ve Mikâil’in ceza sahasının dışından vurduğu sert olmayan ama isabetli olan şut en net pozisyonlarımızdı.
İkinci yarı ilk yarının bitimine doğru gelen penaltı golü daha iştahlı oynamamıza sebebiyet verdi. İkinci yarının ilk otuz beş dakikası Amed sahada yoktu. İstatistik olarak da sıfır gözüküyorlardı.
Geçmiş maçlarda bizim yaptığımızın aynısını Ersun Yanallı Amed bize yapmaya çalıştı. Djittenin, Metehan’ın kaçırdığı net pozisyonlar saç baş yoldurdu. Djitte penaltı atışında ne kadar sakinse gol pozisyonlarında o kadar telaşlı idi. Oyuncu değişikliklerinin bir bölümü tribünde inanılmaz tartışma konusu oldu. Yorulan Etebo ile Djitte’nin yerine
J.Durmaz ve Yatabare’nin girmesi her zaman ki gibi tribünde homurtulara sebep oldu. Yatabare’nin daha önce çalışılmış olduğu belli sağ taraftan yapılan korner organizasyonunda ön direkten arka direğe doğru kafa ile sektirilen pozisyonda çapraz kale çizgisine bir metre öteden topu kafa ile direk içeri vurmak yerine yere çarptırıp atma hevesi Amed kalecisi Nurullah’a saniyelik vakit kazandırdı ve topu tokatlamasını sağladı. Oysa bana göre topu kafa ile direk vursa şu an üç puan almanın sevincini yaşıyor olma ihtimalimiz çok daha yüksekti.
Son saniye Amedli futbolcunun uzaktan çektiği Kaleci Erhan’ın foto muhabirlerine yaptığı hamle ile fotoğraf çektirdiği pozisyon ile maçın berabere bitmesi kaçınılmaz oldu.
Tribünde ve saha da Ersun Yanal haricinde sanırım mutlu olan yoktu. Amed, Ankara’dan oyuncu kalitesinin çok iyi olmasına rağmen oynadığı oyun ile altın değerinde puan alırken Gençlerbirliği iç sahada ki istikrarsızlığını, puan kaybetme geleneğini devam ettirdi.
İlk başta dediğim gibi gol olabilmesi için topun tamamının rakip kale çizgisinden geçmesi gerekiyor. Ve Gençlerbirliği bir türlü bu işi düzgün yapamıyor. Bu gelenek bırakın şampiyonluğu play-off a sokar mı bilinmez.
Bildiğim bir gerçek var o da gol atamadığımız. Onu da biz yapmayacağız teknik ekip çalıştıracak, oyuncu da atacak.
Bakalım bu dediklerimin devamlılığını daha ne zaman göreceğiz?
Yani hocanın genel anlamda kafasında ki on biri iyi olsa da pratikte yine performans düşüklüklerinden dolayı o on bir ve değişiklikler başarılı olamadı.
Gençlerbirliği iyi oynamaya çalışsa da vakit geçiyor, puan kayıpları devam ediyor.
07.10.2024
Yorumsuz
Konuşacak çok şey, yazacak hiç bir şey yok.
29.09.2024
BAŞLIK BULAMADIM OYUN GİBİ O DA YOK
Gençlerbirliği yine yapacağını yaptı. Öyle ya da böyle üç maç üst üste kazanmış bir takım olarak kendi sahana gelmişsin. Maça gelenlerin bir çoğunun aklında galibiyet. Hatta çok iyi biliyorum ilk defa Gençlerbirliği’ni seyretmeye gelenler var. İlk defa eşini çocuğunu maça getirenler, sevgilisine bir hafta önceden forma kaşkol alıp maça gelenler, dostlarını arkadaşlarını getirenler. Maç başlamadan yeni gelenlerin yüzünde tebessüm ve heyecan. Keçiörengücü hakkında hiç bir bilgisi olmadığından hepsinin aklından geçen kesin galibiyet. Malumunuz Gençlerbirliği ters köşe yapmasını iyi bilir. Yazının başında anlatmak istediğim bu idi. Ne yapar eder Gençlerbirliği bu maçı kaybeder. Yine yapacağını yapacak derken yapıyor da. O insanlar evlerine mutsuz, biz ise kederli gidiyoruz.
Maçta Gençlerbirliği açısından ne mi oldu?
Bilmem, ben bir şey görmedim siz gördünüz mü?
Takımın ne hikmetse içerideki maçlarda sanki ayaklarında pranga var. Gitmiyor, akmıyor. Gözlerinde perde var. Görmüyor topu atamıyor.
Meğer tüm plân Amiltonmuş. Hadi Amiltondan önce sallansa da takım idare ediyordu. Sakatlanıp çıkınca enteresan değişiklik ile bir anda maç Keçiörengücü lehine iyice döndü. Soldan ters toplar, sağdan ortalar, kendi ceza sahamızda bol Keçiörengüçlü futbolcu çokluğu, son anda yatarak, dürterek, kafa ile çıkartılarak son hamle ile hücumu durdurma anları. Bu beşli defans ile santrfora uzun boylu oyuncularla bu takım kafa ile gol yemez derken son dakikada en son kafa ile vurdurulacak adamı boş bırakıp yenen şok gol.
Peki, ilk yarı Amilton sakatlanınca biz ne yaptık? Hiç bir şey. Bir ara Buğra ile Yasin’i sol kulvarda yan yana koşarken görüyoruz. Bir değil iki kere hem de. Kulübe görmüyor, ikaz da etmiyor. Hadi diyoruz Buğra girdi ise pas oynayacağız, yok o da olmadı. Etebo yırtıyor kendini ama içerde dinleyen yok. Kulübe de Metehan neden oturuyor? Diyoruz tribünde.
Buğra istenilen katkıyı vermiyor. Stoperler aceleci, telaşlı. Orta saha da geçiş yapacak kimse yok, Mete Kaan sağda da solda da üretemiyor. Djitte zaten yalnız adam. Soldan gelen çok, icraat yok. Pozisyonumsu denen uzaktan iki şut var, başka da bir şey yok. İlk yarının bende ki özeti bu.
İkinci yarı ile Metehan sola geçiyor Buğra biraz daha içerde takım biraz kıpırtılı ama sonuç gelmedikçe stres artıyor. Hoca aynı oyuncuları aynı oyuncularla değiştiriyor. Keçinin hocası Ersan Parlatan ve futbolcular bu durumu asla affetmez, yere yatmalar stratejik oyuncu değişikleri. Metehan’ın gol atmak için neden oynaması gerektiğini anlatan şutu, kaleci Metin’in elinin ucundan sıyrılıp kornere gitmesi, Gökhan’ın bundan önceki maçlarda kısıtlı da olsa(Kocaeli hariç) oyuna girdiğinde sadece pres yapıp, hava topuna çıkması ile ceza sahası içinde gol atma yeteneğini unutma olasılığının olması, son saniye Alperenin alnını sıyıran yan topta kafa vuruşu, kornerlerde yokları oynamamız (Keçinin iki kulesi stoperler den dolayı olması muhtemel) Stoperlerimizin anlamsız isteksizlikleri, pas hataları, ilk hamleler de ki yetersizlikleri. Kaleci Erhan’ın her iki yarıda yine iyi kurtarışlar yapması . ( hatası olmadı mı? Tabi ki oldu)
Ve bu şekil maç bitiyor Gençlerbirliği yine yapacağını yapıyor, dört galibiyet serisi bozuluyor, hevesleri kursaklarda bırakıyor.
Maç sonu Recep Hoca takımın oyunundan memnunum dedi. Recep Hocam sen takımdan memnun olabilirsin ama kusura bakma Gençlerbirliği tribünü büyükten küçüğe futbolu iyi bilir. Maçı seyreden herkes ne futbolu, ne oyunu, nede çıkardığın takımı beğenmedi(Bu maç üzerinden) İşin enteresanı geçen sene aynı oyunla Sinan Kaloğlu’nu eleştirenler bir kaç kişi hariç bir çok kişi Hocanın üstüne toz kondurmamaya çalışıyor. Bu, Hocaya iyilik midir? Kötülük müdür? Bilemem. Onu sezon sonu gösterir. Ama olan Gençlerbirliği ile yaşayanlara oluyor. Benim için bu saatten sonra iyi oyunun kötü oyunun hiç önemi yok. Alınacak üç puanın önemi var. Hâl böyle iken Gençlerbirliği de bizden hınç alır gibi yapacağını yapıyor. İçerde maç kazanamazsan dışarda kazanmanın puan almanın önemi pek olmuyor. Evet, bu lig daha çok su götürür. Ama mesele şu; su fazla götürmeden çokça puan almak, mümkün olduğundan fazla puan almak. Sezonun ikinci yarı tüm takımlar için daha yıkıcı geçeceği de unutmamalı. Sonradan çok aramayalım bu puanları.
Gençlerbirliği’m sana kızmam, kızamam.
Sitemim yine hevesimizi kursağımızda bıraktın ya, ona.
Tünelin ucu mu?
Gidebildiğimiz kadar gideceğiz. Üç puan hayali bizi nereye götürecekse.
23.09.2024
NEŞELİ GÜNLER
Cumartesi günü sabah altıda İstanbul Söğütlüçeşme istikametine doğru hızlı trene bindiğimde aslında hiç aklımda yoktu. Biraz erken gelmiş olacağım ki koltuklar boştu. Sonra yanımdaki koltuğa birisi oturdu. Orta yaşlarda hafif kilolu bir beyefendi. Göz teması ile merhabalaştık. Trene biner binmez niyetim aslında uyumaktı. Yanımdaki beyefendinin üstünde İstanbul takımlarına ait olduğu belli bir forma vardı. Elindeki telefondan İstanbul Kadıköy’de kurulmuş takımın maçlarının videolarını seyrediyordu. Telefonunun kulaklığı yoktu ses açıktı. Oradakiler ile beraber bende bu durumdan rahatsız olmuştum. Sonra fark etti ve sesi kıstı iyice. Cumartesi günü bildiğiniz gibi bizim maçtan sonra Bizans Derbisi vardı. Beyefendi muhtemelen o derbiye gidiyordu. O videoları görünce benim de farklı bir şey yapmam gerektiğini hissettim.
Aklıma bir çok kez seyrettiğim Döğüşenler de Var Bu
Havalarda filmi geldi. Kulaklığı taktım, filmi açtım, telefonu önüme koydum, başladım seyretmeye. Yanımdaki beyefendi kendi seyrettiği şeyi bırakıp göz ucu ile benim telefonu seyretmeye başladı. Kulaklıktan dolayı bir şey durmuyordu ama ilgi ile takip ediyordu. Çıkardım kulaklığı ‘buyurun izleyin’ dedim. ‘Abi ilgimi çekti çok teşekkür ederim’ deyip izlemeye başladı. Epey sonra çıkardı kulaklığı ‘Vay be koskoca Gençlerbirliği nerelerden dönmüş? Ne badireler atlatmış?’ dedi. Sonra muhabbet koyulaştı. Doğma büyüme Ankaralıymış. Kendine ait bir firması varmış. Tekstille uğraşıyormuş. Benimde İstanbul’a maç için gittiğimi Gençlerbirliği taraftarı olduğumu, Pendikspor ile maçımız olduğunu anlattım. 1.lig maçı için İstanbul'a gitmem çok ilgincine gitmişti. Gençlerbirliği’ni sadece denk geldiğinde haber olarak baktığını anlattı. Bende esas ilginç olanın Ankaralı olup ta İstanbul takımı tutması olduğunu küçük iğnemelerle bahsettim. Gülümsedi sesini çıkarmadı. Biraz futbol, biraz Ankara konuştuk. Birbirimize başarılar diledik. Kendi dünyamıza döndüğümüzde İstanbul sınırlarına girmiştik bile.
Maç başladığında sakatlığı biten Alperen’i de ekleyip beşli defans hattı, defansif orta saha kurgusu, Mete Kaan’ın Metehan’ın yerinde sol hücumcu olması, sağda yine Amilton olması, gol yollarında zorlanacağımız kontratak oynayacağımızı, yan top ile gol bulmaya çalışacağımızı, yine az pasla ani ataklar olacağını düşündüm.
İlk yarı üstünlük Pendik tarafında idi. Erhan’ın kurtardı top ve ilk yarının son dakikasında Alperen’in inanılmaz hatası ile Lima’nın topu direğe nişanlaması ilk yarının en önemli pozisyonları idi. Etebo, Zuzek, Mete Kaan, Amilton takımın iyilerinden özellikle kaleci Erhan ise takımın kurtarıcısı idi ilk yarı. Tribünde bir çok kişi ikinci yarıda böyle geçer maç buram buram beraberlik kokuyor diyordu.
Bu arada deplasman tribünümüz harika idi.
İkinci yarı ilk yarıya oranla daha etkili başladık. Rakip önde presle defans hattımızı hata yapmays zorlamaya çalışırken Pendik defansı büyük bir hata yaptı ve maç başından beri istediğimiz kontratağı Amilton’la yakaladık. Soldan bindirme yapmış Mete Kaan’ı kimse fark edemedi. Amilton’un harika asisti ile golü bulduk. Bu gol bize öz güven rakibe ise telaş olarak geri döndü. Sinan’ın kafa vuruşu direkten dönmesi, Djittenin aşırtma vuruşu ile direkten dönen toplar Erhan’ın kalede devleşmesi ile maçı bitirdik.
İkinci yarı Recep Hoca aynı anda hem sol açığı Mete Kaan ve hem de sağ açığı Amilton’u aynı anda oyundan almasını biz tribünde anlayamadık. O dakikadan sonra oyuna giren futbolcular takıma yeterli desteği verdimi tartışılır. Ama yorgun Amilton’un bile Pendik defansı için sorun olacağı aşikârdı. Hakem için maç başından sonuna kadar sorun teşkil edecek bir şeyin olmaması sevindirici idi. Enes’in ikinci yarı oyuna girdikten sonra daha düne kadar beraber oynadıkları futbolcu arkadaşlarına hiç bir şey yokken agresif olmasını hiç yakıştıramadım.
Gençlerbirliği’ni kullanarak kendi hocasına şirin görünmek isteyip kendine yakışmayan o disiplinsiz hareketleri yaptı ise o tabi başka. Osman Özköylü ile Enes’in sorunu bizi hiç bağlamaz.
Maç sonu benim için en önemli iki şey oldu. Sezon başından beri tartışılan kaleci Erhan’ın taraftar tarafından alkışlanması tezahürat yapılması ve Erhan’ın da buna tepki verip taraftarı alkışlaması idi. Buzlar iki taraf için erimişti. İkincisi ve en önemlisi yine maç sonrası taraftarın futbolcular ile birlikte Recep Hocayı da tribüne çağırması idi. Önce biraz isteksiz davransa da yanındakilerin yoğun ısrarı ile tribüne doğru gelip takımı alkışlatması oldu. Bu takım taraftar ilişkisi açısından çok önemli idi bence.
Neşeli günler sanki geri geliyor. İçerde dışarda sorun yok mu? Tabi ki var. Başarılı sonuçlar geldiği sürece sorunların çözülmesi daha kolaylaşır. Şimdi sıra keçi maçında. Yine zor olacak ama kazanma olasılığımız kaybetme olasılığımızdan yüksek. Bu sene keçi iyi takım kurdu. Meyvelerini alıyorlar. Ama Gençlerbirliği dörtte dört için artık bu fırsatı kaçırmaz diye düşünüyorum. Fikstür açısından da iyi durumdayız. Önemli maçların bir çoğu ile oynadık.
Yolumuz halâ çok uzun, neşeli günler yakın.
16.09.2024
SADECE ÜÇ PUAN
Kendi sahamızda sezonun ilk üç puanını alma hevesi ve umudu ile Eryaman Stadına giderken yol boyu Gençlerbirliği’nden ziyade Erzurumspor'un inatçı ve disiplinli hocası Hakan Kutlu'nun maça eski takımı ile mi sahaya çıkacağını yoksa transfer tahtasını açtıktan sonra yaptıkları bol transferlerle yeni bir takım ile mi maça çıkacaklarını düşündüm. Bir iki takviye harici takımı ve
sistemi bozmayacağına emindim. Gençlerbirliği tarafında ise milli ara sonrası işlerin iyi gittiği yeni transferlerin adaptasyon sorunun kalmadığını antrenman performansları bize gösteriyordu. Kadro açıklandığında ise Alperen, Etebo ve Buğranın olmayışı yüzlerde endişe ve can sıkıntısı yarattı.
Cumartesi günü Erzurumspor Dadaşlar taraftar grubunun Ankara temsilciliğinden aldığımız mesaj bize gurur verdi. Mesajda şu yazıyordu;
"Yarın aynı kardeşlik içinde beraber tezahürat yapalım SİZ CANSINIZ. Kendi tribünümüzde asla küfür, hakaret ettirmeyeceğiz."
Nefret söylemleri, hakaret mesajları yerine bu tarz güzel mesajlar Gençlerbirliği kültürünün anlamını bir kez daha bize hatırlattı. İlk yarı sonu GAR Grubu’nun verdiği çiçek ve atkı ile konu taçlandı. Onlara da sezon boyu başarılar, kazasız belâsız deplasmanlar dilerim.
Maç geleneksel Gençlerbirliği Erzurumspor maçı gibi başladı ve aynı şekilde bitti. Kaos, fizik gücüne dayalı mücadele, pas hataları, seyir zevki olmayan bir ilk yarı. Erzurumspor, orta sahada bol pas ile ani kanatlara atılan topla oynama isteğinde ısrarlı idi( ki ilk yarı bu şekil pozisyon da buldular) ve mümkünse bulabildikleri kadar yan top bulmaya çalıştılar zorladılar. Gençlerbirliği ise ne olursa olsun defans dizilimini ve disiplini bozmadan oynamaya, Amiltonun sürati dikine oynama maharetlerine mahkum oynamaya çalıştı. Metehan'dan yararlanmak kimsenin aklına gelmedi. Burada üç oyuncumuzun özellikle Etebonun olmayışı çıkışlarda bizi etkiledi. Sakatsız iyi bir Etebo varken Nalepa önde baskı yapmayı seven takımların maçlarında şu an için iyi performans veremeyeceğini gösterdi. Oğuzhan, sağ tarafta pek sırıtmadı. Mücadelesi ile defansa katkı sağladı. Sinan ve Zuzek giderek birbirlerine daha çok alışma sinyalleri gösterdi. Kaleci Erhan'ın ilk yarıda ki kurtarışı bence maçın kaderini değiştirdi. Eğer o pozisyon gol olsaydı şimdi biz farklı bir hikâyeden konuşuyor olacaktık.
İkinci yarı oyunun hakimiyeti tamamen Erzurum tarafında idi. Altmış sekizinci dakikaya kadar yine çok pas yaparak, önde baskı kurarak, korner ve yan top organizasyonu yaparak mücadele ettiler. Gençlerbirliği tarafı ise tamamen skoru korumak ve az da olsa olacak kontra ataktan yararlanmak istediler. Ve bunu iki kere de buldular. Birinde Amiltonun yerden köşeye giden topunu kaleci iyi bir refleksle çıkardı, son anda top eline çarpıp kornere gitti. Ki maçtaki tek kornerimizde buydu. İkincisinde ise Erzurum defansının anlık uyuması, orta sahada baskı ile kapılan top, Amiltonun ısrarı ve araya pası, Dijittenin ofsayt ı bozmadan topu alışı, Erzurum kalecisinin gereksiz öne çıkışı, kaliteli bir aşırtma ile golün gelişi. Sonraki dakikalar tamamen teferruattı. Stratejik değişiklikler, Erzurum'un baskısı, kontradan ikinciyi yeme korkusu ile maç Gençlerbirliği lehine üç puan ile bitti.
Dikkatinizi attığımız gole çevirmek istiyorum. Aynı golün kopyasına yakınını Iğdır deplasmanında da yakaladık. Fakat orda ara pası Djitte, ofsayttan sayılmayan golü Amiltonun gereksiz bir saniyelik dengesiz öne çıkışı belirlemişti. Burada ise ara pası veren Amilton, doğru zamanda doğru yerde durmasını bilen, ofsayt a düşmeden golü atan Djitte vardı.
Gol atma becerisi yüksek bir santrfor bizi daha yukarılara taşıyacağına eminim. Yeter ki imkân ve pas gelsin.
İstatiklere bakıldığında oynanan maç geçen sezon ki Sinan Kaloğlu sistemi ve takımının kopyası gibi görülüyor. Zaten böyle maçlar ancak rakip hatası ile son bulunuyor. Taraftar Recep Hoca Sinan Hoca karşılaştırması yaparken golün gelmesi Recep Hocanın artı hanesine yaradı. Maç sonu stat çıkışı taraftarın ortak noktada birleştiği şey şu idi; Üç puan iyi, oyun geçen seneki gibi kötü.
Pendik maçı sisteminin böyle olmayacağını başka bir senaryo olacağını düşünmek istiyorum. Pendik maçında alınacak puan altın değerinde olup içerde ki Bolu beraberliğini puansal olarak da tamamen unutturacaktır. Umuda yolculuk kaldığı yerden devam ediyor.
O zaman devam.
02.09.2024
CİDDİYET LÜTFEN
Şu ahir hayatımda İstanbul Esenler ilçesine bir daha
gider miyim? Bilemem ama stat beni kendine aşık etti.
Akustiği iyi, üstü kapalı, saha çizgisine çok yakın koltuklar.
İki bin-üç bin kişilik kapasitesi ile dolu tribünlerle misafir
olarak gelen her takıma soğuk terler döktürecek bir
deplasman olur o stat. Tam bir Gençlerbirliği stadı olur
aslında. Bunu acaba sadece ben mi düşünüyorum? derken
bu deplasmanda bana sağlık sorunları olduğu halde eşlik
eden maçı stat da beraber seyrettiğim eşim anlamsızca
üstümüzde böğüren yüksek müzik sesi yüzünden
düşündüğümü kulağıma eğilip bağırarak söyledi;
“İlker, burası tam bizlik stat”
Daha sonra stat içerisinde konuştum tanıdık arkadaşlar da
aynı şeyi söyleyince buranın bizim için ideal bir stat
olduğunda hem fikir olduk.
Maça geçersek yine iştahlı bir oyun ile başladık.
Diğer maçların aksine sağ bek Fıratcan’ın ilk on birde
olmayışı onun yerine Alperenin sağ beke yakın oluşu,
Etebo’nun fiziksel olarak daha iyi olması, fazla baskı
yemeyince defanstan aldığı ilk topları orta saha ve kenar
oyunculara top dağıtma iştahı, Mikail’in zamanında
müdahaleleri, Ensar'ın orta sahaya hareketlilik getirmesi,
Amiltonun, Djittenin birbirlerine daha çok alışmaları, Buğra
ile Yasin’in sezon başından beri fazla kullanamadığımız sol
tarafı idareli ama etkili kullanma çabaları, Iğdır maçında
olduğu gibi risk almayan bir defans kurgusu, Esenler
Erokspor’un da çok etkisiz kalması ile daha oyunun yirmi
birinci dakikasında 2-0 lık skor hepimizi maçın farka
gideceğini, uzun zaman sonra rahat bir maç
seyredeceğimizi düşündürdü.
Ta ki Sinan Osmanoğlu'nun kendini mahalleden
arkadaşları ile keyif için halı sahada sanıp ceza sahası
çaprazında gereksizce yaptığı hareketlere kadar. Üst üste
gelen hatalar zincirine kaleci Erhan da eklenince Erok golü
kaçınılmaz oldu ve bu maç farka gidiyor düşüncesi bir
anda aman ne olursa olsun şu maç üç puanla bitsin
düşüncesine dönüştü.
Maçın gerisi mi? Gençlerbirliği için bir anda kuzey ile
güney kadar değişen oyun, bol oyuncu değişikliği, orta
saha da kör döğüşü, pas hataları, stresli dakikalar ve
birbirine güvenemeyen oyuncu grubu ile doksan artı üçte
ceza sahası içinde karambolde Erokspor’lu futbolcunun
vurduğu pozisyonda top Etebo'ya çarpmasa maç berabere
bitecek hayaller Paris ken son dakikada gelen gol ile
gerçekler Esenler olacaktı. Maçın bitiş düdüğünden sonra
normalde herkesin sevinmesi gerekiyor. Normal olanı bu
ama inanın bende sadece kızgınlık ve hayal kırıklığı vardı.
Recep Hoca taktiksel fiziksel olarak takımı daha iyi
bir yere getirmek için çok uğraş verdiğine eminim. Ama
mental olarak da bu takıma destek verilmeli. Bunu TSYD
maçında da Bolu maçında da gördük. İyi oynarken bir gol
ile takım bir anda bu kadar değişmemeli. Bu takımın abisi
de, genci de, yabancısı da aynı ciddiyetle oynamalı şahsi
duygularla hareket etmemeli takımdaşlık duygusu ile
hareket etmeliler. Orada bu konuyu oyunculara anlatacak
o işi yapacak isimlerin de olduğunu biliyoruz. Eğer bu konu
iyi incelenip doğru kararlar verilirse göreceksiniz diğer
maçlarda bir çok şey daha kolay olacaktır. Milli aralar
geçmişte bize hiç iyi gelmedi inşallah bu sefer iyi gelmesi
dileği ile...
25.08.2024
İMKÂNLAR İÇİNDE Kİ İMKÂNSIZLIKLAR
Sen milyarlık takım kur, 1.lig için flâş transferler yap, stat da ki yüz küsür hatayı hızla hallet, ışıklandırma yap, takımı Ankara'da hazırlayıp her on beş günde sırf Iğdır şehir takımı diye kasaba stadında dahi olmayacak bir yerde maç yaptır. Derme çatma tribün, tel örgüleri, duvar üstlerinin üstünde maç seyreden insanlar. Ofsayt çizgilerini bile bir kaç açıdan “lütfen” çizilebilecek hale getir ve hatta şampiyonluğun en büyük adaylarından biri olarak gösteril. İmkanlar içinde imkânsızlıklar. Iğdır F. K. için şampiyonluk çok zor. Iğdır F. K. rakibe olduğu gibi kendilerine de deplasman. Güzel havaların bir de karlı buzlu kış şartları olacağını unutmayalım. Bu şartlar göz önüne alınırsa Gençlerbirliği bakımından iyi sayılabilecek bir zamanda maç yaptı. Bu maçın o sıcakta o saatte oynanması da enteresan bir karar. Zira maçı seyreden herkesin elinde bir karton, sıcaktan korunmanın çarelerini arıyorlardı. Maça gelen Iğdırlı taraftar arkadaşlara çok teşekkürler. Bir tek olumsuz tepki, hakaret tv ekranından duymadım. Hatta bir pozisyonda Amilton ile Iğdır teknik heyetinde yaşanılan tatsızlıktan sonra özür için tekrar tokalaştıklarında taraftardan gelen alkış sesleri. Hazırlık maçı havasında 1.lig maçı. İlk yarı rakip hücum ederken beşli, Gençlerbirliği hücum ederken üçlü, risksiz bir savunma, bir kaç hızlı pastan sonra kanatlara ve santrfor top atmaya çalışan defansif yönü yüksek bir orta saha, geçmiş maçlara göre
çok istekli santrfor ve sağ açıkla maça başladık. Sol açıkta ise değişken sürpriz isimler gördük. Maça diğer maçlarda olduğu gibi istekli başladık. İlk yarı orta saha mücadelesinin yüksek olduğu Djitte ve Amilton’nun önüne atılan hızlı toplar ile Sol taraftan Yasin’in bindirmeleri ile geçti. Sağ bek tarafından maalesef bu bndirmeleri göremedik. Ofsayt olduğu söylenen golümüzde forvetimiz biraz sabır gösterip bir saniye sonra çıksa maç erken de kopabilirdi. Iğdır F. K. nın verilmeyen golü bana göre net gol. Kalecimiz Erhan her ne kadar seksen beş de yüzde yüzlük artarda iki gol çıkarsa da hala güven vermiyor. İki tane çok net hata yaptı bu maçta. Biz seyredenler önemli değil takım arkadaşları güvensin yeter. İkinci yarı her iki takım orta sahada çok top kaybı yaptı. İki pastan sonra rakibe verilen toplar çoktu. Djitte’nin arka direkte kaçırdığı gol akıllara başka isimleri getirdi. Ensar'ın sağ bekte ki performansı iyi idi. Djitte, Etebo, Amilton, Mikail, Ensar, Buğra sahanın iyilerindendi. Stoper sorunumuzun gelecek maçlarda daha iyi olacağını düşünüyorum. Peki, sağ bekte artık kim oynayacak? Gol atmak halâ bizim için zor mu olacak? Yeni transferlerle ideal kadromuzu kaç hafta sonra göreceğiz? Kampı zamanını tesislerde geçirmek ileriki maçlarda bizi etkileyecek mi? Üç puanın gelmemesi takımı etkiliyor mu? Maddi kaynak sorunu malum satış sonrası bitecek mi? Peki sonra ne olacak?
Iğdır deplasmanına göre alınan bir puan iyi gözükse de baktığımızda üç maçta dokuz puan almak içten bile değilmiş. Üç maçta alınan iki puan kimi memnun eder bilemem ama benim gibi düşünenleri memnun etmediği gerçek. Maç sonu telefonla konuştuğum arkadaşlarda söylenen benimde dile getiremediğim şey takım birlikteliğimizin olmayışı. Kimin nerede durduklarını bilmeyi ileri, hissetmemeleri ve güvensizlik. Halâ hazırlık aşamasındayız. O yüzden dokuz yerine iki puandayız. Ekrandan gördüğüm kadarı ile Recep hoca artık kabuğunu kırmış. Hakeme tepki veriyor, sağa sola ikaz ediyor. Erok maçında üç puana kavuşmak, Ankara'ya mutlu dönmek dileği ile.
20.08.2024
Hayalle yaşarken gerçek dünya da.
Dün ilginç bir gün yaşadık. Benim gibi bir kaç kişi hariç
herkes sanki ağız birliği olmuş, Boluspor karşısında galip
geleceğimizi hatta farklı galip geleceğimizi yüksek ses ile
beyan ediyorlardı stat çevresinde. Aksine ben bu maçın zor
geçeceğini söylediğimde bir çok arkadaş buna ihtimâl dahi
vermemiş küçükte olsa dalga konusu olmuştum.
Bu düşüncem takıma olan güvenden kaynaklı değil rakip
takımın standartlarının belli olmamasındandı. Tabi ki insan
kazanmak sezonun ilk galibiyetini statta keyifle yaşamak
ister. Maalesef olmadı.
Kadro açıklandığında Kocaelispor karşısında ki on birin
aynısını bu maçta da görünce herkes gibi ben de çok
şaşırdım. En azından birkaç değişiklik olacağını
düşünüyordum. Sanırım teknik heyet Kocaeli maçının
birinci yarısındaki oyuna güvenerek ve o oyunun üstüne bir
şeyler katabilir miyiz? Diyerek aynı kadro ile çıkmış olabilir.
Ama aynı oyunu maalesef göremedik. Kocaeli maçında
kaçırdığımız gol pozisyonlarını düşünürsek ne demek
istediğim daha iyi anlaşılır diye düşünüyorum.
Bu iki maçta ki en önemli fark rakiplerden
birinin(Kocaeli) futbol oynamak için sahada olduğu
diğerinin ise kadro yapısı ile futbol oynatmamak için
sahada olduğunu söyleye biliriz. Anlaşılıyor ki futbol
oynamak için sahada olan takımlarla daha iyi mücadele
edeceğiz. Bu aşamada önümüzde ki Iğdır maçından ben
umutluyum. Ama Bolu gibi sıkıcı, standartları dışına
çıkmak istemeyen, oyun içinde yapacakları belli olan
takımlara karşı golü erken bulamaz isek ya da sürpriz bir
gol yersek zor anlar yaşayacağımız kesin. Teknik heyetin iyi
oyunu geliştirmek için ne kadar mücadele ediyorsa bu
konu ile de mücadele etmesi gerekir.
Kötü oyun sergileyen isimleri yazmanın gereği yok.
Zaten herkes hatta kötü oynayanlar bile görüyor
düşünüyordur. Sorun aynı hataların devam etmesi. Bu
hataların tekrarlanması. Santrfor transferinin ilk yapılacak
transfer olması gerekirken nerede ise son transfer
yapılması. Orta saha ve defans arasında koordinasyon
eksikliği. Yan top hücumlarımızda santrfor um uzun arka
direkte iki stoper arasında ki yalnızlığı. Ceza sahasına
santrfor harici özellikle ön direğe fazla oyuncu
sokamayışımız ki gol öyle geldi. Topu sağdan sola soldan
sağa çevirip bir türlü ceza sahasına oyunu ve topu
yığamamışımız. Oyuncu değişikliklerinde başarılı
olamamamız, aynı oyuncuların değişmesi. Rakip takımın
erken golü ve oyunu kilitlemeye çalışması maçı berabere
bitiren faktörlerden bir kaçı diye sayabiliriz.
Umarım bu beraberlik teknik kadro için faydalı
olmuştur. Tekrar söylüyorum futbol oynamak isteyen her 1.
Lig kadrosu ile kafa kafaya oynarız. İşte o yüzden Iğdır
maçından ümitliyim. Sürpriz bir sonuç ile galip gelirsek
kimse hiç şaşırmasın. Takım olma konusunda sorunları
açarsak daha iyiye gidebiliriz. Yoksa işimiz ve hedefimiz
zora girer. Hayalle değil gerçekleri bilerek oynamak en
doğrusu.
13.08.2024
COĞRAFYA - KADER- SANTRFOR
Ankara'dan çıkıp Kocaeli’ne doğru yol alırken arkadaşlarla
otobüste Kocaelispor-Gençlerbirliği maçını konuşacak çok
vaktimiz oldu. Gençlerbirliği olarak umutsuz gitmediğimizin
farkındaydık. Güzel bir skorla dönmenin çareleri vardı. Çünkü
ileriki maçlarda ligi domine edecek flâş transferleri olan ama hazır
olmayan bir takım ile ligin ilk maçına çıkacaktık.
Aslında maça TSYD maçında ki gibi genel anlamda geçen
seneye göre çok pas yaparak (360 pas), defansta risk almamaya
çalışarak, gerekirse ceza sahası dışında faul yaparak (Burada
güvenilen isim Sinan-Alperen ikilisi olmalı ki çünkü ceza sahası
dışından çok faul yapıldı), hücumu göbekten gelerek değil de
(Santrforumuza göbekten atılan toplarda yeterince ayağında
tutamayacağına inanılarak olabilir) kanatlardan hızlı gelerek,
Kocaeli beklerini kenara çekerek orta sahadan gelecek sürpriz
katkıları bekleyerek başladık. Bu plân bir bakıma genelde oyunun
ilk yarısında da tuttu. Golü bulduk, Santrforumuzun sakin kalması
ve doğru vuruşları yapması ile golleri bulmak içten bile değildi. İlk
yarı bitiş düdüğü ile Kocaeli tribünleri takımlarını ıslıklayıp oyunu
beğenmediklerini itiraf ediyorlardı. İstedikleri tek bir şey vardı
Marcao’nun oyuna girmesi.
Eğer maçın ilk yarısı berabere bitse idi Ertuğrul Hoca Marcao'yu
skora göre ikinci yarının ortalarına doğru alacağına
düşünüyordum. Çünkü futbolcu hem hazır değil hem de kilolu idi.
Kocaeli risk aldı ve ikinci yarı risk alarak Marcao ile başladı.
Gençlerbirliği için en kötü senaryo gerçekleşti Marcao topla
buluştuğu nerede ise ilk pozisyon stoperde ki futbolcularımızın
müdahale edememesi, güçlü fiziği, topu ayağında tutma özelliği
ile golü kalemizde bulduk. Hemen ardından daha tam
toparlanamadık ikinciyi yedik. Bitirici santraforun ne demek
olduğunu Marcao bize maç esnasında tane tane anlattı. Biz ise
santrforlarımızın heyecanı, eksiklikleri, yetersizlikleri ile goller
kaçırmaya devam ettik. Recep Hocanın oyuna müdahaleleri ile
oyun kontrolü bizde gibi görünse de Kocaeli aldığı avantajı
korumaya çalıştı. Son dakikalarda ileriye gönderilen Sinan'ın
gereksiz dirsek göstermesi olmasa bu gün herkes Marcao'yu değil
Nalepa’nın enfes golünü konuşuyor olacaktı.
Defanstaki zaaflarımız halâ devam ediyor, orta saha yumuşak
kalıyor faul yaparak rakibi durdurmak nereye kadar gidecek?
Santrfor eksikliğini söylemeye hiç gerek yok. Formsuz oyuncular
var. Bu maçta Amiltonun ben çok iş yapacağını düşündüm ama
kafasını kaldırmaması, çalım sevdası en az iki net kontra atağımıza
mâl oldu. Defans oyuncularımız alışma devresinde olabilir ama lig
başladı bu nereye kadar sürecek? Pas oyunumuz ligin beşinci
haftasında ligin diğer takımları tarafından çözülecektir. Bir b plânı
hocanın kafasında mutlaka vardır diye düşünüyorum.
Sonuçta bu kadrodan dört oyuncu değişikliği ile daha ayağı
yere basan bir takım olacağımızı düşünüyorum. Yeter ki sezon
içinde tıpkı bu maçtaki gibi iyi başlayıp kötü skorla bitirmeyelim.
Son olarak biz terörist değil taraftarız. Konu ne olursa olsun
çocuğun, kadının olduğu sadece maç seyretmek için gelinen
yerde böyle sert müdahale olmamalıydı.
06.08.2024
Sezonun ilk maçına Kocaelispor deplasmanı ile başlıyoruz.
TSYD maçında alınan ağır yenilgi Gençlerbirliği açısından sezonun
ilk beş-altı haftasının rakiplerde göz önüne alınırsa zor geçeceğini
gösteriyor.
Şu ana kadar çıplak gözle Gençlerbirliği’nin iki maçını
seyrettim. Gerede de Makedonya’nın köklü takımı FC Shkupi, birisi
de TSYD kupa maçı. BJK maçını ise TV den seyrettim. Bu üç maçta
da gördüğüm ortak özellik defans hattımızın halâ birlikte oynama
özelliğine sahip olmayışı, oyuna yeteri kadar katkı verememeleri ve
fizik olarak yeterli seviyede olamayışımız. Bunun sebeplerini
teknik ekip iyi analiz etmeli.
Özellikle TSYD maçının ilk yirmi-otuz dakikası göze hoş gelen
işler yapılmaya çalışılsa da son yılların en önemli eksikliklerinden
biri olan santrfor eksikliği bizi hücum hattında yine soru işaretleri
ile baş başa bıraktı.
Yeni transfer edilen oyuncuların (Mete Kaan- Nalepa-Etebo)
takıma katkısı, Osman Sungur Başkanın bir stoper çok iyi bir
santrfor alınacak sözü oynadığımız maçlarda ki zaaflarımızı
örtecek nitelikte olacağını düşünüyorum. Fakat bizim yaptığımız
transferler, rakiplerimizin yaptığı transferler ve bu ligin dinamikleri
göz önüne alınılırsa sezon sonunda hayal ettiğimiz süper ligi
görecek miyiz kafalarda soru işareti. Onu da teknik ekibimizin ve
futbolcu kardeşlerimizin üstün mahareti gösterecek.
Sezona hangi maç ile başlardın diye soracak olursanız ben
inanın Kocaeli deplasmanı derdim. Kocaeli, her ne kadar flâş
transferler yapsa da onlarında hazır olmadığını duyuyoruz,
biliyoruz. Hatta bence bu konuda onlardan bir tık daha da
üstünüz. Çok para harcamakla bu ligde şampiyon olunamayacağı
aşikâr. Yeter ki mantıklı ve yerinde transfer yapılsın. Kocaeli’nin
yaptığı transferlerle her takım karşılarına ful konsantrasyonla çıkıp
oynayacaklarına eminim.
Yönetime, teknik heyetimize, futbolcu kardeşlerimize ve
camiamıza başarılar diliyorum. Yolumuz uzun. Lig her yıl olduğu
gibi yine her şeye gebe. Hele şu altı haftayı en az hasarla atlatalım.
Sabredelim, önümüzü görelim.
Oradayız. Yerimiz belli deplasman tribünü.

Tevhit Yavuz
12.03.2025
11 Maçlık Yenilmezlik Serisi Sona Erdi!
Gençlerbirliği ile Çorum FK arasındaki bu karşılaşma tam anlamıyla bir taktik savaşıydı. İki takım da sahaya kontrollü başladı, ancak Çorum FK'nın agresif oyun yapısı ve orta sahada kurduğu baskı, Gençlerbirliği'ni zaman zaman zor durumda bıraktı.
Özellikle ilk yarım saatte Gençlerbirliği pas oyunuyla rakibini yıpratmaya çalıştı, ancak Çorum FK'nın hızlı hücumları ve etkili presi kırmızı-siyahlıların oyununu bozdu. Nitekim 32. dakikada Atakan Akkaynak'ın attığı gol de bunun bir sonucu oldu. Çorum FK bu dakikaya kadar zaten rakip kalede daha fazla tehlike yaratıyordu ve bu gol onların özgüvenini iyice artırdı.
İkinci yarıya Gençlerbirliği'nin daha baskılı başlamasını bekliyorduk, ancak Çorum FK bu baskıyı kırmayı başardı ve 53. dakikada Eren Karadağ’la farkı ikiye çıkardı. İşte burada Gençlerbirliği için işler iyice zora girdi. Ancak pes etmediler, özellikle Leo Gaucho’nun 71. dakikada attığı gol takıma moral verdi. Son bölümlerde baskıyı iyice artırdılar ama Çorum FK savunması ve kaleci kalelerini iyi savundu.
Gençlerbirliği açısından bakarsak, bu mağlubiyet 11 maçlık yenilmezlik serisinin sonu oldu. Hüseyin Eroğlu yönetiminde ilk yenilgilerini aldılar ve açıkçası bu maç, eksiklerini net bir şekilde gösterdi. Önde baskı gördüklerinde zorlandılar ve savunmadaki zaafları cezalandırıldı. Öte yandan, Çorum FK yeni teknik direktörü Tuncay Şanlı ile çıktığı ilk maçta sahaya karakter koydu. Takım savunması, hızlı hücumları ve doğru anlarda yaptığı presle galibiyeti hak etti.
Sonuç olarak, Çorum FK bu kritik galibiyetle play-off yarışında önemli bir adım attı. Gençlerbirliği ise bu mağlubiyetten dersler çıkarıp önündeki maçlara odaklanmak zorunda.Maçın detaylarına daha derinlemesine inersek, Gençlerbirliği'nin bu karşılaşmada yaşadığı temel sıkıntılar üç ana noktada öne çıktı:
Orta Saha Hakimiyeti
Gençlerbirliği'nin en büyük sorunlarından biri orta sahada yeterince direnç gösterememesi oldu. Çorum FK, özellikle Atakan Akkaynak ve Eren Karadağ gibi isimlerle merkezde güçlü kaldı ve ikinci topları toplamada rakibine üstünlük sağladı. Bu da Çorum FK'nın hücum sürekliliği yakalamasına yardımcı oldu. Gençlerbirliği'nde ise pas akışkanlığı ve bağlantılar zayıf kaldı, bu da rakibin presini kırmalarını zorlaştırdı.
Hücumda Yetersizlik
Gençlerbirliği’nin en büyük silahlarından biri kanatlardan gelişen ataklar ve özellikle Leo Gaucho’nun bireysel yetenekleriydi. Ancak Çorum FK'nın sert savunması ve özellikle stoperlerinin hava toplarındaki başarısı, Gençlerbirliği’nin hücum etkinliğini azalttı. Maç boyunca Gençlerbirliği çok fazla yan ortayla gol aradı ama Çorum FK savunması bu topları büyük ölçüde savuşturdu. Ayrıca, forvet hattında bitiricilik konusunda ciddi sıkıntılar yaşandı.
Savunma Hataları
Savunma hattı Gençlerbirliği adına en zayıf noktalardan biriydi. İki golde de savunmanın pozisyon hataları ve bireysel dikkatsizlikler büyük rol oynadı. Atakan Akkaynak’ın golünde, orta sahada bir anlık boşluk verilmesi ve rakibin çok rahat şut açısı bulması dikkat çekiciydi. İkinci golde ise savunma çizgisinin dengesizliği ve Eren Karadağ’ın markajsız kalması, skoru Çorum FK lehine çevirdi.
Çorum FK’nın Başarısı
Bu maçta Çorum FK'nın kazandığı üç puan kesinlikle tesadüf değildi. Tuncay Şanlı, ilk maçında takımını oldukça iyi hazırlamış. Rakibin zaaflarını iyi analiz etmişler ve özellikle ikinci topları kazanma konusunda başarılı oldular. Rakibin hücum geçişlerini keserek, kendi oyunlarını dikte ettirdiler.
Gençlerbirliği'nin Geleceği Ne Olur?
Bu yenilgi elbette büyük bir darbe ama takımın ligdeki konumunu çok fazla etkilemeyebilir. Ancak, play-off yarışı ve zirveye yakın kalabilmek için orta saha direncini artırmaları gerekiyor. Hüseyin Eroğlu’nun savunma hatalarına daha fazla odaklanması ve hücumdaki üretkenliği artırmak adına farklı formüller denemesi şart. Ayrıca, rakip baskısı karşısında daha sakin kalmaları ve panik paslarından kaçınmaları gerekiyor.
Gençlerbirliği'nin önündeki fikstüre baktığımızda, özellikle doğrudan rakipleriyle oynayacakları maçlar büyük önem taşıyor. Eğer bu mağlubiyetten ders çıkarırlarsa, hala ilk iki sırayı zorlayabilecek bir potansiyele sahipler.
Sonuç olarak, Çorum FK dersine iyi çalışmış, Gençlerbirliği ise eksiklerini daha net görmüş bir şekilde bu maçtan ayrıldı. Sezonun geri kalanı için iki takımın da nasıl bir reaksiyon vereceği belirleyici olacak.
03.03.2025
Rahat Aldık Üç Puanı
Trendyol 1. Lig’in 27. haftasında sahamızda oynadığımız Manisa FK maçını oldukça rahat bir şekilde kazandık. Üç puanı haneye yazdırmak, taraftar olarak hepimizi fazlasıyla mutlu etti. Ancak, rakibimizin önemli eksiklerinin olduğunu da göz ardı etmemek gerek. Manisa FK, en iyi iki oyuncusunu kadro dışı bırakmış ve sıkıntılı günler geçiriyordu. Bu durum, bizim işimizi bir hayli kolaylaştırdı ve zorlanmadan bir galibiyet almamızı sağladı.
Ancak, bu galibiyet ilerleyen haftalar için bizi rehavete sürüklememeli. “Nasıl olsa rahat kazanıyoruz.” gibi bir düşünceye kapılmamalıyız. Unutmayalım ki, bir önceki hafta 3-1 önde olduğumuz maçı 3-3 tamamlamak zorunda kaldık. Hatta, biraz daha şanssız olsak 4-3 kaybedebilirdik. Bu nedenle skor ne olursa olsun, yakaladığımız her pozisyonu gole çevirmek için mücadele etmeliyiz. Ayrıca, galibiyeti korumak adına geri çekilmemeliyiz. Skoru koruma hastalığı, ilerleyen süreçte başımıza büyük dertler açabilir.
Genel olarak maçlara hızlı başlayıp erken bir skor avantajı elde ediyoruz. Ancak, daha sonra skoru koruma odaklı bir oyun anlayışına bürünüyoruz. Bu durumu net bir şekilde gözlemleyebiliyoruz. Fakat bunun doğru bir sistem ya da strateji olduğunu düşünmüyorum. Oyunu 90 dakikaya yaymalı ve her fırsatı gole çevirmek için sahada olmalıyız. Eğer gerçekten Süper Lig’e doğrudan yükselmek istiyorsak, bunu yapmak zorundayız.
Takım iyi bir hava yakaladı ve kaybetmemeyi öğrendi. Bu bizim için önemli bir avantaj. Ancak bu durum, bizi rehavete sokmamalı. “Nasılsa kazanıyoruz.” düşüncesine kapılmamalı ve her maça aynı ciddiyetle çıkmalıyız.
Önümüzde Amed maçı var ve bu maçın da kendi zorlukları olacak. Özellikle saha zemini konusunda ciddi problemler yaşanıyor. Amed’in zemini de bizim Eryaman Stadyumu gibi oldukça kötü durumda. Hatta, Eryaman’ın zemini bile onlarınkiyle kıyaslandığında çok daha iyi seviyede kalıyor. Ancak yine de her iki stadın zemini de oyuncu sağlığı açısından ciddi riskler barındırıyor.
Milyarlarca lira harcanarak kurulan takımlar ve futbol üzerinden para kazanan birçok kesim varken, stat zeminlerinin bu kadar kötü olması kabul edilemez. Bu denli büyük yatırımlar yapılan bir branşta, oyuncuların sakatlanmasına neden olabilecek derecede kötü zeminlerde maç oynanması büyük bir çelişki. Mahalle maçlarında dahi kullanılmaması gereken sahalarda milyonlarca liralık oyuncular mücadele etmek zorunda kalıyor. Bunun yerine öncelikle stat zeminlerinin düzeltilmesi gerekiyor. Harcanan paraların ve verilen emeklerin boşa gitmemesi, en önemlisi de sporcu sağlığının korunması için birinci önceliğin stat zeminleri olması şart.
Amed maçında zeminin azizliğine uğramadan, ciddi bir sakatlık yaşamadan sahadan galibiyetle ayrılmayı umuyoruz. Umarız, takımımız bu bilinçle sahaya çıkar ve yoluna emin adımlarla devam eder.
24.02.2025
YİNE OLMADI!
Keçiören deplasmanı öncesinde, takımın 8 haftadır yenilmiyor olmasından ötürü mutlak galibiyet bekliyorduk. Ancak Keçiören’e şansımız tutmadığı için içimizde hep bir "Acaba?" vardı. Maça çok da hırslanmıştık. Keçiören yönetiminin ek kontenjan vermemesinden ötürü beklentimiz mutlak galibiyetti. Bir hafta önce Iğdır FK'dan 3 yemiş Keçiören’i rahat yeneriz düşünceleri de kafalarımızda dolaşıyordu.
Maç başladı; kontrollü oynuyorduk ve pozisyon bulmaya çalışıyorduk. Ancak kornerden dönen topla golü yedik. Burada, adam paylaşımı ve alan savunması anlamında çıkarmamız gereken dersler var. Yediğimiz golden sonra toparlandık ve Nalepa’nın orta sahada baskı yapıp kazandığı topu çok güzel bir şekilde Popa’ya aktarmasıyla beraberliği yakaladık. Gerçekten Popa da çok güzel bir gol attı.
Sonrasında Amilton’a yapılan hareket net penaltıydı ve skor 1-2 oldu. Tribünde çok keyiflendik, yerimizde duramıyorduk. İlk yarının bitimine yakın Popa'nın kafasından gelen bir golle durumu 1-3 yaptık. Gerçekten zevkten dört köşeydik tribünde. İlk yarıyı 1-3’lük üstünlükle kapattığımızda, ikinci yarıda farkı açar ve beş gol atarız diye kendi aramızda konuşuyorduk.
İkinci yarı başladı ve takım oyundan düşmeye başladı. Hızlı çıktığımız iki pozisyonu kaçırdıktan sonra Keçiören biraz daha baskılı oynamaya başladı ve biz buna karşılık veremedik. Galibiyeti koruma isteğiyle yapılan oyuncu değişiklikleri, maalesef 2 puan kaybetmemize neden oldu. Futbolda yakaladığını atamazsan, rakip cezayı keser. En çok güvendiğimiz takım savunmamız ve kalecimiz bu kez skoru koruyamadı ve maç 3-3 berabere bitti. 2 puan kaybettik. Şeytanın bacağını yine kıramadık; bu Keçiören bize çelme takmaya devam edecek gibi görünüyor.
Takımın ilk yarıdaki oyunu, ilerisi için bize umut verdi. Takım oturdukça ilk 2 için şansımız oldukça yüksek. Bundan sonraki süreçte hep birlikte TEK SEVDAMIZ Gençlerbirliği’ni destekleyerek Süper Lig yolunda motive etmeye devam edeceğiz. Sonu şampiyonluk ve Süper Lig olur umuduyla!
06.02.2025
Paranın Gücü Yetmedi
Trendyol 1. Lig'in 22. haftasında, ligin başında şampiyonluk favorileri arasında gösterilen ve yüksek bütçeli, pahalı transferlerle dolu Alagöz Holding Iğdır FK ile karşılaştık. Bu maç, sadece saha içinde değil, alacak-verecek yönünden sıkıntılar yaşadığımız Cantürk Alagöz ve paranın gücüne karşı da bir mücadeleydi. Sahadan 2-0 galip ayrılmamız, yalnızca üç puan kazanmaktan çok daha fazlasını ifade ediyordu.
Rakip takımın kendini bilmez taraftarının “5 lira verelim, Iğdır diye bağırın” tezahüratının ardından alınan bu galibiyetin anlamı daha da büyüdü. Unutmamak gerekir ki, Gençlerbirliği Cumhuriyet ile yaşıt ve bir başkaldırı ruhuyla kurulmuş bir kulüptür. Bu yüzden kimse hayal bile kurmasın; Gençlerbirliği, para ile ele geçirilebilecek bir takım olmadı, olamaz ve olmayacak.
Maça hızlı başladık ve çok erken bulduğumuz klas bir golle öne geçtik. Aslında tam da istediğimiz buydu çünkü biz 0-0’da, rakip kontrollü oynarken pozisyon bulmakta zorlanıyoruz. Ancak erken golü bulduktan sonra, takım olarak en iyi yaptığımız şeyi yaparak savunmaya odaklandık ve skoru korumaya çalıştık. İlk yarıda rakibin büyük bir üstünlüğü olmasa da, özellikle ikinci yarıda bizi oldukça zorladılar. Bu durumdan bir an önce kurtulmalıyız. Hücum için hocanın istediği oyuncuların transfer edilmesi ve üçüncü bölgeye geçiş oyununu daha etkili oynamamız şart. Eğer gerçekten hedefimiz Süper Lig ise, teknik direktör değişikliğini haftalar önce yapmış olsaydık, bugün belki de ilk iki içinde yer alıyor olacaktık.
Çok fazla puan kaybetmeden ve ilk iki hayalinden uzaklaşmadan, hızlıca bir santrfor ve kanat oyuncuları transfer etmek zorundayız. Yönetimin, hocanın istediği isimleri bir an evvel kadroya katıp takıma monte etmesi gerekiyor.
Evet, bu hafta paranın gücünü yendik! Çünkü futbolda, toplama takımlarla ve sadece paranın gücüyle çok ileri gidemezsin. Büyük başarılar için, oturmuş bir kadro, takım uyumu ve geçmişte oluşturulmuş bir başarı kültürü gerekir. İşte bu başarı kültürü ve takım olma becerisi bizde fazlasıyla var! Yönetim, gerekli takviyeleri hızla yaparsa, ilk iki sadece bir hayal olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşecektir.
Bizi paranın gücüne mağlup etmeyen takımımızı yürekten kutluyorum!
30.01.2025
Teknik Direktör Farkı!
Haftalar öncesinden söylediğimiz ve ısrarla eleştirdiğimiz konu, teknik direktördü. Çünkü bu ligde yukarı oynamak istiyorsanız, ligi çok iyi bilen ve oyuncuları tanıyan bir teknik direktör ile çalışmalısınız. Bunu sezon başından itibaren anlatmaya çalıştık ve eleştirdik. Aslında eleştirilerimizin ne kadar doğru olduğunu ve sezon başındaki teknik direktör seçimimizin ne kadar yanlış olduğunu, yaptığımız teknik direktör değişikliği ile çok net görmüş olduk.
Hüseyin Eroğlu geldikten sonraki maçlara baktığımızda, takım savunmasının daha iyi olduğunu ve savunma oyuncularının oyuna katkı sağlamaya çalıştıklarını gözlemlemeye başladık. Takım, ileriye daha kalabalık çıkabiliyor ve gol pozisyonlarına girebiliyor. Bunun neticesinde üst üste iki galibiyet aldık. Yendiğimiz takımlardan biri lider Kocaelispor, diğeri ise sıralamada bizim rakibimiz olan Boluspor. Bu iki galibiyetin ardından ikincilik umutlarının yeşerdiğini düşünüyorum; çünkü takım olarak oynamaya başladık ve son iki haftada bunun sonuçlarını aldığımızı görüyoruz.
Bundan sonraki süreçte, hocanın istediği iki ileri uç oyuncusunun takviyesiyle daha iyi sonuçlar alacağımızı ve ikincilik hayalini daha fazla kuracağımızı düşünüyorum. Burada gerçekten teknik direktör farkının önemini anlamış olmalıyız. Sezon başında doğru kadro seçimi yapmanın ne kadar önemli olduğunu öğrenmişizdir. Doğru hamlelerle hedefe doğru yürümeye devam!
24.12.2024
Futbol Ciddiyet İster
Bu hafta, kupada Kasımpaşa’nın U19 takımına 0-1 yenilip elenmenin üzüntüsünü yaşarken, bir de kendi evimizde Adanaspor’a mağlup olmanın acısıyla, hafta Gençlerbirlikliler için adeta zehir oldu.
Kupa maçında rakibimizin sahaya çıkmayacağını düşünerek, ne bir analiz yapılmış ne de maçı ciddiye alan bir hoca ve takım sahadaydı. Sonuç hüsran oldu ve kupada gruplara kalamadan elendik.
Bu durum bilinçli yapılmış olabilir. Belki de kupada oyuncu kaybetmemek ya da sakatlık yaşamamak adına böyle bir tercih yapıldı. Ancak her ne olursa olsun, şunu unutmamak gerekir: Gençlerbirliği, bulunduğu her ortamda ve çıktığı her maçta hedefi kazanmak olmalıdır. Bunun aksi, Gençlerbirliği’nin kuruluş efsanesine aykırı bir harekettir ve asla kabul edilemez.
Gelelim lig maçına… Adanaspor’u benim izlediğimin yüzde 2’si kadar bile izlememiş ve rakibini hiç analiz etmemiş bir teknik ekip var takımımızın başında. Neden bu kadar iddialı konuşuyorum? Çünkü Adanaspor kötü futbol oynamıyor; iyi mücadele ediyorlar. Sadece gol bölgelerinde beceriksiz davrandıkları için genelde sahadan 1 ya da 2 farklı mağlubiyetlerle ayrılıyorlardı. Yeni yönetimleri, muhtemelen ilk maçlarında primleri iyileştirdi ve onlar, deplasmandan 3 puan alıp gittiler.
Peki biz ne yaptık? Biz sadece Adana’yı izledik. Tribün izledi, teknik heyet izledi, sahadaki oyuncular izledi. Sonuç yine hüsran. Maça başlarken kadroda çok farklılık yoktu. Sinan’ın yokluğunda Alperen stoper, Elyas Durmaz sol bek oynadı, Oğuzhan Berber ise kendi mevkisi olan sağ bekteydi. Buraya kadar her şey normaldi.
Ama sahada hiç mücadele yoktu! Rakibin ataklarında ofans oyuncularını rahatsız eden bir futbolcumuz dahi yoktu. Orta saha deseniz aynı: Al-ver, yan top, yan top. Hiç beklemediğimiz bir anda, kaleci Erhan’ın ikramıyla bir gol yedik. Düşünün, ligin 19. sırasındaki takım ceza sahası dışından, kalecinin hatasıyla gol atıyor. Bu durumda takım olarak reaksiyon göstermen gerekirken, rakip hâlâ seni rahatsız ediyor. Ve senin etkili bir atağın dahi yok! İlk yarıda yalnızca Metehan’ın vurduğu toptan başka pozisyon bulamadık.
İkinci yarıya gelirsek... Hocadan galibiyet için oyuna müdahale etmesini bekliyoruz. Ancak Recep hoca, Gökhan ve Çağrı Fedai’yi oyuna alıyor. Bu tercihler anlaşılır gibi değil. Oyun 2-0 olmuş, ceza sahasına top taşıyacak oyuncu Mete Kaan, hava toplarında etkili Yatabare değil. Ama oyuna girenler Gökhan ve Çağrı.
Recep hoca ya futbolu bilmiyor ya da bizimle alay ediyor. Ne zaman son maçı olduğunu düşünse, takım kazanıyor. Ama bizim yukarıyı hayal ettiğimiz maçları kaybediyoruz. Bu takımın kazanması için, her kaybedilen maç Recep Karatepe’nin son maçıymış gibi oynaması gerekiyor. Yönetim, buna bir an önce müdahale etmelidir. Bu takım, şeref tribününde maç izleyerek yönetilmez. Sorumlulardan hesap sormanız lazım. Eğer hesap soramıyorsanız, bırakın bu işi yapabilecekler yönetime gelsin.
Beyler, işin özeti başlıkta da dediğim gibi: Futbol ciddiyet ister. Hiçbir maç oynanmadan kazanılmaz ve hiçbir rakip küçümsenemez.
10.12.2024
Rüzgar Tersine Döner mi?
Gençlerbirliği - Karagümrük maçına baktığımızda, Recep Hoca'nın orta sahada ofansif bir oyuncu olan Nalepa ile oyuna başlaması, "Maçı kazanmak istiyoruz!" mesajı veriyordu. Kadrolar açıklandığında, hocanın yedi savunmacıdan vazgeçip altı savunma oyuncusu ve ofansif bir orta saha tercihi yaptığını görünce, “Evet, bu maça ortağız, hatta kazanabiliriz!” diye düşünmeye başladım. Bu noktada, hafta içi yönetimin düzenlediği ve haftalardır yapılması gereken birlik-beraberlik yemeğinin de etkili olduğunu düşünüyorum. Yavaş yavaş tam bir takım olmaya başladığımız izlenimini aldım.
Maç başladıktan sonra sahada oynanan oyun, uzun zamandır görmek istediğimiz ve arzuladığımız Gençlerbirliği’ne benziyordu. Üçüncü bölgeye daha kalabalık gittik ve ilerde pres yaparak rakibin rahat çıkmasını engelledik. Rakip, ayağı iyi ama kırılgan bir yapıya sahip bir takım olduğu için, ileride baskı yapmak işimizi kolaylaştırdı.
Özellikle Nalepa’ya bir parantez açmak gerek. Hücum bölgesinde çok etkili pres yaparak ve rakip çıkarken akıllı faullerle hızlı atakları engelleyerek oyuna büyük katkı sağladı. Bu performansı bizim için büyük bir artıydı.
Takım olarak ilk kez bu kadar organize bir oyun sergiledik. Yardımlaşma oldukça iyiydi. İleride çabuk olamasak da çoğalabildik ve ataklarımız etkili olmaya başladı. Özellikle ikinci yarıda Ensar oyuna girdikten sonra üçüncü bölgede daha etkin bir oyun oynadık. Metehan bile savunmaya yardıma geldi; hatta bir pozisyonda kale çizgisine kadar geriledi. Bu, takımın maçı kazanmak için ne kadar konsantre olduğunu gösteriyordu.
Maç 1-0 olduktan sonra yine biraz geri yaslandık. Ancak bunu yapmamamız gerekiyor; çünkü tek farklı skor her zaman risklidir. Skoru koruma adına geri yaslanmak, ya gol yemekle ya da kart görmekle sonuçlanabilir. Nitekim, rakibin baskıları sonrasında Sinan kırmızı kart gördü. Ancak kartın maçın sonlarına doğru gelmesi rakibe çok fazla olumlu yansımadı ve maçı 1-0 kazanmayı başardık.
Bundan sonra hocanın ofansı daha fazla düşünmesi ve kadrodaki her oyuncunun hazır olması gerektiğini anladığını düşünüyorum. İnşallah rüzgar tersine döner ve biz de Büyük Gençlerbirliği taraftarları olarak galibiyetlerin keyfini çıkarmaya başlarız.
26.11.2024
Soğuk Havada İçimizi Isıtan Galibiyet
Gençlerbirliği, uzun bir aradan sonra Ankaragücü’nü yenmeyi başardı. Her ne kadar sahada oynanan oyun çok tatmin edici olmasa da soğuk havada alınan bu galibiyet içimizi ısıttı.
Maç başlarken kadrolara baktığımızda, Gençlerbirliği beklenen bir 11 ile sahaya çıktı. İlk yarıda kaleci Erhan Erentürk’ün müthiş kurtarışları, maçın farklı bir skorla kaybedilmesinin önüne geçti. Ankaragücü, özellikle ilk yarıda çok etkili bir oyun ortaya koyarken Gençlerbirliği tamamen savunmaya çekildi. Defansif anlamda iyi mücadele edilse de ofansif olarak varlık gösterilemedi. Aslında bu, sezon başından beri süregelen bir durum. Gençlerbirliği, hücumda üretkenlikten uzak bir takım görüntüsünden çıkamadı. Bu durumun sebebini; taktik, oyuncu kalitesi veya teknik direktör tercihleri olarak yorumlayabilirsiniz, ancak bu kadro ve oyun yapısıyla ulaşılabilecek maksimum seviyenin bu olduğu açık. Rakibi kendi alanında karşıla, hızlı çık, bir gol at ve skoru korumaya çalış—oyunun özetiydi.
Maçın İlk Yarısı
İlk yarı Ankaragücü’nün yoğun baskısını iyi savunma ve Erhan’ın mükemmel kurtarışlarıyla 0-0 tamamladık. Bu sonuç, oynanan oyun göz önüne alındığında oldukça iyiydi. Devre arasında tribünlerde kendi aramızda konuşurken, “0-0 bizim için iyi bir sonuç mu?” sorusunu tartıştık. Genel kanı, ilk yarıdaki oyuna bakılırsa bu skora sevinmemiz gerektiğiydi. Ancak içimden bir gol atarsak maçı kazanabileceğimizi düşünüyordum.
İkinci Yarı ve Galibiyet Golü
İkinci yarı başladığında kar yağışı etkisini gösterdi. Zemin ağırlaştıkça Ankaragücü oyundan düşmeye başladı ve bu, bizim için bir avantaja dönüştü. Artık gol bulmamız gerekiyordu. Gençlerbirliği organize ataklar geliştiremediği için yan toplardan gol bulma umudu öne çıktı. Teknik direktörün yaptığı oyuncu değişiklikleri maça damga vurdu. Sakatlıktan yeni dönen Rahman Buğra’nın oyuna alınması bir riskti. Ağır zeminde oynamak, fiziksel olarak hazır olmayan bir oyuncu için oldukça zordu ve sadece 10 dakika sahada kalabildi. Ancak bu kısa sürede kullandığı korner, galibiyet golünü getirdi. Hoca, Rahman Buğra’yı kaybetme pahasına maçı kazandı.
Bu golle tribünlerde yaşanan sevinç tarifsizdi. Ankaragücü’ne karşı böyle bir galibiyeti uzun zamandır bekliyorduk. Tahmin ediyorum ki, o an tribündeki herkes benim gibi mutluluktan havalara uçtu.
Sonuç ve Değerlendirme
Bu galibiyetin bizi yanıltmasına izin vermemeliyiz. Oyun kalitesi kötüydü, ancak alınan skor muhteşemdi. Devre arasına kadar benzer bir oyun anlayışıyla devam edeceğimizi düşünüyorum. Eğer devre arasında ofansif oyuncular transfer edilebilirse, daha etkili bir Gençlerbirliği izleyebiliriz. Ancak bu kadro ve teknik ekiple oynayabileceğimiz maksimum oyun bu. Bundan fazlasını beklemek hayalcilik olur.
Uzun bir aranın ardından Ankaragücü’ne gol atıp galip gelmek paha biçilemez bir duygu. Bu galibiyetle yeni haftaya mutlu başlıyoruz. Kalın sağlıcakla!
07.11.2024
İlk Yarı Farklı, İkinci Yarı Farklı
Öncelikle, her ne olursa olsun üç puan almanın çok güzel olduğunu belirterek başlamak istiyorum. İstanbulspor maçını Pazartesi günü akşam 20:00’ye koymanın nedenini anlayamadım. Hava soğuk, haftanın ilk iş günü, trafik yoğun, bir de Ankara’nın ayazını düşününce bu durum taraftarın ilgisini azalttı. Futbol izlemek isteyen birçok kişinin maça gelmemesine yol açtı.
Maç öncesinde kadroları gördüğümde, bizim tarafta pek farklı bir durum olmadığını ve Recep Karatepe’nin gitmek için elinden geleni yaptığını düşündüm. İlk yarı boyunca pozisyon üretemedik ve jeneriklik bir gol yedik. Çok kötü bir oyun sergilediğimiz için devre arasının bitmesini mutsuz bir şekilde bekledik. Hatta içimden, “Keşke 90 dakika bir an önce bitse de hoca gitse, biz de rahatlasak” diye geçirdim. Ancak hoca, şaşırtıcı bir kararla iki oyuncu birden değiştirerek ikinci yarıya başladı.
İkinci yarıda, ilk yarıya kıyasla biraz daha iyi oynamaya başladık. İstanbulspor’un “Bu maçı rahat alırız” havasında gevşek oynamasının da etkisi oldu. Yine de oyuncu değişiklikleri, oyun sistemini değiştirdi. Üçlü savunmaya geçip orta sahayı kalabalık tuttuk, çift forvetle oynamaya başladık ve bunun etkisini rakip yarı alanda gösterdik. Çok fazla pozisyon üretemesek de etkili olmaya çalışıyorduk. Bu baskının ardından, Sinan Osmanoğlu’nun kornerden gelen kafa golüyle beraberliği yakaladık.
Bu dakikadan sonra takım daha etkili oynamaya başladı. Özellikle Metehan Mimaroğlu, sol kanadı çok etkili kullandı, savunmada bile görev alarak takıma büyük katkı sağladı. Bu çabanın meyvesini de, 90+’da kazandığı ve gole çevirdiği penaltıyla aldık. Maçı 2-1 kazandık.
Şunu net olarak söyleyebilirim ki kaybederken kazanmak için risk almak, sürekli kontrollü olmaktan daha faydalı olabiliyor. İstanbulspor maçının ilk yarısı ile ikinci yarısı arasındaki fark, bu durumu net bir şekilde gösterdi. Bu riskleri almak için Recep Karatepe hocamızın, kendisine verilen kredinin bitmesine 45 dakika kaldığını hissetmesi mi gerekiyordu? Görünen o ki, çift forvetle rakibe baskı yaparak, rakip yarı alanda oynayarak maç kazanılabiliyormuş. Umarım hocamız da bundan ders çıkarır.
Son olarak, İstanbulspor maçının hakemi Ömer Faruk Turtay ile ilgili yapılan basın açıklaması için basın sözcümüz Savaş Bey’e teşekkür ederek yazımı noktalıyorum.
29.10.2024
Limit Kalmadı
Sezona başlarken Gençlerbirliği yönetimi, yaptığı transferler ve hoca seçimiyle hedefi "Süper Lig" olarak belirlediklerini söylese de, taraftar ve Gençlerbirliklilerin aklıyla adeta dalga geçtiler. Sezon başından beri dile getiriyorum ve getirmeye devam edeceğim: Bu takımın gerçek hedefi, ligde kalabilmekten öte değil; playoff için ise çok yetersiz.
Çorum maçında da gördük ki, takım üç bölgede de çok kötü; hiçbir şey üretemiyoruz. Maç başlamadan açıklanan kadro, Amed maçıyla aynıydı. Bu da gösteriyor ki teknik ekip, Amed maçı beraberliğini başarı olarak görüp kadroyu hiç bozmamış ve Çorum maçına aynı 11'le başlamış. Orta sahada topla oynama üstünlüğü bizde gibi görünse de, özellikle Rahman Buğra'nın ileriye değil de sürekli geriye oynaması, ileri pozisyon üretmemizi ve etkili atak yapmamızı engelledi. İlk yarı boyunca her iki takımın da cılız atakları vardı. Bir futbolsever olarak Gençlerbirliği taraftarı olmasam bu maçı izler miydim? Asla izlemezdim, çünkü iki takım da futbol adına hiçbir şey üretemiyor ve oyun, orta sahada yan paslarla soğutuluyordu. Taraftar bile tezahürat yapmak için kendini zorluyordu; bir şeyler olsun diye! Böyle vasat bir oyunla ilk yarı 0-0 bitti.
İkinci yarıda, ileri oynamayan veya oynayamayan Rahman Buğra'nın yerine Mete Kaan girer ve hızlı hücumlarla sonuca gideriz diye beklerken, aynı 11'le ikinci yarıya başladık. Sonrasında Rahman Buğra sakatlanarak oyundan çıkmak zorunda kaldı, ki bu aslında bizim için bir şanstı. Ancak Recep Karatepe hocamız sağ olsun, Mete Kaan yerine Amilton’u oyuna aldı ve hızlı oynamak istiyordu ancak yeni sakatlıktan çıkmış Amilton da etkili olmadı 63. dakikada şanssız bir gol yedik, evet, bunu kabul ediyorum; ama golü yedikten sonra almamız gereken reaksiyonu ancak maçın uzatma dakikalarında gösterebildik ve sonucu değiştiremedik. Maçın hakkı zaten beraberlikti, onu da sağlayamadık ve boynumuz bükük bir şekilde Ankara'nın yolunu tuttuk.
Tribünde "Yönetim istifa" sesleri yükseldi. Aslında taraftar, yönetimden değil, Recep Karatepe’nin istifasını istiyor; ancak yönetim, Recep hocayı göndermemekte direndiği için tepkiler “yönetim istifa” şeklinde yankılandı. Zor bir süreçten geçen Gençlerbirliği yönetiminin nasıl bir tutum sergileyeceği merakla bekleniyor. Kötü gidişe dur demek için nasıl çözümler üreteceklerini göreceğiz. Artık Recep Karatepe'nin limiti kalmadı diye düşünüyorum.
22.10.2024
Yeni Bir Gelişme Yok
Gençlerbirliği-Amed Sportif Faaliyetler maçını merakla ve heyecanla bekliyorduk. Milli aradan sonra takımımızın nasıl döneceğini, daha önce olduğu gibi yine vasat mı yoksa üstün mü olacağını gerçekten çok merak ediyorduk.
Maç başlamadan önce gelen kadrolarda aslında hepimizin kabul edebileceği bir dizilim vardı. Yasin’in sakatlığında, sağ bek ve sol bek oynayabilen Oğuzhan Berber'in sol bekte olması hepimizin beklediği bir durumdu; zira hocanın bu konuda fazla alternatifi yoktu. Stoperden devşirme sağ bek Alperen Babacan, ortada ise Sinan ve Zuzek stoper ikilisi olarak sahadaydı. Hocanın bu ikiliyi bozma niyeti yoktu zaten.
Orta sahada Etobo, Mikail, Ensar, Buğra ve Metehan yer alıyordu. Aslında bakıldığında 5'li bir orta saha gibi görünse de, Ensar gizli santrfor olarak rakibin geriden çıkışlarında baskı yaparak rakibi zorlamak için düşünülmüş gibiydi. Hızlı çıkışlarda sol tarafta Metehan kullanılacaktı ve ileride Djitte forvet olarak Ensar ve Metehan tarafından desteklenecekti. Kadrodan böyle bir oyun planı bekliyorduk.
Amed'in kadro yapısına bakıldığında, bizden daha pahalı ve kaliteli bir takım oldukları görülüyordu. Bize baskı yapacaklarını, oyunu kendi sahamızda karşılayıp hızlı çıkışlarla skoru yakalayacağımızı düşünüyorduk. Ancak Ersun Yanal’ın, yıllardır hücum futbolunu tercih eden bir hoca olmasına rağmen, sahada bize bizim taktiğimizle oynayan bir Amed vardı. Topu bize bırakıp hızlı hücumlarla sonuca gitmeyi hedefleyen bir oyun sergilediler. Bu oyunun sonucunda da 11. dakikada ilk şutlarını kalecimiz Erkan rahatlıkla çıkardı, fakat 28. dakikada akıllı bir çıkış ve Ömer Bayram’ın topa dokunmadan yaptığı asistle kalemizde golü gördük. Golde, sağ kanatta oynayan Rahman Buğra'nın pozisyonu takip etmemesi sonucu topa vuran oyuncu boş kaldı ve klas bir vuruşla topu ağlarla buluşturdu. Maalesef 0-1 geriye düştük.
Geriye düştükten sonra daha baskılı ve atak bir oyun bekliyorduk, ancak vasatın biraz üzerine çıkabildik. Ceza sahasında Djitte’nin ayağının kaymasıyla önemli bir pozisyonu kaçırdık. Uzun bir taç atışı sonrasında kazandığımız penaltıyla skoru eşitlemeyi başardık.
İkinci yarıda daha etkili oynamayı hedefliyorduk fakat Amed’in topu bize bırakması nedeniyle orta sahada yan pas yapıp durduk. Gelelim hocanın oyuncu değişikliklerine: 65. dakikaya kadar bekledi ve beklenmedik oyuncu değişiklikleri yaparak aslında maçı kazanmaktan çok berabere bitmesini sağladı.
Maç 1-1 bitti ve bu sonuçla hedeften uzaklaşmaya devam ediyoruz. Ya da aslında hedef Süper Lig değil, bu ligde kalmak. Oyuncu grubu ve Recep Karatepe hoca bu yüzden göreve getirildi. Milli aradan sonra da değişen bir şey yok, kaldığımız yerden devam ediyoruz.
08.10.2024
Karambol Futbol ve Sonuçları: Gençlerbirliği'nin Durumu
Trendyol 1. Lig'in 8. haftasına geldik ve futbol adına Gençlerbirliği'nden hala kayda değer bir şey göremedik. Sezon başında "Hedef Süper Lig" denmiş, büyük umutlarla transferler yapılmıştı. Ancak gelinen noktada, bu transferler ve sahada oynanan futbol tam anlamıyla bir karambole dönüştü. Ortada ne net bir oyun planı var, ne de teknik direktör dokunuşları. Böyle giderse, Süper Lig hedefi bizim için bir hayalden öteye geçmeyecek gibi görünüyor.
Sezon başında belirli bir oyun sistemi oluşturulmalı ve bu sisteme uygun teknik direktör ve oyuncu tercihleri yapılmalıydı. Şimdi görüyoruz ki bu seçimler yanlış yapıldı. Manisa FK maçında da bu tablo net bir şekilde ortaya çıktı. Amilton'un sakatlanmasından sonra elde kalan kadroya baktığımızda, rakibe karşı üstünlük kurmamız için topa sahip olmamız gereken bir oyun sergilememiz gerekiyordu. Ancak maçın daha 10. dakikasında oyunun kontrolünü rakibe bıraktık. Savunmaya çekilme alışkanlığımızı sürdürdük, ancak hızlı çıkış yapabilecek bir Amilton'umuz olmayınca, hatalar zinciri golü getirdi.
Deplasmanda oynamak elbette zor, ama golden sonra bir teknik hamle beklerken yapılan değişiklikler geç ve yanlış geldi. Golde hatası olan Etobo’nun çıkması beklenirken, Mete Kaan’ın oyundan alınıp yerine Gökhan’ın girmesi hayal kırıklığı yarattı. Topu üçüncü bölgeye taşıyamayan bir takımın çift forvete dönmesi anlaşılması zor bir tercih oldu. Orta sahadaki Mikail ve Jimmy değişikliği ise daha da şaşırtıcıydı. Kafasında futbolu bitirmiş bir Jimmy’den katkı beklemek, daha baştan hatalı bir hamleydi. Bu kadar kötü müdahalelerden sonra rakibin fark atması işten bile değildi; fakat en azından savunmada direnip maçı 1-0 kaybederek fark yememeyi başardık. Ancak üst üste iki hafta maç kaybederek hedeflerden uzaklaşıp düşme hattına doğru yaklaşmaya başladık.
Milli aradan sonra zorlu maçlar oynamaya devam edeceğiz ve bir an önce bu kötü gidişata çözüm bulunmalı. Ligi iyi bilen profesyonellerle çalışılmalı, eğer amaç gerçekten Süper Lig ise buna uygun adımlar atılmalı. Gençlerbirliği'nin kaderi tek bir oyuncuya bağlı kalmamalı. Futbol, 11 kişiyle ve belirli oyun sistemleri ile oynanan bir oyundur; karambol futbol diye bir şey yok. Sonuçlar da, tıpkı bizde olduğu gibi, genellikle hüsran olur.
01.10.2024
Amilton ve Diğerleri
Geride bıraktığımız Trendyol 1. Lig'in 7. haftasında, Keçiören maçının 24. dakikasında sakatlanarak oyundan çıkmak zorunda kalan Amilton’un, Gençlerbirliği'nin hücum hattındaki en önemli oyuncusu olduğunu çok net bir şekilde görmüş olduk. Gençlerbirliği, 5 defansla oynayarak rakibini durdurup hızlı kontralarla sonuca gitmeye çalışan bir takım. Bu oyun tarzıyla üst üste üç galibiyet alarak meyvelerini de topladık. Ancak bu sistemin, özellikle iç sahada ve bizim gibi oynayan takımlara karşı işe yaramadığını Keçiören mağlubiyetiyle acı bir şekilde deneyimledik. Burada yine kalecimiz Erhan’a teşekkür etmek gerekiyor, çünkü farkı önledi. Ne var ki defansımız, alan savunması yaparken yanlış eşleşmeler sonucu duran toptan gol yiyerek maçı kaybetti. Amilton’un sakatlığı bizi derinden etkilerken, maçı da kaybetmemiz üzüntümüzü katladı. Amilton’un yokluğuyla birlikte hücum hattımız da adeta durma noktasına geldi.
Oyun olarak baktığımızda, hocamız her ne kadar "Oyunu kaybedecek bir futbol oynamadık" dese de, sahada çok net bir şekilde kötü oynadık ve mağlubiyeti hak ettik. Bundan sonrası için çözüm üretme görevi, yine takımın patronu Recep Karatepe hocamıza düşüyor ve bu çözümü bulmak zorunda. Artık oyunu çift yönlü oynamak zorundayız; hem savunmada hem de hücumda daha dengeli bir oyun sergilemeliyiz. Ayrıca her rakibe göre farklı bir oyun planı yapmalıyız. Kadroda revizyon şart; kenarda oturan oyuncuları da oyunun içine dahil etmeliyiz. Sürekli aynı oyuncuların birbirleriyle değiştiriliyor olması, diğer oyuncuların oyuna adapte olamamasına yol açıyor. Bu da sakatlık veya cezalı durumlarda büyük bir sorun oluşturuyor. Kenarda bekleyen ve oyuna dahil edemediğimiz oyuncularımız, sahaya girdiklerinde düşük performans sergiliyor ve yeterli verimi alamıyoruz. Bu durumu bizim gördüğümüz gibi hocamızın da fark etmesi gerekiyor.
Genel bir bakışla, matematiksel olarak çok bir şey kaybetmiş değiliz. Lider ile aramızda yalnızca 2 puan fark var. "Hep destek, tam destek" mantığıyla takımımızı desteklemeye devam edeceğiz. Hocamız da sorunlarımızı çözüp, oyunun her iki yönünü de oynayabilen bir takım haline getirdiğinde inşallah bu sezon hayal ettiğimiz Süper Lig'e kavuşacağız.
24.09.2024
Keyifli Bir Deplasman
Pendik deplasmanına giderken bu kadar keyifli bir tribün yapacağımızı hiç düşünmüyordum. İstanbul trafiği bizi biraz zorlasa da maça, maçın 5. dakikasında girebildik. Maç, düşündüğüm gibi başladı. Recep Hoca'ya, rakibe göre oyun planlaması yaptığı için teşekkür ediyorum. Beşli savunma, Eze ve Lima gibi iki etkili hücum oyuncusu olan bir takıma karşı çok doğru bir karardı ve rakibe fazla pozisyon vermeden oynanan bir oyun izledik. İlk yarıda bir pozisyonda kaleci Erhan mükemmel bir kurtarış yaptı. Bir başka pozisyonda da Alperen’in asistinde top üst direkten auta gitti. Maç boyunca savunmamızın yaptığı tek hata buydu.
Kaleci Erhan Erentürk’e daha önce çok eleştirilerde bulunmuştum, güven vermediğini düşünüyordum. Ancak ondan özür diliyor ve bize Pendik deplasmanında 3 puan hediye ettiği için teşekkür ediyorum.
Oyunda kontrol yine rakibimiz olan Pendikspor'daydı. Pas yüzdesinde üstünlük yine onlardaydı. Ancak ikinci yarıda özellikle Amilton, rakibin hatasında kaptığı topu çok iyi ve hızlı taşıdı. Özellikle böyle deplasmanlarda ve kontra atak oynayacağımız maçlarda çok işimize yarayacak. Mete Kaan aynı hızla çıktı ve rakip defans onu fark edemedi; çünkü Amilton’a yetişmeye çalışıyorlardı. Amilton, çok hızlı taşıdığı topu düzgün bir pasla Mete Kaan’a aktardı ve Mete Kaan, güzel bir vuruşla takımımızı 0-1 öne geçirdi.
Bu dakikadan sonra rakibin üzerimize çok geleceğini düşünüyordum, öyle de oldu. Ancak orta sahada Etobo o kadar sakin ve soğukkanlı oynuyor ki, takımı gerçekten çok rahatlatıyor. Genel olarak orta sahamızın etkili oyunuyla rakibe boyun eğmeden, pozisyonlar bularak oynamaya devam ettik. Rakibin son dakikalarda etkili atak denemeleri olsa da özellikle kalecimiz Erhan’ın başarılı kurtarışları ile maçı 0-1 kazandık ve çok değerli 3 puan aldık.
Rakibin kendi sahasında maç kazanamama stresi bizim işimize yaradı. Deplasmandan çok mutlu ve keyifli döndük. Gerçekten deplasmandan maç kazanmış olarak geri dönmek çok keyifli ve eğlenceli. Allah, tekrar tekrar deplasmanlardan mutlu, keyifli ve neşeli dönmelerimizi nasip etsin.
Recep Hoca’yı maç sonrası tribüne çağıran taraftarımızla, hoca, takım ve taraftar arasında bir bütünleşme yaşandı. Umut ediyorum ki bundan sonraki süreçte hoca, takım, yönetim ve taraftar hep birlikte takımımızı destekler ve hayal ettiğimiz asıl yerimiz olan Süper Lig’e adım adım ilerleriz.
17.09.2024
Gençlerbirliği Hazine Buldu
Gençlerbirliği, kendi saha ve seyircisi önünde Erzurum FK’yı konuk etti. Maça başlamadan önce kadrolar açıklandığında eksik oyuncular gördük. Bunların durumunu merak ettik ama maç öncesi kulüpten herhangi bir açıklama gelmediği için sakat olduklarını bilmiyorduk ve bu da hocanın kadro seçimini eleştirmemize neden oldu.
Maç başladı; biz Erok maçındaki gibi çok pas yapan ve atak denemeleri yapan bir Gençlerbirliği bekliyorduk sahada ama maalesef bunu göremedik. Topa daha çok Erzurum FK sahip oldu ve biz sadece savunma yapmaya çalıştık. Amilton’un hızlı çıkışlarıyla pozisyon bulmaya çalıştık. Bunun nedeninin ne olduğunu biz bilmiyoruz ama taktiksel olduğunu varsayıyoruz. Kalecimiz Erhan topu oyuna neden geç sokuyor, buna bir anlam veremedik. Bu, bir taktik mi yoksa kalecimiz Erhan’ın oyun bilgisinden mi kaynaklanıyor, bilmiyorum ama kalede bize hiç güven vermiyor. Savunmada Zuzek ayağına çok hakim ve soğukkanlı oyunu ile bize güven vermeye devam ediyor. Sinan Osmanoğlu, maçın başlarında Eren Tozlu’ya öyle bir müdahale etti ki Eren Tozlu, her topu aldığında arkasında kim var korkusuyla oynadı. Bu bizim için iyi bir hareketti; bir savunmacının yapması gereken en doğru hamle buydu. Savunmada genel olarak iyiydik ve rakibe çok pozisyon vermedik.
Orta sahada Etobo ve Buğra’nın eksikliğini çok hissettik. Çünkü orta sahamız topu ayağında tutamadı ve bu üstünlüğü hep rakibe bıraktı. Hal böyle olunca da istatistikler rakibin oldu. Orta sahada isabetli pas sayımız düştü ve ileriye fazla top atamadık; hatta organize bir atak bile yapamadık. İkinci yarı oyuncu değişiklikleriyle birlikte az da olsa pas yapmaya başladık ve sonrasında Amilton’un hızlı çıkışıyla verdiği isabetli pas, Dijitte’yi gol pozisyonuna soktu. O da isabetli ve düzgün bir vuruşla golü yaptı. 1-0 öne geçtik. Sonrasında 2’yi ararız diye düşünüyorduk ki, galibiyeti korumak için oynamaya başladık. Oyunun üstünlüğünü tamamen rakibe bıraktık. Çok şükür savunmamız hata yapmadı ve maçtan 1-0 galip ayrıldık. İlerisi için galibiyet çok güzel ama oyun oldukça düşündürücü. Böyle bir vasatın altı oyunundan galibiyetle ayrılmak, deyim yerindeyse hazine bulmuş gibi sevindirdi bizi.
Önümüzde çok zorlu bir Pendik deplasmanı var. Umarım bunun için teknik kadro çok iyi analiz yapar ve rakibe göre bir oyun planı hazırlar. Eğer Erzurum FK maçındaki gibi bir oyun oynarsak, bizim için maç sonu hüsranla biter.
Bizim yaptığımız eleştiriler, takımın motivasyonunu düşürmek için kesinlikle değil; daha iyisini görmek, daha güzel ve keyifli maçlar izlemek için yapılan eleştiriler. Kötü giderken kötüyü herkes söyler; önemli olan iyi giderken eksikleri görmektir. Sezon sonu Süper Lig’e çıkmış olmamız dileklerimle.
02.09.2024
ZOR DA OLSA 3 PUAN
Yazıma Zor da olsa 3 puan diyerek başlıyorum. Maça çok iyi başladık, özellikle hocanın Fıratcan ısrarı devam etmedi ve Alperen’i sağbek oynattı ki isabetli bir karadı. Neticesinde takımın defansında aksayan bir bölge de görünmüyordu.
Amilton ile ilk yaptığımız atakta penaltı kazandık.
Djitte penaltıda topu çok güzel yere bıraktı.
0 -1 öne geçtik.
Bu şık golle bu sezon penaltı krizi yaşamayacağımızı da görmüş olduk. Israrla söylediğimiz ve eleştirdiğimiz iyi bir santraforun ne kadar etkili olduğunu bu maçta çok net görmüş olduk.
Takım orta sahayı çok iyi kullanıyor , defansta rakibine pozisyon vermiyor , biz de mutlu mutlu maç izliyorduk.
Ve dakika 21 de 2 .golü de bulmuştuk. Djitte’nin asisiyle Buğra durumu 0 – 2 yaptı.
Golden sonra bu maç farka gider ve nihayetinde rahat rahat maç izleriz diye bekliyorduk. Cünkü defansın iyi rakibine pozisyon vermiyor ,
orta sahan iyi güzel paslaşmalar , derken keyifli oyun ve büyü bir anda bozuldu.
Sinan Osmanoğlu çok gereksiz çalım atmaya çalışınca topu kaptırdı ve onun bu Laubali hareketinden sonra maalesef golü yedik.
1-2 oldu skor.
Yapılan oyuncu değişikliklerinin de etkisiyle maç bam başka bir şekilde rakibin orta saha ve ileride oyun üstünlüğüne dönüştu.
Çok ok net pozisyonlar vermedik ama son dadika da Etobo’nun çıkardığı top olmasa , yine berabere ve kalmış olacaktık.
Biz de burda başka şeyler konuşuyor olacaktık.
Çok ok şükür ki olmadı.
Bu yüzden ısrarla ZOR DA OLSA 3 PUAN diyorum.
Esenler Erok Spor gibi bir takıma karşı son dakikalarda bu kadar zorlanıyorsak bunun bir sebebi olmalı.
Bence bunun sebeplerinden birisi ; takımın kondisyonu iyi değil, bu zamanla elbette çözüle bilir bir durum.
Diğer sorun bana göre takım içinde bir bütünlük yok ve çıkan oyuncuların yerine giren oyuncularla takımın birliktelik bağı yok.
Bu durum bizim için daha çok tehlikeli.
Bu uyum Sorununa ve kondisyona ağırlık verilmelidir.
Milli arada inşallah bu durum üzerine Recep KARATREPE hocamız daha fazla önem verir ve uyumlu bir takım havasıyla milli aradan sonra takımımızı izleriz.
Güzel galibiyetler alır, sezon sonu istediğimiz yer Süperliğe ulaşırız .
Esenler Erok Spor galibiyetiyle Recep Hoca yerini sağlamlaştırmış oldu.
Bu bizim için ziyadesiyle olumlu bir durum. bundan sonraki süreçte bence yukarıda bahsettiğimiz sorunların üstesinden gelmek için işimizin daha kolay olduğunu gösteriyor.
GELECEKTEN TAKIMIMIZ ADINA UMUTLUYUM . Dostlar Sağlıcakla kalın.
27.08.2024
Iğdır’dan 1 Puan
Gençlerbirliği Iğdır fk maçında mutlak favori her ne kadar Iğdır fk gösterilmiş, pahalı transferleri ile dikkat çekmiş olsa da sahada oynanan oyun her iki takım içinde vasatın üstünde değildi.
Gençlerbirliği’nde sağbek Fıratcan çok aksıyordu ve yaptığı bir hatadan golü yeriz diye korkuyorduk ki hoca da ikinci yarıya Fıratcan'ı oyundan alarak başladı.
Ensar orta saha oyuncusu olmasına rağmen sağbekte Fıratcan’dan daha iyiydi.
Recep Hoca rakibi iyi analiz etmiş, rakibi durdurmak için 5 li savunma ile gol yemeden maçı bitirmeyi başardı.
Ancak birlikte fazla oynamayan defansın ara ara aksaklıklar yaşadığını da net görmüş olduk.
Bunları Recep Hoca'nın da görmesini ve önemlerini almasını umut ediyorum.
Orta sahada Mikail ve Rahman Buğra oldukça iyiydi. Etobo kendini çok zorlamadan al ver yaparak vasatın altında oynamaya devam etti.
Etobo biraz daha oyun da kalarak performansı artacaktır diye düşünüyorum.
Amilton’un ofsayt olayına ve tartışmaya girmemeye dikkat etmesi gerekiyor.
Hakemle diyaloglarinda gereksiz sarı kart görmemesi gerekiyor.
Bu bizim ilerleyen haftalarda canımızı yakacak bir durum gibi görünüyor.
Orta saha, forvet ,kanat oyuncuları Etobo ,Djitte, Amilton birlikte oynadıkça daha fazla verimlilik göstereceklerdir.
Iğdır Fk maçında ofsayttan verilmeyen golümüzde bu oyuncuların neler yapabileceğine şahit olduk.
Recep Hoca her ne kadar defansif önlemleri rakibe pozisyon dahi vermeyecek olsa da maalesef gol atmak gol pozisyonu üretmek için çok fazla rakibi analiz edip kafa yormamış.
Ve defansif anlamda aldığı önlemlerin yarısı kadarda gol atmak için çalışmış ve analiz yapmış olsaydı Iğdır’dan üç puanla dönmüş olurduk.
Iğdır çok uzak bir deplasman olduğu ve daha öncesinde maç Keçiören'de oynanması planlanıyor diye haberlerin yapılması taraftar organizasyon yapamamasına neden oldu .
Sezon başında Iğdır Fk ile oynanacak stadın Iğdır Şehir Stadı olacağı açıklanmış olsaydı taraftar grupları bir organizasyon yapar ve elli kişi de olsa gidip takımı yalnız bırakmaz, desteklerdi
Son üç haftaya baktığımızda üç maçta iki puan çok az ve bana göre hedeflerimizin çok altında .
O yüzden de Recep Hoca kredisini tüketiyor diye düşünüyorum . Esenler Erokspor maçında olası bir mağlubiyette Recep hoca istifa seslerini duymaya başlayacağız gibi geliyor.
Genel olarak baktığımızda takım iyi futbol oynuyor gecen sezona göre organize ataklar yapmaya çalışıyor ama maalesef futbolda iyi oyuna değil galibiyete puan veriyorlar.
O yüzden nasıl yaparlar bilmiyorum ama Recep hoca ve ekibi bize Esenler Erok maçında üç puan sevinci yaşatması lazım. Bu hem bizim hem de kendi gelecekleri için bu şart.
Esenler Erokspor maçından üç puan alma umutlarıyla sağlık ve esenlikle kalın.
20.08.2024
Santrafor-Forvet
Kocaeli ve Bolu maçlarında bitirici bir forvetin önemini gördük.
Bolu maçı öncesinde çok umutlu bir şekilde maçı izlemek için stada geldik. Maç öncesinde kadroyu gördüğümde Kocaeli maçı ile bire bir aynı kadro olmasına şaşırdım. Nalepa ve Mete Kaan düşünülmemiş, yeni stoper Zan Zuzekte kadroda yoktu.
Acaba hoca ne düşünüyor?
Sanırım Kocaeli maçının ilk yarısında oynadığımız oyunu oynamayı düşünüyordu.
Ama Bolu Kocaeli gibi futbol oynamaya çalışan bir takım değildi. Hoca Bolu’yu iyi analiz etmemişti.
Kaleci Erhan neden oynatılıyor ? Orkun sakat’mı başka bir sorunumu var ? bilmiyoruz ve kulüpten de bir açıklama da yapılmadı.
Ama kalede Erhan asla güven vermiyor.
Top kaleye gelecek diye korkarak maç izliyoruz tribünde.
Umarım hoca Erhan ısrarında devam etmez.
Takımın oyununa baktığımızda sağbek Fıratcan çok kötü bir maç çıkardı.
Hoca da70 dakika buna müdahale etmedi.
Biz tribünden hoca kulübeden sabırla izledik.
Zannımca Hoca da Fıratcan'ın hatasından gol yiyeceğimizi anladı ve oyundan aldı.
Biz de biraz olsun rahatladık.
Orta saha takımın yine en iyi bolgesiydi.
Isabetli şut pozisyon vardı ancak becerikli bir forvet yoktu dolayısıyla gol de atamadık .
Özellikle Gökhan altı pasın içinde çok net bir fırsatı kaçırdı ki bizi de hiç şaşırtmadı . Gökhan’dan ilk onbir forveti olmaz bunu Recep hoca da anlamalı, anlamazsa kendisine beşinci haftadan sonra güle güle denir.
Bolu maçını kazanacağımızı düşünüyordum ki mutlak kazanmamız gereken bir maçtı.
Maalesef 2 puan kaybettik. Telafi etmek adına ilerleyen haftalarda zormalaz diye umut ediyorum .
Iğdır maçı öncesinde rakip çok iyi analiz edilmez ve hoca ısrarla aynı kadro aynı oyunu oynamaya çalışırsa ; maç sonu bizim için hüsran olabilir. Baktığımızda takım olarak önceki sezona göre çok iyi futbol oynuyoruz .
Evet ama birinci liğde iyi oyundan ziyade rakibini iyi analiz eden ve rakibinin eksik zayıf bölgelerine göre taktik geliştiren takımlar maç kazanıyor.
O yüzden iyi oyunun yanında puan ve puanlar almak zorundayız.
Rakibe göre oyun planı yapmalı ,ona göre kadro belirleyip , ona göre oynamalıyız .
13.08.2024
GÖKHAN ve MARKAO FARKI
İlk maç deplasman;
Gençlerbirliği 2024-2025 sezonu açılış maçında Kocaeli spor deplasmanında sezona merhaba dedi.
Biz de taraftar olarak yola çıktık ve çok maceralı bir yolculuk oldu. ilk otobüs hararet yaptı sonra 2 adet 16 kişilik araç geldi Bolu Dağı tüneli kapalı olduğu için Bolu Dağı’nı tırmandık ve çok fazla trafik vardı. Yoğunlukta aracın birinin frenleri boşaldı .Daha sonra GAR Grubu’nun otobüsüne yerleşerek gide bildik Kocaelispor deplasmanına.
Maçın başlama düdüğünden itibaren Gençlerbirliği’nin geçen sezona göre daha fazla topla oynayıp organize ataklar yapmaya çalıştığını gözlemledik
Göze çarpan eksiklerin başında forvet çok net ve defans oyuncusu Sinan Osmanoğlu’nun ağır kalması sağbek Fırat Can ileri çıktığında kademeye giren oyuncu olmaması nedeniyle sağ tarafımızın fazla aksaması gözden kaçmadı.
Orta sahayı Etobo toparlayacak gibi görünüyor. Takımda şuana kadar düzgün çalışan tek bölgesi orta saha diyebiliriz. Orta sahaya yapılan transferler oldukça takıma daha da katkı sağlayacak gibi görünüyor
Forvet yokluğunda hoca bir cesaret örneği göstererek Gökhan ile oyuna başladı. Gökhan bir gol attı iki yüzde yüz gol kaçırdı. Gökhan’ın pozisyona girmesi bile güzel , ancak Gökhan’dan forvet olmaz. Bitirici vuruş eksiğini hiç geliştirememiş. Israrla söylediğimiz iyi bir forvet iyi Bir oyuncu oyunu ancak bu kadar değiştirebilir ve etki edebilir. Kocaelispor’un Markao’ sunda bunu gördük.
Maça iyi başlayan Gençlerbirliği , ilk yarı oyunu domine eden Gençlerbirliği, nitekim 31 de Gökhan ile öne geçtik ve 2 net pozisyonu da gole çeviremedik .Oyun olarak ev sahibi takım gibi oynadık. Kaleci Erhan da güzel kurtarışlar ile takımın güzel oyununa destek oldu
İkinci yarı Kocaelispor Barış Alıcı, Markao’yu oyuna aldı ve Maçta üstünlük kurdu. Markao oyuna çok büyük fark getirdi ve onun vurduğu top direkten döndü, dönen topa dokunan Barış dk 49 da durumu eşitledi. Durum 1-1’ ken Gökhan kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda golü atamadı . Defansımız Markao ya önlem almakta gecikince dk 57 de Markao sahne aldı. Ve maalesef 2-1 geriye düştük. Sonrasında oyuncu değişiklikleri ile pozisyon bulduk . Son uzatma dakikalarında Nalepa ile golü de attık . Ancak hakem golü faul gerekçesiyle iptal etti ve maçı 2-1 kaybettik. Bu maçta gördüğümüz çok net bir olay var; oda bir oyuncu oyuna nasıl etki eder Markao ile bunu görmüş olduk.
Hakem konusuna hiç girmeyeceğim ; çünkü hiç bir şey değiştiremiyoruz.
Yapılan yeni transferlerin oturmasıyla bu takım güzel bir takım olacak.
Bu takım en kötü sezonu playofta bitirir. Buna inanıyor ve takımımıza güveniyorum
06.08.2024
Gençlerbirliği’ni Neler Bekliyor ?
2024-2025 Sezonunda Gençlerbirliği’ni Neler Bekliyor ...
Yeni hocamız Recep Kartepe’nin tecrübesiz olması , oyuncuların bir çoğunun takıma yeni gelmesi , Eryaman Stad zemininin Sezonu çıkaramayacak gibi görünmesi, Yönetimin maddi kaynak bulma sıkıntısı,
Yeni trasferlerin takıma adaptasyon süresi , özellikle defans hattımızın oynanan hazırlık maçlarında uyumsuz gözükmeleri, forvet oyuncularımızın yetersiz olmaları, yeni alınacak santrafor oyuncunun belli olmaması, takıma katkı sağlayıp sağlayamayacağı gibi sorunlar Ufukta görünen beklediğimiz olumsuzluklar .
İzlediğimiz hazırlık maçları ve TSYD kupası Ankaragücü maçlarında defansın çok kötü olduğunu gördük. Orta sahamız mücadele etmeye çalışıyor ,forvet zaten yok.
Orta sahaya yapılan takviyelerle orta sahayı toparlarız gibi görünüyor .
Bu durumda hoca takımı nasıl motive eder, nasıl maç kazanma yollarını bulur? Bunu zaman gösterecektir .
Sezonun ilk beş haftasında zorlu rakiplerle oynayacağız bu da bir dezavantaj gibi görünüyor.
Özellikle Kocaeli maçı bizim için çok zor bir deplasman olacaktır.
Kocaeli çok iyi bir kadro kurdu ve bizi çok zor bir maç bekliyor. İlk beş haftada kaç puan toplarız bilemiyoruz .
Ama ilk 5 haftada toplayacağımız puan yada puanlar hocanın kaderini de belirleyecek gibi görülüyor.
11 Maçlık Yenilmezlik Serisi Sona Erdi!
Gençlerbirliği ile Çorum FK arasındaki bu karşılaşma tam anlamıyla bir taktik savaşıydı. İki takım da sahaya kontrollü başladı, ancak Çorum FK'nın agresif oyun yapısı ve orta sahada kurduğu baskı, Gençlerbirliği'ni zaman zaman zor durumda bıraktı.
Özellikle ilk yarım saatte Gençlerbirliği pas oyunuyla rakibini yıpratmaya çalıştı, ancak Çorum FK'nın hızlı hücumları ve etkili presi kırmızı-siyahlıların oyununu bozdu. Nitekim 32. dakikada Atakan Akkaynak'ın attığı gol de bunun bir sonucu oldu. Çorum FK bu dakikaya kadar zaten rakip kalede daha fazla tehlike yaratıyordu ve bu gol onların özgüvenini iyice artırdı.
İkinci yarıya Gençlerbirliği'nin daha baskılı başlamasını bekliyorduk, ancak Çorum FK bu baskıyı kırmayı başardı ve 53. dakikada Eren Karadağ’la farkı ikiye çıkardı. İşte burada Gençlerbirliği için işler iyice zora girdi. Ancak pes etmediler, özellikle Leo Gaucho’nun 71. dakikada attığı gol takıma moral verdi. Son bölümlerde baskıyı iyice artırdılar ama Çorum FK savunması ve kaleci kalelerini iyi savundu.
Gençlerbirliği açısından bakarsak, bu mağlubiyet 11 maçlık yenilmezlik serisinin sonu oldu. Hüseyin Eroğlu yönetiminde ilk yenilgilerini aldılar ve açıkçası bu maç, eksiklerini net bir şekilde gösterdi. Önde baskı gördüklerinde zorlandılar ve savunmadaki zaafları cezalandırıldı. Öte yandan, Çorum FK yeni teknik direktörü Tuncay Şanlı ile çıktığı ilk maçta sahaya karakter koydu. Takım savunması, hızlı hücumları ve doğru anlarda yaptığı presle galibiyeti hak etti.
Sonuç olarak, Çorum FK bu kritik galibiyetle play-off yarışında önemli bir adım attı. Gençlerbirliği ise bu mağlubiyetten dersler çıkarıp önündeki maçlara odaklanmak zorunda.Maçın detaylarına daha derinlemesine inersek, Gençlerbirliği'nin bu karşılaşmada yaşadığı temel sıkıntılar üç ana noktada öne çıktı:
Orta Saha Hakimiyeti
Gençlerbirliği'nin en büyük sorunlarından biri orta sahada yeterince direnç gösterememesi oldu. Çorum FK, özellikle Atakan Akkaynak ve Eren Karadağ gibi isimlerle merkezde güçlü kaldı ve ikinci topları toplamada rakibine üstünlük sağladı. Bu da Çorum FK'nın hücum sürekliliği yakalamasına yardımcı oldu. Gençlerbirliği'nde ise pas akışkanlığı ve bağlantılar zayıf kaldı, bu da rakibin presini kırmalarını zorlaştırdı.
Hücumda Yetersizlik
Gençlerbirliği’nin en büyük silahlarından biri kanatlardan gelişen ataklar ve özellikle Leo Gaucho’nun bireysel yetenekleriydi. Ancak Çorum FK'nın sert savunması ve özellikle stoperlerinin hava toplarındaki başarısı, Gençlerbirliği’nin hücum etkinliğini azalttı. Maç boyunca Gençlerbirliği çok fazla yan ortayla gol aradı ama Çorum FK savunması bu topları büyük ölçüde savuşturdu. Ayrıca, forvet hattında bitiricilik konusunda ciddi sıkıntılar yaşandı.
Savunma Hataları
Savunma hattı Gençlerbirliği adına en zayıf noktalardan biriydi. İki golde de savunmanın pozisyon hataları ve bireysel dikkatsizlikler büyük rol oynadı. Atakan Akkaynak’ın golünde, orta sahada bir anlık boşluk verilmesi ve rakibin çok rahat şut açısı bulması dikkat çekiciydi. İkinci golde ise savunma çizgisinin dengesizliği ve Eren Karadağ’ın markajsız kalması, skoru Çorum FK lehine çevirdi.
Çorum FK’nın Başarısı
Bu maçta Çorum FK'nın kazandığı üç puan kesinlikle tesadüf değildi. Tuncay Şanlı, ilk maçında takımını oldukça iyi hazırlamış. Rakibin zaaflarını iyi analiz etmişler ve özellikle ikinci topları kazanma konusunda başarılı oldular. Rakibin hücum geçişlerini keserek, kendi oyunlarını dikte ettirdiler.
Gençlerbirliği'nin Geleceği Ne Olur?
Bu yenilgi elbette büyük bir darbe ama takımın ligdeki konumunu çok fazla etkilemeyebilir. Ancak, play-off yarışı ve zirveye yakın kalabilmek için orta saha direncini artırmaları gerekiyor. Hüseyin Eroğlu’nun savunma hatalarına daha fazla odaklanması ve hücumdaki üretkenliği artırmak adına farklı formüller denemesi şart. Ayrıca, rakip baskısı karşısında daha sakin kalmaları ve panik paslarından kaçınmaları gerekiyor.
Gençlerbirliği'nin önündeki fikstüre baktığımızda, özellikle doğrudan rakipleriyle oynayacakları maçlar büyük önem taşıyor. Eğer bu mağlubiyetten ders çıkarırlarsa, hala ilk iki sırayı zorlayabilecek bir potansiyele sahipler.
Sonuç olarak, Çorum FK dersine iyi çalışmış, Gençlerbirliği ise eksiklerini daha net görmüş bir şekilde bu maçtan ayrıldı. Sezonun geri kalanı için iki takımın da nasıl bir reaksiyon vereceği belirleyici olacak.
03.03.2025
Rahat Aldık Üç Puanı
Trendyol 1. Lig’in 27. haftasında sahamızda oynadığımız Manisa FK maçını oldukça rahat bir şekilde kazandık. Üç puanı haneye yazdırmak, taraftar olarak hepimizi fazlasıyla mutlu etti. Ancak, rakibimizin önemli eksiklerinin olduğunu da göz ardı etmemek gerek. Manisa FK, en iyi iki oyuncusunu kadro dışı bırakmış ve sıkıntılı günler geçiriyordu. Bu durum, bizim işimizi bir hayli kolaylaştırdı ve zorlanmadan bir galibiyet almamızı sağladı.
Ancak, bu galibiyet ilerleyen haftalar için bizi rehavete sürüklememeli. “Nasıl olsa rahat kazanıyoruz.” gibi bir düşünceye kapılmamalıyız. Unutmayalım ki, bir önceki hafta 3-1 önde olduğumuz maçı 3-3 tamamlamak zorunda kaldık. Hatta, biraz daha şanssız olsak 4-3 kaybedebilirdik. Bu nedenle skor ne olursa olsun, yakaladığımız her pozisyonu gole çevirmek için mücadele etmeliyiz. Ayrıca, galibiyeti korumak adına geri çekilmemeliyiz. Skoru koruma hastalığı, ilerleyen süreçte başımıza büyük dertler açabilir.
Genel olarak maçlara hızlı başlayıp erken bir skor avantajı elde ediyoruz. Ancak, daha sonra skoru koruma odaklı bir oyun anlayışına bürünüyoruz. Bu durumu net bir şekilde gözlemleyebiliyoruz. Fakat bunun doğru bir sistem ya da strateji olduğunu düşünmüyorum. Oyunu 90 dakikaya yaymalı ve her fırsatı gole çevirmek için sahada olmalıyız. Eğer gerçekten Süper Lig’e doğrudan yükselmek istiyorsak, bunu yapmak zorundayız.
Takım iyi bir hava yakaladı ve kaybetmemeyi öğrendi. Bu bizim için önemli bir avantaj. Ancak bu durum, bizi rehavete sokmamalı. “Nasılsa kazanıyoruz.” düşüncesine kapılmamalı ve her maça aynı ciddiyetle çıkmalıyız.
Önümüzde Amed maçı var ve bu maçın da kendi zorlukları olacak. Özellikle saha zemini konusunda ciddi problemler yaşanıyor. Amed’in zemini de bizim Eryaman Stadyumu gibi oldukça kötü durumda. Hatta, Eryaman’ın zemini bile onlarınkiyle kıyaslandığında çok daha iyi seviyede kalıyor. Ancak yine de her iki stadın zemini de oyuncu sağlığı açısından ciddi riskler barındırıyor.
Milyarlarca lira harcanarak kurulan takımlar ve futbol üzerinden para kazanan birçok kesim varken, stat zeminlerinin bu kadar kötü olması kabul edilemez. Bu denli büyük yatırımlar yapılan bir branşta, oyuncuların sakatlanmasına neden olabilecek derecede kötü zeminlerde maç oynanması büyük bir çelişki. Mahalle maçlarında dahi kullanılmaması gereken sahalarda milyonlarca liralık oyuncular mücadele etmek zorunda kalıyor. Bunun yerine öncelikle stat zeminlerinin düzeltilmesi gerekiyor. Harcanan paraların ve verilen emeklerin boşa gitmemesi, en önemlisi de sporcu sağlığının korunması için birinci önceliğin stat zeminleri olması şart.
Amed maçında zeminin azizliğine uğramadan, ciddi bir sakatlık yaşamadan sahadan galibiyetle ayrılmayı umuyoruz. Umarız, takımımız bu bilinçle sahaya çıkar ve yoluna emin adımlarla devam eder.
24.02.2025
YİNE OLMADI!
Keçiören deplasmanı öncesinde, takımın 8 haftadır yenilmiyor olmasından ötürü mutlak galibiyet bekliyorduk. Ancak Keçiören’e şansımız tutmadığı için içimizde hep bir "Acaba?" vardı. Maça çok da hırslanmıştık. Keçiören yönetiminin ek kontenjan vermemesinden ötürü beklentimiz mutlak galibiyetti. Bir hafta önce Iğdır FK'dan 3 yemiş Keçiören’i rahat yeneriz düşünceleri de kafalarımızda dolaşıyordu.
Maç başladı; kontrollü oynuyorduk ve pozisyon bulmaya çalışıyorduk. Ancak kornerden dönen topla golü yedik. Burada, adam paylaşımı ve alan savunması anlamında çıkarmamız gereken dersler var. Yediğimiz golden sonra toparlandık ve Nalepa’nın orta sahada baskı yapıp kazandığı topu çok güzel bir şekilde Popa’ya aktarmasıyla beraberliği yakaladık. Gerçekten Popa da çok güzel bir gol attı.
Sonrasında Amilton’a yapılan hareket net penaltıydı ve skor 1-2 oldu. Tribünde çok keyiflendik, yerimizde duramıyorduk. İlk yarının bitimine yakın Popa'nın kafasından gelen bir golle durumu 1-3 yaptık. Gerçekten zevkten dört köşeydik tribünde. İlk yarıyı 1-3’lük üstünlükle kapattığımızda, ikinci yarıda farkı açar ve beş gol atarız diye kendi aramızda konuşuyorduk.
İkinci yarı başladı ve takım oyundan düşmeye başladı. Hızlı çıktığımız iki pozisyonu kaçırdıktan sonra Keçiören biraz daha baskılı oynamaya başladı ve biz buna karşılık veremedik. Galibiyeti koruma isteğiyle yapılan oyuncu değişiklikleri, maalesef 2 puan kaybetmemize neden oldu. Futbolda yakaladığını atamazsan, rakip cezayı keser. En çok güvendiğimiz takım savunmamız ve kalecimiz bu kez skoru koruyamadı ve maç 3-3 berabere bitti. 2 puan kaybettik. Şeytanın bacağını yine kıramadık; bu Keçiören bize çelme takmaya devam edecek gibi görünüyor.
Takımın ilk yarıdaki oyunu, ilerisi için bize umut verdi. Takım oturdukça ilk 2 için şansımız oldukça yüksek. Bundan sonraki süreçte hep birlikte TEK SEVDAMIZ Gençlerbirliği’ni destekleyerek Süper Lig yolunda motive etmeye devam edeceğiz. Sonu şampiyonluk ve Süper Lig olur umuduyla!
06.02.2025
Paranın Gücü Yetmedi
Trendyol 1. Lig'in 22. haftasında, ligin başında şampiyonluk favorileri arasında gösterilen ve yüksek bütçeli, pahalı transferlerle dolu Alagöz Holding Iğdır FK ile karşılaştık. Bu maç, sadece saha içinde değil, alacak-verecek yönünden sıkıntılar yaşadığımız Cantürk Alagöz ve paranın gücüne karşı da bir mücadeleydi. Sahadan 2-0 galip ayrılmamız, yalnızca üç puan kazanmaktan çok daha fazlasını ifade ediyordu.
Rakip takımın kendini bilmez taraftarının “5 lira verelim, Iğdır diye bağırın” tezahüratının ardından alınan bu galibiyetin anlamı daha da büyüdü. Unutmamak gerekir ki, Gençlerbirliği Cumhuriyet ile yaşıt ve bir başkaldırı ruhuyla kurulmuş bir kulüptür. Bu yüzden kimse hayal bile kurmasın; Gençlerbirliği, para ile ele geçirilebilecek bir takım olmadı, olamaz ve olmayacak.
Maça hızlı başladık ve çok erken bulduğumuz klas bir golle öne geçtik. Aslında tam da istediğimiz buydu çünkü biz 0-0’da, rakip kontrollü oynarken pozisyon bulmakta zorlanıyoruz. Ancak erken golü bulduktan sonra, takım olarak en iyi yaptığımız şeyi yaparak savunmaya odaklandık ve skoru korumaya çalıştık. İlk yarıda rakibin büyük bir üstünlüğü olmasa da, özellikle ikinci yarıda bizi oldukça zorladılar. Bu durumdan bir an önce kurtulmalıyız. Hücum için hocanın istediği oyuncuların transfer edilmesi ve üçüncü bölgeye geçiş oyununu daha etkili oynamamız şart. Eğer gerçekten hedefimiz Süper Lig ise, teknik direktör değişikliğini haftalar önce yapmış olsaydık, bugün belki de ilk iki içinde yer alıyor olacaktık.
Çok fazla puan kaybetmeden ve ilk iki hayalinden uzaklaşmadan, hızlıca bir santrfor ve kanat oyuncuları transfer etmek zorundayız. Yönetimin, hocanın istediği isimleri bir an evvel kadroya katıp takıma monte etmesi gerekiyor.
Evet, bu hafta paranın gücünü yendik! Çünkü futbolda, toplama takımlarla ve sadece paranın gücüyle çok ileri gidemezsin. Büyük başarılar için, oturmuş bir kadro, takım uyumu ve geçmişte oluşturulmuş bir başarı kültürü gerekir. İşte bu başarı kültürü ve takım olma becerisi bizde fazlasıyla var! Yönetim, gerekli takviyeleri hızla yaparsa, ilk iki sadece bir hayal olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşecektir.
Bizi paranın gücüne mağlup etmeyen takımımızı yürekten kutluyorum!
30.01.2025
Teknik Direktör Farkı!
Haftalar öncesinden söylediğimiz ve ısrarla eleştirdiğimiz konu, teknik direktördü. Çünkü bu ligde yukarı oynamak istiyorsanız, ligi çok iyi bilen ve oyuncuları tanıyan bir teknik direktör ile çalışmalısınız. Bunu sezon başından itibaren anlatmaya çalıştık ve eleştirdik. Aslında eleştirilerimizin ne kadar doğru olduğunu ve sezon başındaki teknik direktör seçimimizin ne kadar yanlış olduğunu, yaptığımız teknik direktör değişikliği ile çok net görmüş olduk.
Hüseyin Eroğlu geldikten sonraki maçlara baktığımızda, takım savunmasının daha iyi olduğunu ve savunma oyuncularının oyuna katkı sağlamaya çalıştıklarını gözlemlemeye başladık. Takım, ileriye daha kalabalık çıkabiliyor ve gol pozisyonlarına girebiliyor. Bunun neticesinde üst üste iki galibiyet aldık. Yendiğimiz takımlardan biri lider Kocaelispor, diğeri ise sıralamada bizim rakibimiz olan Boluspor. Bu iki galibiyetin ardından ikincilik umutlarının yeşerdiğini düşünüyorum; çünkü takım olarak oynamaya başladık ve son iki haftada bunun sonuçlarını aldığımızı görüyoruz.
Bundan sonraki süreçte, hocanın istediği iki ileri uç oyuncusunun takviyesiyle daha iyi sonuçlar alacağımızı ve ikincilik hayalini daha fazla kuracağımızı düşünüyorum. Burada gerçekten teknik direktör farkının önemini anlamış olmalıyız. Sezon başında doğru kadro seçimi yapmanın ne kadar önemli olduğunu öğrenmişizdir. Doğru hamlelerle hedefe doğru yürümeye devam!
24.12.2024
Futbol Ciddiyet İster
Bu hafta, kupada Kasımpaşa’nın U19 takımına 0-1 yenilip elenmenin üzüntüsünü yaşarken, bir de kendi evimizde Adanaspor’a mağlup olmanın acısıyla, hafta Gençlerbirlikliler için adeta zehir oldu.
Kupa maçında rakibimizin sahaya çıkmayacağını düşünerek, ne bir analiz yapılmış ne de maçı ciddiye alan bir hoca ve takım sahadaydı. Sonuç hüsran oldu ve kupada gruplara kalamadan elendik.
Bu durum bilinçli yapılmış olabilir. Belki de kupada oyuncu kaybetmemek ya da sakatlık yaşamamak adına böyle bir tercih yapıldı. Ancak her ne olursa olsun, şunu unutmamak gerekir: Gençlerbirliği, bulunduğu her ortamda ve çıktığı her maçta hedefi kazanmak olmalıdır. Bunun aksi, Gençlerbirliği’nin kuruluş efsanesine aykırı bir harekettir ve asla kabul edilemez.
Gelelim lig maçına… Adanaspor’u benim izlediğimin yüzde 2’si kadar bile izlememiş ve rakibini hiç analiz etmemiş bir teknik ekip var takımımızın başında. Neden bu kadar iddialı konuşuyorum? Çünkü Adanaspor kötü futbol oynamıyor; iyi mücadele ediyorlar. Sadece gol bölgelerinde beceriksiz davrandıkları için genelde sahadan 1 ya da 2 farklı mağlubiyetlerle ayrılıyorlardı. Yeni yönetimleri, muhtemelen ilk maçlarında primleri iyileştirdi ve onlar, deplasmandan 3 puan alıp gittiler.
Peki biz ne yaptık? Biz sadece Adana’yı izledik. Tribün izledi, teknik heyet izledi, sahadaki oyuncular izledi. Sonuç yine hüsran. Maça başlarken kadroda çok farklılık yoktu. Sinan’ın yokluğunda Alperen stoper, Elyas Durmaz sol bek oynadı, Oğuzhan Berber ise kendi mevkisi olan sağ bekteydi. Buraya kadar her şey normaldi.
Ama sahada hiç mücadele yoktu! Rakibin ataklarında ofans oyuncularını rahatsız eden bir futbolcumuz dahi yoktu. Orta saha deseniz aynı: Al-ver, yan top, yan top. Hiç beklemediğimiz bir anda, kaleci Erhan’ın ikramıyla bir gol yedik. Düşünün, ligin 19. sırasındaki takım ceza sahası dışından, kalecinin hatasıyla gol atıyor. Bu durumda takım olarak reaksiyon göstermen gerekirken, rakip hâlâ seni rahatsız ediyor. Ve senin etkili bir atağın dahi yok! İlk yarıda yalnızca Metehan’ın vurduğu toptan başka pozisyon bulamadık.
İkinci yarıya gelirsek... Hocadan galibiyet için oyuna müdahale etmesini bekliyoruz. Ancak Recep hoca, Gökhan ve Çağrı Fedai’yi oyuna alıyor. Bu tercihler anlaşılır gibi değil. Oyun 2-0 olmuş, ceza sahasına top taşıyacak oyuncu Mete Kaan, hava toplarında etkili Yatabare değil. Ama oyuna girenler Gökhan ve Çağrı.
Recep hoca ya futbolu bilmiyor ya da bizimle alay ediyor. Ne zaman son maçı olduğunu düşünse, takım kazanıyor. Ama bizim yukarıyı hayal ettiğimiz maçları kaybediyoruz. Bu takımın kazanması için, her kaybedilen maç Recep Karatepe’nin son maçıymış gibi oynaması gerekiyor. Yönetim, buna bir an önce müdahale etmelidir. Bu takım, şeref tribününde maç izleyerek yönetilmez. Sorumlulardan hesap sormanız lazım. Eğer hesap soramıyorsanız, bırakın bu işi yapabilecekler yönetime gelsin.
Beyler, işin özeti başlıkta da dediğim gibi: Futbol ciddiyet ister. Hiçbir maç oynanmadan kazanılmaz ve hiçbir rakip küçümsenemez.
10.12.2024
Rüzgar Tersine Döner mi?
Gençlerbirliği - Karagümrük maçına baktığımızda, Recep Hoca'nın orta sahada ofansif bir oyuncu olan Nalepa ile oyuna başlaması, "Maçı kazanmak istiyoruz!" mesajı veriyordu. Kadrolar açıklandığında, hocanın yedi savunmacıdan vazgeçip altı savunma oyuncusu ve ofansif bir orta saha tercihi yaptığını görünce, “Evet, bu maça ortağız, hatta kazanabiliriz!” diye düşünmeye başladım. Bu noktada, hafta içi yönetimin düzenlediği ve haftalardır yapılması gereken birlik-beraberlik yemeğinin de etkili olduğunu düşünüyorum. Yavaş yavaş tam bir takım olmaya başladığımız izlenimini aldım.
Maç başladıktan sonra sahada oynanan oyun, uzun zamandır görmek istediğimiz ve arzuladığımız Gençlerbirliği’ne benziyordu. Üçüncü bölgeye daha kalabalık gittik ve ilerde pres yaparak rakibin rahat çıkmasını engelledik. Rakip, ayağı iyi ama kırılgan bir yapıya sahip bir takım olduğu için, ileride baskı yapmak işimizi kolaylaştırdı.
Özellikle Nalepa’ya bir parantez açmak gerek. Hücum bölgesinde çok etkili pres yaparak ve rakip çıkarken akıllı faullerle hızlı atakları engelleyerek oyuna büyük katkı sağladı. Bu performansı bizim için büyük bir artıydı.
Takım olarak ilk kez bu kadar organize bir oyun sergiledik. Yardımlaşma oldukça iyiydi. İleride çabuk olamasak da çoğalabildik ve ataklarımız etkili olmaya başladı. Özellikle ikinci yarıda Ensar oyuna girdikten sonra üçüncü bölgede daha etkin bir oyun oynadık. Metehan bile savunmaya yardıma geldi; hatta bir pozisyonda kale çizgisine kadar geriledi. Bu, takımın maçı kazanmak için ne kadar konsantre olduğunu gösteriyordu.
Maç 1-0 olduktan sonra yine biraz geri yaslandık. Ancak bunu yapmamamız gerekiyor; çünkü tek farklı skor her zaman risklidir. Skoru koruma adına geri yaslanmak, ya gol yemekle ya da kart görmekle sonuçlanabilir. Nitekim, rakibin baskıları sonrasında Sinan kırmızı kart gördü. Ancak kartın maçın sonlarına doğru gelmesi rakibe çok fazla olumlu yansımadı ve maçı 1-0 kazanmayı başardık.
Bundan sonra hocanın ofansı daha fazla düşünmesi ve kadrodaki her oyuncunun hazır olması gerektiğini anladığını düşünüyorum. İnşallah rüzgar tersine döner ve biz de Büyük Gençlerbirliği taraftarları olarak galibiyetlerin keyfini çıkarmaya başlarız.
26.11.2024
Soğuk Havada İçimizi Isıtan Galibiyet
Gençlerbirliği, uzun bir aradan sonra Ankaragücü’nü yenmeyi başardı. Her ne kadar sahada oynanan oyun çok tatmin edici olmasa da soğuk havada alınan bu galibiyet içimizi ısıttı.
Maç başlarken kadrolara baktığımızda, Gençlerbirliği beklenen bir 11 ile sahaya çıktı. İlk yarıda kaleci Erhan Erentürk’ün müthiş kurtarışları, maçın farklı bir skorla kaybedilmesinin önüne geçti. Ankaragücü, özellikle ilk yarıda çok etkili bir oyun ortaya koyarken Gençlerbirliği tamamen savunmaya çekildi. Defansif anlamda iyi mücadele edilse de ofansif olarak varlık gösterilemedi. Aslında bu, sezon başından beri süregelen bir durum. Gençlerbirliği, hücumda üretkenlikten uzak bir takım görüntüsünden çıkamadı. Bu durumun sebebini; taktik, oyuncu kalitesi veya teknik direktör tercihleri olarak yorumlayabilirsiniz, ancak bu kadro ve oyun yapısıyla ulaşılabilecek maksimum seviyenin bu olduğu açık. Rakibi kendi alanında karşıla, hızlı çık, bir gol at ve skoru korumaya çalış—oyunun özetiydi.
Maçın İlk Yarısı
İlk yarı Ankaragücü’nün yoğun baskısını iyi savunma ve Erhan’ın mükemmel kurtarışlarıyla 0-0 tamamladık. Bu sonuç, oynanan oyun göz önüne alındığında oldukça iyiydi. Devre arasında tribünlerde kendi aramızda konuşurken, “0-0 bizim için iyi bir sonuç mu?” sorusunu tartıştık. Genel kanı, ilk yarıdaki oyuna bakılırsa bu skora sevinmemiz gerektiğiydi. Ancak içimden bir gol atarsak maçı kazanabileceğimizi düşünüyordum.
İkinci Yarı ve Galibiyet Golü
İkinci yarı başladığında kar yağışı etkisini gösterdi. Zemin ağırlaştıkça Ankaragücü oyundan düşmeye başladı ve bu, bizim için bir avantaja dönüştü. Artık gol bulmamız gerekiyordu. Gençlerbirliği organize ataklar geliştiremediği için yan toplardan gol bulma umudu öne çıktı. Teknik direktörün yaptığı oyuncu değişiklikleri maça damga vurdu. Sakatlıktan yeni dönen Rahman Buğra’nın oyuna alınması bir riskti. Ağır zeminde oynamak, fiziksel olarak hazır olmayan bir oyuncu için oldukça zordu ve sadece 10 dakika sahada kalabildi. Ancak bu kısa sürede kullandığı korner, galibiyet golünü getirdi. Hoca, Rahman Buğra’yı kaybetme pahasına maçı kazandı.
Bu golle tribünlerde yaşanan sevinç tarifsizdi. Ankaragücü’ne karşı böyle bir galibiyeti uzun zamandır bekliyorduk. Tahmin ediyorum ki, o an tribündeki herkes benim gibi mutluluktan havalara uçtu.
Sonuç ve Değerlendirme
Bu galibiyetin bizi yanıltmasına izin vermemeliyiz. Oyun kalitesi kötüydü, ancak alınan skor muhteşemdi. Devre arasına kadar benzer bir oyun anlayışıyla devam edeceğimizi düşünüyorum. Eğer devre arasında ofansif oyuncular transfer edilebilirse, daha etkili bir Gençlerbirliği izleyebiliriz. Ancak bu kadro ve teknik ekiple oynayabileceğimiz maksimum oyun bu. Bundan fazlasını beklemek hayalcilik olur.
Uzun bir aranın ardından Ankaragücü’ne gol atıp galip gelmek paha biçilemez bir duygu. Bu galibiyetle yeni haftaya mutlu başlıyoruz. Kalın sağlıcakla!
07.11.2024
İlk Yarı Farklı, İkinci Yarı Farklı
Öncelikle, her ne olursa olsun üç puan almanın çok güzel olduğunu belirterek başlamak istiyorum. İstanbulspor maçını Pazartesi günü akşam 20:00’ye koymanın nedenini anlayamadım. Hava soğuk, haftanın ilk iş günü, trafik yoğun, bir de Ankara’nın ayazını düşününce bu durum taraftarın ilgisini azalttı. Futbol izlemek isteyen birçok kişinin maça gelmemesine yol açtı.
Maç öncesinde kadroları gördüğümde, bizim tarafta pek farklı bir durum olmadığını ve Recep Karatepe’nin gitmek için elinden geleni yaptığını düşündüm. İlk yarı boyunca pozisyon üretemedik ve jeneriklik bir gol yedik. Çok kötü bir oyun sergilediğimiz için devre arasının bitmesini mutsuz bir şekilde bekledik. Hatta içimden, “Keşke 90 dakika bir an önce bitse de hoca gitse, biz de rahatlasak” diye geçirdim. Ancak hoca, şaşırtıcı bir kararla iki oyuncu birden değiştirerek ikinci yarıya başladı.
İkinci yarıda, ilk yarıya kıyasla biraz daha iyi oynamaya başladık. İstanbulspor’un “Bu maçı rahat alırız” havasında gevşek oynamasının da etkisi oldu. Yine de oyuncu değişiklikleri, oyun sistemini değiştirdi. Üçlü savunmaya geçip orta sahayı kalabalık tuttuk, çift forvetle oynamaya başladık ve bunun etkisini rakip yarı alanda gösterdik. Çok fazla pozisyon üretemesek de etkili olmaya çalışıyorduk. Bu baskının ardından, Sinan Osmanoğlu’nun kornerden gelen kafa golüyle beraberliği yakaladık.
Bu dakikadan sonra takım daha etkili oynamaya başladı. Özellikle Metehan Mimaroğlu, sol kanadı çok etkili kullandı, savunmada bile görev alarak takıma büyük katkı sağladı. Bu çabanın meyvesini de, 90+’da kazandığı ve gole çevirdiği penaltıyla aldık. Maçı 2-1 kazandık.
Şunu net olarak söyleyebilirim ki kaybederken kazanmak için risk almak, sürekli kontrollü olmaktan daha faydalı olabiliyor. İstanbulspor maçının ilk yarısı ile ikinci yarısı arasındaki fark, bu durumu net bir şekilde gösterdi. Bu riskleri almak için Recep Karatepe hocamızın, kendisine verilen kredinin bitmesine 45 dakika kaldığını hissetmesi mi gerekiyordu? Görünen o ki, çift forvetle rakibe baskı yaparak, rakip yarı alanda oynayarak maç kazanılabiliyormuş. Umarım hocamız da bundan ders çıkarır.
Son olarak, İstanbulspor maçının hakemi Ömer Faruk Turtay ile ilgili yapılan basın açıklaması için basın sözcümüz Savaş Bey’e teşekkür ederek yazımı noktalıyorum.
29.10.2024
Limit Kalmadı
Sezona başlarken Gençlerbirliği yönetimi, yaptığı transferler ve hoca seçimiyle hedefi "Süper Lig" olarak belirlediklerini söylese de, taraftar ve Gençlerbirliklilerin aklıyla adeta dalga geçtiler. Sezon başından beri dile getiriyorum ve getirmeye devam edeceğim: Bu takımın gerçek hedefi, ligde kalabilmekten öte değil; playoff için ise çok yetersiz.
Çorum maçında da gördük ki, takım üç bölgede de çok kötü; hiçbir şey üretemiyoruz. Maç başlamadan açıklanan kadro, Amed maçıyla aynıydı. Bu da gösteriyor ki teknik ekip, Amed maçı beraberliğini başarı olarak görüp kadroyu hiç bozmamış ve Çorum maçına aynı 11'le başlamış. Orta sahada topla oynama üstünlüğü bizde gibi görünse de, özellikle Rahman Buğra'nın ileriye değil de sürekli geriye oynaması, ileri pozisyon üretmemizi ve etkili atak yapmamızı engelledi. İlk yarı boyunca her iki takımın da cılız atakları vardı. Bir futbolsever olarak Gençlerbirliği taraftarı olmasam bu maçı izler miydim? Asla izlemezdim, çünkü iki takım da futbol adına hiçbir şey üretemiyor ve oyun, orta sahada yan paslarla soğutuluyordu. Taraftar bile tezahürat yapmak için kendini zorluyordu; bir şeyler olsun diye! Böyle vasat bir oyunla ilk yarı 0-0 bitti.
İkinci yarıda, ileri oynamayan veya oynayamayan Rahman Buğra'nın yerine Mete Kaan girer ve hızlı hücumlarla sonuca gideriz diye beklerken, aynı 11'le ikinci yarıya başladık. Sonrasında Rahman Buğra sakatlanarak oyundan çıkmak zorunda kaldı, ki bu aslında bizim için bir şanstı. Ancak Recep Karatepe hocamız sağ olsun, Mete Kaan yerine Amilton’u oyuna aldı ve hızlı oynamak istiyordu ancak yeni sakatlıktan çıkmış Amilton da etkili olmadı 63. dakikada şanssız bir gol yedik, evet, bunu kabul ediyorum; ama golü yedikten sonra almamız gereken reaksiyonu ancak maçın uzatma dakikalarında gösterebildik ve sonucu değiştiremedik. Maçın hakkı zaten beraberlikti, onu da sağlayamadık ve boynumuz bükük bir şekilde Ankara'nın yolunu tuttuk.
Tribünde "Yönetim istifa" sesleri yükseldi. Aslında taraftar, yönetimden değil, Recep Karatepe’nin istifasını istiyor; ancak yönetim, Recep hocayı göndermemekte direndiği için tepkiler “yönetim istifa” şeklinde yankılandı. Zor bir süreçten geçen Gençlerbirliği yönetiminin nasıl bir tutum sergileyeceği merakla bekleniyor. Kötü gidişe dur demek için nasıl çözümler üreteceklerini göreceğiz. Artık Recep Karatepe'nin limiti kalmadı diye düşünüyorum.
22.10.2024
Yeni Bir Gelişme Yok
Gençlerbirliği-Amed Sportif Faaliyetler maçını merakla ve heyecanla bekliyorduk. Milli aradan sonra takımımızın nasıl döneceğini, daha önce olduğu gibi yine vasat mı yoksa üstün mü olacağını gerçekten çok merak ediyorduk.
Maç başlamadan önce gelen kadrolarda aslında hepimizin kabul edebileceği bir dizilim vardı. Yasin’in sakatlığında, sağ bek ve sol bek oynayabilen Oğuzhan Berber'in sol bekte olması hepimizin beklediği bir durumdu; zira hocanın bu konuda fazla alternatifi yoktu. Stoperden devşirme sağ bek Alperen Babacan, ortada ise Sinan ve Zuzek stoper ikilisi olarak sahadaydı. Hocanın bu ikiliyi bozma niyeti yoktu zaten.
Orta sahada Etobo, Mikail, Ensar, Buğra ve Metehan yer alıyordu. Aslında bakıldığında 5'li bir orta saha gibi görünse de, Ensar gizli santrfor olarak rakibin geriden çıkışlarında baskı yaparak rakibi zorlamak için düşünülmüş gibiydi. Hızlı çıkışlarda sol tarafta Metehan kullanılacaktı ve ileride Djitte forvet olarak Ensar ve Metehan tarafından desteklenecekti. Kadrodan böyle bir oyun planı bekliyorduk.
Amed'in kadro yapısına bakıldığında, bizden daha pahalı ve kaliteli bir takım oldukları görülüyordu. Bize baskı yapacaklarını, oyunu kendi sahamızda karşılayıp hızlı çıkışlarla skoru yakalayacağımızı düşünüyorduk. Ancak Ersun Yanal’ın, yıllardır hücum futbolunu tercih eden bir hoca olmasına rağmen, sahada bize bizim taktiğimizle oynayan bir Amed vardı. Topu bize bırakıp hızlı hücumlarla sonuca gitmeyi hedefleyen bir oyun sergilediler. Bu oyunun sonucunda da 11. dakikada ilk şutlarını kalecimiz Erkan rahatlıkla çıkardı, fakat 28. dakikada akıllı bir çıkış ve Ömer Bayram’ın topa dokunmadan yaptığı asistle kalemizde golü gördük. Golde, sağ kanatta oynayan Rahman Buğra'nın pozisyonu takip etmemesi sonucu topa vuran oyuncu boş kaldı ve klas bir vuruşla topu ağlarla buluşturdu. Maalesef 0-1 geriye düştük.
Geriye düştükten sonra daha baskılı ve atak bir oyun bekliyorduk, ancak vasatın biraz üzerine çıkabildik. Ceza sahasında Djitte’nin ayağının kaymasıyla önemli bir pozisyonu kaçırdık. Uzun bir taç atışı sonrasında kazandığımız penaltıyla skoru eşitlemeyi başardık.
İkinci yarıda daha etkili oynamayı hedefliyorduk fakat Amed’in topu bize bırakması nedeniyle orta sahada yan pas yapıp durduk. Gelelim hocanın oyuncu değişikliklerine: 65. dakikaya kadar bekledi ve beklenmedik oyuncu değişiklikleri yaparak aslında maçı kazanmaktan çok berabere bitmesini sağladı.
Maç 1-1 bitti ve bu sonuçla hedeften uzaklaşmaya devam ediyoruz. Ya da aslında hedef Süper Lig değil, bu ligde kalmak. Oyuncu grubu ve Recep Karatepe hoca bu yüzden göreve getirildi. Milli aradan sonra da değişen bir şey yok, kaldığımız yerden devam ediyoruz.
08.10.2024
Karambol Futbol ve Sonuçları: Gençlerbirliği'nin Durumu
Trendyol 1. Lig'in 8. haftasına geldik ve futbol adına Gençlerbirliği'nden hala kayda değer bir şey göremedik. Sezon başında "Hedef Süper Lig" denmiş, büyük umutlarla transferler yapılmıştı. Ancak gelinen noktada, bu transferler ve sahada oynanan futbol tam anlamıyla bir karambole dönüştü. Ortada ne net bir oyun planı var, ne de teknik direktör dokunuşları. Böyle giderse, Süper Lig hedefi bizim için bir hayalden öteye geçmeyecek gibi görünüyor.
Sezon başında belirli bir oyun sistemi oluşturulmalı ve bu sisteme uygun teknik direktör ve oyuncu tercihleri yapılmalıydı. Şimdi görüyoruz ki bu seçimler yanlış yapıldı. Manisa FK maçında da bu tablo net bir şekilde ortaya çıktı. Amilton'un sakatlanmasından sonra elde kalan kadroya baktığımızda, rakibe karşı üstünlük kurmamız için topa sahip olmamız gereken bir oyun sergilememiz gerekiyordu. Ancak maçın daha 10. dakikasında oyunun kontrolünü rakibe bıraktık. Savunmaya çekilme alışkanlığımızı sürdürdük, ancak hızlı çıkış yapabilecek bir Amilton'umuz olmayınca, hatalar zinciri golü getirdi.
Deplasmanda oynamak elbette zor, ama golden sonra bir teknik hamle beklerken yapılan değişiklikler geç ve yanlış geldi. Golde hatası olan Etobo’nun çıkması beklenirken, Mete Kaan’ın oyundan alınıp yerine Gökhan’ın girmesi hayal kırıklığı yarattı. Topu üçüncü bölgeye taşıyamayan bir takımın çift forvete dönmesi anlaşılması zor bir tercih oldu. Orta sahadaki Mikail ve Jimmy değişikliği ise daha da şaşırtıcıydı. Kafasında futbolu bitirmiş bir Jimmy’den katkı beklemek, daha baştan hatalı bir hamleydi. Bu kadar kötü müdahalelerden sonra rakibin fark atması işten bile değildi; fakat en azından savunmada direnip maçı 1-0 kaybederek fark yememeyi başardık. Ancak üst üste iki hafta maç kaybederek hedeflerden uzaklaşıp düşme hattına doğru yaklaşmaya başladık.
Milli aradan sonra zorlu maçlar oynamaya devam edeceğiz ve bir an önce bu kötü gidişata çözüm bulunmalı. Ligi iyi bilen profesyonellerle çalışılmalı, eğer amaç gerçekten Süper Lig ise buna uygun adımlar atılmalı. Gençlerbirliği'nin kaderi tek bir oyuncuya bağlı kalmamalı. Futbol, 11 kişiyle ve belirli oyun sistemleri ile oynanan bir oyundur; karambol futbol diye bir şey yok. Sonuçlar da, tıpkı bizde olduğu gibi, genellikle hüsran olur.
01.10.2024
Amilton ve Diğerleri
Geride bıraktığımız Trendyol 1. Lig'in 7. haftasında, Keçiören maçının 24. dakikasında sakatlanarak oyundan çıkmak zorunda kalan Amilton’un, Gençlerbirliği'nin hücum hattındaki en önemli oyuncusu olduğunu çok net bir şekilde görmüş olduk. Gençlerbirliği, 5 defansla oynayarak rakibini durdurup hızlı kontralarla sonuca gitmeye çalışan bir takım. Bu oyun tarzıyla üst üste üç galibiyet alarak meyvelerini de topladık. Ancak bu sistemin, özellikle iç sahada ve bizim gibi oynayan takımlara karşı işe yaramadığını Keçiören mağlubiyetiyle acı bir şekilde deneyimledik. Burada yine kalecimiz Erhan’a teşekkür etmek gerekiyor, çünkü farkı önledi. Ne var ki defansımız, alan savunması yaparken yanlış eşleşmeler sonucu duran toptan gol yiyerek maçı kaybetti. Amilton’un sakatlığı bizi derinden etkilerken, maçı da kaybetmemiz üzüntümüzü katladı. Amilton’un yokluğuyla birlikte hücum hattımız da adeta durma noktasına geldi.
Oyun olarak baktığımızda, hocamız her ne kadar "Oyunu kaybedecek bir futbol oynamadık" dese de, sahada çok net bir şekilde kötü oynadık ve mağlubiyeti hak ettik. Bundan sonrası için çözüm üretme görevi, yine takımın patronu Recep Karatepe hocamıza düşüyor ve bu çözümü bulmak zorunda. Artık oyunu çift yönlü oynamak zorundayız; hem savunmada hem de hücumda daha dengeli bir oyun sergilemeliyiz. Ayrıca her rakibe göre farklı bir oyun planı yapmalıyız. Kadroda revizyon şart; kenarda oturan oyuncuları da oyunun içine dahil etmeliyiz. Sürekli aynı oyuncuların birbirleriyle değiştiriliyor olması, diğer oyuncuların oyuna adapte olamamasına yol açıyor. Bu da sakatlık veya cezalı durumlarda büyük bir sorun oluşturuyor. Kenarda bekleyen ve oyuna dahil edemediğimiz oyuncularımız, sahaya girdiklerinde düşük performans sergiliyor ve yeterli verimi alamıyoruz. Bu durumu bizim gördüğümüz gibi hocamızın da fark etmesi gerekiyor.
Genel bir bakışla, matematiksel olarak çok bir şey kaybetmiş değiliz. Lider ile aramızda yalnızca 2 puan fark var. "Hep destek, tam destek" mantığıyla takımımızı desteklemeye devam edeceğiz. Hocamız da sorunlarımızı çözüp, oyunun her iki yönünü de oynayabilen bir takım haline getirdiğinde inşallah bu sezon hayal ettiğimiz Süper Lig'e kavuşacağız.
24.09.2024
Keyifli Bir Deplasman
Pendik deplasmanına giderken bu kadar keyifli bir tribün yapacağımızı hiç düşünmüyordum. İstanbul trafiği bizi biraz zorlasa da maça, maçın 5. dakikasında girebildik. Maç, düşündüğüm gibi başladı. Recep Hoca'ya, rakibe göre oyun planlaması yaptığı için teşekkür ediyorum. Beşli savunma, Eze ve Lima gibi iki etkili hücum oyuncusu olan bir takıma karşı çok doğru bir karardı ve rakibe fazla pozisyon vermeden oynanan bir oyun izledik. İlk yarıda bir pozisyonda kaleci Erhan mükemmel bir kurtarış yaptı. Bir başka pozisyonda da Alperen’in asistinde top üst direkten auta gitti. Maç boyunca savunmamızın yaptığı tek hata buydu.
Kaleci Erhan Erentürk’e daha önce çok eleştirilerde bulunmuştum, güven vermediğini düşünüyordum. Ancak ondan özür diliyor ve bize Pendik deplasmanında 3 puan hediye ettiği için teşekkür ediyorum.
Oyunda kontrol yine rakibimiz olan Pendikspor'daydı. Pas yüzdesinde üstünlük yine onlardaydı. Ancak ikinci yarıda özellikle Amilton, rakibin hatasında kaptığı topu çok iyi ve hızlı taşıdı. Özellikle böyle deplasmanlarda ve kontra atak oynayacağımız maçlarda çok işimize yarayacak. Mete Kaan aynı hızla çıktı ve rakip defans onu fark edemedi; çünkü Amilton’a yetişmeye çalışıyorlardı. Amilton, çok hızlı taşıdığı topu düzgün bir pasla Mete Kaan’a aktardı ve Mete Kaan, güzel bir vuruşla takımımızı 0-1 öne geçirdi.
Bu dakikadan sonra rakibin üzerimize çok geleceğini düşünüyordum, öyle de oldu. Ancak orta sahada Etobo o kadar sakin ve soğukkanlı oynuyor ki, takımı gerçekten çok rahatlatıyor. Genel olarak orta sahamızın etkili oyunuyla rakibe boyun eğmeden, pozisyonlar bularak oynamaya devam ettik. Rakibin son dakikalarda etkili atak denemeleri olsa da özellikle kalecimiz Erhan’ın başarılı kurtarışları ile maçı 0-1 kazandık ve çok değerli 3 puan aldık.
Rakibin kendi sahasında maç kazanamama stresi bizim işimize yaradı. Deplasmandan çok mutlu ve keyifli döndük. Gerçekten deplasmandan maç kazanmış olarak geri dönmek çok keyifli ve eğlenceli. Allah, tekrar tekrar deplasmanlardan mutlu, keyifli ve neşeli dönmelerimizi nasip etsin.
Recep Hoca’yı maç sonrası tribüne çağıran taraftarımızla, hoca, takım ve taraftar arasında bir bütünleşme yaşandı. Umut ediyorum ki bundan sonraki süreçte hoca, takım, yönetim ve taraftar hep birlikte takımımızı destekler ve hayal ettiğimiz asıl yerimiz olan Süper Lig’e adım adım ilerleriz.
17.09.2024
Gençlerbirliği Hazine Buldu
Gençlerbirliği, kendi saha ve seyircisi önünde Erzurum FK’yı konuk etti. Maça başlamadan önce kadrolar açıklandığında eksik oyuncular gördük. Bunların durumunu merak ettik ama maç öncesi kulüpten herhangi bir açıklama gelmediği için sakat olduklarını bilmiyorduk ve bu da hocanın kadro seçimini eleştirmemize neden oldu.
Maç başladı; biz Erok maçındaki gibi çok pas yapan ve atak denemeleri yapan bir Gençlerbirliği bekliyorduk sahada ama maalesef bunu göremedik. Topa daha çok Erzurum FK sahip oldu ve biz sadece savunma yapmaya çalıştık. Amilton’un hızlı çıkışlarıyla pozisyon bulmaya çalıştık. Bunun nedeninin ne olduğunu biz bilmiyoruz ama taktiksel olduğunu varsayıyoruz. Kalecimiz Erhan topu oyuna neden geç sokuyor, buna bir anlam veremedik. Bu, bir taktik mi yoksa kalecimiz Erhan’ın oyun bilgisinden mi kaynaklanıyor, bilmiyorum ama kalede bize hiç güven vermiyor. Savunmada Zuzek ayağına çok hakim ve soğukkanlı oyunu ile bize güven vermeye devam ediyor. Sinan Osmanoğlu, maçın başlarında Eren Tozlu’ya öyle bir müdahale etti ki Eren Tozlu, her topu aldığında arkasında kim var korkusuyla oynadı. Bu bizim için iyi bir hareketti; bir savunmacının yapması gereken en doğru hamle buydu. Savunmada genel olarak iyiydik ve rakibe çok pozisyon vermedik.
Orta sahada Etobo ve Buğra’nın eksikliğini çok hissettik. Çünkü orta sahamız topu ayağında tutamadı ve bu üstünlüğü hep rakibe bıraktı. Hal böyle olunca da istatistikler rakibin oldu. Orta sahada isabetli pas sayımız düştü ve ileriye fazla top atamadık; hatta organize bir atak bile yapamadık. İkinci yarı oyuncu değişiklikleriyle birlikte az da olsa pas yapmaya başladık ve sonrasında Amilton’un hızlı çıkışıyla verdiği isabetli pas, Dijitte’yi gol pozisyonuna soktu. O da isabetli ve düzgün bir vuruşla golü yaptı. 1-0 öne geçtik. Sonrasında 2’yi ararız diye düşünüyorduk ki, galibiyeti korumak için oynamaya başladık. Oyunun üstünlüğünü tamamen rakibe bıraktık. Çok şükür savunmamız hata yapmadı ve maçtan 1-0 galip ayrıldık. İlerisi için galibiyet çok güzel ama oyun oldukça düşündürücü. Böyle bir vasatın altı oyunundan galibiyetle ayrılmak, deyim yerindeyse hazine bulmuş gibi sevindirdi bizi.
Önümüzde çok zorlu bir Pendik deplasmanı var. Umarım bunun için teknik kadro çok iyi analiz yapar ve rakibe göre bir oyun planı hazırlar. Eğer Erzurum FK maçındaki gibi bir oyun oynarsak, bizim için maç sonu hüsranla biter.
Bizim yaptığımız eleştiriler, takımın motivasyonunu düşürmek için kesinlikle değil; daha iyisini görmek, daha güzel ve keyifli maçlar izlemek için yapılan eleştiriler. Kötü giderken kötüyü herkes söyler; önemli olan iyi giderken eksikleri görmektir. Sezon sonu Süper Lig’e çıkmış olmamız dileklerimle.
02.09.2024
ZOR DA OLSA 3 PUAN
Yazıma Zor da olsa 3 puan diyerek başlıyorum. Maça çok iyi başladık, özellikle hocanın Fıratcan ısrarı devam etmedi ve Alperen’i sağbek oynattı ki isabetli bir karadı. Neticesinde takımın defansında aksayan bir bölge de görünmüyordu.
Amilton ile ilk yaptığımız atakta penaltı kazandık.
Djitte penaltıda topu çok güzel yere bıraktı.
0 -1 öne geçtik.
Bu şık golle bu sezon penaltı krizi yaşamayacağımızı da görmüş olduk. Israrla söylediğimiz ve eleştirdiğimiz iyi bir santraforun ne kadar etkili olduğunu bu maçta çok net görmüş olduk.
Takım orta sahayı çok iyi kullanıyor , defansta rakibine pozisyon vermiyor , biz de mutlu mutlu maç izliyorduk.
Ve dakika 21 de 2 .golü de bulmuştuk. Djitte’nin asisiyle Buğra durumu 0 – 2 yaptı.
Golden sonra bu maç farka gider ve nihayetinde rahat rahat maç izleriz diye bekliyorduk. Cünkü defansın iyi rakibine pozisyon vermiyor ,
orta sahan iyi güzel paslaşmalar , derken keyifli oyun ve büyü bir anda bozuldu.
Sinan Osmanoğlu çok gereksiz çalım atmaya çalışınca topu kaptırdı ve onun bu Laubali hareketinden sonra maalesef golü yedik.
1-2 oldu skor.
Yapılan oyuncu değişikliklerinin de etkisiyle maç bam başka bir şekilde rakibin orta saha ve ileride oyun üstünlüğüne dönüştu.
Çok ok net pozisyonlar vermedik ama son dadika da Etobo’nun çıkardığı top olmasa , yine berabere ve kalmış olacaktık.
Biz de burda başka şeyler konuşuyor olacaktık.
Çok ok şükür ki olmadı.
Bu yüzden ısrarla ZOR DA OLSA 3 PUAN diyorum.
Esenler Erok Spor gibi bir takıma karşı son dakikalarda bu kadar zorlanıyorsak bunun bir sebebi olmalı.
Bence bunun sebeplerinden birisi ; takımın kondisyonu iyi değil, bu zamanla elbette çözüle bilir bir durum.
Diğer sorun bana göre takım içinde bir bütünlük yok ve çıkan oyuncuların yerine giren oyuncularla takımın birliktelik bağı yok.
Bu durum bizim için daha çok tehlikeli.
Bu uyum Sorununa ve kondisyona ağırlık verilmelidir.
Milli arada inşallah bu durum üzerine Recep KARATREPE hocamız daha fazla önem verir ve uyumlu bir takım havasıyla milli aradan sonra takımımızı izleriz.
Güzel galibiyetler alır, sezon sonu istediğimiz yer Süperliğe ulaşırız .
Esenler Erok Spor galibiyetiyle Recep Hoca yerini sağlamlaştırmış oldu.
Bu bizim için ziyadesiyle olumlu bir durum. bundan sonraki süreçte bence yukarıda bahsettiğimiz sorunların üstesinden gelmek için işimizin daha kolay olduğunu gösteriyor.
GELECEKTEN TAKIMIMIZ ADINA UMUTLUYUM . Dostlar Sağlıcakla kalın.
27.08.2024
Iğdır’dan 1 Puan
Gençlerbirliği Iğdır fk maçında mutlak favori her ne kadar Iğdır fk gösterilmiş, pahalı transferleri ile dikkat çekmiş olsa da sahada oynanan oyun her iki takım içinde vasatın üstünde değildi.
Gençlerbirliği’nde sağbek Fıratcan çok aksıyordu ve yaptığı bir hatadan golü yeriz diye korkuyorduk ki hoca da ikinci yarıya Fıratcan'ı oyundan alarak başladı.
Ensar orta saha oyuncusu olmasına rağmen sağbekte Fıratcan’dan daha iyiydi.
Recep Hoca rakibi iyi analiz etmiş, rakibi durdurmak için 5 li savunma ile gol yemeden maçı bitirmeyi başardı.
Ancak birlikte fazla oynamayan defansın ara ara aksaklıklar yaşadığını da net görmüş olduk.
Bunları Recep Hoca'nın da görmesini ve önemlerini almasını umut ediyorum.
Orta sahada Mikail ve Rahman Buğra oldukça iyiydi. Etobo kendini çok zorlamadan al ver yaparak vasatın altında oynamaya devam etti.
Etobo biraz daha oyun da kalarak performansı artacaktır diye düşünüyorum.
Amilton’un ofsayt olayına ve tartışmaya girmemeye dikkat etmesi gerekiyor.
Hakemle diyaloglarinda gereksiz sarı kart görmemesi gerekiyor.
Bu bizim ilerleyen haftalarda canımızı yakacak bir durum gibi görünüyor.
Orta saha, forvet ,kanat oyuncuları Etobo ,Djitte, Amilton birlikte oynadıkça daha fazla verimlilik göstereceklerdir.
Iğdır Fk maçında ofsayttan verilmeyen golümüzde bu oyuncuların neler yapabileceğine şahit olduk.
Recep Hoca her ne kadar defansif önlemleri rakibe pozisyon dahi vermeyecek olsa da maalesef gol atmak gol pozisyonu üretmek için çok fazla rakibi analiz edip kafa yormamış.
Ve defansif anlamda aldığı önlemlerin yarısı kadarda gol atmak için çalışmış ve analiz yapmış olsaydı Iğdır’dan üç puanla dönmüş olurduk.
Iğdır çok uzak bir deplasman olduğu ve daha öncesinde maç Keçiören'de oynanması planlanıyor diye haberlerin yapılması taraftar organizasyon yapamamasına neden oldu .
Sezon başında Iğdır Fk ile oynanacak stadın Iğdır Şehir Stadı olacağı açıklanmış olsaydı taraftar grupları bir organizasyon yapar ve elli kişi de olsa gidip takımı yalnız bırakmaz, desteklerdi
Son üç haftaya baktığımızda üç maçta iki puan çok az ve bana göre hedeflerimizin çok altında .
O yüzden de Recep Hoca kredisini tüketiyor diye düşünüyorum . Esenler Erokspor maçında olası bir mağlubiyette Recep hoca istifa seslerini duymaya başlayacağız gibi geliyor.
Genel olarak baktığımızda takım iyi futbol oynuyor gecen sezona göre organize ataklar yapmaya çalışıyor ama maalesef futbolda iyi oyuna değil galibiyete puan veriyorlar.
O yüzden nasıl yaparlar bilmiyorum ama Recep hoca ve ekibi bize Esenler Erok maçında üç puan sevinci yaşatması lazım. Bu hem bizim hem de kendi gelecekleri için bu şart.
Esenler Erokspor maçından üç puan alma umutlarıyla sağlık ve esenlikle kalın.
20.08.2024
Santrafor-Forvet
Kocaeli ve Bolu maçlarında bitirici bir forvetin önemini gördük.
Bolu maçı öncesinde çok umutlu bir şekilde maçı izlemek için stada geldik. Maç öncesinde kadroyu gördüğümde Kocaeli maçı ile bire bir aynı kadro olmasına şaşırdım. Nalepa ve Mete Kaan düşünülmemiş, yeni stoper Zan Zuzekte kadroda yoktu.
Acaba hoca ne düşünüyor?
Sanırım Kocaeli maçının ilk yarısında oynadığımız oyunu oynamayı düşünüyordu.
Ama Bolu Kocaeli gibi futbol oynamaya çalışan bir takım değildi. Hoca Bolu’yu iyi analiz etmemişti.
Kaleci Erhan neden oynatılıyor ? Orkun sakat’mı başka bir sorunumu var ? bilmiyoruz ve kulüpten de bir açıklama da yapılmadı.
Ama kalede Erhan asla güven vermiyor.
Top kaleye gelecek diye korkarak maç izliyoruz tribünde.
Umarım hoca Erhan ısrarında devam etmez.
Takımın oyununa baktığımızda sağbek Fıratcan çok kötü bir maç çıkardı.
Hoca da70 dakika buna müdahale etmedi.
Biz tribünden hoca kulübeden sabırla izledik.
Zannımca Hoca da Fıratcan'ın hatasından gol yiyeceğimizi anladı ve oyundan aldı.
Biz de biraz olsun rahatladık.
Orta saha takımın yine en iyi bolgesiydi.
Isabetli şut pozisyon vardı ancak becerikli bir forvet yoktu dolayısıyla gol de atamadık .
Özellikle Gökhan altı pasın içinde çok net bir fırsatı kaçırdı ki bizi de hiç şaşırtmadı . Gökhan’dan ilk onbir forveti olmaz bunu Recep hoca da anlamalı, anlamazsa kendisine beşinci haftadan sonra güle güle denir.
Bolu maçını kazanacağımızı düşünüyordum ki mutlak kazanmamız gereken bir maçtı.
Maalesef 2 puan kaybettik. Telafi etmek adına ilerleyen haftalarda zormalaz diye umut ediyorum .
Iğdır maçı öncesinde rakip çok iyi analiz edilmez ve hoca ısrarla aynı kadro aynı oyunu oynamaya çalışırsa ; maç sonu bizim için hüsran olabilir. Baktığımızda takım olarak önceki sezona göre çok iyi futbol oynuyoruz .
Evet ama birinci liğde iyi oyundan ziyade rakibini iyi analiz eden ve rakibinin eksik zayıf bölgelerine göre taktik geliştiren takımlar maç kazanıyor.
O yüzden iyi oyunun yanında puan ve puanlar almak zorundayız.
Rakibe göre oyun planı yapmalı ,ona göre kadro belirleyip , ona göre oynamalıyız .
13.08.2024
GÖKHAN ve MARKAO FARKI
İlk maç deplasman;
Gençlerbirliği 2024-2025 sezonu açılış maçında Kocaeli spor deplasmanında sezona merhaba dedi.
Biz de taraftar olarak yola çıktık ve çok maceralı bir yolculuk oldu. ilk otobüs hararet yaptı sonra 2 adet 16 kişilik araç geldi Bolu Dağı tüneli kapalı olduğu için Bolu Dağı’nı tırmandık ve çok fazla trafik vardı. Yoğunlukta aracın birinin frenleri boşaldı .Daha sonra GAR Grubu’nun otobüsüne yerleşerek gide bildik Kocaelispor deplasmanına.
Maçın başlama düdüğünden itibaren Gençlerbirliği’nin geçen sezona göre daha fazla topla oynayıp organize ataklar yapmaya çalıştığını gözlemledik
Göze çarpan eksiklerin başında forvet çok net ve defans oyuncusu Sinan Osmanoğlu’nun ağır kalması sağbek Fırat Can ileri çıktığında kademeye giren oyuncu olmaması nedeniyle sağ tarafımızın fazla aksaması gözden kaçmadı.
Orta sahayı Etobo toparlayacak gibi görünüyor. Takımda şuana kadar düzgün çalışan tek bölgesi orta saha diyebiliriz. Orta sahaya yapılan transferler oldukça takıma daha da katkı sağlayacak gibi görünüyor
Forvet yokluğunda hoca bir cesaret örneği göstererek Gökhan ile oyuna başladı. Gökhan bir gol attı iki yüzde yüz gol kaçırdı. Gökhan’ın pozisyona girmesi bile güzel , ancak Gökhan’dan forvet olmaz. Bitirici vuruş eksiğini hiç geliştirememiş. Israrla söylediğimiz iyi bir forvet iyi Bir oyuncu oyunu ancak bu kadar değiştirebilir ve etki edebilir. Kocaelispor’un Markao’ sunda bunu gördük.
Maça iyi başlayan Gençlerbirliği , ilk yarı oyunu domine eden Gençlerbirliği, nitekim 31 de Gökhan ile öne geçtik ve 2 net pozisyonu da gole çeviremedik .Oyun olarak ev sahibi takım gibi oynadık. Kaleci Erhan da güzel kurtarışlar ile takımın güzel oyununa destek oldu
İkinci yarı Kocaelispor Barış Alıcı, Markao’yu oyuna aldı ve Maçta üstünlük kurdu. Markao oyuna çok büyük fark getirdi ve onun vurduğu top direkten döndü, dönen topa dokunan Barış dk 49 da durumu eşitledi. Durum 1-1’ ken Gökhan kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda golü atamadı . Defansımız Markao ya önlem almakta gecikince dk 57 de Markao sahne aldı. Ve maalesef 2-1 geriye düştük. Sonrasında oyuncu değişiklikleri ile pozisyon bulduk . Son uzatma dakikalarında Nalepa ile golü de attık . Ancak hakem golü faul gerekçesiyle iptal etti ve maçı 2-1 kaybettik. Bu maçta gördüğümüz çok net bir olay var; oda bir oyuncu oyuna nasıl etki eder Markao ile bunu görmüş olduk.
Hakem konusuna hiç girmeyeceğim ; çünkü hiç bir şey değiştiremiyoruz.
Yapılan yeni transferlerin oturmasıyla bu takım güzel bir takım olacak.
Bu takım en kötü sezonu playofta bitirir. Buna inanıyor ve takımımıza güveniyorum
06.08.2024
Gençlerbirliği’ni Neler Bekliyor ?
2024-2025 Sezonunda Gençlerbirliği’ni Neler Bekliyor ...
Yeni hocamız Recep Kartepe’nin tecrübesiz olması , oyuncuların bir çoğunun takıma yeni gelmesi , Eryaman Stad zemininin Sezonu çıkaramayacak gibi görünmesi, Yönetimin maddi kaynak bulma sıkıntısı,
Yeni trasferlerin takıma adaptasyon süresi , özellikle defans hattımızın oynanan hazırlık maçlarında uyumsuz gözükmeleri, forvet oyuncularımızın yetersiz olmaları, yeni alınacak santrafor oyuncunun belli olmaması, takıma katkı sağlayıp sağlayamayacağı gibi sorunlar Ufukta görünen beklediğimiz olumsuzluklar .
İzlediğimiz hazırlık maçları ve TSYD kupası Ankaragücü maçlarında defansın çok kötü olduğunu gördük. Orta sahamız mücadele etmeye çalışıyor ,forvet zaten yok.
Orta sahaya yapılan takviyelerle orta sahayı toparlarız gibi görünüyor .
Bu durumda hoca takımı nasıl motive eder, nasıl maç kazanma yollarını bulur? Bunu zaman gösterecektir .
Sezonun ilk beş haftasında zorlu rakiplerle oynayacağız bu da bir dezavantaj gibi görünüyor.
Özellikle Kocaeli maçı bizim için çok zor bir deplasman olacaktır.
Kocaeli çok iyi bir kadro kurdu ve bizi çok zor bir maç bekliyor. İlk beş haftada kaç puan toplarız bilemiyoruz .
Ama ilk 5 haftada toplayacağımız puan yada puanlar hocanın kaderini de belirleyecek gibi görülüyor.

Halil Fide
02.10.2024
Risksizlik Soslu Kısır Döngü
Keçiören semtinin takımı çoğu sebepten dolayı mahallesinin örüntülerini sahaya nicedir döküyor ve bizim maça gelene kadar bir mağlubiyetle sahada idiler. Dizilimlerinin gittikçe oturması bir yana, beşli defanslarının önüne iki sert orta saha ile oynuyorlar ki “Estergon” semalarından örnekler de yok değil.
Bu ahval ve şerait altında Recep Karatepe ve ekibi yönetimindeki takımımız, iki kanat bekinin hücum kabiliyeti ortada iken, neredeyse birebir aynı dizilimle rakibi karşılamayı tercih etti ki sonuç risksiz bir pozisyonsuzluk.
0-0 velev ki iç sahada bu rakibe karşı kabul edilebilir bir sonuç; peki Erzurum maçından beri devam eden kornerlerdeki başarısız “alan” savunması ne alaka? Rakibin en başarılı kafacısı üstüste bilmem kaçıncı korneri atarken yanında niye kimse yok? Ki Gençlerbirliği iç sahada bu sezonun kadrosuyla 0-0 a çıkmaz; çıkamaz!
Bütün verili koşullar altında Erok maçından önceki benzer bir atmosfer, milli maç öncesi arada Recep Karatepe’nin tekrar önünde. Rakip Erok’tan daha organize ama zaafiyetlerini hem Boluspor maçında hem de önceki maçlarında gördük. Gençlerbirliği kadrosu genişlik açısından olmasa da ligin iyi ve kaliteli kadrolarındandır. Rakibin akışkan oyununa cevap verecek güçtedir. Bu açıdan gereğinden fazla kaygı; depresyon getirir!
Sonuç olarak, Recep Karatepe ve ekibi, rakibi gereğinden fazla defansif önlemlerle karşılamak yerine, takımın göremediğimiz hücum potansiyeli ihtimalini daha cesur bir şekilde sahaya yansıtmalıdır. “Gereğinden fazla önlem fazlalıktır!” düşüncesiyle hareket edilmediği sürece, takımın yaratıcı oyuncuları kilitlenebilir ve hücum hattı etkisiz kalabilir. Bu noktada, ünlü futbol deyişi “En iyi savunma, hücumdur” sözünü hatırlatmak yerinde olacaktır. Gençlerbirliği’nin kaliteli kadrosu, Erzurum maçından bu yana süregelen duran top zaaflarını gidermeye ve akışkan oyun yapısına yanıt verecek güce sahip. Son maçtaki gibi gereksiz önlemlerle pozisyonsuz bir 90 dakika yerine, hücumda akla yatkın, daha atak bir anlayışla maçın kaderini değiştirmek, ligin seyri açısından lehimize olacaktır.
27.09.2024
“Dörtte Dört”e Doğru
Dengeli ve ölçülü alınan riskin iyi ihtimallerinden biri gerçekleşti geçen cumartesi Pendik semtinde Gençlerbirliği adına. Defansı beşlerken, Etobo ve Mikail güvencesinin önüne Mete Kaan’ı yerleştirmek; Djitte ve Amilton’dan ileride yararlanmak, rakibin hem orta saha hem de hücum organizasyonlarını felce uğrattı ve rakibin anlık hatası, takımın irade lideri Amilton için muhteşem bir fırsat yaratırken, harika koşusunu harika bir asistler taçlandırdı. Golü kendi rahatça deneyebilecekken rakibin şansını sıfırladı ve defansta da yararlı olan Mete Kaan koşusunun karşılığını golle aldı.
Amilton’a bu arada bir paragraf açmak gerek; gol atma fırsatını geri plana itip takım arkadaşlarına destek olmayı seçerken, bireysel başarının ötesinde takımın başarısını ön planda tuttu. Oyunun sadece kendi etrafında dönmediğinin bilincinde olup, birlikte hareket etmenin zaferi getireceğine inanması, ileriki haftaların takım oyunu için bir sinyal verdi. Bu yaklaşım, sahada aranan uyumun en önemli göstergesidir. "Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için!" dedi Amilton da edebiyatçı olmamasına rağmen.
Haftalar ilerledikçe, takımlar birbirlerine önlem aldıkça, oyun ve oyun alanı gittikçe sıkışan bir lig dünyanın en güzel ligi, ligimiz. Keçiörengücü şüphesiz yıllardır transferde istikrarı ile dikkat çeken yapısıyla geçen sezon isteneni verememesini hoca değişikliğine giderek çözmeye çalıştı. Ersan Parlatan ile ligde, bir yenilgili bir altı hafta geçirdiler. Mümkün olduğunca topla çıkıp oyun kurmaya çalışırken çok seçenekli hücum organizasyonları dikkat çekiyor.
Oyun olarak geçen haftaların üzerine koyan bir Gençlerbirliği, savunma güvenliğini bozmazsa ve topla çıkan rakibini hataya zorlarsa galibiyet uzak olmaz. Zira, rakip te oynamaya çalışacak ve açıkları zorlayacak. O yüzden, maçın keyifli geçmesi olasılığı yüksek ve Manisa deplasmanı öncesi üstüste dördüncü galibiyet de hayal değil.
18.09.2024
Denge Üzerinde Risk
Muhammed Ali dengenin ve riskin bir sporcusu olarak "Riske girmeyen, hiçbir şey başaramaz. Bir dağcı olmayı öğrenmek istiyorsanız, aşağıya bakmayın. Yukarı bakın, zirveye çıkın." derken neredeyse tüm sporların adeta ayrıntılı bir özetini sunar. Pazar akşamı altmışlı dakikalarda Eryaman Stadyumu’nda bu riski alan Recep Karatepe oldu. Kısıtlı ve sakatlıklar yüzünden daralmış bir orta saha dizilimini bir eksilterek iki hücumcu ve iki kanatla, rakibin rahat ve dengeli arka dizilimini bir pozisyon için bile olsa salladı. Düşük bir ihtimal de olsa gerçekleşen organize golde payı olan futbolcular, Yasin, Gökhan, Amilton ve nihayetinde Djitte oldu.
Burada yapılan bir galibiyet güzellemesi değil, ki maç içinde yapılan hatalar da göze çarptı. Maçın tümünde topu ErzurumFK’ya bırakarak asıl sürprizi ister istemez Gençlerbirliği yaptı. Bunun çeşitli sebepleri olsa da, taşıdığı olasılık gol getirmedi rakip adına. Alan savunması yapmak adına, kornerlerde yanlış eşleşmeler dikkat çekti. Maçın kahramanı Amilton ligin gedikli ve golcü stoperi ile eşleşince; elinden gelen her şeyi yapsa da rakibin en mühim gol silahı Yumlu devreye girdi ancak refleksler konusunda mahir olan Erhan bu dakikada geri düşülmesini engelledi.
Tarafı olmayanın izleyemeyeceği tarzdan bir maç olan bir Gençlerbirliği-ErzurumFK maçı daha geride kalırken, oyunun geneli anlamında eleştirilecek oldukça fazla sorun ortada idi. Takımın bu handikaplara çare bulması adına daha organize ve yoğunluklu oynaması bir gereklilik değil zorunluluk zira cumartesi günü oynanacak Pendikspor karşılaşmasında bu türden bir oyun, henüz evinde galibiyeti bulunmayan rakip için bulunmaz nimet olacaktır. Rakibin kırmızı kartlı sol stoperi eksik olsa da sert ve güçlü yapısı dikkat çekiyor ancak bu sertlik ve risksiz oyun asıl kırılganlıkları rakip adına içeriyor. Bu minvalde puan ve puanlarla gelmemek elde değil.
Sonuç olarak, futbol sahasında denge ve risk, oyunun seyrini belirleyen iki kritik unsur ve Gençlerbirliği’nin başarısı, hücumda risk alıp savunmada dengeyi sağlamaktan geçer. Bir takım, hünerlerini sergilemek için risk almalı, ancak savunmanın dengesini bozmadan doğru anı kollamalıdır. Ani ataklar, cesur paslar ve yaratıcı oyun hamleleri başarıya giden yolda riskler içerirken, takımın dengesi korunmadıkça bu hamleler sonuçsuz kalabilir. İyi takımlar, risk ve denge arasındaki ince çizgiyi ustalıkla yönetir ve bu strateji, onları zirveye taşır.
08.09.2024
Esencılıs Gerçekleri
Köksüzlük ve kültürsüzlük, bu konuyu dert edinmiş John Ruskin tarafından şöyle tanımlanır:
“Büyük yapılar, sağlam temeller üzerine inşa edilir; sadece taş ve para ile değil, geçmişin anıları ve geleceğin umutlarıyla. Köklerinden koparılmış bir yapı, ne kadar zengin olursa olsun, eninde sonunda yıkılmaya mahkûmdur.”
Ruskin nere Esenler nere denebilir ancak Esenler Erokspor, pıtrak gibi anlık kaynaklarla doldurulan ve dolduruşa gelen malum şehrin takımları için şekil olarak yeni, ancak form olarak öncüllerini sadece taklit eden bir tekerrür.
Bahsedilen mevzu da sahaya ve tribüne haliyle yansıyor ve bir hayli kendini belli ediyor. Esenler’in Anadolu’nun bağrından fırlaması bir yana, tribünlerindeki ıssızlık ve kimliksizlik hemen göze çarpıyor. Stadyum cazgırı ise bunun zirvesini ortaya karışık birçok türden ve ahenksiz sesten alakasız müzikle ortaya koyarken, malum bizans takımlarının sesli sevinçlerinin stadyumda yankılanması absürtlüğün kitabını yazıyor.
Bu şartlarda Gençlerbirliği kendini ilk yirmibeş dakikada ortaya koyarak 2-0 öne geçiyor ki bunda doğru kadro seçiminin önemi büyük. Sağbekte başlayan Alperen ilk penaltıyı yaratan pası atarken, bu şartlarda orada oynaması gerektiğini ilan ediyor. Zira bu ilk kısımda Etobo, Mikail ve Ensar rakibin geçen hafta belirttiğimiz yumuşak orta sahasını dağıtıyor. Recep Karatepe’nin rüştünü ispat ederek başladığı girizgah sonrasında, belki de galibiyetsizlik stresi sebebiyle, önce rölanti oyuna sonra da rakibe teslim olmaya doğru evrilen bir oyunu izlemek durumunda kaldık stadyumda. Tabi bunda formsuzluğu ile dikkat çeken Sinan Osmanoğlu’nun basit hatası ve üzerine haftalardır istikrarsızlığı yüzünden eleştirdiğimiz Erhan’ın eşliğinde yenilen golün de payı büyük. İkinci yarı, takım ilk yarının iyilerinden Alperen olmadan sahaya çıkınca bir şaşkınlık yaşamadık değil, bir de üzerine Yasin sakatlanınca Oğuzhan sola Fıratcan ise sağa geçiyor ve bitmek bilmeyen ikinci yarı üstümüze çullanıyor. Bence bu kadar açık veren bir rakibe karşı, ikinci yarı skor ve oyun düşünüldüğünde, pozisyona girmedik desek yanlış olmaz. Koskoca ikinci yarıyı böyle bir rakibe karşı bir şutla kapatmak oldukça düşündürücü.
Bardağın dolu tarafında ise, yeni transfer Djitte’nin gol/asist katkısının gözlerimizin pasını sildiği gerçeği yer alıyor. Recep Karatepe Buğra’yı solda kullanmanın ödülünü ikinci gol ile alıyor ki Buğra şüphesiz takımın kadife ayağı. Amilton’u da katmadan olmaz; penaltıdaki çabukluğu ve maç içindeki hırsı ve iyi oyunu takımı ateşliyor. Ensar aldığı sürenin hakkını verdi ve Erzurumspor maçında ilk onbir çıkmaya göz kırptı. Etobo çıkardığı top ve oynadığı oyun ile idare ederken ve fiziki olarak güçlenirken, ilk dört haftanın en iyisi Mikail ise performansına aynen devam ederek yerini sağlamlaştırdı.
Haftaya pazar ise ilginç bir şekilde henüz beraberliği olmayan ve artık transferli bir Erzurumspor ile zorlu bir maç oynayacağız. Yenilgilerini deplasmanda zorlu rakiplerden alsa da istikrarlı, mücadeleci ve karakterli oyununu devam ettiren Erzurumspor karşısında Recep Karatepe’nin tercihleri ve analizi oldukça önemli olacak. Defansta dörtlü ya da üçlü tercihi de maçın gidişatını etkileyecek. İlk iç saha galibiyetinin gelmemesi için herhangi bir neden yok. İki hoca arasında maçın ilk kısımlarında çok ani bir gelişme olmazsa, kontrollü ve satranç benzeri bir karşılaşma bekliyorum.
İlk onbir beklentim de değerli kulübümüz sakatlık durumları ile bizleri ısrarla bilgilendirmemeye devam ettiği için neredeyse imkansız. Hayati bir not ile yazıyı sonlandıralım; transfer kapanmadan bu takımın bir kaleci transferine ihtiyacı olduğu gerçeği yüzümüze çarparken; idari ve sportif ekibin bu konuda mutlaka bir inisiyatif alması gerektiği düşünüyorum. Bu durumun başka mevkilerden farkını, önemini ve hassasiyetini vurgulamak ise beyhude olacaktır. O halde, haydi transfer!
27.08.2024
Beraberce Beraberlik
Iğdır belki de bugüne kadar gördüğü en yüksek lig maçı için Gençlerbirliği’ni ağırlarken; geçen sezonlarda olduğu gibi ligin fiyakalı isimleri ile anlaşıp üstüne yeni ecnebi oyuncular katmıştı. Recep Karatepe ise rakibe göre bir kadro çıkarırken çok riske girmemiş ve belki de yapması gerekeni yapıp üç stoper ile geriyi sağlama almıştı.
Bütün bunlar ışığında aslında çok da şaşırtıcı olmayan bir oyun ortaya çıktı ve takımlar sessizce puanları paylaştılar. Pozisyon ağırlıkları ve çeşitlilikleri açısından evsahibi baskın gözükse de az ama öz fırsatları Gençlerbirliği harcadı. Takımın yenisi Djitte ise ayağının ve kalitesini hissettirdi fakat nokta santrofor olmadığını da ortaya koydu. Bir ara Buğra ortada sahte 9 oynarken kanadı denedi ancak sonra başladığı yere dönerken göz doldurmadı diyemem.
Esenler Erokspor maçı ile lig arasına girecek Gençlerbirliği maçın mutlak favorisi. Iğdır maçındaki onbir tercihinin değişeceğini ve önceki dizilimlere yakın bir kadro çıkacağını düşünüyorum. Ancak Metehan ve Nalepa sakatsa bu kadro genişliğini çok da olumlu etkilemeyecektir. Bu ligde hiçbir maçın zor olduğunu unutmadan rakibin hızlı ve teknik ayaklarına önlem alarak, gol yemeyerek üstün bir skorla maçı tamamlamalıyız ki ara sonrası içeride oynayacağımız Erzurum karşılaşmasına ligde hak ettiğimiz yere ulaşmak için çıkabilelim.
Zaferin ne kadar yakın ya da uzak olduğu, ne savaşın gürültüsünden ne de etrafındaki düşmandan anlaşılır. Bir teknik direktör, savaşçıları gibi, zaferi neyin getireceğini bilmez ama mücadele etmek zorundadır. Her anın önemi büyüktür, her yanlış karar ağır sonuçlar doğurabilir. Yolun sonu belirsizdir, ama görev basittir: akıllıca mücadele etmek, şuurlu olmak ve pes etmemek. Çünkü çanlar, zafer ya da yenilgi için çalarken, kimin için çaldığını bilmek gereksizdir; mühim olan, o ses duyulmadan önce ne kadar cesurca savaşabildiğin ve rüştünü ispat edip etmediğindir.
20.08.2024
Vasatlık ve Ötesi
Galibiyetlerden sonra takımın bozulmadığı görülmüştür ancak mağlubiyetten sonra bozulmadığına da şahit olduk Boluspor maçı başlamadan. Zira takımda aksayan noktalar ortaya çıkmışken geç transferler ve kamp yapamama önümüze geçen sezondan beri bahsettiğimiz sorunlar yığınını bıraktı. Bakınız en az altı aydır forveti olmayan bir takımın hücum oyuncusu eksikliği çekmesi.
Maça tam da anlattığımız gibi Boluspor ’un TEK gol atma şansı olan uzun stoperinin indirdiği topa rahat rahat vuran oyuncusunun ayağından gelen golle başlamak, tüm maçın senaryosunu çizdi. Şu anda tek sermayesi kapanmak olan rakibin kapanmasını izlerken, ceza sahası uzağından rakip stoperlerin mahir olduğu kafa ile uzaklaştırma antrenmanlarına devam ettik. Gökhan ve attığımız goldeki organizasyon Buğra ile şekillenirken, uzaklardan ha bire orta yapmak yerine ceza sahasının yan koridorlarına, sağına, soluna girerek akıllıca yapılan organizasyonlar zaten geçen seneden en farklı gelişmelerdi.
Maçın iyisi Mikail idi. Orta sahada isimleri ile ortaya Etobo ve Nalepa henüz beklenenden uzakken Ensar’ın daha çok dakika almasını beklerdik. Belki de savunmanın sağında bile olabilirdi bu, ki Fıratcan nadir hücuma çıkan takıma karşı da riskli ve etkisiz oyununa devam etti.
Ligin yenisi ‘Koşukavak’ Iğdır’ı ise iddialı ve bol transferli başlangıcını 6 puan ve son hafta 6 golle ile taçlandırdı. Cumartesi günkü karşılaşmanın ilginç tarafı hem bizim, hem onların Boluspor karşısında benzer zorluklar yaşaması oldu. Adeta yarım pozisyon ve iyi bir vuruşla Boluspor’u yenen Iğdır’da en kritik halka Regattin. Kendisi ligin şampiyon yapan ‘10’ numarası. Beklenenin aksine, oldukça takım oyuncusu olan bahsi geçen oyuncu bizim maçında kilit oyuncularından olacak. Rakibin fizikli üç stoperine attığı duran toplar ve yeni transferlerinden Lico ve Thuram maçın önüne çıkacak.
Eğer teknik kadromuz Fıratcan’da ısrara devam edecekse üçlü stoper hattıyla çıkmak isabet olacaktır. Fakat dörtlü defans ile dizileceksek Alperen ya da Oğuzhan’ın sağbek olarak çıkması en azından savunma zafiyetlerini azaltacaktır. Bu maçın kilidi sabırlı ve hatasız oynamak çünkü rakip te aynısını yapacak. Sahalarında ilk maçları olması, maçın saati ve rakımı da sonuç üzerinde etkili olacaktır. Bu maçta diğer maçlara oranla geçiş hücumları daha çok gözlemlersek sezona sessiz başlayan Amilton’un maçı olacağını ummak içten bile değil. Dolayısıyla bu daha üretken Recep Karatepe takımının defansta hatasızlığı puanı ya da puanları garanti edecektir. Aksi ise düşünülmek bile istenmeyen!
13.08.2024
Gökhan ya da Goliat!
Başlıkta bir tarafınız varsa ve bu Gökhan ise Gençlerbirliklisinizdir. Bir hikayenin neresinde yer aldığınız, size zaten kim olduğunuzu söyler. Sami Gökhan Altıparmak, geçen sene bir dakika bile şans verilmeyen altyapının cevabını gerekli yerlere yapıştırarak görevini yaparken; bir kıssadan fırlamışcasına, ham halde sahaya çaresizlikle sürülen milyon Avroluk Goliat’a ve pahallı takımına karşı ne gerekiyorsa onu yaptı takım arkadaşları ile; mücadele edip formasını terletti. Asgari isteğimiz de buydu!
Hayal kırıklığı içermeyen ancak zafersiz bir körfez maçı oldu. Şüphesiz oyun ve yenilgi bir iki kişiye indirgenemeyecek kadar takım işiyken; kadro açıklandığında sağbek tercihinin sorunlara yol açabileceğini ve bunun da sebeplerini önceden söyledik/altını çizdik ancak teknik ekip bunu bir doksan dakika daha izledi. Alakasız insanların bile sağ alan savunmamız ile tenkitleri bizlere ulaştı. Bunları söylerken Fıratcan başta olmak üzere zorlukları yaşayan oyuncularımızın mücadele etmediğini söylemiyoruz ancak bahsi geçen oyuncular kısıtlı kapasiteleri ve nispi formsuzlukları ile yenilgiye davetiye çıkardı. Aylardır eksiliği dile getirilen kaleci, stoper, bek, orta saha, kanat ve forvet transferi akşam pazarına kalınca, ilk haftalarda bizi zorlu maçların bekleyeceğini biliyorduk. Geçen yıla puan olarak iyi giriş yapmış, hatta Eyüp’e içeride ilk golü attığımızda dakikalar süren bir liderlik yaşadığımızda oyunumuzu beğenmeden, kurtarışlarla süslü gelen puanları kutluyorduk ancak devamı ve sezon sonu hem oyun hem de başarı açısından koskocaman bir boşluk oldu ve karşılıksız kaldı.
Halen bana göre doğrudan oynayabilecek bir kaleci; bir bek, bir kanat eksikliği dikkat çekerken ancak bu şekilde bu kadronun üst lig için bir şansı olabileceği aşikar. Bu yıl yükselmek, geçen yıldan oldukça zorlu olacak.
Sancaktepe kahramanı Yasin Kol da hem dengesiz adalet kantarı ile, hem de hemen hemen her pozisyonda ev sahibine yaranan kararları ile geceye damga vurdu. Türkiye Futbol Federasyonu yöneticileri değişmiş gözükse de, hakemlerden kapıkulu devşiren senaryo hiç değişmemiş. Bundan dolayı Gençlerbirliği yönetimi bu hakemin ve gibilerinin maçlarımızdan Turtay gibi uzaklaştıralılması için elinden geleni hatta fazlasını yapmalı.
Yergiyi yerine oturttuğumuza göre olumlu yönlere dönersek, genel takım oyunu, yerleşimi ve yedek kulübemiz sezon için bizlere tutkumuzca zafere ulaşabileceğimizle ilgili umut verdi. Oyunu tutma ve baskılama açısından ‘Goliat’ girene kadar net bir pozisyon vermemek bence artılara yazar. Ancak, bu değişiklik sonrası, hazır öndeyken üçlü stopere geçip rakip yıpratılabilirdi. Doğrudan rakibe karşı böyle bir maçı, içeride düşmesi beklenen bir takıma karşı bol gollü galibiyete tercih ederim. Orta saha açısından, nihayet birlikte oynayacak Etobo ve Nalepa gibi takım oyuncusu üstatlara sahip olmak oyunumuzu daha da güçlendirecektir.
Er geç ortaya çıkmayı huy edinen gerçeklikten de uzaklaşmadan, haftaya içeride Boluspor maçını mutlak kazanıp, iç saha kaydımızı berabersizlik ve mağlubiyetsiz tutmalıyız ki, iki puan ortalaması için birikim yapıp ve devam edebilelim. Boluspor’un, gelecek haftaki rakibimiz “Koşukavak” Iğdır’ı ile yaptığı maçı izlediğimde, takımları ‘Babacar’ transferine rağmen geçen sezondan çok da farklı bir tat vermedi. Dikkatli ve baskılı bir oyunla sezonun ilk üç puanının gelmesi yüksek bir olasılık. Takımın geçen haftaki mücadelesi bu haftaya da sirayet eder ve ‘Gençlerbirliği’ olduğumuzu oyunumuzla da yansıtırsak hayal kırıklığı yerine zafer kaçınılmaz olur! Haydi Gençler!
06.08.2024
Olasılıklar Gölgesinde Gençlerbirliği: Tutku, Zafer ya da Hayal Kırıklığı
"Futbol, her türlü duyguyu içerir. Tıpkı hayat gibi; tutku, hayal kırıklığı, umut, zafer." Galeano alıntısı ile girizgâh hem hayatı, hem de Gençlerbirlikli olmayı sanki özetliyor. Hatta üstüne, bu coğrafyada da futbol fena halde hayata benzer diyerek klişe rekorları kırarken, nispeten planlı/ayakları yere basan ama bazı transferlerin geciktiği bir sezona başlangıç yaptığımızın unutulmaması gerektiğinin gerekliliği beliriyor.
Geçen sezon, tutku ve hayal kırıklığı açısından bize bonkör davrandı. Sezon ortasında gelen Sayın Osman Sungur başkanlığındaki yönetim, şu ana kadar süreci vasat bir performansla devam ettirse de önceki malum yönetimlerle kıyaslandığında bunun bir aşama olduğunu kabul etmek gerekiyor. Başkanın, Yönetim Kurulu için Harun Erol ve bağlantılı olarak Ali Ekber Düzgün tercihi de Haziran 2025 yapılacak olağan genel kurul öncesi de belirleyici olacak. Bu tercih, camiada da bir ara tartışılan “Nasıl bir hoca seçilmeli?” konusunda da yönetimin risk alarak bir “kendince” bir vizyon ortaya koyduğu gerçeğini de ilan etti.
Recep Karatepe kararı ve devamında mali sınırlılıklar içinde kurulan nokta atışlarla bezeli kadro, hazırlık maçlarının başında ümit vermedi değil ancak bizzat izlediğim Beşiktaş A.Ş. Ve MKE Ankaragücü maçları kafamda takım savunması ve bitiricilik hakkında ciddi soru işaretleri bıraktı. Gerçi bahsi geçen rakiplerden ilki, bir hafta sonra şişirilmiş şampiyonu yerle bir etti. Diğer maçta da süper ligden bu kadronun daha genişi ile süper denen ligden düşebilmiş bir takımla oynadık. Tabi bunlar vasat altı defans performansı için yeterli mazeretler değil. Gelelim bardağın daha dolu tarafına; ofansif anlamda skor olarak istenen yakalanamasa da oynatılmak istenen ve çalışılan bir kurgu olduğu da aşikar. Hele geçen sezon “şişir babam şişir” anlayışından sonra bu hareketlilikler ve varyasyonlar umut verirken bu pozisyonları gole çevirecek bir forvet eksikliği “Körfez” deplasmanı öncesi malesef yüzümüze çarpıyor.
2024/25 sezonu başı itibari ile Gençlerbirliği, umut ve belirsizlikle dolu bir yola çıktı. Çimin insanı saran atmosferinde, geçmişin gölgeleriyle yeni hayallerin harmanlandığı bir sahne var bizi bekleyen. Her maç, bir yaşam döngüsünün yeniden başladığı anı simgelerken; içimizdeki umut, futbolun bir oyun olmaktan öteye geçtiğini, mücadele ruhunun sahada hayat bulduğunu gösteren bir takım beklediğimizin altını çiziyor. Bu sezon da, bizler imkansızı istiyoruz; hem de “Tam Olarak” bu kara düzende, sadece sportif başarı değil, aynı zamanda bir varoluş mücadelesi istiyoruz. Kazanmak kadar, onurlu bir şekilde mücadele etmenin önemini; “Netice” kadar önemli “Hatice”nin isteğini takımımıza iletirken; emek, ter ve mücadele ile bezenmiş bir forma istiyoruz sadece. Hepsi bu!
Risksizlik Soslu Kısır Döngü
Keçiören semtinin takımı çoğu sebepten dolayı mahallesinin örüntülerini sahaya nicedir döküyor ve bizim maça gelene kadar bir mağlubiyetle sahada idiler. Dizilimlerinin gittikçe oturması bir yana, beşli defanslarının önüne iki sert orta saha ile oynuyorlar ki “Estergon” semalarından örnekler de yok değil.
Bu ahval ve şerait altında Recep Karatepe ve ekibi yönetimindeki takımımız, iki kanat bekinin hücum kabiliyeti ortada iken, neredeyse birebir aynı dizilimle rakibi karşılamayı tercih etti ki sonuç risksiz bir pozisyonsuzluk.
0-0 velev ki iç sahada bu rakibe karşı kabul edilebilir bir sonuç; peki Erzurum maçından beri devam eden kornerlerdeki başarısız “alan” savunması ne alaka? Rakibin en başarılı kafacısı üstüste bilmem kaçıncı korneri atarken yanında niye kimse yok? Ki Gençlerbirliği iç sahada bu sezonun kadrosuyla 0-0 a çıkmaz; çıkamaz!
Bütün verili koşullar altında Erok maçından önceki benzer bir atmosfer, milli maç öncesi arada Recep Karatepe’nin tekrar önünde. Rakip Erok’tan daha organize ama zaafiyetlerini hem Boluspor maçında hem de önceki maçlarında gördük. Gençlerbirliği kadrosu genişlik açısından olmasa da ligin iyi ve kaliteli kadrolarındandır. Rakibin akışkan oyununa cevap verecek güçtedir. Bu açıdan gereğinden fazla kaygı; depresyon getirir!
Sonuç olarak, Recep Karatepe ve ekibi, rakibi gereğinden fazla defansif önlemlerle karşılamak yerine, takımın göremediğimiz hücum potansiyeli ihtimalini daha cesur bir şekilde sahaya yansıtmalıdır. “Gereğinden fazla önlem fazlalıktır!” düşüncesiyle hareket edilmediği sürece, takımın yaratıcı oyuncuları kilitlenebilir ve hücum hattı etkisiz kalabilir. Bu noktada, ünlü futbol deyişi “En iyi savunma, hücumdur” sözünü hatırlatmak yerinde olacaktır. Gençlerbirliği’nin kaliteli kadrosu, Erzurum maçından bu yana süregelen duran top zaaflarını gidermeye ve akışkan oyun yapısına yanıt verecek güce sahip. Son maçtaki gibi gereksiz önlemlerle pozisyonsuz bir 90 dakika yerine, hücumda akla yatkın, daha atak bir anlayışla maçın kaderini değiştirmek, ligin seyri açısından lehimize olacaktır.
27.09.2024
“Dörtte Dört”e Doğru
Dengeli ve ölçülü alınan riskin iyi ihtimallerinden biri gerçekleşti geçen cumartesi Pendik semtinde Gençlerbirliği adına. Defansı beşlerken, Etobo ve Mikail güvencesinin önüne Mete Kaan’ı yerleştirmek; Djitte ve Amilton’dan ileride yararlanmak, rakibin hem orta saha hem de hücum organizasyonlarını felce uğrattı ve rakibin anlık hatası, takımın irade lideri Amilton için muhteşem bir fırsat yaratırken, harika koşusunu harika bir asistler taçlandırdı. Golü kendi rahatça deneyebilecekken rakibin şansını sıfırladı ve defansta da yararlı olan Mete Kaan koşusunun karşılığını golle aldı.
Amilton’a bu arada bir paragraf açmak gerek; gol atma fırsatını geri plana itip takım arkadaşlarına destek olmayı seçerken, bireysel başarının ötesinde takımın başarısını ön planda tuttu. Oyunun sadece kendi etrafında dönmediğinin bilincinde olup, birlikte hareket etmenin zaferi getireceğine inanması, ileriki haftaların takım oyunu için bir sinyal verdi. Bu yaklaşım, sahada aranan uyumun en önemli göstergesidir. "Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için!" dedi Amilton da edebiyatçı olmamasına rağmen.
Haftalar ilerledikçe, takımlar birbirlerine önlem aldıkça, oyun ve oyun alanı gittikçe sıkışan bir lig dünyanın en güzel ligi, ligimiz. Keçiörengücü şüphesiz yıllardır transferde istikrarı ile dikkat çeken yapısıyla geçen sezon isteneni verememesini hoca değişikliğine giderek çözmeye çalıştı. Ersan Parlatan ile ligde, bir yenilgili bir altı hafta geçirdiler. Mümkün olduğunca topla çıkıp oyun kurmaya çalışırken çok seçenekli hücum organizasyonları dikkat çekiyor.
Oyun olarak geçen haftaların üzerine koyan bir Gençlerbirliği, savunma güvenliğini bozmazsa ve topla çıkan rakibini hataya zorlarsa galibiyet uzak olmaz. Zira, rakip te oynamaya çalışacak ve açıkları zorlayacak. O yüzden, maçın keyifli geçmesi olasılığı yüksek ve Manisa deplasmanı öncesi üstüste dördüncü galibiyet de hayal değil.
18.09.2024
Denge Üzerinde Risk
Muhammed Ali dengenin ve riskin bir sporcusu olarak "Riske girmeyen, hiçbir şey başaramaz. Bir dağcı olmayı öğrenmek istiyorsanız, aşağıya bakmayın. Yukarı bakın, zirveye çıkın." derken neredeyse tüm sporların adeta ayrıntılı bir özetini sunar. Pazar akşamı altmışlı dakikalarda Eryaman Stadyumu’nda bu riski alan Recep Karatepe oldu. Kısıtlı ve sakatlıklar yüzünden daralmış bir orta saha dizilimini bir eksilterek iki hücumcu ve iki kanatla, rakibin rahat ve dengeli arka dizilimini bir pozisyon için bile olsa salladı. Düşük bir ihtimal de olsa gerçekleşen organize golde payı olan futbolcular, Yasin, Gökhan, Amilton ve nihayetinde Djitte oldu.
Burada yapılan bir galibiyet güzellemesi değil, ki maç içinde yapılan hatalar da göze çarptı. Maçın tümünde topu ErzurumFK’ya bırakarak asıl sürprizi ister istemez Gençlerbirliği yaptı. Bunun çeşitli sebepleri olsa da, taşıdığı olasılık gol getirmedi rakip adına. Alan savunması yapmak adına, kornerlerde yanlış eşleşmeler dikkat çekti. Maçın kahramanı Amilton ligin gedikli ve golcü stoperi ile eşleşince; elinden gelen her şeyi yapsa da rakibin en mühim gol silahı Yumlu devreye girdi ancak refleksler konusunda mahir olan Erhan bu dakikada geri düşülmesini engelledi.
Tarafı olmayanın izleyemeyeceği tarzdan bir maç olan bir Gençlerbirliği-ErzurumFK maçı daha geride kalırken, oyunun geneli anlamında eleştirilecek oldukça fazla sorun ortada idi. Takımın bu handikaplara çare bulması adına daha organize ve yoğunluklu oynaması bir gereklilik değil zorunluluk zira cumartesi günü oynanacak Pendikspor karşılaşmasında bu türden bir oyun, henüz evinde galibiyeti bulunmayan rakip için bulunmaz nimet olacaktır. Rakibin kırmızı kartlı sol stoperi eksik olsa da sert ve güçlü yapısı dikkat çekiyor ancak bu sertlik ve risksiz oyun asıl kırılganlıkları rakip adına içeriyor. Bu minvalde puan ve puanlarla gelmemek elde değil.
Sonuç olarak, futbol sahasında denge ve risk, oyunun seyrini belirleyen iki kritik unsur ve Gençlerbirliği’nin başarısı, hücumda risk alıp savunmada dengeyi sağlamaktan geçer. Bir takım, hünerlerini sergilemek için risk almalı, ancak savunmanın dengesini bozmadan doğru anı kollamalıdır. Ani ataklar, cesur paslar ve yaratıcı oyun hamleleri başarıya giden yolda riskler içerirken, takımın dengesi korunmadıkça bu hamleler sonuçsuz kalabilir. İyi takımlar, risk ve denge arasındaki ince çizgiyi ustalıkla yönetir ve bu strateji, onları zirveye taşır.
08.09.2024
Esencılıs Gerçekleri
Köksüzlük ve kültürsüzlük, bu konuyu dert edinmiş John Ruskin tarafından şöyle tanımlanır:
“Büyük yapılar, sağlam temeller üzerine inşa edilir; sadece taş ve para ile değil, geçmişin anıları ve geleceğin umutlarıyla. Köklerinden koparılmış bir yapı, ne kadar zengin olursa olsun, eninde sonunda yıkılmaya mahkûmdur.”
Ruskin nere Esenler nere denebilir ancak Esenler Erokspor, pıtrak gibi anlık kaynaklarla doldurulan ve dolduruşa gelen malum şehrin takımları için şekil olarak yeni, ancak form olarak öncüllerini sadece taklit eden bir tekerrür.
Bahsedilen mevzu da sahaya ve tribüne haliyle yansıyor ve bir hayli kendini belli ediyor. Esenler’in Anadolu’nun bağrından fırlaması bir yana, tribünlerindeki ıssızlık ve kimliksizlik hemen göze çarpıyor. Stadyum cazgırı ise bunun zirvesini ortaya karışık birçok türden ve ahenksiz sesten alakasız müzikle ortaya koyarken, malum bizans takımlarının sesli sevinçlerinin stadyumda yankılanması absürtlüğün kitabını yazıyor.
Bu şartlarda Gençlerbirliği kendini ilk yirmibeş dakikada ortaya koyarak 2-0 öne geçiyor ki bunda doğru kadro seçiminin önemi büyük. Sağbekte başlayan Alperen ilk penaltıyı yaratan pası atarken, bu şartlarda orada oynaması gerektiğini ilan ediyor. Zira bu ilk kısımda Etobo, Mikail ve Ensar rakibin geçen hafta belirttiğimiz yumuşak orta sahasını dağıtıyor. Recep Karatepe’nin rüştünü ispat ederek başladığı girizgah sonrasında, belki de galibiyetsizlik stresi sebebiyle, önce rölanti oyuna sonra da rakibe teslim olmaya doğru evrilen bir oyunu izlemek durumunda kaldık stadyumda. Tabi bunda formsuzluğu ile dikkat çeken Sinan Osmanoğlu’nun basit hatası ve üzerine haftalardır istikrarsızlığı yüzünden eleştirdiğimiz Erhan’ın eşliğinde yenilen golün de payı büyük. İkinci yarı, takım ilk yarının iyilerinden Alperen olmadan sahaya çıkınca bir şaşkınlık yaşamadık değil, bir de üzerine Yasin sakatlanınca Oğuzhan sola Fıratcan ise sağa geçiyor ve bitmek bilmeyen ikinci yarı üstümüze çullanıyor. Bence bu kadar açık veren bir rakibe karşı, ikinci yarı skor ve oyun düşünüldüğünde, pozisyona girmedik desek yanlış olmaz. Koskoca ikinci yarıyı böyle bir rakibe karşı bir şutla kapatmak oldukça düşündürücü.
Bardağın dolu tarafında ise, yeni transfer Djitte’nin gol/asist katkısının gözlerimizin pasını sildiği gerçeği yer alıyor. Recep Karatepe Buğra’yı solda kullanmanın ödülünü ikinci gol ile alıyor ki Buğra şüphesiz takımın kadife ayağı. Amilton’u da katmadan olmaz; penaltıdaki çabukluğu ve maç içindeki hırsı ve iyi oyunu takımı ateşliyor. Ensar aldığı sürenin hakkını verdi ve Erzurumspor maçında ilk onbir çıkmaya göz kırptı. Etobo çıkardığı top ve oynadığı oyun ile idare ederken ve fiziki olarak güçlenirken, ilk dört haftanın en iyisi Mikail ise performansına aynen devam ederek yerini sağlamlaştırdı.
Haftaya pazar ise ilginç bir şekilde henüz beraberliği olmayan ve artık transferli bir Erzurumspor ile zorlu bir maç oynayacağız. Yenilgilerini deplasmanda zorlu rakiplerden alsa da istikrarlı, mücadeleci ve karakterli oyununu devam ettiren Erzurumspor karşısında Recep Karatepe’nin tercihleri ve analizi oldukça önemli olacak. Defansta dörtlü ya da üçlü tercihi de maçın gidişatını etkileyecek. İlk iç saha galibiyetinin gelmemesi için herhangi bir neden yok. İki hoca arasında maçın ilk kısımlarında çok ani bir gelişme olmazsa, kontrollü ve satranç benzeri bir karşılaşma bekliyorum.
İlk onbir beklentim de değerli kulübümüz sakatlık durumları ile bizleri ısrarla bilgilendirmemeye devam ettiği için neredeyse imkansız. Hayati bir not ile yazıyı sonlandıralım; transfer kapanmadan bu takımın bir kaleci transferine ihtiyacı olduğu gerçeği yüzümüze çarparken; idari ve sportif ekibin bu konuda mutlaka bir inisiyatif alması gerektiği düşünüyorum. Bu durumun başka mevkilerden farkını, önemini ve hassasiyetini vurgulamak ise beyhude olacaktır. O halde, haydi transfer!
27.08.2024
Beraberce Beraberlik
Iğdır belki de bugüne kadar gördüğü en yüksek lig maçı için Gençlerbirliği’ni ağırlarken; geçen sezonlarda olduğu gibi ligin fiyakalı isimleri ile anlaşıp üstüne yeni ecnebi oyuncular katmıştı. Recep Karatepe ise rakibe göre bir kadro çıkarırken çok riske girmemiş ve belki de yapması gerekeni yapıp üç stoper ile geriyi sağlama almıştı.
Bütün bunlar ışığında aslında çok da şaşırtıcı olmayan bir oyun ortaya çıktı ve takımlar sessizce puanları paylaştılar. Pozisyon ağırlıkları ve çeşitlilikleri açısından evsahibi baskın gözükse de az ama öz fırsatları Gençlerbirliği harcadı. Takımın yenisi Djitte ise ayağının ve kalitesini hissettirdi fakat nokta santrofor olmadığını da ortaya koydu. Bir ara Buğra ortada sahte 9 oynarken kanadı denedi ancak sonra başladığı yere dönerken göz doldurmadı diyemem.
Esenler Erokspor maçı ile lig arasına girecek Gençlerbirliği maçın mutlak favorisi. Iğdır maçındaki onbir tercihinin değişeceğini ve önceki dizilimlere yakın bir kadro çıkacağını düşünüyorum. Ancak Metehan ve Nalepa sakatsa bu kadro genişliğini çok da olumlu etkilemeyecektir. Bu ligde hiçbir maçın zor olduğunu unutmadan rakibin hızlı ve teknik ayaklarına önlem alarak, gol yemeyerek üstün bir skorla maçı tamamlamalıyız ki ara sonrası içeride oynayacağımız Erzurum karşılaşmasına ligde hak ettiğimiz yere ulaşmak için çıkabilelim.
Zaferin ne kadar yakın ya da uzak olduğu, ne savaşın gürültüsünden ne de etrafındaki düşmandan anlaşılır. Bir teknik direktör, savaşçıları gibi, zaferi neyin getireceğini bilmez ama mücadele etmek zorundadır. Her anın önemi büyüktür, her yanlış karar ağır sonuçlar doğurabilir. Yolun sonu belirsizdir, ama görev basittir: akıllıca mücadele etmek, şuurlu olmak ve pes etmemek. Çünkü çanlar, zafer ya da yenilgi için çalarken, kimin için çaldığını bilmek gereksizdir; mühim olan, o ses duyulmadan önce ne kadar cesurca savaşabildiğin ve rüştünü ispat edip etmediğindir.
20.08.2024
Vasatlık ve Ötesi
Galibiyetlerden sonra takımın bozulmadığı görülmüştür ancak mağlubiyetten sonra bozulmadığına da şahit olduk Boluspor maçı başlamadan. Zira takımda aksayan noktalar ortaya çıkmışken geç transferler ve kamp yapamama önümüze geçen sezondan beri bahsettiğimiz sorunlar yığınını bıraktı. Bakınız en az altı aydır forveti olmayan bir takımın hücum oyuncusu eksikliği çekmesi.
Maça tam da anlattığımız gibi Boluspor ’un TEK gol atma şansı olan uzun stoperinin indirdiği topa rahat rahat vuran oyuncusunun ayağından gelen golle başlamak, tüm maçın senaryosunu çizdi. Şu anda tek sermayesi kapanmak olan rakibin kapanmasını izlerken, ceza sahası uzağından rakip stoperlerin mahir olduğu kafa ile uzaklaştırma antrenmanlarına devam ettik. Gökhan ve attığımız goldeki organizasyon Buğra ile şekillenirken, uzaklardan ha bire orta yapmak yerine ceza sahasının yan koridorlarına, sağına, soluna girerek akıllıca yapılan organizasyonlar zaten geçen seneden en farklı gelişmelerdi.
Maçın iyisi Mikail idi. Orta sahada isimleri ile ortaya Etobo ve Nalepa henüz beklenenden uzakken Ensar’ın daha çok dakika almasını beklerdik. Belki de savunmanın sağında bile olabilirdi bu, ki Fıratcan nadir hücuma çıkan takıma karşı da riskli ve etkisiz oyununa devam etti.
Ligin yenisi ‘Koşukavak’ Iğdır’ı ise iddialı ve bol transferli başlangıcını 6 puan ve son hafta 6 golle ile taçlandırdı. Cumartesi günkü karşılaşmanın ilginç tarafı hem bizim, hem onların Boluspor karşısında benzer zorluklar yaşaması oldu. Adeta yarım pozisyon ve iyi bir vuruşla Boluspor’u yenen Iğdır’da en kritik halka Regattin. Kendisi ligin şampiyon yapan ‘10’ numarası. Beklenenin aksine, oldukça takım oyuncusu olan bahsi geçen oyuncu bizim maçında kilit oyuncularından olacak. Rakibin fizikli üç stoperine attığı duran toplar ve yeni transferlerinden Lico ve Thuram maçın önüne çıkacak.
Eğer teknik kadromuz Fıratcan’da ısrara devam edecekse üçlü stoper hattıyla çıkmak isabet olacaktır. Fakat dörtlü defans ile dizileceksek Alperen ya da Oğuzhan’ın sağbek olarak çıkması en azından savunma zafiyetlerini azaltacaktır. Bu maçın kilidi sabırlı ve hatasız oynamak çünkü rakip te aynısını yapacak. Sahalarında ilk maçları olması, maçın saati ve rakımı da sonuç üzerinde etkili olacaktır. Bu maçta diğer maçlara oranla geçiş hücumları daha çok gözlemlersek sezona sessiz başlayan Amilton’un maçı olacağını ummak içten bile değil. Dolayısıyla bu daha üretken Recep Karatepe takımının defansta hatasızlığı puanı ya da puanları garanti edecektir. Aksi ise düşünülmek bile istenmeyen!
13.08.2024
Gökhan ya da Goliat!
Başlıkta bir tarafınız varsa ve bu Gökhan ise Gençlerbirliklisinizdir. Bir hikayenin neresinde yer aldığınız, size zaten kim olduğunuzu söyler. Sami Gökhan Altıparmak, geçen sene bir dakika bile şans verilmeyen altyapının cevabını gerekli yerlere yapıştırarak görevini yaparken; bir kıssadan fırlamışcasına, ham halde sahaya çaresizlikle sürülen milyon Avroluk Goliat’a ve pahallı takımına karşı ne gerekiyorsa onu yaptı takım arkadaşları ile; mücadele edip formasını terletti. Asgari isteğimiz de buydu!
Hayal kırıklığı içermeyen ancak zafersiz bir körfez maçı oldu. Şüphesiz oyun ve yenilgi bir iki kişiye indirgenemeyecek kadar takım işiyken; kadro açıklandığında sağbek tercihinin sorunlara yol açabileceğini ve bunun da sebeplerini önceden söyledik/altını çizdik ancak teknik ekip bunu bir doksan dakika daha izledi. Alakasız insanların bile sağ alan savunmamız ile tenkitleri bizlere ulaştı. Bunları söylerken Fıratcan başta olmak üzere zorlukları yaşayan oyuncularımızın mücadele etmediğini söylemiyoruz ancak bahsi geçen oyuncular kısıtlı kapasiteleri ve nispi formsuzlukları ile yenilgiye davetiye çıkardı. Aylardır eksiliği dile getirilen kaleci, stoper, bek, orta saha, kanat ve forvet transferi akşam pazarına kalınca, ilk haftalarda bizi zorlu maçların bekleyeceğini biliyorduk. Geçen yıla puan olarak iyi giriş yapmış, hatta Eyüp’e içeride ilk golü attığımızda dakikalar süren bir liderlik yaşadığımızda oyunumuzu beğenmeden, kurtarışlarla süslü gelen puanları kutluyorduk ancak devamı ve sezon sonu hem oyun hem de başarı açısından koskocaman bir boşluk oldu ve karşılıksız kaldı.
Halen bana göre doğrudan oynayabilecek bir kaleci; bir bek, bir kanat eksikliği dikkat çekerken ancak bu şekilde bu kadronun üst lig için bir şansı olabileceği aşikar. Bu yıl yükselmek, geçen yıldan oldukça zorlu olacak.
Sancaktepe kahramanı Yasin Kol da hem dengesiz adalet kantarı ile, hem de hemen hemen her pozisyonda ev sahibine yaranan kararları ile geceye damga vurdu. Türkiye Futbol Federasyonu yöneticileri değişmiş gözükse de, hakemlerden kapıkulu devşiren senaryo hiç değişmemiş. Bundan dolayı Gençlerbirliği yönetimi bu hakemin ve gibilerinin maçlarımızdan Turtay gibi uzaklaştıralılması için elinden geleni hatta fazlasını yapmalı.
Yergiyi yerine oturttuğumuza göre olumlu yönlere dönersek, genel takım oyunu, yerleşimi ve yedek kulübemiz sezon için bizlere tutkumuzca zafere ulaşabileceğimizle ilgili umut verdi. Oyunu tutma ve baskılama açısından ‘Goliat’ girene kadar net bir pozisyon vermemek bence artılara yazar. Ancak, bu değişiklik sonrası, hazır öndeyken üçlü stopere geçip rakip yıpratılabilirdi. Doğrudan rakibe karşı böyle bir maçı, içeride düşmesi beklenen bir takıma karşı bol gollü galibiyete tercih ederim. Orta saha açısından, nihayet birlikte oynayacak Etobo ve Nalepa gibi takım oyuncusu üstatlara sahip olmak oyunumuzu daha da güçlendirecektir.
Er geç ortaya çıkmayı huy edinen gerçeklikten de uzaklaşmadan, haftaya içeride Boluspor maçını mutlak kazanıp, iç saha kaydımızı berabersizlik ve mağlubiyetsiz tutmalıyız ki, iki puan ortalaması için birikim yapıp ve devam edebilelim. Boluspor’un, gelecek haftaki rakibimiz “Koşukavak” Iğdır’ı ile yaptığı maçı izlediğimde, takımları ‘Babacar’ transferine rağmen geçen sezondan çok da farklı bir tat vermedi. Dikkatli ve baskılı bir oyunla sezonun ilk üç puanının gelmesi yüksek bir olasılık. Takımın geçen haftaki mücadelesi bu haftaya da sirayet eder ve ‘Gençlerbirliği’ olduğumuzu oyunumuzla da yansıtırsak hayal kırıklığı yerine zafer kaçınılmaz olur! Haydi Gençler!
06.08.2024
Olasılıklar Gölgesinde Gençlerbirliği: Tutku, Zafer ya da Hayal Kırıklığı
"Futbol, her türlü duyguyu içerir. Tıpkı hayat gibi; tutku, hayal kırıklığı, umut, zafer." Galeano alıntısı ile girizgâh hem hayatı, hem de Gençlerbirlikli olmayı sanki özetliyor. Hatta üstüne, bu coğrafyada da futbol fena halde hayata benzer diyerek klişe rekorları kırarken, nispeten planlı/ayakları yere basan ama bazı transferlerin geciktiği bir sezona başlangıç yaptığımızın unutulmaması gerektiğinin gerekliliği beliriyor.
Geçen sezon, tutku ve hayal kırıklığı açısından bize bonkör davrandı. Sezon ortasında gelen Sayın Osman Sungur başkanlığındaki yönetim, şu ana kadar süreci vasat bir performansla devam ettirse de önceki malum yönetimlerle kıyaslandığında bunun bir aşama olduğunu kabul etmek gerekiyor. Başkanın, Yönetim Kurulu için Harun Erol ve bağlantılı olarak Ali Ekber Düzgün tercihi de Haziran 2025 yapılacak olağan genel kurul öncesi de belirleyici olacak. Bu tercih, camiada da bir ara tartışılan “Nasıl bir hoca seçilmeli?” konusunda da yönetimin risk alarak bir “kendince” bir vizyon ortaya koyduğu gerçeğini de ilan etti.
Recep Karatepe kararı ve devamında mali sınırlılıklar içinde kurulan nokta atışlarla bezeli kadro, hazırlık maçlarının başında ümit vermedi değil ancak bizzat izlediğim Beşiktaş A.Ş. Ve MKE Ankaragücü maçları kafamda takım savunması ve bitiricilik hakkında ciddi soru işaretleri bıraktı. Gerçi bahsi geçen rakiplerden ilki, bir hafta sonra şişirilmiş şampiyonu yerle bir etti. Diğer maçta da süper ligden bu kadronun daha genişi ile süper denen ligden düşebilmiş bir takımla oynadık. Tabi bunlar vasat altı defans performansı için yeterli mazeretler değil. Gelelim bardağın daha dolu tarafına; ofansif anlamda skor olarak istenen yakalanamasa da oynatılmak istenen ve çalışılan bir kurgu olduğu da aşikar. Hele geçen sezon “şişir babam şişir” anlayışından sonra bu hareketlilikler ve varyasyonlar umut verirken bu pozisyonları gole çevirecek bir forvet eksikliği “Körfez” deplasmanı öncesi malesef yüzümüze çarpıyor.
2024/25 sezonu başı itibari ile Gençlerbirliği, umut ve belirsizlikle dolu bir yola çıktı. Çimin insanı saran atmosferinde, geçmişin gölgeleriyle yeni hayallerin harmanlandığı bir sahne var bizi bekleyen. Her maç, bir yaşam döngüsünün yeniden başladığı anı simgelerken; içimizdeki umut, futbolun bir oyun olmaktan öteye geçtiğini, mücadele ruhunun sahada hayat bulduğunu gösteren bir takım beklediğimizin altını çiziyor. Bu sezon da, bizler imkansızı istiyoruz; hem de “Tam Olarak” bu kara düzende, sadece sportif başarı değil, aynı zamanda bir varoluş mücadelesi istiyoruz. Kazanmak kadar, onurlu bir şekilde mücadele etmenin önemini; “Netice” kadar önemli “Hatice”nin isteğini takımımıza iletirken; emek, ter ve mücadele ile bezenmiş bir forma istiyoruz sadece. Hepsi bu!

Atilla Kiper
HADİ HAYIRLISI……
Gençlerbirliği Geçen Sezon Play Off’u Kıl payı Kaçırıp Sezonu Bitirdikten Sonra Yeni Bir Yönetimle OSMAN SUNGUR Başkanın Önderliğinde Yeni Bir Sayfa Açarak Teknik Direktör Olarak Fenerbahçe’nin Geçtiğimiz Dönemde Yardımcı Antrenörü Recep Karatepe’yi Getirdi. Yapılan Yeni Transferler Ayrılan Futbolcular Kısacası Sezon Başlayacak Olmasına Rağmen Bana Göre Hala Yerine Oturmamış Görülen MKE Ankaragücü maçında Defansıyla Forvetiyle Takım Olarak Lige Bana Göre Henüz Hazır Olmadığını Görmediğim Gençlerbirliği İlk Maçını Deplasmanda Kocaelispor’a Karşı Yapacak.Maçı Geçtiğimiz Sezon Son Tuzla Maçında Verdiği Yanlış Kararlarla Herkesin Tepkisini Alan Yasin Kol yönetecek Ligde Oynanacak İlk Maçlar Hiçbir Zaman Gelecek İçin Gösterge Olmaz Ama Diğer Haftalarda Alınacak Kararlar İçin Belirleyici olur.Burada da Takımı Yöneten Hocanın ve Yönetimin Etkisi Fazlasıyla Ortaya Çıkar O Etkiyi Recep Hoca ve yönetim Zaman İçinde Nasıl Gösterir Bunu Haftalar İçinde Göreceğiz.Bu İlk Lig Maçında Aslında Değiştiğini Değişmesini İstediğimiz Her şeyi Görmek Umuduyla Yeni Sezon Eleştirilerimizde Saklı Kalmak Kaydıyla Hayırlara Vesile Olsun.Sonu Şampiyonluk Olsun….
Gençlerbirliği Geçen Sezon Play Off’u Kıl payı Kaçırıp Sezonu Bitirdikten Sonra Yeni Bir Yönetimle OSMAN SUNGUR Başkanın Önderliğinde Yeni Bir Sayfa Açarak Teknik Direktör Olarak Fenerbahçe’nin Geçtiğimiz Dönemde Yardımcı Antrenörü Recep Karatepe’yi Getirdi. Yapılan Yeni Transferler Ayrılan Futbolcular Kısacası Sezon Başlayacak Olmasına Rağmen Bana Göre Hala Yerine Oturmamış Görülen MKE Ankaragücü maçında Defansıyla Forvetiyle Takım Olarak Lige Bana Göre Henüz Hazır Olmadığını Görmediğim Gençlerbirliği İlk Maçını Deplasmanda Kocaelispor’a Karşı Yapacak.Maçı Geçtiğimiz Sezon Son Tuzla Maçında Verdiği Yanlış Kararlarla Herkesin Tepkisini Alan Yasin Kol yönetecek Ligde Oynanacak İlk Maçlar Hiçbir Zaman Gelecek İçin Gösterge Olmaz Ama Diğer Haftalarda Alınacak Kararlar İçin Belirleyici olur.Burada da Takımı Yöneten Hocanın ve Yönetimin Etkisi Fazlasıyla Ortaya Çıkar O Etkiyi Recep Hoca ve yönetim Zaman İçinde Nasıl Gösterir Bunu Haftalar İçinde Göreceğiz.Bu İlk Lig Maçında Aslında Değiştiğini Değişmesini İstediğimiz Her şeyi Görmek Umuduyla Yeni Sezon Eleştirilerimizde Saklı Kalmak Kaydıyla Hayırlara Vesile Olsun.Sonu Şampiyonluk Olsun….

Halil Halat
25.12.2024
2024 yılında Gençlerbirliği.
Bizim için yine başarısız geçen bir sene oldu. 1-1 lik Ümraniye beraberliği işe başlayan yıl, 0-2 lik Adana yenilgisiyle bitti. 2024 yılına Sinan Kaloğlu ile başlayan takımımız Recep Karatepe ile yılı bitirdi.
Yönetimsel anlamda ise Şirketleşme kongresi, ardından olağanüstü kongre derken çok şükür kongresiz de kalmadık. Ama yapılan Kongreler kulübe 1 adım bile ileri götürmedi.
Yönetimler değişse bile mantalite hiç değişmedi. Yine başarısız transferler, yine başarısız hocalarla kaos, kötü futbol ve umutsuzluk hiç eksik olmadı.
En fazla parasızlık konuşuldu ama ayağımızı yorganımıza göre uzatmamaya hiç düşünmedik.
Altyapıdan oyuncumuz yine çıkmadı. Yine umutlu oyuncumuz olmadı.
Sezonun kırılma maçları Tuzla ve en son Adana maçıydı. En rezil maç ise Kasımpaşa U-19 maçıydı.
2025 yılına yine mutsuz ve umutsuz giriyoruz. İnşallah başarılı oluruz.
Ayrıca, 2024 yılı kaybettiklerimiz yüzünden bir daha geri dönmemek üzere gitsin istiyorum. Ölen tüm yakınlarınıza Allahtan Rahmet ve Kalanlara Başsağlığı diliyorum.
Herkese iyi seneler diliyorum...
04.12.2024
Uzun bir aradan sonra tekrar merhabalar efendim...
Sondan söyleyeceğimi şimdiden söyleyeyim. Son dakika gollerinden nefret ediyorum.
Ümraniye maçının öncesinde Ankara derbisinden galibiyetle ayrılmanın sonucu olarak, taraftarlar olarak bizlerde, uzun zamandır görülmeyen mutluluk ve sevinç vardı.
Ancak bu mutluluk ve sevinç sahadaki oyundan ziyade skora bağlıydı.
Recep Karatepe hoca 3 tane hücum için teknik yeterliliği ve oyunu geniş açıdan görme kabiliyeti kısıtlı 6 numara ile oyuna başladı. Bunun sonucu olarak, hücumda başarısız denemeler ve atak bile diyemeyeceğimiz paslaşmalar gördük. Burda parantez açayım Ümraniye stadındaki rüzgar da önemli bir faktördü. Amaçsız, sonuçsuz bir ilk yarı gördük.
İkinci yarıda Nalepa-Ensar değişikliği takıma ilk yarıya göre hücuma canlılık getirmesine yetti bile. Ki burda yine parantez açayım Ensar yerine Mikail veya Etobo'nun çıkması lazımdı.
Deplasmanda hatta tüm maçlarda ilk kez 3 gol attık. Ancak bu bizi yanıltmasın, Amilton'un golü Nalepa'nın zekasına, Samet'in golü Kaleci Cihan'ın konsantrasyon eksikliğine yazar. Sadece Metehan'ın golünde organizasyoncuk vardı. Onun dışında takımın hücum organizasyonları yok. Bildiğin yok.
Bu sezon boyunca heryerde taraftar olarak yazdık Sayın Recep Karatepe hocam, Gençlerbirliği taraftarı iyi oyun ister. Gençlerbirliği taraftarı iyi oyundan anlar, yıllarca nice topçuları,nice Hocaları canlı izlemiştir. Bize bunu reva görme artık hocam. Burası TFF 1. Lig, defans yaparak kazanan ve Süper lige çıkan 5 tane takım yoktur hocam.
Unutmayalım, bu sezan ligden düşmenin sınırı 40 üstü olacak gibi duruyor. Her yenilen gollerin, her kaybedilen puanların geri dönüşü olmayacak. Play off hattı derken bir anda küme düşme hattında bulmayalım kendimizi.
Selamlar, saygılar...
06.11.2024
İstanbulspor Maçının ardından Recep Karatepe’ye sorular;
Sayın Recep KARATEPE;
1- İkili mücadelelerde genellikle takım neden güçsüz kalmaktadır?
2- Takımın toplam koşu miktarı ve kondisyon durumu hakkında ne düşünüyorsunuz?
3- Gençlerbirliği Akademisinde, U-17 veya U-19’da kendi mevkisinde oynamayan Oğuzhan BERBER kadar oynayacak sol bekimiz yok mudur?
4- Mikail ve Etobo tüm topları hücum organizasyonu yerine defansa atmalarını siz mi istiyorsunuz?
5- Takımda organize pas yok, orta yok, hücum organizasyonu yok. Bu durumu neye bağlıyorsunuz? Takım ile ilgili taktiksel anlamda değişikliğe gitmeyi ne zaman düşünüyorsunuz?
6- Nalepa, Aosman, ve fiziksel durumu berbat olan Mete Kaan ne zaman hazır hale gelecekler? Hazır olmamalarında takım kondisyonerlerinin payı ne kadardır?
7- İstanbulspor maçında Erhan’ın yediği jeneriklik golde baraj hatası hakkında çalışma yapacakmısınız?
Yukarıdaki sorularımı, İstanbulspor maçının devre arasında karalamıştım. Görüldüğü üzere ikinci yarıda hocanın farklı oyun anlayışı ve hücum düşünmesi ile takım bambaşka çehreye kavuştu. Ancak İstanbulspor’un oyun anlayışının da bunda etkili olduğunu unutmamak lazım.
Şanlıurfa ve Ankara derbisi bizim için önemli virajlar. Kümede kalmaya mı play off oynamaya mı çalışacağımızı belirleyeceğimiz maçlar olacak..
Sözün özü Recep KARATEPE Hocam, sen inan, sen takımına güven, gerisi çorap söküğü gibi gelecek .
Tarih cesurları yazar, korkakları değil…Selametle…
21.10.2024
Jimmy Durmaz
Altyapı oyuncusun, hayalinde Gençlerbirliği ile Eryaman stadına çıkmak var. Belki de 12 yaşından beri bunun için mücadele ediyorsun. Her klasmanda maçlar yapıyor, kendini hazırlıyorsun.
Ve birgün bir bakıyorsun ki senden çok para kazanan, senden daha çok değer gören (teknik heyet olarak) Jimmy i görüyorsun. Ama bu Jimmy sahaya girdiği andan maç bitimine kadar olumlu bir tek pası yok. Sahaya etkisi yok. Futbol bile bu arkadaşı unutmuş. Ki bu arkadaş kendi takımından çok İstanbul takımını düşünüyor.
Sen bu durumda bu oyuna, İrfan Can ları Arda Gülerleri ve nicelerini çıkartan Gençlerbirliğine, bu organizasyona inancın kalır mı?
Bazı şeyler 3 puandan daha önemlidir. Yedekte bekleyen oyuncunun inancını diri tutmazsan başarı bekleyemezsin.
Recep Karatepe hocam burası Gençlerbirliği. Futbol camiası için çok önemli bir değer. Biz yıllardır altyapımızı küstürerek borçlandık. Sonuçları da görüyoruz.
Madem bu takım sana kimsenin vermediği şansı veriyor. Sende bazı oyunculara özellikle altyapı oyuncularına bu şansı vermeyi unutmalısın.
Amed maçına geldiğimiz de oyun olarak gelişme var ancak hocanın sahaya müdahalesinde, yaptığı değişikliklerde tamamiyle hatası var.
Bu takımda nalepa var ve biz değerlendiremiyoruz. Bu takımda mete Kaan var ve biz hala monte edemedik. Maçı hakkı beraberlikti. Öyle de oldu...
Hocam... Aynı yanlışlarla doğruya varılmaz. Hakkımızda hayırlısı...
02.10.2024
Keçiören Maçı
Takımımız yine iç sahada puan kaybederek hedefinden uzaklaşmış ve deplasmanda alınan galibiyeti önemsiz hale getirmiştir.
Ama en önemli nokta, takımın oyun anlayışının olmayışı ve koskoca takımın Amilton a bağlı olmasıdır. Recep hocanın bu durumu acilen çözmesi kendi geleceği ve süper lig hedefi için önemlidir.
Artık takımın hücum organizasyonunun olması, alternatiflerin üretilmesi, yeni kadro yapılanmasına gitmesi gerekmektedir. Burda Nalepa, Mete Kaan ve Metehan Mimaroğlu nun sakatlıktan kurtulduktan sonra da Aosman'ın takıma adepte olması gerekir.
Bu haftanın diğer kötü olayı ise adını bilmediğimiz ligde altyapıyla övündüğümüz U19 takımımızın Aksaray takımına yenilmesi oldu. Geleceğimiz açısından mutlaka bu durumun irdelenmesi ve gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir.
Sonu süper lig olsun. Manisa maçı milat olsun....
24.09.2024
Erzurum-Pendik Maçlarının ardından;
Sir Alex Ferguson’un “Futbol istatistikleri mini eteğe benzer. Birçok şeyi gösterir ancak asıl
merak edileni göstermez” sözü ile yazıma başlamak istiyorum.
Hem Erzurum hem de Pendik maçlarında defansif anlamda derli toplu olduğumuz,
rakip görece olarak çok pozisyon vermediğimiz ancak hücum yönünde organize
olamadığımız ancak ve en önemlisi 3 puanla ayrıldığımız iki maç oldu.
İstasitiki anlamda başarılı görünmeyebiliriz. Takımın kondisyonu anlamında eksiklikler
göze çarpabilir ancak bu oyun iyi oynayanın değil gol atanın ve kazananın 3 puan
aldığı bir oyun. Biz de bu oyunu kurallarına göre oynuyoruz.
Recep Karatepe hoca kazandığı sürece haklıdır ve başarılıdır. Ancak hatalarının da
olduğunu önümüzdeki maçlarda şanssız olacağımız maçlarında olduğunu bilmesi
bizler için çok önemli.
Bu galibiyetler, takımın havaya girmesi, kendine güvenmesi ve kazanma alışkanlıkları
açısından önem arz etmektedir. Keçiören maçında takıma strese sokmadan,
kazanacağımız inancı ile desteklemek gerekli…
Sonu Şampiyonluk, Süper ligde Ankara Deplasman kabusu olsun… Selametle…
04.09.2024
Esenler Erokspor maçının ardından;
Takım olarak sezonun, kariyer olarak Recep Karatepe hocanın ilk üç puan alınan maçımız olma özelliği taşımakta. Umarım nice 3 puanları alırız. Maça dönersek, ilk 30 dakikasında rakip takıma göre kaliteli oyuncularımız ile baskılı oynayarak skoru bulduk. Belki erken gelen gollerin etkisiyle maçın geri kalanında kötü oyun gördük. Berabere kalmamız içten bile değildi. Etobo, hem tecrübesiyle hem de yeteneğiyle takımın önemli bir parçası olduğunu gösterdi. Djitte görevini yaptı ve 1 gol 1 asist ile maçı tamamladı.
Matematiksel olarak, en az play off oynamak istiyorsak maç başına 1.5 puanı yakalamamız, sezon sonunda minimum 55 puanı almamız gerekiyor. Şu ana kadar takım 1.25 puan ortalaması ile oynuyor. Ancak şunu unutmamak lazım ki ligin güçlü ekipleri ile deplasmanda karşılaştık. Erzurum maçı ile birlikte galibiyet serisine başlamak takımın havaya girmesi ve özgüveni açısından önem arz etmekte.
Sonu Şampiyonluk, Süper ligde Ankara Deplasman kabusu olsun… Selametle…
27.08.2024
Iğdır FK Maçının ardından;
Takımımız ligin 3. Haftasında ilk kez 1. Lig maçına ev sahipliği yapan Iğdır şehrinde görüntüde vasat oyunla ama teknik heyetin istediği şekilde 1 puanla döndü. Takım olarak bu sezon ilk kez 3’lü sisteme döndük ve pozisyon vermeyerek meyvesini topladık. Ancak bu durum hücum verimliliğini etkiledi ve gol pozisyonlarına giremedik.
Takımın kadro kalitesi ile oyun arasında farklılıklar var. 1. Lig için ideal kadrosu bulunan takımımız şimdiye kadar oynadığı maçlarda üstünlük elde edemedi. Bunda ligin önde gelen takımları ile oynamanın etkisi mutlaka vardır ancak Süper Lig hedefimiz için tüm maçlardan puan veya puanlar almak zorundayız.
Bu dönemlerde toplanılan puan veya puanlar gelecekte rahat etmemizi sağlayacaktı ancak biz bu fırsatı değerlendiremedik. Diğer takımların da form tutacağını göz önüne alırsak ligin 5. Haftasından sonra Lig yeniden başlayacak.
Recep hoca sahaya iyi bir kadro ile çıkarsa Esenler Erok maçından ümitliyim. Hedef Süper ligse bu maçları mutlaka kazanmalıyız.
Sonu Süper Lig olsun….
20.08.2024
Bolu maçı ardından;
Kadro kalitesi açısından 1.Ligin zayıf takımlarından Boluspor karşısında takımımız bal yapmayan arı
gibiydi. Recep KARATEPE hoca Kocaelispor karşısında beğenmiş olacak ki aynı kadro ile oynamayı
tercih etti. Görüldü ki hem Körfez maçında hem de Bolu maçında defans zafiyetimiz hala devam
etmekte. Yine defans ortasından golü yedik. Gol yedikten sonra takım reaksiyon göstermek istese de
buna Boluspor gücünün farkında oynayarak buna izin vermedi. Teknik heyet oyuna müdahalede
bulunmadı. Bunlar teknik heyete eksi puan yazar. Beğenmediğimiz Sinan Kaloğlu’nun 1.5 puan
ortalaması yakaladığı yerde (ki bu sezon üst sıradaki takımlar daha da kuvvetli) Recep hocanın puan
ortalamasının 1.5’un üstünde olması gerekmektedir. Boluspor’u kendi sahamızda yenemiyorsak
Süper Lig hayali kurmamız imkansız. Bu maçlardaki puanları çok ararız.
Takım gelecek açısından Süper Lige çıkacak oyunu oynamıyor. Iğdır maçında şapkadan tavşan
çıkarmayı başaramazsak galip gelmemiz imkansız. Yeni gelen oyuncuların takıma monte edilmesi,
teknik heyetin 1. Lige uygun oyun formasyonu geliştirmesi elzemdir.
Recep KARATEPE hocam, tünelin ucunda ışık görünmüyor. Mutlaka kazanmamız gereken maçlara
çıkmaya başlıyoruz. Diğer maçlarda hata lüksümüz kalmadı…
13.08.2024
Altyapımız,
Sezon açılış maçında Rakibimiz Kocaelispor ile mücadele gücü yüksek, yer yer pozisyonlar bulan,
defans zafiyetleri ortaya çıkan ama hücumda çeşitlilik gösteren takım imajı verdik.
Recep hoca ilk maç itibariyle güzel oyun istediğini gösterdi ancak Kocaelispor’un oyuncu
değişikliklerine zamanında müdahalede bulunmaması bu maçtan puansız dönmemize neden oldu.
Gün itibariyle Oğuzhan, Zuzek ve Djitte transferi ile ilk 11 yavaş yavaş şekillenmeye başladı. Sezon
boyunca güzel maçlar izleyeceğimizi öngörüyorum.
Kocaeli maçının en önemli olayı Altyapımızdan yetişen Gökhan’ın golle başlaması oldu. Takımda genç
ve potansiyelleri yüksek oyuncuların olması bizleri gelecek adına umutla bakmamıza neden olacaktır.
Ayrıca, Gökhan’ın takımda yedek olarak ve sonradan oyuna girerek katkı sağlayacaktır. Darısı diğer
altyapı topçularımızın başına…
Bolu maçında takımın mutlaka galibiyetle başlaması gerekmektedir. Önümüzdeki Iğdır FK maçının
Aktepe’de oynanacağı düşünüldüğünde gelecek 3 maçımızda mutlak favori olacağız. Bu 3 maçlık
seriden galibiyetle ayrılmamız halinde Play-Off potası için önemli adaylardan olacağız.
Sonu şampiyonluk olsun.
06.08.2024
Yeni sezon ve genclersokagi.com adresimiz camiamıza hayırlı olsun. İnşallah Takımımıza uğur getirir.
Geçen senelerden farklı olarak bu sezon Kongre olmadan transfer sezonunu geçiriyoruz. Geçen
seneki as kadromuzdan Alperen, Yasin, Ensar ve Amilton dışındaki tüm oyuncuları değiştirdik.
Yıllardır en büyük sorunumuz olan Forvetsizlik hala devam etmekte. Transferlerimiz kaleci hariç ligi
bilmekte ve as kadroda yer alabilecek oyunculardan oluşmakta.
Biz Gençlerbirliği Spor Kulübüyüz, bizim yerimiz Süper Lig. Tüm olumsuzluklara rağmen bir an önce
olmamız gereken yere gitmeliyiz. Futbol artık endüstri, bir nevi fabrika adeta. Üretim olmalı, ürettiğini
satabilmelisin. Belki de bu coğrafyada bunu en iyi yapan kulüp olarak özümüze dönme vakti gelmiştir.
Taraftar olarak forvette Yatabareyi izleyeceğime Baran Başyiğit’i, Jimmy Durmaz’ı izleyeceğime
Emirkan Demir’i izlemeyi tercih ederim ki artık bu bir tercih meselesi de değil, gereklilik. Örneğin kötü
sözleşme kurbanı Melih Bostan kulübe 2 Milyon kazandırırken Ne Jimmy ne de Yatabare
kazandıramaz. Buna benzer örnekleri çoğaltabiliriz.
Bu sezon özelinde Samet Onur, Baran Başyiğit, Berat Can Sebat ve Emirkan Demir’den umutluyum.
Gelecek sezonda formanın mutlak sahipleri olurlar umarım.
Hedef süper lig, yolumuz uzun rakiplerimiz güçlü. Kazasız, belasız sakatlık olmadan bitmesi dileğiyle.
Kalın sağlıcakla..
2024 yılında Gençlerbirliği.
Bizim için yine başarısız geçen bir sene oldu. 1-1 lik Ümraniye beraberliği işe başlayan yıl, 0-2 lik Adana yenilgisiyle bitti. 2024 yılına Sinan Kaloğlu ile başlayan takımımız Recep Karatepe ile yılı bitirdi.
Yönetimsel anlamda ise Şirketleşme kongresi, ardından olağanüstü kongre derken çok şükür kongresiz de kalmadık. Ama yapılan Kongreler kulübe 1 adım bile ileri götürmedi.
Yönetimler değişse bile mantalite hiç değişmedi. Yine başarısız transferler, yine başarısız hocalarla kaos, kötü futbol ve umutsuzluk hiç eksik olmadı.
En fazla parasızlık konuşuldu ama ayağımızı yorganımıza göre uzatmamaya hiç düşünmedik.
Altyapıdan oyuncumuz yine çıkmadı. Yine umutlu oyuncumuz olmadı.
Sezonun kırılma maçları Tuzla ve en son Adana maçıydı. En rezil maç ise Kasımpaşa U-19 maçıydı.
2025 yılına yine mutsuz ve umutsuz giriyoruz. İnşallah başarılı oluruz.
Ayrıca, 2024 yılı kaybettiklerimiz yüzünden bir daha geri dönmemek üzere gitsin istiyorum. Ölen tüm yakınlarınıza Allahtan Rahmet ve Kalanlara Başsağlığı diliyorum.
Herkese iyi seneler diliyorum...
04.12.2024
Uzun bir aradan sonra tekrar merhabalar efendim...
Sondan söyleyeceğimi şimdiden söyleyeyim. Son dakika gollerinden nefret ediyorum.
Ümraniye maçının öncesinde Ankara derbisinden galibiyetle ayrılmanın sonucu olarak, taraftarlar olarak bizlerde, uzun zamandır görülmeyen mutluluk ve sevinç vardı.
Ancak bu mutluluk ve sevinç sahadaki oyundan ziyade skora bağlıydı.
Recep Karatepe hoca 3 tane hücum için teknik yeterliliği ve oyunu geniş açıdan görme kabiliyeti kısıtlı 6 numara ile oyuna başladı. Bunun sonucu olarak, hücumda başarısız denemeler ve atak bile diyemeyeceğimiz paslaşmalar gördük. Burda parantez açayım Ümraniye stadındaki rüzgar da önemli bir faktördü. Amaçsız, sonuçsuz bir ilk yarı gördük.
İkinci yarıda Nalepa-Ensar değişikliği takıma ilk yarıya göre hücuma canlılık getirmesine yetti bile. Ki burda yine parantez açayım Ensar yerine Mikail veya Etobo'nun çıkması lazımdı.
Deplasmanda hatta tüm maçlarda ilk kez 3 gol attık. Ancak bu bizi yanıltmasın, Amilton'un golü Nalepa'nın zekasına, Samet'in golü Kaleci Cihan'ın konsantrasyon eksikliğine yazar. Sadece Metehan'ın golünde organizasyoncuk vardı. Onun dışında takımın hücum organizasyonları yok. Bildiğin yok.
Bu sezon boyunca heryerde taraftar olarak yazdık Sayın Recep Karatepe hocam, Gençlerbirliği taraftarı iyi oyun ister. Gençlerbirliği taraftarı iyi oyundan anlar, yıllarca nice topçuları,nice Hocaları canlı izlemiştir. Bize bunu reva görme artık hocam. Burası TFF 1. Lig, defans yaparak kazanan ve Süper lige çıkan 5 tane takım yoktur hocam.
Unutmayalım, bu sezan ligden düşmenin sınırı 40 üstü olacak gibi duruyor. Her yenilen gollerin, her kaybedilen puanların geri dönüşü olmayacak. Play off hattı derken bir anda küme düşme hattında bulmayalım kendimizi.
Selamlar, saygılar...
06.11.2024
İstanbulspor Maçının ardından Recep Karatepe’ye sorular;
Sayın Recep KARATEPE;
1- İkili mücadelelerde genellikle takım neden güçsüz kalmaktadır?
2- Takımın toplam koşu miktarı ve kondisyon durumu hakkında ne düşünüyorsunuz?
3- Gençlerbirliği Akademisinde, U-17 veya U-19’da kendi mevkisinde oynamayan Oğuzhan BERBER kadar oynayacak sol bekimiz yok mudur?
4- Mikail ve Etobo tüm topları hücum organizasyonu yerine defansa atmalarını siz mi istiyorsunuz?
5- Takımda organize pas yok, orta yok, hücum organizasyonu yok. Bu durumu neye bağlıyorsunuz? Takım ile ilgili taktiksel anlamda değişikliğe gitmeyi ne zaman düşünüyorsunuz?
6- Nalepa, Aosman, ve fiziksel durumu berbat olan Mete Kaan ne zaman hazır hale gelecekler? Hazır olmamalarında takım kondisyonerlerinin payı ne kadardır?
7- İstanbulspor maçında Erhan’ın yediği jeneriklik golde baraj hatası hakkında çalışma yapacakmısınız?
Yukarıdaki sorularımı, İstanbulspor maçının devre arasında karalamıştım. Görüldüğü üzere ikinci yarıda hocanın farklı oyun anlayışı ve hücum düşünmesi ile takım bambaşka çehreye kavuştu. Ancak İstanbulspor’un oyun anlayışının da bunda etkili olduğunu unutmamak lazım.
Şanlıurfa ve Ankara derbisi bizim için önemli virajlar. Kümede kalmaya mı play off oynamaya mı çalışacağımızı belirleyeceğimiz maçlar olacak..
Sözün özü Recep KARATEPE Hocam, sen inan, sen takımına güven, gerisi çorap söküğü gibi gelecek .
Tarih cesurları yazar, korkakları değil…Selametle…
21.10.2024
Jimmy Durmaz
Altyapı oyuncusun, hayalinde Gençlerbirliği ile Eryaman stadına çıkmak var. Belki de 12 yaşından beri bunun için mücadele ediyorsun. Her klasmanda maçlar yapıyor, kendini hazırlıyorsun.
Ve birgün bir bakıyorsun ki senden çok para kazanan, senden daha çok değer gören (teknik heyet olarak) Jimmy i görüyorsun. Ama bu Jimmy sahaya girdiği andan maç bitimine kadar olumlu bir tek pası yok. Sahaya etkisi yok. Futbol bile bu arkadaşı unutmuş. Ki bu arkadaş kendi takımından çok İstanbul takımını düşünüyor.
Sen bu durumda bu oyuna, İrfan Can ları Arda Gülerleri ve nicelerini çıkartan Gençlerbirliğine, bu organizasyona inancın kalır mı?
Bazı şeyler 3 puandan daha önemlidir. Yedekte bekleyen oyuncunun inancını diri tutmazsan başarı bekleyemezsin.
Recep Karatepe hocam burası Gençlerbirliği. Futbol camiası için çok önemli bir değer. Biz yıllardır altyapımızı küstürerek borçlandık. Sonuçları da görüyoruz.
Madem bu takım sana kimsenin vermediği şansı veriyor. Sende bazı oyunculara özellikle altyapı oyuncularına bu şansı vermeyi unutmalısın.
Amed maçına geldiğimiz de oyun olarak gelişme var ancak hocanın sahaya müdahalesinde, yaptığı değişikliklerde tamamiyle hatası var.
Bu takımda nalepa var ve biz değerlendiremiyoruz. Bu takımda mete Kaan var ve biz hala monte edemedik. Maçı hakkı beraberlikti. Öyle de oldu...
Hocam... Aynı yanlışlarla doğruya varılmaz. Hakkımızda hayırlısı...
02.10.2024
Keçiören Maçı
Takımımız yine iç sahada puan kaybederek hedefinden uzaklaşmış ve deplasmanda alınan galibiyeti önemsiz hale getirmiştir.
Ama en önemli nokta, takımın oyun anlayışının olmayışı ve koskoca takımın Amilton a bağlı olmasıdır. Recep hocanın bu durumu acilen çözmesi kendi geleceği ve süper lig hedefi için önemlidir.
Artık takımın hücum organizasyonunun olması, alternatiflerin üretilmesi, yeni kadro yapılanmasına gitmesi gerekmektedir. Burda Nalepa, Mete Kaan ve Metehan Mimaroğlu nun sakatlıktan kurtulduktan sonra da Aosman'ın takıma adepte olması gerekir.
Bu haftanın diğer kötü olayı ise adını bilmediğimiz ligde altyapıyla övündüğümüz U19 takımımızın Aksaray takımına yenilmesi oldu. Geleceğimiz açısından mutlaka bu durumun irdelenmesi ve gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir.
Sonu süper lig olsun. Manisa maçı milat olsun....
24.09.2024
Erzurum-Pendik Maçlarının ardından;
Sir Alex Ferguson’un “Futbol istatistikleri mini eteğe benzer. Birçok şeyi gösterir ancak asıl
merak edileni göstermez” sözü ile yazıma başlamak istiyorum.
Hem Erzurum hem de Pendik maçlarında defansif anlamda derli toplu olduğumuz,
rakip görece olarak çok pozisyon vermediğimiz ancak hücum yönünde organize
olamadığımız ancak ve en önemlisi 3 puanla ayrıldığımız iki maç oldu.
İstasitiki anlamda başarılı görünmeyebiliriz. Takımın kondisyonu anlamında eksiklikler
göze çarpabilir ancak bu oyun iyi oynayanın değil gol atanın ve kazananın 3 puan
aldığı bir oyun. Biz de bu oyunu kurallarına göre oynuyoruz.
Recep Karatepe hoca kazandığı sürece haklıdır ve başarılıdır. Ancak hatalarının da
olduğunu önümüzdeki maçlarda şanssız olacağımız maçlarında olduğunu bilmesi
bizler için çok önemli.
Bu galibiyetler, takımın havaya girmesi, kendine güvenmesi ve kazanma alışkanlıkları
açısından önem arz etmektedir. Keçiören maçında takıma strese sokmadan,
kazanacağımız inancı ile desteklemek gerekli…
Sonu Şampiyonluk, Süper ligde Ankara Deplasman kabusu olsun… Selametle…
04.09.2024
Esenler Erokspor maçının ardından;
Takım olarak sezonun, kariyer olarak Recep Karatepe hocanın ilk üç puan alınan maçımız olma özelliği taşımakta. Umarım nice 3 puanları alırız. Maça dönersek, ilk 30 dakikasında rakip takıma göre kaliteli oyuncularımız ile baskılı oynayarak skoru bulduk. Belki erken gelen gollerin etkisiyle maçın geri kalanında kötü oyun gördük. Berabere kalmamız içten bile değildi. Etobo, hem tecrübesiyle hem de yeteneğiyle takımın önemli bir parçası olduğunu gösterdi. Djitte görevini yaptı ve 1 gol 1 asist ile maçı tamamladı.
Matematiksel olarak, en az play off oynamak istiyorsak maç başına 1.5 puanı yakalamamız, sezon sonunda minimum 55 puanı almamız gerekiyor. Şu ana kadar takım 1.25 puan ortalaması ile oynuyor. Ancak şunu unutmamak lazım ki ligin güçlü ekipleri ile deplasmanda karşılaştık. Erzurum maçı ile birlikte galibiyet serisine başlamak takımın havaya girmesi ve özgüveni açısından önem arz etmekte.
Sonu Şampiyonluk, Süper ligde Ankara Deplasman kabusu olsun… Selametle…
27.08.2024
Iğdır FK Maçının ardından;
Takımımız ligin 3. Haftasında ilk kez 1. Lig maçına ev sahipliği yapan Iğdır şehrinde görüntüde vasat oyunla ama teknik heyetin istediği şekilde 1 puanla döndü. Takım olarak bu sezon ilk kez 3’lü sisteme döndük ve pozisyon vermeyerek meyvesini topladık. Ancak bu durum hücum verimliliğini etkiledi ve gol pozisyonlarına giremedik.
Takımın kadro kalitesi ile oyun arasında farklılıklar var. 1. Lig için ideal kadrosu bulunan takımımız şimdiye kadar oynadığı maçlarda üstünlük elde edemedi. Bunda ligin önde gelen takımları ile oynamanın etkisi mutlaka vardır ancak Süper Lig hedefimiz için tüm maçlardan puan veya puanlar almak zorundayız.
Bu dönemlerde toplanılan puan veya puanlar gelecekte rahat etmemizi sağlayacaktı ancak biz bu fırsatı değerlendiremedik. Diğer takımların da form tutacağını göz önüne alırsak ligin 5. Haftasından sonra Lig yeniden başlayacak.
Recep hoca sahaya iyi bir kadro ile çıkarsa Esenler Erok maçından ümitliyim. Hedef Süper ligse bu maçları mutlaka kazanmalıyız.
Sonu Süper Lig olsun….
20.08.2024
Bolu maçı ardından;
Kadro kalitesi açısından 1.Ligin zayıf takımlarından Boluspor karşısında takımımız bal yapmayan arı
gibiydi. Recep KARATEPE hoca Kocaelispor karşısında beğenmiş olacak ki aynı kadro ile oynamayı
tercih etti. Görüldü ki hem Körfez maçında hem de Bolu maçında defans zafiyetimiz hala devam
etmekte. Yine defans ortasından golü yedik. Gol yedikten sonra takım reaksiyon göstermek istese de
buna Boluspor gücünün farkında oynayarak buna izin vermedi. Teknik heyet oyuna müdahalede
bulunmadı. Bunlar teknik heyete eksi puan yazar. Beğenmediğimiz Sinan Kaloğlu’nun 1.5 puan
ortalaması yakaladığı yerde (ki bu sezon üst sıradaki takımlar daha da kuvvetli) Recep hocanın puan
ortalamasının 1.5’un üstünde olması gerekmektedir. Boluspor’u kendi sahamızda yenemiyorsak
Süper Lig hayali kurmamız imkansız. Bu maçlardaki puanları çok ararız.
Takım gelecek açısından Süper Lige çıkacak oyunu oynamıyor. Iğdır maçında şapkadan tavşan
çıkarmayı başaramazsak galip gelmemiz imkansız. Yeni gelen oyuncuların takıma monte edilmesi,
teknik heyetin 1. Lige uygun oyun formasyonu geliştirmesi elzemdir.
Recep KARATEPE hocam, tünelin ucunda ışık görünmüyor. Mutlaka kazanmamız gereken maçlara
çıkmaya başlıyoruz. Diğer maçlarda hata lüksümüz kalmadı…
13.08.2024
Altyapımız,
Sezon açılış maçında Rakibimiz Kocaelispor ile mücadele gücü yüksek, yer yer pozisyonlar bulan,
defans zafiyetleri ortaya çıkan ama hücumda çeşitlilik gösteren takım imajı verdik.
Recep hoca ilk maç itibariyle güzel oyun istediğini gösterdi ancak Kocaelispor’un oyuncu
değişikliklerine zamanında müdahalede bulunmaması bu maçtan puansız dönmemize neden oldu.
Gün itibariyle Oğuzhan, Zuzek ve Djitte transferi ile ilk 11 yavaş yavaş şekillenmeye başladı. Sezon
boyunca güzel maçlar izleyeceğimizi öngörüyorum.
Kocaeli maçının en önemli olayı Altyapımızdan yetişen Gökhan’ın golle başlaması oldu. Takımda genç
ve potansiyelleri yüksek oyuncuların olması bizleri gelecek adına umutla bakmamıza neden olacaktır.
Ayrıca, Gökhan’ın takımda yedek olarak ve sonradan oyuna girerek katkı sağlayacaktır. Darısı diğer
altyapı topçularımızın başına…
Bolu maçında takımın mutlaka galibiyetle başlaması gerekmektedir. Önümüzdeki Iğdır FK maçının
Aktepe’de oynanacağı düşünüldüğünde gelecek 3 maçımızda mutlak favori olacağız. Bu 3 maçlık
seriden galibiyetle ayrılmamız halinde Play-Off potası için önemli adaylardan olacağız.
Sonu şampiyonluk olsun.
06.08.2024
Yeni sezon ve genclersokagi.com adresimiz camiamıza hayırlı olsun. İnşallah Takımımıza uğur getirir.
Geçen senelerden farklı olarak bu sezon Kongre olmadan transfer sezonunu geçiriyoruz. Geçen
seneki as kadromuzdan Alperen, Yasin, Ensar ve Amilton dışındaki tüm oyuncuları değiştirdik.
Yıllardır en büyük sorunumuz olan Forvetsizlik hala devam etmekte. Transferlerimiz kaleci hariç ligi
bilmekte ve as kadroda yer alabilecek oyunculardan oluşmakta.
Biz Gençlerbirliği Spor Kulübüyüz, bizim yerimiz Süper Lig. Tüm olumsuzluklara rağmen bir an önce
olmamız gereken yere gitmeliyiz. Futbol artık endüstri, bir nevi fabrika adeta. Üretim olmalı, ürettiğini
satabilmelisin. Belki de bu coğrafyada bunu en iyi yapan kulüp olarak özümüze dönme vakti gelmiştir.
Taraftar olarak forvette Yatabareyi izleyeceğime Baran Başyiğit’i, Jimmy Durmaz’ı izleyeceğime
Emirkan Demir’i izlemeyi tercih ederim ki artık bu bir tercih meselesi de değil, gereklilik. Örneğin kötü
sözleşme kurbanı Melih Bostan kulübe 2 Milyon kazandırırken Ne Jimmy ne de Yatabare
kazandıramaz. Buna benzer örnekleri çoğaltabiliriz.
Bu sezon özelinde Samet Onur, Baran Başyiğit, Berat Can Sebat ve Emirkan Demir’den umutluyum.
Gelecek sezonda formanın mutlak sahipleri olurlar umarım.
Hedef süper lig, yolumuz uzun rakiplerimiz güçlü. Kazasız, belasız sakatlık olmadan bitmesi dileğiyle.
Kalın sağlıcakla..

Yılmaz Güler
01.04.2025
Telafisi Olmayan Derbi
Amed SF ile oynadığımız karşılaşma sonrası yazdığım yazıda işlerin iyi gitmediğini, takımda bir gerileme olduğunu belirtmiş ve bu durumu düzeltmemiz gerektiği mesajını vermiştim. Sayın Eroğlu 3-0 kazandığımız Manisa FK maçı sonrasında hücumda da istediklerimizi almaya başladığımızı belirtmesine rağmen geçen üç maçlık süreçte hücumda etkimiz olmadığı gibi savunmada yaşanan ciddi sıkıntılar bize büyük puan kayıpları olarak dönmüş oldu. Özellikle hezimete uğradığımız İstanbulspor karşılaşması sonrasında ciddi bir toparlanma beklerken Şanlıurfaspor karşısında ortaya koyulan silik performans umutlarımızı biraz daha kırdı. Son maçta ortaya çıkan düşük performansın sebepleri arasında ilk olarak orta saha tercihinde üretkenliği düşük isimlerin tercih edilmesi, Amilton’un bireysel performansının Joca ile ikame edilememesi ve oyun tempomuzun düşük seviyede olması söylenebilir. Burada Eroğlu’nun acil yapması gereken durum son zamanlarda yapamadığı doğru kadro seçimini yapabilmesi, takım disiplininde yaşanan gevşemeyi yüksek motivasyonla tekrar getirebilmesi, takımın tamamının istenen taktiğe tam uyum sağlaması için planını doğru aktarabilmesi. Kalan 7 maçımız var ve şu an için 5 takım doğrudan çıkmayı hedeflemiş durumda. Artık her maça telafisi yok gözüyle bakılmalı ve Eroğlu ile ilk haftalarda olduğu gibi hatasıza yakın performanslar ortaya konulmalı.
Son 7 maçımızın ilk maçı şu an için küme düşme tehlikesi bulunan ve son haftaları bizim gibi iyi olmayan performansla geçiren Ankaragücü’ne karşı derbi mücadelesi olacak. Haftanın diğer maçlarından gelebilecek skorlara baktığımız zaman bu maçta kaybedilecek puan belki ikincilik şansımızı mucizelere bırakacak. Bu noktadan bakarsak artık son haftalarda kaybettiğimiz puanlarla telafisi olmayan maçlara geçmiş bulunuyoruz. Şanlıurfaspor gibi küme düşme ihtimali çok yüksek olan rakibe karşı görüldüğü üzere kolay maç diye bir durum yok ve her rakip eşit zorlukta, her rakibe karşı maksimum gücümüzü göstermemiz gerekiyor. Rakibimizin içinde bulunduğu durum bize kıyasla daha zor ve mental anlamda daha sıkıntılılar. Bu avantajı kullanarak ilk iki için isteğimizi göstermemiz gerekiyor. Yönetim, teknik ekip ve futbolcuların hedefe inandığı günler bu hafta başlamalı ve son haftaya kadar sürmeli. Gençlerbirliği’nin yeri bu düşük seviye değil ve elimizde hala fırsat varken bunu değerlendirmeliyiz.
06.03.2025
Şans Puanı
Bir önceki maçımızda sıkıntılı günler yaşayan rakip karşısında çok rahat bir galibiyet alarak ve çok fazla yorulmayarak çıktığımız bir deplasmanda bu sefer çok farklı bir senaryoyla karşılaştık ve bireysel yeteneğimiz Amilton sayesinde puanı kurtarmış olduk.
Futbolda eldeki teknik kapasite taktik unsurları belirlemelidir. Futbolun her döneminde trend olup başarılı olan taktik anlayışlar eldeki yapıya bakılmaksızın uygulanmaya çalışılmış ancak bunları başarabilen takımlar çok az sayıda kalmıştır. Çünkü futbolda uyum önemlidir ve bu uyumun yakalanamadığı taktik yaklaşımlarında dalgaya karşı kürek çekmeye çalışan bir topluluk gibi zorlanılan görüntüler karşımıza çıkmıştır. Futbolda altyapının önemini belirleyen pek çok nokta vardır ve bunlardan birisi de tam olarak bu olmuştur. Futbolcu adayını günün koşullarına uygun taktiksel varyasyonları oynayabilecek seviyede geliştirebilirsen günü yakalama şansını ve başarını o düzeyde artırabilirsin. Eğer gelişimi tıkanmış bir grup varsa bir kadroda ona göre taktiksel hazırlıklarını yapmalısın.
Böyle bir genel ifade sonrası konumuza geri dönersek eğer biz bu sezon son Amed Sportif Faaliyetler maçında bir kez daha gördüğümüz üzere savunma anlayışını yoğun şekilde yaptığımızda hücumda tamamen etkisiz hale gelmiş oluyoruz. Avrupa’da günümüzde genç ağırlıklı kadrolarda bu tip oyun anlayışlarında başarılı hücum geçişleri görebilmemize rağmen biz bunu bu sezon neredeyse hiç başaramadık. Savunma yaptığımız ve geçiş hücumunda etkili olduğumuz maçlar oldu ancak o maçlarda savunma çizgisi çok geride kurulmuyordu ve rakibi daha önde karşılayarak savunma arkasına atılacak topların risklerini almış oluyorduk. Sanırım Iğdır FK ve Esenler Erokspor maçında savunma arkasında bıraktığımız boşluklar dolayısıyla bir çekinme oldu ve biz son öne geçtiğimiz karşılaşmalarda bu çizgiyi oldukça geriye çektik. Sonuç rakibin becerisiyle orantılı olacak şekilde yine pozisyon vermemize ve gollere sebep olurken daha önde kurduğumuz savunma hattına oranla hücumda etkimizi tamamen yitirdik. Çok geride kaldığımızda takım halinde hızla çıkamadık, hücumda varlık gösterdiğimiz tek bir an bile olmadı.
Alınacak bir puan iyidir düşüncesini bu tip bir oyunla alma şansımız son iki deplasman karşılaşmasında yaşadıklarımıza bakınca düşük. Üç puan alabileceğimiz bu iki karşılaşmadan bir puanı zor kurtardıysak bakmamız gereken taraf mevcut oyun anlayışımız. Maç sonunda eksiklere vurgu yapılarak sebep farklı yönlerde aranmaya çalışıldı ancak o eksikler olmasaydı diğer maçlara bakarak yine bu anlayışımızda kalacağımızı öngörmek zor değil. Recep Karatepe ile yaşadığımız günlere geri dönmemek için baskılı savunmayı ön alanda başlattığımız yapıya skordan, rakipten ve stadyumdan bağımsız olarak geri dönmemiz gerekiyor.
Bir dipnot olarak şunu da belirtmek istiyorum. Takımın kondisyonu savunmayı geride başlattığımız maçlarda oldukça düşüyor. Bu son maçlarda bunu gördük ve geç gelen değişikliklerle beraber mücadele gücümüz oldukça zayıfladı. Topa sahip olduğumuzda takım halinde organizasyon yapamadığımız ve bireyselliğe kaldığımız için var olan enerjiyi boşa harcayıp motivasyon anlamında olan gerilemeyle beraber ciddi efor sıkıntısı yaşıyoruz. Umarım Manisa FK maçı sonrası Eroğlu’nun dediği gibi sadece zayıf rakiplere değil oynayacağımız tüm rakiplere karşı hücumda da organizasyonlarımızı sahaya yansıtmaya başlarız.
03.03.2025
Kazandırıldık
Son maçımız olan Manisa FK maçını kazandık ancak nasıl olduğuyla ilgili teknik olarak yanıltıcı pek çok husus olması sebebiyle bu maçın değerlendirmesini yapmayacağım. Bu tip müsabakalarda sonuç önemlidir ve bizde net bir sonuç aldık. Bu yazımda daha çok futbolun genel konularını ele alacağım.
Futbolda taraftarlardan gördüğüm yanılgılardan birisi müsabakayı genel olarak tek taraflı ele almaları oluyor. Maçların öncesinde rakipleri tanıyorlar ya da tanımıyorlar ama en azından bir rakibin olduğunu biliyorlar ve müsabakayı yine bu rakibe göre değerlendiriyorlar ancak maç sonunda sonucun olumlu ya da olumsuz olduğundan bağımsız olarak tarafı olduğu açıdan değerlendirmeye alıp diğer rakibi unutuyorlar. Bu girişi son maçımızda yaşadıklarımız dolayısıyla yazıyorum çünkü aslında kazanmak için ciddi bir uğraşımız olmadı. Rakip tarafından maça bakılırsa skorun en büyük nedenini görmek zor olmaz.
Geçmişte neden olduğunu hatırlamadığım bir sebepten Carl Von Clausewitz’in Savaş Üzerine adlı kendi deneyimlerini de paylaştığı ve savaşa dair neredeyse her şeyi anlattığı uzun bir kitap okumuştum. Kitap çok akıcı gitmiyordu ama “hayat fena halde futbola benzer” sözünde olduğu gibi ben de bir yerde “savaş fena halde futbola benzer” dedim ve o günden sonra benim için futbol özünde bir kara savaşı gibi görünmeye başladı. İki komutan, kara üzerinde çeşitli rol ve sorumluluklara sahip askerler, bunların birbirinin güçlü ve zayıf yönlerini bilerek ona göre hareket etme çabaları ve planlanan savaş taktikleri, sürpriz strateji ve gelişmelere karşı yapılan hazırlıklar, savaşı kazanma isteği, aidiyet duygusu, gereken özveri gibi pek çok unsuru savaşta olduğu gibi futbolda da görebiliyoruz. Tarihte pek çok savaş var sayıca üstün olunmasına rağmen savaşın kaybedildiği, bedel karşılığında askerleştirilen orduların perişan olduğu, imkansızlıkların tüm imkanları yendiği... Tıpkı savaşta olduğu gibi futbolda da bunlar var ve asıl başarı bu beklentilerin aksi olduğu durumlardan geliyor.
Yine savaşta olduğu gibi futbolda da sonucu belirleyen pek çok unsur var. Son iki iç saha maçımızda rakip kaynaklı futbol şansı daha yüksek bir sebep unsuru olurken bununla beraber genel olarak yeteneklerin ön planda olduğu teknik kapasite, taktik anlayış, motivasyon, kondisyon, güç ve istek gibi unsurlar var. Bazen bir yerde ciddi olan eksikler diğer yerlerdeki fazlalık ile tolere edilebilirken bazen her yerde olan eksikler rakibin çok daha fazla olan eksikleri ile fazla kalabilir ve lehte olarak sonuca yansıyabilir. İşte bu noktada hayatta en sevdiğim “nasıl” sorusu gündeme gelir ve olayın özü buradan anlaşılır. Ülke taraftarının çoğu bu nasıl sorusunu sormak istemez ve atalarımıza olan sevdasını göstermek ister gibi üzümünü yiyerek bağı ile ilgilenmez.
Gençlerbirliği ve ilgilendirdiği hususlar ile ilgili benzerlik kurulacak çok şey var ama iyi bir çizgi yakaladığımız bu dönemde ve alınan rahat galibiyet sonrası bu kadarı yeter. Şimdi önümüzde doğa koşullarının zorlaştırdığı zeminin bataklık gibi olduğu bir mücadele var. 90 dakikalık mücadeleyi ve belki skoru da etkileyecek bu şartlar altında yapılacak doğru analizlerle istediğimiz üç puanı almamız zor değil. Bu yükselişe devam etmek, doğrudan üst lige çıkmak istiyorsak bu ligin kalanında çok zor maçımızın kalmadığını söyleyebilirim. Zorlanacağımız maçlardan bir tanesi bu maç ancak aşılamayacak gibi değil. Bunun farkındaysak sonucu almaya maç başlamadan başlamışız demektir zaten.
27.02.2025
Üç Puanı Bıraktık, Bir Puanı Zor Kurtardık
Ligde doğrudan Süper Lig’e çıkmanın hedef olduğu bir sezonda kısmen zor bir rakip olan Keçiörengücü ile karşılaştık ve birçok açıdan hayal kırıklığı yaşayarak bir puan ile maçtan ayrıldık. Haftanın skorları neyse ki hep istediğimiz şekilde geldi ve ikinci ile aynı puanda tamamlayacağımız bir haftayı averajla yine dördüncü sırada tamamladık.
Karşılaşmaya rakibin baskısı ile başladık ve oyun kurmakta zorlandık. Birkaç önemli pozisyon verdikten sonra ceza sahası içerisinde uzaklaştıramadığımız topu Diouf dar açıya rağmen çok güzel vurarak skoru rakip lehine çevirdi. Gol sonrası zor bir maç geçiren Hanousek sakatlandı ve yerini neyse ki Oğuzhan’a bırakarak savunmada var olan problemi daha fazla artıracak bir tercih yapılmadı. Değişim sonrası golün verdiği avantajla temposunu düşüren rakibe karşı ön alanda kazandığımız topta Nalepa güzel bir ara pasla Popa’yı gördü ve Popa sol ayağıyla sert ve isabetli vurarak skoru dengeye getirdi. Gol sonrası maçta ibre bize döndü ve Metehan’ın sol çizgiyi iyi kullanıp sıfıra indiği iki atakta önce penaltıdan gelen gol ve sonrasında arka direğe çıkardığı topta gelen kafa golü sonrası soyunma odasına iki farklı üstünlükle giderek büyük avantaj elde ettik.
İlk yarıdaki oyun aslında ikinci yarıda yapacaklarımız için bize ışık tutuyordu ancak biz bunları yapamadık. Rakibi tehdit edemediğimiz dakikalarda baskı yiyerek geriye düştük, rakibi tehdit ettiğimiz ve baskı yaptığımız 15 dakikaya ise 3 gol sığdırdık. İkinci yarı aslında ilk yarının devamı gibi başladı ve 10 dakikada 3 pozisyonu harcayan taraf olduk. Önce Popa müsait pozisyonda kötü şut çıkardı, sonra Nalepa havadan gelen topa iyi vuramadı ve en sonunda Amilton neredeyse boş kaleye maalesef farkı 3’e çıkaracak golü atamadı. Bu pozisyonun ardından gelen duran top sonrası yediğimiz gol ile maç bizim için bitmiş oldu. Farkı tutmak için oynadığımız uzatmalarla beraber 40 dakikada pek çok net pozisyon verdik ve son dakikada kaleci hatasıyla maçı berabere bitirdik. Bu gol sonrası bile rakibin iştahı durmadı ve uzatmalarda gol aradılar ancak başaramadılar.
Bu maç aslında pek çok açıdan bizim için ciddi ders oldu. Birincisi önceki haftalarda da yaşadığımız gol sonrası fazla muhafazakar olan oyunun her zaman işe yaramayacağını tecrübe ettik. İkincisi bu tip oyunla rakiplerin iştahını ciddi derecede artırdığımızı yapılan hamlelerle tekrar görmüş olduk. Keçiörengücü’nün oyunu bitirirken savunma becerisi olan bir orta sahası yoktu ve savunmayı tamamen unutmuşlarken bir kez bile rakip kaleye gidemedik. İki farklı üstünlüğün bile futbolda çok bir anlam ifade etmediğini, oyun biraz daha uzasa elimizin tamamen boş döneceğini anladık. Umarım bundan sonra hedefi olan takıma yakışır şekilde 90 dakika boyunca beraber savunma yapmakla kalmayıp rakibi de tehdit ederek goller bulmayı aklımızdan çıkarmayız. Gençlerbirliği’ne bu kadrosuyla yakışan oyun bu olur.
Önümüzde artık ligin düşme adaylarından birisi olan Manisa FK maçı var. Ciddi bir eksiğimiz yok ancak sınırda olan pek çok oyuncu var, bu oyuncuların hareketlerine daha fazla dikkat etmesi gerekiyor. Önemli oyuncuları olsa bile lig standartlarına göre daha zayıf bir kadrosu olan rakibe karşı umarım kendimizi de gelecek maçlar için motive edeceğimiz güçlü bir oyunla net bir skor alırız ve hedefe çok daha sağlam adımlarla yürürüz.
17.02.2025
Işık Var Ama Yol Uzun
Son yazım Iğdır galibiyeti sonrasıydı ve o tarihten itibaren yoğun bir fikstürü geride bıraktık. Son 3 maçta 7 puan toplayarak haftayı averajla 4. sırada tamamladık. Bu sürede oynadığımız 3 karşılaşma birbirinden çok farklı geçse bile Hüseyin Eroğlu dönemiyle gelen yüksek takım disiplini ve savunma konsantrasyonu yeterliydi ve sonuçları getiren asıl unsur bu oldu.
Önce ilk maçımıza kısaca değinelim. Evimizde oynadığımız Esenler Erokspor maçında beklenmedik bir iki puan kaybı yaşadık. Savunmada yaşanan bireysel hata sonucu yenilen gol sonrasında Erokspor maç boyunca savunma yaparak skoru uzun süre lehine tutmayı başardı ve maçın sonlarında gelen gol sonrasında bir puanı almış oldu. Bu haftadan çıkarılacak ders bireysel hata potansiyeli yüksek isimler yerine hata ihtimali çok daha az ve katkısı daha fazla olacak isimlere geçmek olacaktı ki bir sonraki Erzurumspor maçında kısmen böyle oldu. Rahat bir şekilde üç puan alacağımız savunma anlayışı ön planda olan bir rakibe karşı ilk golü yediğin zaman geri dönmenin kolay olmadığını yine görmüş olduk.
İkinci maçımız ligin 3. sırasında olan ve birlikte oynama alışkanlığı yüksek Erzurumspor deplasmanıydı. Zemin, rakibin puan tablosundaki yeri ve deplasman olması sebebiyle olacak ki hem kadro tercihimiz, hem oyun anlayışımız hem de değişikliklerimiz 1 puan üzerine oldu ancak bireysel yetenekle gelen goller sonrası maçı kazanmayı bildik. Bu maçtan alınacak ders böyle bir kadronun oyunun hücum tarafında etkisinin olmayacağının bir kez daha görülmesi oldu ki bir sonraki maç Pendikspor karşılaşmasında çok daha üretecek isimlerin olduğu bir kadro gördük.
Son maçımız ise bu hafta sonu evimizde oynadığımız Pendikspor karşılaşması oldu ve maç başlamadan hem bizim kadromuz hem de rakibin bize karşı çıkardığı kadro maçın bizim lehimize olacağının sinyallerini veriyordu. Ancak maçın başlarında tahminleri saptıran bir gelişmeyle Pendikspor sahada 10 kişi kalınca zor geçeceğini beklediğimiz bir karşılaşma sezonun en rahat maçlarından birine döndü. Bu maç için teknik anlamda bir şey söylemek rakibin hem sayıca eksik olması hem de bu eksiklik sonrası kafasında da maçı bitirmesi sebebiyle doğru sonuçlar vermez. Diğer maçlarla beraber değerlendirdiğimiz zaman rehavete girmedik, 90 dakika boyunca yapılması gerekenleri yaparak sonuca gitmeyi başardık. Bizim için bu zihinsel odaklanma en önemli olgu. Son 13 maç kaldı ve bu odaklanmayı hiçbir maçta eksiltmeden yolumuza devam etmeliyiz.
Son olarak bu hafta Ankara’da zorlu bir deplasmana çıkacağız. Rakip bu lig için çok etkili bir hücum hattına sahip ancak orta saha ve savunmada bize kıyasla çok gerideler. Zayıf noktalarını kullanarak etkili olup skoru almamız gerekiyor. Güçlü yanları hücum noktasında ancak burada da takım savunmasında son 7 maç yaptığımızı yine yaparak rakibin etkisini durdurabiliriz. Şu an ligin en iyi savunma takımıyız ve doğru isimlerle yine bunu devam ettirmeliyiz. Bir önceki teknik isim sebebiyle çok geriden başladığımız ligde hala avantaj elde edebilmiş değiliz ve bu maçları kayıpsız geçerek mental olarak güçlü durmak zorundayız. Umarım konsantrasyonda azalma olmaz ve hedefe hep birlikte emin adımlarla yürüyebiliriz.
06.02.2025
Nokta Transferlerle Tekrar Süper Lig
Bu hafta ligin kadro kalitesi olarak çok iyi ancak takım bütünlüğü açısından en kötülerinden biri olan Iğdır FK ile oynadığımız karşılaşmadan da üç puan ile ayrılarak üst üste dördüncü maçımızı da kazandık. Nalepa’dan erken gelen bir gol ile maçın genelinde yapmak istediklerimizin ne olduğunu göremedik ama önceki maçlarda olduğu gibi yüksek disiplin, kusursuza yakın takım savunma konsantrasyonu ile net bir üç puan daha aldık. İşler Recep Karatepe dönemi ile kıyaslanmayacak kadar hem oyun hem de skor anlamında iyi gidiyor.
Son maçımızla ilgili eleştirilebilecek birkaç önemli nokta var. Erken gelen gol sonrası ilk yarıda rakibin bıraktığı savunma boşluklarını iyi değerlendiremediğimiz geçiş hücumları oldu ve net pozisyonlar yakaladık. Ancak ikinci yarıda rakibin savunma kurgusu tamamen dağılmışken neredeyse pozisyona giremememiz bize ciddi bir ders olmalı. Bunu sık yapmaya başladık ve özellikle takım olarak hazır rakipler bunu fırsata dönüştürebilir. Şanssız bir gol futbolda her zaman var ve biz işimizi çok zor şartlar altında kalmadıkça şansa bırakmamalıyız. İkinci olarak ise sürekli yüksek eforla yapılan savunma neticesinde oyuncular haliyle çok yoruldu. Erken değişikliklerle performansı azalan isimler yerine yeni ve mücadeleyi seviye olarak yükseltecek isimler alınabilirdi ki ikinci yarı genel olarak yarı sahamızda geçti zaten. Neyse ki korkulan bir durum olmadı.
Şimdi arkamıza bir rüzgar alıp gidiyorken ve Hüseyin Eroğlu her maçın ardından hücumla ilgili eksikleri ısrarla söylüyorken hala bir santrafor ve rotasyonda hiç olmayan kenar oyuncusu alınmaması yönetime eksi not yazar. Bu yazıyı yazdığım sıralarda kariyeri çok yönlü görünen ancak benim izlediğim maçlardaki gözlemlerime göre 10 numara oynaması çok daha iyi olacak Joca transferini gerçekleştirdik. Skor katkısı verecek bitiricilik düzeyi düşük bir oyuncu olmasına rağmen diğer teknik özellikleriyle katkı sağlayacaktır. Asıl eksiğimiz santrafor ise hala bekleniyor. Transfere az bir zaman kala piyasada pek fazla hazır oyuncu kalmadı. Yönetim umarım gerekeni yapar ve önümüzdeki Erokspor maçıyla beraber seriyi beş maça çıkarabiliriz. Hedef doğrudan Süper Lig ve kısıtlı sürenin değerinin bilinmesi için hatırlatmalarımızı yapalım.
29.01.2025
Net Bir Galibiyet
Ligin 21. haftası geride kalırken hem oyun, hem pozisyon, hem de skor olarak üstün olduğumuz bir karşılaşmayı geride bıraktık. Sezon boyunca pek görmediğimiz, özellikle deplasmanlarda hiç görmediğimiz bu durum haftaya gelecek adına umutlu geçirmemize sebep oldu. Umarım Eroğlu geldiğinden beri gördüğümüz disiplin, takım savunmasında artan konsantrasyon ve yükselen mücadele bu şekilde artarak devam eder.
Genel anlamıyla kusursuza yakın diyebileceğimiz bir maç çıkarırken teknik anlamda aksaklıklarımızın üzerinde durmakta fayda var. Özellikle gol beklentimizin artık olmadığı Djitte’nin performansı ile iyi diyebileceğimiz savunma tarafında Fıratcan’ın bu iyi sıfatına yetersiz kalan performansı bu maç gelecek adına soru işaretli taraflarımız oldu. Maç sonu basın toplantısında Boluspor teknik direktörü Ufuk Kahraman’ın “özellikle sol koridoru kullanarak rakibin zayıf yönünü kullanmaya çalıştık” ifadesi de rakiplerin bizim bug’ımızı bulduklarını gösteriyor. İlerleyen karşılaşmalarda Oğuzhan ya da Alperen’in iyileşmesi ile Alperen’in bu görevi üstlenmesi ciddi derecede zayıf savunma becerisini kapatmak adına önemli olacaktır. Gol yollarındaki sorun için ise gündeme isimler gelse bile sonuç gelmedi ve bu mevkide hala aksak şekilde devam ediyoruz.
Hafta içi yaşanan olumsuz gelişmelerden bir tanesi de Mete Kaan’ın ayrılığı oldu. Detaylarında neler olduğunu bilemiyoruz ancak etkisini teknik hatalarla fazla göremediğimiz ancak potansiyeli yüksek ve çok yönlü olan bir oyuncuyu kaybetmek iyi olmadı. Buğra’nın da sürekli tekrarlayan sakatlığı bu maç yine kendisini gösterince yerini doldurabilecek seviyede tek oyuncuyu da kaybetmiş olduk. Şimdi farklı alternatifler denemek zorunda kalacağız ancak Buğra’nın etkisini doldurmak kolay olmayacak.
Bu hafta ise ligin kâğıt üzerinde en iyi kadrolarından olan ancak hiç hazır olmayan takımı Iğdır FK ile karşılaşacağız. Rakibin son 9 maçında tek galibiyeti küme düşmesi kesinleşen rakibe karşıydı ancak ilerleyen haftalarda tamamen yenilenen kadrosu ile ligde iddialı olmaya çalışacaklardır. Bu hafta bu takımla karşılaşmamız henüz hazır olmamaları nedeniyle bizim iyi oldu. Mutlak galibiyet için karşımıza çıkacaklardır ama biz bu durumu avantaja çevirecek teknik kapasite ve kaliteye sahibiz. Umarım serimizi devam ettirip net bir galibiyet daha alırız ve ilk iki için çok daha iddialı olduğumuzu gösteririz. Kendimize güvenimizin arttığı bu dönemde üstüne koymak adına çok önemli bir karşılaşma. Gerekeni yapıp yolumuza bakalım.
24.01.2025
Bir İyi, Bir Kötü
Bu hafta ligin lideri ve kadro kalitesi olarak da ligin en iyisi Kocaelispor ile evimizde karşılaştık ve skor olarak mutlu ayrıldık. Aslında oyun anlamında da tamamen kötü bir görüntü yoktu, sadece ikinci yarı itibarıyla zor dakikalar yaşadık. Verilen mücadele bu dakikalarda şansı yanımızda getirdi. Hüseyin Eroğlu ile yaptığımız üç karşılaşmayı da gol yemeden geçirdik ve özellikle disiplin noktasında çok iyi bir görüntü verdik. Eroğlu ile ilk maçımıza göre çok büyük gelişmeler olsa bile kadro seçimi ve değişiklikler noktasında hala tam anlamıyla istediğimizi aldığımızı söyleyemem. Ancak gelişim olarak süreç iyi ilerliyor şu aşamada.
Kocaelispor maçında Fıratcan ve Etebo tercihlerini görünce açıkçası maç ile ilgili heyecanım azaldı ama takım anlamında yüksek enerji ve mücadeleci görüntü isimlerden ziyade takımı ön plana çıkardı ve rakibe ilk yarı boyunca neredeyse pozisyon vermememize sebep oldu. Bizim de pozisyon bulamadığımız bu ilk yarıda oyunun kontrolümüzde olması önemli bir gösterge oldu bizim için. İlk yarının son dakikasında biraz şans ile olsa bile gelen golle ilk yarıdaki baskın oyunumuzun karşılığını almış olduk. Ligin liderine karşı böyle etkili olabilen bir takımın diğer rakiplere karşı aynı refleksi göstermesi gerekiyor ki bizim de sezon başından beri beklentimiz açıkçası bu.
İkinci yarıda ise önde olmamızın verdiği savunma güdüsü ve Alperen’in sakatlığı sonrası savunma kurgusunda yaşadığımız aksaklık sonrası yaklaşık 10 dakika boyunca ciddi baskı ve pozisyonlar atlattık. Bu baskıyı gören Eroğlu takım savunmasını daha fazla güçlendirecek oyuncuları alarak hücumu tamamen kaybetme riskini aldı ama maç sonu kendisinin de belirttiği şekilde gol yeme tehlikesi ciddiydi ancak neyse ki gol yemedik. İkinci yarıda oynadığımız oyunun sıkıntılarını maç sonrası tespit edip böyle olmaması gerektiğini söylemesi beni memnun eden bir durum oldu.
Bu hafta Boluspor deplasmanına gidiyoruz ve beklentimiz yine üç puan. Kadro kalitesi ve aldığı puana bakarsak ligin en verimli takımlarından birisi Boluspor. Geçtiğimiz sezon yapmış olduğu sürpriz play-off sonrası bu sezon yine play-off potasında olması sebebiyle bizim için 6 puanlık maçlardan birisi daha olacak. Bu maç öncesi Nalepa ile Alperen eksikleri bizi olumsuz etkileyecek ama Zuzek’in dönecek olması Alperen’in eksikliğini en az seviyeye indirecek en azından. Orta sahada havuzumuzun geniş olması Nalepa’nın alternatifler kullanılarak eksikliğini azaltacaktır ama Nalepa kadar merkez oyuncu rolünü üstlenecek birisi maalesef şu an için takımda yok. Önümüzdeki hafta tekrar kadroya dönmesini bekliyor olacağız. Öncelikle deplasmandan üç puanı alıp dönelim ve çok daha güçlü şekilde önümüzdeki maçlara odaklanalım.
18.01.2025
İkinci ve Son Perde Başlıyor
Ligin ilk yarısını oyun anlamında hiç istemediğimiz şekilde geçirirken gösterdiğimiz performansa göre puan anlamında yine de kötü değildik. Bu sezon ligde puan anlamında doğrudan kötü olan sadece iki takım var ama bizim oyunumuza göre ligdeki ortalama puana sahip olabilmek bile iyi bir netice oldu.
Ligin ilk yarısının sadece son iki haftasını Hüseyin Eroğlu ile geçirirken ilk yarının genel görüntüsünü Recep Karatepe ile yaşadık. Oynattığı oyun ve aldığı puanlara göre 17 hafta şans verilmesi ligimizde pek görülmeyen durumlardan birisiydi ve çok geç olsa bile yönetim hataya bir yerde son verebildi. Bizim artık geçen zamandan sadece ders çıkarıp önemli olan geleceğe tam anlamıyla adapte olmamız gerekiyor.
İlk yarının bitmesine yakın Hüseyin Eroğlu yönetiminde çıktığımız ilk karşılaşma pek çok açıdan hayal kırıklığıydı ve Sakarya gibi bu sezon ligin görece kolay bir deplasmanından bir puanla dönmek şansımız oldu. Açıkçası Recep Karatepe’nin çok eleştirdiğim kadrosunu ve o kadronun zorunlu kıldığı oyun anlayışını görünce gelecek adına ciddi endişelerim oldu ama bir sonraki hafta ligin averaj takımı olan ve aslında pek bir gösterge olmayan Yeni Malatyaspor maçında en azından kadro ve anlayışın değişmesi bir ışık oldu. Şu an ikinci yarının ilk maçı olan ve evimizde oynayacağımız Kocaelispor maçında kadro seçimi, oyun anlayışı, taktik disiplin, mücadele ve isteğin şiddeti ile vereceğimiz mesaj çok önemli olacak. Biz gerçekten Süper Lig istiyor muyuz yoksa konjonktürün kendiliğinden bizim lehimize gelişmesini mi bekleyeceğiz? Bu sorunun cevabı Eroğlu yönetimiyle ilgili kısa vadeli projeksiyonu da Karatepe döneminde olduğu gibi çizecektir.
Her ne kadar çeşitli sıkıntılar yaşadığımız söylentileri olsa bile Gençlerbirliği gibi 1. Lig seviyesine sığmayacak büyüklüğü olan bir camianın bu seviyelerde kalmaması gerekiyor ki bu iddiamızı gerçekleştirebilecek kaliteli kadro çekirdeğimiz var, eksiklere takviyeler yapılmaya başlandı ve icraat artık Eroğlu ve sahaya çıkaracağı doğru isimlerde. Bahaneleri bırakıp hedefe kilitlenelim ve sezon sonunda maddi/manevi kazanan hepimiz olalım.
31.12.2024
Atı Alan Üsküdar’a Geldi
Malumun ilamını haftalardır her platformda belirttim ancak Gençlerbirliği yönetimi 17 hafta gibi ülkemiz futbolunda devasa bir süre sonunda gerekeni ancak yapabildi. Önce Kasımpaşa U19 takımına karşı kabul edilemez mağlubiyet, devamında ligde 15 haftadır galibiyet yüzü göremeyen Adanaspor’dan alınan mağlubiyet ve sezon boyunca devam eden umutsuz futbolun ardından yönetim kurulu sonunda uyanmayı başardı. Bu uzun sürede kulübümüz adına en güzel gelişme ligdeki genel performanslar oldu ve biz biraz geride kalsak bile hala yarış devam ediyor. Yani başlıkta da belirttiğim gibi atı alan Üsküdar’ı henüz geçemese bile Üsküdar’a geldi. Üst sıralarda yer alan takımları yakalamak için 21 hafta gibi uzun bir süre var ve hızlı olursak her şey mümkün görünüyor. Kendisinden bu hızı beklediğimiz isim ise Hüseyin Eroğlu oldu.
Eroğlu kariyerinin başında elde ettiği 3. Lig ve 2. Lig’de gelen iki şampiyonluğun ardından uzun bir süre Altınordu’da sportif başarı hedefinden uzak bir görüntüde görev yaparak 1. Lig’in deneyimli isimlerinden birisi oldu. Sonrasında sezona şampiyonluk hedefiyle başlayıp güçlü bir kadro kuran Samsunspor’a sezon devam ederken gelmiş ve ilk kez 1. Lig’de şampiyonluk yaşamıştı. Son görev aldığı Bandırmaspor’da ise işler hiç iyi gitmemiş ve erken bir ayrılık yaşamak zorunda kalmıştı. Bu ligde şampiyon pek çok teknik direktör var ama kadro kalitesi önemli bir ölçüt. Şampiyonluk yaşamış teknik direktörlerin bize geldiklerinde ortaya koydukları performanstan bunu anlayabiliyoruz. Neyse ki her ne kadar Recep Karatepe kullanamasa bile iyi bir kadromuz var ve hedefe kararlı bir şekilde yürüyecek takip mesafemiz mevcut.
Yeni dönemde ilk maçımız çalkantılı günlerden geçen Sakaryaspor’a karşı deplasmanda olacak. Hüseyin Eroğlu umarım 17 haftayı sıkı bir çalışmayla doğru analiz ederek her maçın değerini bildiğini bizlere gösterir ve ilk maçından ihtiyacımız olan umudu verir. Takımın üretkenliğinde yaşanan sıkıntıların sebeplerini, fiziksel olarak yaşanan sorunları, değerlendirilemeyen ve küstürülen oyuncuların takıma kazandırılması gibi hususları kısa zamanda çözüme kavuşturup camia olarak şampiyonluğa inanmamızı sağlar. Önümüzdeki kısa periyotta ciddi bir seri yakalayıp üst sıralara sağlam bir şekilde tutunmamız gerekiyor. Bu nedenle Eroğlu’nun imza töreninde söylediği gibi mazeretimiz yok ve başarmak zorundayız. Yeni dönem hepimiz için hayırlı olsun.
21.12.2024
Ne Desem Az Kalır
Karagümrük ile oynadığımız maç sonrasında yazdığım ve geleceğe umutla bakabilme ihtimali olan maçın ardından önce Bandırmaspor deplasmanı ve arkasından oynadığımız Kasımpaşa ile kupa mücadelesinin ardından zaten uzun süredir var olan kelimiz tekrar parlayarak göründü. Bu yönetimin olanı biteni sadece izlemesi fazlasıyla can sıkıcı olmaya başladı. Başkanın “play-off garanti” sözlerinin bu tabloya bakarak çok iyimser olması bir yana bu düzeyde devam eden ligde hedefin sadece play-off olarak kalması bile bu yönetimin sportif olarak neredeyse hiçbir vizyonunun olmadığını gösteriyor. Kariyeri olmadığı için kariyerinde hiçbir başarısı olmayan birisi bile olmayan Karatepe ile devam edilmesi sadece akıl tutulması değil, bundan bile ötesidir. Umarım acil şifalar bulur kendilerini.
Maç değerlendirmelerine geçelim biraz. Öncelikle kadrosundan maksimum üstü verim alan Bandırmaspor ile oynadığımız deplasman puan tablosuna bakıldığında zor bir deplasman olarak dursa bile kadro ve oyun kalitelerine baktığımız zaman çok zor deplasmanlar arasına girmezdi ancak taraftarlarımızın bir kısmı alınan bir puana sanırım bu sebepten mutlu oldu. Biz bu performansımızla üst sıra hedefinden giderek kopuyoruz ancak ideal bir yapıya geçebildiğimizde kaçan iki puanı umarım aramayız. İdeal bir düzene geçebilir miyiz sorusu ise bu yönetimle çok zor görünüyor.
Asıl sıkıntılı maça geçersek eğer tarihimizin en skandal sayılabilecek maçlarından birisini geride bırakarak Kasımpaşa takımının bir kişi hariç tamamen U19’dan oluşan takımına neredeyse ciddi bir varlık gösteremeden yenildik ve kupaya veda ettik. Rakip takım kupayı tamamen umursamaz bir şekilde Ankara’ya teknik direktörü Hakan Keleş bile olmadan geliyor ve bizim büyük çoğunluğu 1. Lig’de de forma giyen futbolculardan oluşan kadromuza karşı pozisyon ve skor üstünlüğü ile maçı bitiriyor. Önceki sezonlarda alt lig takımlarına karşı mağlup olarak kupaya veda ettiğimiz durumlar olmuştu ama hiçbir takımın bu kadar genç oyuncuyla bizi mağlup ettiğine şahit olmamıştım. Bu satırları yazmak bile utanç verici ancak kulüpten kimsenin utanmadığını olanı biteni seyretmesinden anlıyoruz. Gençlerbirliği için başarısızlık daima ödüllendiren bir durum oldu ve bu durum artık kemikleşti. O nedenle kimsenin başarılı olma çabası bile olmuyor ve bin bir çeşit bahaneyle var olmaya devam ediliyor.
Önümüzde hiçbir şekilde umursamadığım bir Adanaspor karşılaşması var. Her zaman söylediğim bir durumu tekrar hatırlatmak isterim. Bozuk saatin günde iki kez doğruyu göstermesi sözünü bilmeyen yoktur. Biz senelerdir ufak tefek galibiyetlerle büyük resme ulaşacağımızı sanarak aldandık ve şu an yine aynı şeyleri yaşıyoruz. Rakibin bu sezon aldığı puan, oynadığı maçlar ortada ve buradan alınacak bir galibiyetin bizim bir işimize yarayacağı yok. Kaldı ki son kupa maçında ortaya konulan performansa göre puan kaybı bile ciddi bir olasılık. Bizim bu tip minik verilerle hareket etmeyip sürecin parçalarını bütünüyle değerlendirmemiz gerekiyordu ama işte bunu yine yapamıyoruz. Üç maçta alınacak dokuz puanla şöyle uçacağız, böyle kaçacağız zırvalıklarıyla bir yere varamayız. Şu kadar zaman diliminde oynadığın o kadar maçın performansını değerlendiremeyenin sorunu büyüktür. O nedenle önce bu sorun bitene kadar bu maçın ve önümüzdeki maçların skorlarıyla da çok ilgilenmiyorum. Bize bozuk saati gibi arada bir gelecek minik galibiyetler değil, bu durumdan kurtulmamızı sağlayacak başarılar gerekir. O da bu yapıyla mümkün değildir.
11.12.2024
Yetmez Ama Çekimser
Haftalardır kadro potansiyelinden uzak görüntümüz nedeniyle sürekli eleştirdiğim takımımı bu sezon ilk defa takdir edeceğim. Ligde 15 hafta geride kalırken olması gereken ortalama görüntüyü ilk defa yakalamak üzücü ama bu haftaki performansın, tercihlerin devamının geleceğini umuyor ve artık gelecek performanslara odaklanıyorum.
Benim gözlemime göre Karagümrük maçı bu sezon Recep Karatepe’nin özellikle galibiyet istediği dördüncü maçımız oldu. Boluspor, Erokspor ve İstanbulspor maçlarında da galibiyet isteyen görüntümüz vardı ancak bu maçlarda 90 dakikanın genelinde büyük sıkıntılarımız da olmuştu. Diğer maçlarda zaten elle tutulacak çok bir yanımız yoktu ve olması gereken standart mücadele gücünün üstüne çıkamamıştık. Peki bu hafta ne değişti?
Öncelikle Karatepe’nin ciddi bir şekilde artık gönderilme ihtimali vardı ve bu ihtimal kendisinde kazanma baskısı yarattığı için küçük olsa bile tercih değişikliğine giderek Nalepa’nın olduğu bir 11 ile başladı. Ancak bunun iyileşme sağlasa bile yeterli olmayacağı belliydi ve maç içerisinde sarı kart riskinin etkisiyle gelen Mikail yerine Ensar değişimi takımda önceki maçlara göre ciddi bir sıçrama etkisine neden oldu. Kadro potansiyelinin hala uzağında olsak bile önceki haftalara göre çok daha fazla pozisyon görüp oyuna çok daha hakim olduğumuz bir maç oldu. Savunma yönümüzde ise bazı maçlarda dağılmayla gelen aksamalar olsa bile genel olarak performansımız zaten iyiydi ve bu maç yine tam anlamıyla kusursuza yakın bir performans ortaya koyduk. Aslında dikkat edilmesi gereken taraf tam olarak bu. Koyu muhafazakar bir anlayışla kadro tercihi yapan Karatepe bu hafta özellikle ikinci yarıdaki teknik özelliği daha çok olan kadroyla bile bu savunma performansını görmüş ve umarım tercihler konusunda kendisi de ikna olmuştur. Elbette rakibin orta saha direncinin düşük olması, savunmada hataya yatkın isimlerinin çok olması bizim oyunumuzu kolaylaştırdı ama çok iyi bir hücum hattına karşı pozisyon verilmemesi gelecek haftalardaki tercihlerimizi teknik oyuncu anlamında umarım ikinci yarıdaki seviyelere ve hatta daha fazlasına çekebilir. Kazanmak istiyorsak kazanıyoruz ama önemli olan bunu görebilmek.
Önümüzde çok önemli bir Bandırma deplasmanı var ve Süper Lig hedefiyle çıktığımız yolda puan farkını göz önüne alırsak mutlaka kazanmamız gereken bir karşılaşma olarak görülmeli. Bandırmaspor’u kadro kalitesiyle değerlendirirsek ligde 15 haftayı en iyi değerlendiren takım benim için. Neredeyse minimum hata seviyesiyle çok iyi bir puan aldılar ve sezonun kalanı için bu puanlar onlara kredi açtı. Bizim bu noktada çok eksiğimiz var ve ilk yarı bitene kadar yukarı sıralarda ve güçlü bir şekilde konumlanmak adına hedef maçlardan birisi bu maç. Umarım Recep Karatepe son maçı kendisine referans alır ve bu maça öyle hazırlanır. Tek maçlık görüntü ile çok umuda girilemeyeceği için şimdilik Karatepe’nin kredi notu görünümünü negatiften durağana çeviriyor ve takımımıza başarılar diliyorum.
07.12.2024
Her Puan Kaybı Yönetime Yazar
Haftalardır Recep Karatepe yönetiminde Gençlerbirliği’nin potansiyelinden ne kadar uzakta kaldığını belirtiyor ve artık bir şeylerin düzelmesi gerektiğini söylüyorum. Bu hafta yazım biraz geç kaldı ama düşüncelerimin önceki haftalarda yazdığım yazılardan farkı yok. Recep Karatepe yönetiminde yaşadığımız her puan kaybının sebebi yönetimdir. Sportif basiretten bu kadar uzak gördüğüm bir yönetim Murat Cavcav’ın ilk sezonunda küme düşürdüğü yönetimdi ve bu kadar basireti bağlı kalmış ikinci yönetimi ise Osman Sungur yönetiminde gördüm. İlhan Cavcav’ın hasta yatağındaki halini bile örnek alsalar bu takım kendiliğinden yükselecektir ama yanlışta ısrar konusunda kötü bir rol model olmak istiyorlar.
1. Lig’i takip edenler bu ligin en sıkıcı oyununun bizde olduğunu, ofansif oyunda ligin en kötü takımlarından biri olduğumuzu biliyor. Bunları göremeyen tek topluluk ise maalesef Gençlerbirliği yönetimi. Bir futbol takımı yönetimi olduklarının farkında bile değiller sanki. Takımın bu derece kötü görünmesinin sebebi ise öncelikle her hafta eleştirdiğim Karatepe’nin yok artık dedirtecek seçimleri. Kaleci ve dört hücum katkısı olmayan savunma oyuncusu üzerine üç savunma ağırlıklı orta saha ile takımın gol yollarında etkin olma şansı kalmıyor. Bu sezon ilk kez bir maçta üç gol attık görüntüde ama atılan iki gol yine duran top sonucu geldi. Üstelik bu savunma ağırlıklı oyuna rağmen bu sezon ikinci kez bir maçtan yine üç gol yedik. 14 hafta geçti ama hiçbir ilerleme kaydedilmedi. Bu şekilde gitmemeliydi ama yönetim ısrarla bu şekli değiştirmek için hiçbir kararlılık göstermedi.
Hafta içinde yönetimin düzenlediği bir yemekte Osman Sungur’un “galibiyet serisi” vurgulu bir konuşma yaptığı bilgisi geçildi resmi sosyal medya hesabımızdan. Umarım bu sözün arkasında durulur ve güven veren bir seri gelmezse gereken yapılır. Bu hafta şimdilik oynanan maçlarda ligin üst sırasında yer alan takımlar hata yapmadı ve şu an lig üçüncüsüyle bile olan puan farkı 9’a yükseldi. Yarın olasılığı yüksek olan bir kötü sonuçta bu fark daha fazla yükselecek. Tren kaçmak üzere ve kaçan trene bakmak Gençlerbirliği camiasında olan hiçbir bireye yakışmaz. Biz her zaman bir adım sonrasını düşünenlerden olmak zorundayız. Umutsuz giden bu süreci düzeltmek için top yönetimde. Daha fazla hanemize eksi yazılmadan süreci adım adım takip ediniz ve artık gerekeni yapınız.
26.11.2024
Her Şeye Rağmen Derbi Galibiyeti Güzel
Özellikle oyun kalitesi ve ligde puan tablosunun sıkışık olması nedeniyle sıralamamızdaki yerin istediğimiz düzeyde olmaması kaynaklı olarak milli arada yine bir değişiklik bekledik ancak yönetim söylendiğine göre finansal gerekçelerle bu değişikliğe gitmedi ve biz böylece aynı ekiple derbiye hazırlandık. Açıkçası karşılaşmaya kendi tarafımızdan baktığımız zaman hiç umut veren bir tablo yoktu. Rakip açısından baktığımız zaman ise küçük olsa bile umutlanabiliyorduk çünkü rakibimiz de bizim gibi kadro kalitesini değerlendiremeyen ve görüntüsü çok iyi olmayan bir haldeydi. 90 dakikaya baktığımızda ise oyunun toplam kalitesi maç öncesi düşüncelerimden farklı değildi ve kalite vasatın altında kaldı, maçın özeti bile giriş kısmıyla beraber sadece 120 saniyeydi. Aslında iki takımın durumunu anlatan pek çok gösterge olsa bile tarafsız bir isim bu özetlerden maçla ilgili durumu anlayabilirdi.
Kalite anlamında kötü olan karşılaşmada iki taraftan daha kötü olan taraf ise yine maalesef biz olduk. Maçta tek bir pozisyonumuz var ve 90 dakika boyunca rakibe tehlike yaratamadık. Rakibin ise oyun hakimiyetinde üstünlüğü fazla olmasa bile net pozisyonda bizden çok üstün bir haldeydi ama kalecimiz Erhan bu maç yüksek konsantrasyona sahip olduğunu göstererek üç puanı getiren isim oldu. 13 hafta sonunda yine bir ilerleme kaydedemedik ve gelecek için yine umutsuz bir halde önümüzdeki maçları beklemeye geçtik. Maç ile ilgili tek iyi taraf alınan üç puan oldu ki bu üç puanın derbi sonrası gelmesi sevincimizin asıl nedeniydi. Her ne olursa olsun derbilerin önemi büyüktür ve kazanmak her durumda bizleri sevindirir.
Biraz oyunla ilgili ayrıntılara geçersek eğer yine orta sahamızın teknik kapasitesinin düşük olması hücumdaki kısırlığın nedeni oldu. Etebo’nun maç boyunca çok kötü performans sergilemesine rağmen 90 dakika sahada kalması şaşırtıcıydı. O kadar basit top kayıpları, o kadar kötü tercihler, o kadar çok pozisyon kaybı oldu ki o anlarda Recep Karatepe ne izliyordu bilemiyorum. Onun dışında bu kadroda her zaman skorun anahtarı potansiyeli olan Buğra’nın dokunuşu etkili oldu. Özellikle bu oyunda zaten Buğra’ya her zaman ihtiyaç var. Golü atan Alperen yaklaşık iki sezondur bizimle birlikte ve ilk golünü böyle bir karşılaşmada atması kendisi adına da güzel oldu. Bu isimler dışında performanslar genel anlamda düşük seviyedeydi. Galibiyette etkili olan bir isim de rakibin teknik direktörü Kenan Koçak’tı. Oyuna müdahaleleriyle Karatepe’den daha fazla galibiyete katkı sağladı. Hücumda genelde olduğu gibi üretkenlikten uzakken savunmada verilen pozisyonlarla skor dışında iyi olmayan çok şeyin olduğu bir karşılaşma oldu.
Her ne kadar bizim için önemi yüksek bir derbi mücadelesini kazansak bile önceki haftalara göre bir ilerleme olmadığını, sezonun bu şekilde geçemeyeceğini tekrar gördüğümüz bir tablo vardı ortada. O nedenle asıl yapılacak işin “doğru bir değişim” olması gerektiğini tekrar hatırlatırım. Önümüzdeki hafta Ümraniyespor ile oynayacağımız maça yine kendi tarafımızdan bakınca umut dolu olamıyoruz ama rakibe bakınca her sonucun mümkün olabileceğini görüyoruz. Artık bundan daha fazlası olması gerekiyor bizim için. Yönetim sportif olarak çok derin uykudan en kısa zamanda uyanmalı artık.
12.11.2024
Yine Olmadı! Peki Gereken Yapılacak mı?
Konuya söylenmesi gereken asıl konuları söyleyerek başlayalım çünkü maç ile ilgili söylenebilecekler aslında haftalardır söylenen durumlardan farklı değiller. Geçtiğimiz sezonu yanlış bir isimde yapılan ısrar sebebiyle bize kaybettiren yönetim anlaşılan hızını alamadı ve bu sezonu da kaybettirmek için süreci sadece izleyerek geçiriyor. Bu ısrarın nedenini anlamaya çalışıyorum ancak bulamıyorum. Eleştiriye açık bir isim tercih ederek risk aldılar, sonuç bu tercihin bir hata olduğunu gösterdi ve yaptıkları hatayı kabul etmemek için kararlarından dönmüyorlar. Başka bir açıklama yapamıyorum artık. Maç sonu Recep Karatepe’nin açıklamalarında ise yine geleceğe vurgu yapması, sürecini uzatmak istemesi artık katlanılamayacak hal aldı. Neyse ki camiada göründüğü kadarıyla neredeyse herkes bu işin uzamaması gerektiği noktasında hemfikir. Sadece maçın üzerinden 24 saatten fazla geçmesine rağmen yönetim gereğini yapmadı. Bu durum bu yönetimin sportif hedefler konusunda bize katkısı olmayacağını gösteriyor. Kendi var olan kredilerini düşürüyorlar ki istifa seslerini daha fazla duyacaklardır tablo bu haldeyken.
Asıl konuyu özetledikten sonra son maçımızda yaşanılan küçük çaplı hezimete ve bu hezimeti yaşatanlara geçebiliriz. Kadroda olan sakat ve cezalılardan dolayı hamle imkanı zayıftı ve ilk 11 seçimi anlaşılabilirdi. Bir tek Çağrı yerine Mete Kaan ile başlamak daha akılcı olabilirdi ve ikinci yarının başında açıkçası kendi adıma bu hamleyi beklerken Çağrı yerine Fıratcan hamlesi geldi, Amilton ise Çağrı’nın oynadığı yere kaydırıldı derken bir şekilde düşük olan ritim tamamen bozuldu ve rakip takım oyuna çok iyi başlangıç yaptı. Duran toptan kazandığımız gol şanstı ve rakibin etkisini kırabilirdi ama öyle olmadı, hücumda etkili olmaya devam ettiler ve bu anların birinde bizi 10 kişi bırakacak hataya zorladılar. Sonrasında geçtiğimiz sezon oynamaktan keyif almadığı bir yerde oynamasından dolayı küstürüldüğünü ve daha sonra ayrıldığını düşündüğüm Kayode gerçek bir santrafor neler yapar adlı gösterisini bize karşı gösterdi ve 10 dakikada maçı bitirdi. Biz Kayode’yi küstürürken başka bir oyuncunun sözleşme opsiyonunun devreye girmesi için uğraşıyorduk. Dertlerimiz Gençlerbirliği menfaati değildi yine o zamanlar.
Maç özelinde yazılabilecek daha çok şey var ama odak noktasından sapmama adına bu kadarı yeterli. Mevcut yönetim sportif konularda yeterince sınav verdi ve sınıfta kaldığını gösterdi. Umarım beklenen yol ayrımı gün içerisinde gelir ve yeni bir sayfaya başlayabiliriz. Bu andan sonra şansımızın yüksek olması en büyük beklentim çünkü bu yönetimin çeşitli kriterlerle iyi bir isim seçebilmesini zor görüyorum. Şansımız yüksek olsun ve bizi olabilecek en doğru isme bir şekilde yönlendirsin. Yoksa Süper Lig hedefiyle başlanan sezon maddi/manevi sorunlarla çok farklı yerlerde bitebilir. Kişileri ve duyguları değil, kurumu ve süreci düşünmeli herkes.
07.11.2024
Kazanırken Belki Kaybettiren Bir 3 Puan
Önceki hafta kaybedilen Çorum FK maçı sonrasında beklentim Recep Karatepe ile yolların ayrılmasıydı. Kulüpten gelen bilgiler de yönetimin yeni bir teknik direktör arayışı içerisinde olduğunu söylüyordu. Ancak idari ve mali anlamda olduğu söylenen sıkıntılar ya da belki bağlantıların sınırlılığı gibi sebeplerle herhangi bir değişim olmadı ve yine aynı ekiple İstanbulspor karşılaşmasına hazırlandık.
Maç saati yaklaşırken kadrolar açıklandı ve ciddi bir değişim olmadığını, haftalardır yapılan eleştirilerin hiç dinlenmediğini gösteren benzer bir kadro yapısı ilk 11 olarak belirtildi. Hatta Çorum FK maçının iyilerinden olan Metehan’ın yedeğe çekilmesi gibi şaşırtıcı bir durum bile vardı. Haliyle bu ekiple her zaman olduğu gibi kazanacağımıza dair bir umudum yoktu. İlk yarıdaki oyun beklentilerimi karşıladı ve pozisyonsuz geçen devrede Erhan’ın baraj kurma ve konumlanmada yaşadığı sıkıntı sonucu golü kalemizde görerek devreyi geride kapattık.
İkinci yarıya skor olarak geride olmamızın etkisiyle iki değişiklikle başladık. Bundan önceki karşılaşmalarda oyun olarak yine benzer görüntüler olsa bile ikinci yarıya aynı 11 ile devam ediyorduk ama bu maç böyle olmadı. Oğuzhan’ın çıkması ile sistem değişikliğine gittik, Mete Kaan’ın çıkması ise skor bu haldeyken yanlıştı. Yine de özellikle İstanbulspor’un belki son dört maçını kaybetmesinin verdiği etkiyle beraber karşımızda ciddi bir rakibin olmaması sebebiyle ikinci yarıda baskılı bir oyun oynadık. Köşe vuruşundan gelen gole kadar pozisyon üretemesek bile bu gol sonrası hem güven artışı hem de rakibin konsantrasyonunun bozulmasıyla pozisyonlar da bulduk ama gol rakibin gereksiz bir hareketi sonrası kazandığımız penaltı ile geldi ve haftalar sonra üç puanı alabildik. Kazandığımız penaltıda Metehan’ın davranışını özellikle vurgulamam gerekiyor. Kendisine net bir müdahale yapılması sebebiyle penaltıyı dakikalarca istedi ve sonunda VAR hakemini de ikna etti. Açıkçası bu ısrar olmasaydı VAR’ın devreye girme ihtimalini görmüyordum. Küçük ama önemli bir detay. Bu noktada Amilton başta olmak üzere haksız yere kıvranan futbolcularımız umarım Metehan’ı örnek alabilirler ve gerçekten haklı oldukları yerlerde hakemin doğru kararı için ısrar ederler.
Haftanın özüne gelirsek alınan üç puan elbette önemli ve değerli ancak yazımın başında belirttiğim gibi verim alınamayan oyuncu tercihlerinden, oyun anlayışından ve 11 hafta sonunda ortaya çıkan tablodan ders alınmaması, takımın gelişme ve ilerleme gibi süreçlerden uzak olması sebebiyle önümüzdeki maçlarda kaçması muhtemel puanlar dolayısıyla aldığımız üç puanın geçici bir etki vereceğini tahmin etmek zor değil. Ligin en az gol atan takımı gerçeği ortadayken sorunu hiçbir şekilde düzeltme eğilimine girilmemesine anlam veremiyorum. Bu sezon ikinci kez iki gol attık ve bunun birisi köşe vuruşundan, diğeri penaltıdan. Süreç maalesef hiç istemediğim şekilde ilerlemeye devam ediyor. Maç öncesinde de söylediğim gibi skordan bağımsız bir değişim olması gerekliliğini yine söylüyorum. Yönetim önümüzdeki Şanlıurfaspor maçını da bekleyecektir ama skorun yanıltıcı olduğunu, görünen oyunun gerçekleri yansıttığını tekrar kayıt altına alalım. Umarım izlerken güven duyduğumuz bir Gençlerbirliği’ni görmek bizim için yakındır.
29.10.2024
Yine Olmadı, Olmayacak!
Ligin 10. Haftası devam ederken şimdiden küme düşme hattına gerilemiş bir takımın taraftarı olarak yazıma başlıyorum. Gençlerbirliği yönetimi hiçbir rasyonel gerekçesi olmadan sıradan bir ismi teknik direktör olarak takımın başına getirmişti ama onlarca gerekçe olmasına rağmen göndermemek konusunda ısrar ediyor. Çiftlik gibi görülen Gençlerbirliği’nde bu durgunluk doğal bir hal almaya başladı ve yönetimler değişse bile trene bakma hikayesinde olduğu gibi olana bitene bakanlar değişmiyor.
Bir önceki puan kaybı yaşanılan maçta sanki her şey iyi gitmiş gibi görülmüş olacak ki kadro yine aynı aynıydı. Onlarca gerekçeden birisi de bu ve bu maçla beraber son 4 maçta atılan gol sayısı 1. O tek gol ise penaltıdan geldi zaten. Maç sonu açıklamasında yine “gol yollarında yaşanan sorun” konulu bir röportaj verdi Karatepe. Sorunun sebebinin bu seçimlerden kaynaklı olduğunu kendisi dahil herkes biliyor ama bir tek yönetim farkına varamıyor ya da onların da işine gelmiyor sorunun üstüne gitmek. Gol umudu olarak alınan Yatabare bile olmayan bir becerinin göstergesi ama o da diğer şeyler gibi görülmüyor.
Bu maç özelinde bir şeyler söylemeye gerek yok çünkü bu maçı kazansak bile tesadüfen olacaktı. Bizim istikrarlı iyi göstergelerle bu ligde yol almamız gerekiyor ve bu yapıyla mümkün değil artık. O nedenle takımın menfaatine olacak tek yorum yönetimin gerekeni yaparak Karatepe’nin sözleşmesini tek taraflı feshetmesidir. Umarım bu yazı yayımlanmadan bu haberi alırız. Kendisini artık bir antrenmanda dahi görmeye kendi adıma tahammülüm kalmadı.
25.10.2024
ARA GEÇTİ AMA SONUÇ DEĞİŞMEDİ
Geçen hafta oynadığımız Manisa FK maçı sonrasında Recep Karatepe milli maç arasına işaret ederek “aradan daha iyi döneceğiz” mesajı vermişti. 8 haftalık sürece bakarak bunun iyimserlikten başka bir şey ifade etmediğini, oyun olarak bir ışık göremediğimi belirtmiştim ve 9. Haftada Amed Sportif Faaliyetler karşısında da iyi bir görüntü izleyemedim.
Maç öncesinde kadrolar açıklandığında bir önceki haftaya göre tek değişiklik vardı ve dikkat çekiciydi. Sağ kenarda oynayan Mete Kaan yerine merkezde oynayan Ensar tercih edilmiş ve sağ kenara ise Buğra çekilmişti. Neden böyle bir tercihe ihtiyaç duyduğumuzu açıkçası anlayamadım çünkü rakibimizin merkezi çok güçlü değildi, bir önceki hafta farklı skorla yenilmişti ve bu farklı skorda kenar hücumları etkili olmuştu. Biz bu eksiklerinin üzerine gitmek yerine hücumda etkimizi iyice düşüreceğimiz hamle yaparak ilk yarıyı neredeyse pozisyonsuz geçirdik. İkinci yarıda rakip takımın yaptığı değişiklikler sonrası fiziksel kalitesinin düşmesiyle özellikle son bölümlerde üstün taraf olduk ancak o noktada da bireysel becerilerde eksik kaldık. Maç, hakkı olduğu şekilde berabere bitmiş oldu.
Maç ile ilgili önemli ve geleceğe referans olacak noktalara değinmekte fayda var. Öncelikle 1. Lig’in yıldız statüsüne sahip isimlerinden olan Nalepa yine yedekti! Bu tercihin neden olduğu konusunda kimsenin bir fikrini duymadığım gibi kimsenin anlam verebildiğini de görmedim. Recep Karatepe dışında herkesin sorguladığı bir tercih durumunda. Umarım önümüzdeki haftalar ilk 11’de ve daimi olarak kendisini görebiliriz. İkinci husus ise yapılan değişikliklerin takımı yükseltmek yerine seviye indirmesi. Bu maç yine gördük ki bir önceki maçta yapılan hatalardan ders almak yerine aynı hatalarda ısrara gidilmiş. Yatabare ile Jimmy Durmaz oyuna skoru değiştirme umuduyla giriyor ve tribünde herkes sadece birbirine bakıyor. Geçtiğimiz sezon Gençlerbirliği’ni yeterince izleyemeyen ve tahminim o ki performansını da yeterince bilmeyen Recep Karatepe bu isimleri hala skor umudu olarak görebiliyor. Maddi/manevi zarar tabirinin nokta atışı örneği bu isimler. Umarım Recep Karatepe bu noktada da tercihlerini ciddi şekilde sorgular.
Son olarak ligde makasın çok açılmadığı ancak makasın diplerine doğru konum aldığımız 9 hafta geçti ve hala bir iyileşme göremedik. Yönetimin neyi beklediğini, ne gibi umutlarda olduğunu bilmiyorum ancak geçtiğimiz sezonu da böyle izleyerek geçirdiklerini düşündüğümüzde kendilerinin sportif konularda rasyonel karar alamayacaklarını daha fazla düşünüyorum. Bu yapıyla işimiz zor. Bizden daha kötü bir performans gösteren Çorum FK ile oynamak bu hafta şansımız oldu ama ligin genelinde böyle bir tabloyla umarım kötü senaryolar yazılmaz takımımız adına. Basiret sahibi olan bir yönetim anlayışına geçmemiz dileğiyle diyerek kapatıyorum ve kısa zamanda artık yeni bir sayfa diliyorum.
07.10.2024
Yeni Bir Sayfa Açma Zamanı
Yasin Güreler’in sezonu kapatması, Amilton’un da bir süre devam edecek sakatlığını telafi edebilecek isimlerin olduğu kadromuzda bu isimlerin eksikliği özellikle hamle gücümüzü azaltacaktı ve maç kadrosu da bunu gösteriyordu. İlk 11 tercihinde Nalepa’nın hala yedekte kalması ve yerine Etebo’nun tercih edilmesi tek doğrudan yanlıştı ve skora etki eden isim de ne yazık ki Etebo oldu. Yedeklerde ise Nalepa ile Ensar dışında güven veren bir isim sakatlıklar sebebiyle yoktu.
Maça iki takım da agresif ön alan baskısıyla başladı ancak bizim adımıza bu baskının ömrü uzun sürmedi ve takımımız 10. dakikadan itibaren kendi sahasına çekildi. Bu dakikaya kadar dengede giden maçın devamında üstünlük ev sahibine geçti ve Manisa takımı oyuna hükmeden taraf oldu. Metehan’ın iki bireysel katkısıyla gelişen pozisyonda tercihini yanlış kullanması dışında takım olarak yapabildiğimiz hücum anlamında bir durum olmadı ve Manisa takımının yapabildiklerini izlemek zorunda kaldık. Sahanın en kötü isimlerinden olan Etebo’nun performansını gole sebep olan hatasıyla süslemesi, Erhan’ın yine bir uzun şutta kalecilik becerisini fazla gösterememesi oyunun hakkı olan golü ev sahibine getirdi ve ev sahibi takım istediğini almış oldu. İlk yarının sonunda Zuzek’in beklenmedik şık bir hareketi ve devamında gelen şutunu ev sahibi takımın kalecisi Alperen çok iyi bir refleksle çıkardı ve bizim kötü geçirdiğimiz maça ortak olmamızı engellemiş oldu.
İlk yarı hem skor hem oyun olarak istemediğimiz şekilde geçmişti ve bana göre çoktan yapılması gereken hamle zaten son anlarda sakatlık geçiren Etebo yerine Nalepa değişimi iken Recep Karatepe’den bu değişikliğin yanında sebebinin ne olduğunu anlayamadığım bir Mete Kaan ile Gökhan Altıparmak değişimi geldi. Gökhan’ın önce çift santrafor kullanılması ancak devamında gelen çok daha kötü değişiklikler sonrası sağ kenara çekilmesi gibi garip durumları yaşarken Manisa bize karşı cömert davranarak ikinci golü bulmama konusunda ısrar ederek maça nokta koyamadı. Biz bu ısrarlardan cesaret alıp kötü değişiklikleri yapma konusunu iyice abarttık ve Mikail ile Jimmy’i değiştirecek kadar oyundan koptuk. Bu maçta Recep Karatepe hem Yatabare’yi hem de Jimmy’yi hamle olarak düşünerek 8 hafta sonunda hala bir adım bile ilerleyemediğini bana göre kanıtlamış oldu.
Çok daha fazla uzatmadan sadede gelirsem eğer 8 haftalık performansımızı çok kötü gördüğümü rahatlıkla söyleyebilirim. Bu ligde şu ana kadar tam olarak iyi bir performans gösteren takım yok belki ama biz Gençlerbirliği olarak bunu fırsata çeviren takım olmalıydık. Alelade takımlar gibi ucuz puan kayıplarıyla fark yaratamıyorsak fark yaratabilecek alanları açmak zorundayız. Yönetimin bu milli arada gerekeni yapması gerektiğini düşünüyorum. Mesele puan durumundaki yerimiz ya da skorlar değil. Ortada görünen kötü bir futbol, kötü bir oyun anlayışı, neredeyse pozisyona giremediğimiz maçlar ve hiç umut vermeyen gelecek haftalar var. Bu tablodan bir şeylerin düzeleceğini beklemek hayal kurmak olur. Biz hayaller yerine gerçeklere bakmak zorundayız. Daha fazla uzatmadan yeni bir sayfa açalım.
01.10.2024
Amilton Olmayınca
Ligin 5. haftasında oynadığımız Erzurumspor FK maçı sonrasında neredeyse tamamen Amilton’a bağlı oyun anlayışımız ve Amilton’un bu anlayışa karşılık veren yüksek performansı sonrası “Peki Amilton Olmasaydı?” başlıklı bir yazı kaleme almış ve bu sığ oyun anlayışımızı üst üste ikinci galibiyetimize rağmen eleştirmiştim. Uzun lig maratonunun sonuna yaklaşmadıkça, oyunu skordan bağımsız olarak değerlendirmek takımın gelecekteki yerini konumlandırma konusunda tahminleri güçlendirici rol oynuyor. Bu nedenle üst üste galip gelinen üç maçın oyun anlayışı ve oyunun gelişimine bakıldığı zaman daha fazla şansa dayalı olduğunu görmek ve geleceğin fazla aydınlık olmadığını söylemek zor değildi.
Bu hafta ise evimizde kadro kalitesi olarak bizden düşük bir takım olan Keçiörengücü ile karşılaştık. Bir önceki hafta Pendikspor deplasmanına çıkan kadro ve aynı anlayış ile sahaya çıkmamız maçın başında maç ile ilgili endişelerimi artırmıştı. Sahaya çıkan kadronun hücum kapasitesi oldukça sınırlıydı ve hızlı hücum dışında bir alternatif plan yapmamız bu isimlerle çok zordu. Tahmin edildiği gibi oldu ve yine Amilton’a bağlı anlayışımız ile denemeler yapmak zorunda kaldık. İlk yarının ortalarında yaşanılan Amilton sakatlığıyla düşünülen bu sığ plan kendiliğinden bitti ve maalesef alternatif plan üretilemediği için maçın sonuna kadar istediğimiz hiçbir görüntü ortaya çıkmadı. Önce oyun tarzı olarak Amilton’a hiç benzemeyen Buğra oyuna girdi, devre arasında anlayış değişikliği için fırsatımız vardı ancak sadece Metehan hamlesi ile küçük bir ton değişimi yaşadık ve Yasin’in sakatlığı sonrası gelen en yanlış tercih ile maçı aslında o anda bitirdik. Recep Karatepe’nin gelecek için umut vermeyen oyun anlayışının skoru alamayınca elle tutulacak bir tarafı her kesim için kalmamış oldu.
Maçın ardından sadece üç puanı değil çok daha fazlasını kaçırdığımızı da üzülerek öğrendik. Amilton’un belirli bir süre olamayacağını sahadan çıkarken tahmin edebiliyorduk ama Yasin’in sezonu kapatma haberi asıl şok oldu. Kendilerine bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. İki oyuncu da bu sezonun vazgeçilmeziydi ve belli bir süre için en iyi alternatifi üretmemiz gerekiyor. Bilhassa Amilton’un eksikliği sonrası zaten işlevsiz olan 5’li anlayıştan vazgeçmemizi zorunlu olarak görürken ileri ucun mecburen Metehan ile Mete Kaan’dan oluşacağını tahmin ediyorum. Asıl mesele ise Yasin’in yerine üretilecek çözümler. Bizimle olan kariyerinde sol bek oynamamasına rağmen geçmiş kariyerinde uzun dönem sol bek olarak oynamış olan Oğuzhan sanırım devre arasına kadar bu görevi üstlenecektir. Kendisinin boşalttığı sağ beke ise aday birkaç isim var ve Recep Karatepe’nin aklına gelen ilk aday sanırım en kötü tercih olan Fıratcan olacaktır. Bu tercihinden vazgeçmesini kendi istikbali açısından özellikle tavsiye ederim. Kendi adıma olması gereken ilk tercihin Alperen, stoperde eksik vermemiz durumunda ise sırayla Ensar ve Etebo olması gerektiğini düşünüyorum. Umarım bundan sonraki süreçte umut veren bir görüntü ile hedefimize ulaşabiliriz. Yönetimin süreci futbol odaklı olarak yakından takip etmesi dileğiyle…
27.09.2024
Bir Puana Geldik, Üç Puanı Alıp Gittik
Son iki haftayı iyi oyun olmasa bile kazanarak geçiren takımımızın ligin kalitesi yüksek ekiplerinden Pendikspor deplasmanında neler yapabileceğini tedirgin bir halde ama merakla bekliyordum. Kadrolar açıklandığında görüldü ki takımımız hücum etkinliğini çok geri planda bırakmış ve tüm düşüncesini takım savunmasına vermişti. Bir önceki kazanan kadroya göre taktiksel gerekçelerle olduğunu düşündüğüm üç isim değişmişti ve üçlü bir savunma anlayışına geçilmişti. Gol yemediğimiz sürece oyunda kalabileceğimiz ve skoru alabileceğimiz düşüncesi önceki maçları referans alarak vardı ama golü kalemizde görmemiz durumunda bu kadronun hiçbir umut vaat etmediğini rahatça öngörebiliyordum. Neyse ki korktuğum bu senaryo gerçekleşmedi.
İlk yarı orta alan mücadelesi şeklinde geçen oyunun son bölümünde rakibin kaçırdığı iki çok önemli gol fırsatı dışında maçta bir şey yoktu. Biz bu süreci neredeyse rakibin kalesini görmeden geçirdik. Savunmada işlerin kötü gitmemesi sebebiyle olacak ki Recep Karatepe oyuna müdahalede bulunmadı. İkinci yarıya rakip savunmanın yaptığı çok kritik hatayı değerlendirip golle başlayınca işler bizim için daha iyi olmaya başladı. Golde Amilton’un hızını ortaya koyan yaklaşık 55 metrelik dribblingi golü getirdi ve yine Amilton bize can vermiş oldu. Rakibin yediği gol sonrası risk alması ve konsantrasyonunu hücuma vermesiyle beraber iki direkten dönen top olmak üzere pozisyonlara girebildik. Bu süreçte kalemizde de önemli tehlikeler gördük ama neyse ki rakibin kötü tercihleri ve Erhan’ın bu tercihlerde hata yapmaması sayesinde üç puanı alan taraf olduk. Burada Erhan’a ayrı bir parantez açmakta yarar var. Bu maç kurtarmış olduğu dört net pozisyonu aslında ortalama her kaleci kurtarabilirdi çünkü zorluk derecesi düşük olan toplardı ama Erhan’ın kariyeri bu tip zorluk derecesi düşük kolay gollerle dolu olduğu için riski buradaydı. Bu maç olduğu gibi kurtarması gereken bu tip topları kurtardığı sürece makul güveni verecektir. Kendisi umarım eski günlerine dönmez ve herhangi bir puan kaybının doğrudan sebebi olmaz diye temenni edelim.
Bu haftayı yine skor olarak öne geçene kadar kötü ve rakibin inisiyatifine bırakan bir oyunla geçiren takımımızın şansı devam etti ancak bu nereye kadar böyle gider oldukça şüpheli. Ligin başlarında çok kötü olan takım savunmasının yoğun savunma ağırlıklı futbolla da olsa düzeltilmesi iyi bir şey ama bunu yaparken hücumu neredeyse unutmak geriye düştüğümüz maçlarda bizi oldukça zorlar. Kazanmamız var olan bu görüntüyü engellememeli.
Önümüzde evimizde oynayacağımız ligin eski takımlarından Keçiörengücü maçı var. Geçtiğimiz sezon kadroları yine bizden iyi olmamasına rağmen iki maçta da kazanamadık ve burada kaybedilen 5 puanın sadece 1 puanını bile nasıl aradığımızı biliyoruz. Bu sezon önemli transferler yapmalarına rağmen toplam kadro kalitesi olarak yine çok daha iyi durumdayız. Ligin zirvesiyle 6 hafta sonunda 2 puanlık fark var ve ligde kopmaların zor olacağı varsayımında doğrudan rakiplerimizden olmayan takımlardan alınacak 3 puanları mutlaka kayıpsız geçmek gerekiyor. Hızlı hücumlarda etkili olan rakibe karşı yine temel düşüncemiz savunma ağırlıklı bir oyun anlayışı olabilir ama umarım son maç olduğu gibi bunu fazla abartmayız ve oyunumuzla gelecek için umut verebiliriz. Bu maçı da alalım ve seriyi 4 maça çıkaralım.
16.09.2024
Peki Amilton Olmasaydı?
Ligde 5. haftayı konumumuz ve gelecekteki hedefimiz bakımından çok önemli olan Erzurumspor maçını kazanarak tamamladık ve yapmamız gerekeni yaptık. Neticeye baksaydım övgü dolu satırlar yazardım ama maalesef uzun lig maratonunda neticeyi bir araç olarak gördüğüm için neticeye giden süreçle ilgili sıkıntıları ele almak bize gelecekte daha fazla fayda sağlayacaktır.
Sezon öncesi hazırlık maçlarında ve sezonun ilk iki maçında kısmen göze hoş gelen ama özellikle savunma boyutunda çok ciddi sıkıntıları olan bir takım görmüştük. Üçüncü hafta itibarıyla üçlü savunmaya dönerek savunma ağırlığı çok daha fazla olan bir oyuna geçtik. Son iki hafta ise dörtlü savunma kurgusuna tekrar döndük ama savunma ağırlıklı futbolu koruduk. Neticeye baktığımızda son üç haftadan 7 puan aldık ve bu neticeden bakınca bu oyun bize fayda sağladı diye düşünebiliriz ama gerçek durum hiç öyle değil.
Başlıkta Amilton ismine özellikle vurgu yaptım. Ligin ilk iki haftasında çok etkisiz olan Amilton son üç hafta takımı sırtlayan isim oldu. Amilton’un nasıl oyuncu olduğunu bilenler açık alan oyuncusu olduğunu da bilirler. Topu rakibe verip savunma çizgisini geriye çekince Amilton etkili bir isme dönüşmeye başlar ve son üç haftada da bunu görüyoruz. Hatta bundan başka bir şey göremiyoruz ki sıkıntı tam olarak bu. Topu kazandığımızda Amilton ve hızının neler getireceğine bakıyoruz artık her maç. Buna benzer bir durumu Metin Diyadin ile yaşamıştık ve Diyadin’in de planı topu Barış Alıcı ile buluşturmaktı. Sonucunu biliyoruz zaten. Peki bugün için asıl soru ne? Iğdır FK deplasmanı gibi deplasmanlarda bu tip bir oyunu yine kabul edebilirim ama kendi evinde ve kalite olarak daha düşük bir rakibe karşı bu tek seçeneği kabul edemem. Son üç hafta oynanan oyun genel olarak geçtiğimiz sezonu andıran bir oyun ve bu oyunun sonucunun başarıyı ne kadar şansa bırakan bir oyun olduğunu gördük. Bugün alınan üç puan uzun lig maratonu için yeterli mi? Elbette değil ve güven vermeyen bir oyunla alınan üç puanların sık olması sonuçta başarısızlığı bize tekrar gösterecektir.
Recep Karatepe de “önümüzdeki haftalarda daha iyi bir Gençlerbirliği” derken bunu kastetmemiştir diye düşünüyorum ama düşündüğünü sandığım pozitif görüntüleri gerçeğe dönüştürmek gün geçtikçe kendisinden uzaklaşıyor. Umarım oyunun farkında olup gerekli aksiyonları alır. Bu oyun güven vermiyor ve yapılan bu kadar yatırıma güven vermeyen bir maraton olmuyor. Her hafta yeni bir başlangıç demek sıkıcı oldu ama takım maalesef 5. hafta sonunda da yine bunu dedirtiyor.
04.09.2024
Kolayı Varken Zoru Seçtik
Bu hafta ligin ilk galibiyetini alarak yapmamız gerekeni sonunda yaptık. Geçen hafta yazımda Esenler Erokspor’un mevcut kadrosuyla ligin en zayıf rakiplerinden biri olduğunu ve bizim bu maçtan rahat galibiyet alacağımızı belirtmiştim. Maçın ilk 20 dakikası bu öngörüme uygun şekilde gerçekleşti ama devamında yaşananlar istemediğim türden gelişti. Bu nedenle maçı iki bölüme ayırmam gerekiyor.
Öncelikle ilk 11 tercihi önceki maçlara göre daha iyiydi ama kalede Erhan tercihiyle yine benim için tam anlamıyla düzelmiş sayılmadı. Metehan’ın yaşadığı sakatlık sonrası kulübede yer alması beklendiği için mecburen geçen hafta olduğu gibi Buğra sol forvet gibi değerlendirilip Ensar ile orta saha daha mücadeleci hale getirilmek istenmiş. Bunun dışında Alperen ise bizimle olan kariyerinde ilk defa bir maça sağ bek olarak başlamış oldu ki Fıratcan’a verilen şansın fazla olduğuna anlaşılan Recep Karatepe ikna oldu.
Görece daha umut veren bir 11 ile başlayan karşılaşma golle başladı ve maçın bizim lehimize geçeceği sinyallerini erkenden verdi. Amilton’u Amilton yapan çabukluğu ve savunma arkasına koşusunun bize kazandırdığı penaltıyı Djitte gole çevirdi. Golden sonra yine oyun ve pozisyon üstünlüğü tamamen bizdeydi ve bu kısa sürede değerlendiremediğimiz gole dönüşebilecek pek çok pozisyon oldu. Bunlardan birisinde Djitte’nin Buğra’ya pasında düzgün vuruş geldi ve farkı ikiye çıkardık. Bu gol ile birlikte takım tamamen değişti ve maçın bizim adımıza hiçbir artısı olmayan ikinci bölümü başlamış oldu.
Bu ikinci bölümde yaklaşık 75 dakika boyunca hücum anlamında bir şey yapmadık desem yanlış bir şey söylemiş olmam. Rakibin kadro kalitesinden dolayı savunmamızda çok ciddi tehlikeler yaşamasak bile tedirgin eden birkaç pozisyon oldu ki kaliteli bir ekip bu pozisyonları ve çok daha fazlasını değerlendirebilirdi. İlk 20 dakika oyun üstünlüğü ve pozisyon sayısının kalan dakikalarda neredeyse hiç olmaması izah edilebilir durum değil. Maç sonunda Recep Karatepe’nin “belki en kötü oyunumuzdu” açıklaması da durumu aslında anlatıyor.
Uzun lig maratonun da mutlaka alınması gereken üç puanlardan birisini çok iyi olmasak bile aldık ve yapmamız gerekeni yaptık ama gelecek için yine umut verici durumda gözükmedik. Milli maç arasında umarım sürekli yapılan geleceğe güzel atıfları sahada görmeye başlamış oluruz ve 90 dakika güven veren ve üst lig için iddiasını gösteren Gençlerbirliği’ni izleyebiliriz.
Önümüzde kendi evimizde oynayacağımız bir Erzurumspor FK maçı var ve bu maçta tek hedef galibiyet olmalı. Eryaman’da oynanan ilk maçta Boluspor’a kaybedilen iki puan vardı ve Boluspor’un oyun anlayışı ile Erzurumspor FK’nın oyun anlayışı benzer özellikler gösteriyor. Kadro kalitesi ve oyunun pozitif yönü Boluspor’a göre çok daha iyi olan Erzurumspor FK karşısında rakibin iyi analiz edilmesi, kesinlikle skor olarak geriye düşülmemesi ve rakibin kışkırtıcı oyun tarzına karşı tedbir alınması gerekiyor. Her rakibin kendine göre bir özelliği var ve bu rakibimizin hakemle iletişimi, psikolojik olarak kendi rakiplerini zorlaması, oyunun temposunu ciddi etkileyecek yapıda olması dikkat etmemiz gereken hususlar. Umarım güven vererek kazanırız ve seri yapacak motivasyona, heyecana geçmiş oluruz.
27.08.2024
Bir Puan İçin Gittik, Bir Puan İle Döndük
Bu hafta ligin görece iddialı takımlarından Iğdır FK ile deplasmanda karşılaştık. Maç öncesi kadrolar açıklanınca gerek hazırlık maçları gerekse ligin ilk iki haftasında oynadığımız maçlardan farklı tercihler gördük. Üçlü stoper tercihi ile geçtiğimiz sezon bıraktığımız anlayışa dönme sinyalleri verdik ve oyun anlayışımızın da bu doğrultuda olduğunu gördük. Savunma ağırlıklı futbolumuzu yine savunma anlayışına sahip olan Yalçın Koşukavak takımına karşı oynatınca kısır bir oyun ve golsüz bir beraberlik sürpriz olmadı. Biz istediğimizi almış olduk ancak neden bir puan için gittiğimizi kendi adıma çok anlayamadım.
Kadrolar açıklanınca iki önemli eksik dikkat çekiciydi ve hala bu iki isimle ilgili bir açıklama gelmedi. Geçtiğimiz hafta golümüzü de atan Metehan Mimaroğlu ile 1. Lig standartlarında iyi transfer olarak gördüğümüz Nalepa kadroda yoktu. Bu iki eksiğin olduğu kadroda her ne kadar maçın sonlarında yaptığı kurtarışla bir puanı getiren isim olsa bile maç içinde hiç güven vermeyen görüntüsüyle Erhan’ın ve 45 dakika sonunda oyundan alınan ve artık benim tahammül sınırımı zorlayan Fıratcan’ın olması da Recep Karatepe’nin bireysel performansların değerlendirmesini hala yapmadığını düşündürmeye devam etti. Bu yepyeni oyun anlayışıyla savunmada iki haftadır ortaya koyduğumuz hiç iç açıcı olmayan görüntümüz oldukça değişirken hücumdaki görüntümüz ise oldukça yetersizdi. Burada dengeyi iyi ayarlamak gerekiyor ki bu tip bir oyun anlayışına devam edersek geçtiğimiz sezon görüntümüzün önüne geçemeyiz.
Önümüzde hiç zorlu olmayan ve aslında doğru analiz ve oyun anlayışıyla oldukça kolay bile olabilecek bir Erokspor maçı var. Gayet iyi tanıdığım ve Gençlerbirliği camiasının da iyi tanıdığı Mehmet Altıparmak’ın oyun anlayışı her zaman kazanma yönündedir ve kadro olarak kendisinden güçlü rakipler bu anlayışı fırsata çevirir. Bizim kadromuz ile Erokspor’un kadro kalite seviyesi kıyaslanamaz bile. Gerekeni yapıp üç puanı mutlaka almalıyız. Lig başlayalı üç hafta oldu, galibiyet yok ve telafi ihtimali riski yüksek olarak belirsiz. Seri galibiyetlere başlamak için iyi bir fırsat maçı olacak bizim adımıza. Aksi bir sonuç düşünemiyorum, umarım takımımız da bunun farkındadır.
20.08.2024
YANLIŞ İLK 11, KAÇIRILAN 2 PUAN
Kocaelispor maçı sonrasında kadro tercihi ve değişikliklerin alınamayan 3 puanın temel sebebi olduğunu ve tercihlerde yapılacak iyileştirmelerle Boluspor maçında 3 puan için favori olduğumuzu belirtmiştim. Maç öncesi ilk 11’imizi görünce açıkçası teknik ekibin bir önceki karşılaşmayı yeterince analiz etmediğini, takımı iyileştirmek adına bir çaba içine girmediğini düşündüm. Maç içinde gördüklerimiz ise performans anlamında beni yanıltmadı ve mutlaka 3 puan almamız gereken karşılaşmadan 2 puan bırakarak ayrıldık.
Maç sonunda Recep Karatepe’nin takımın gelişeceğini ve daha iyi noktaya geleceğini belirtmesinin kendi içerisindeki gerekçesini bilmiyorum ancak gördüğüm tabloda bu ifadelerin sağlam temele oturmadığını düşünüyorum. Geçtiğimiz hafta kalemizde görülen iki golün üzerine bu maç yediğimiz golü düşününce aslında gelişmek yerine yerimizde saydığımızı söylemek mümkün. Hazırlık maçlarında da benzer savunma problemleri yaşadığımızı da hatırlatayım. Son iki maç yediğimiz üç golün tamamının penaltı noktası çevresinde olması ve gol vuruşunu yapan isimlere bu noktalarda rahat bir vuruş şansı verdiğimizi gördük. Biz bu süreçte savunma problemlerini düzeltmek için ne yaptık? Benim gördüğüm hiçbir şey yok bu noktada.
Hücumda özellikle santrafor konusunda sıkıntı yaşadığımız durumu malum ancak sorun sadece bu değil. Özellikle Amilton’un istekli ancak verimsiz oyunu, fair-play dışı hareketleri bize sorunlar yaşadığını gösteriyor ve bu durum takıma da olumsuz yansıyor. Orta sahada Mikail’in sürpriz katkısı olmasına rağmen Etebo’nun hiç varlık gösterememesi, beklerden neredeyse hiç hücum katkısı alınamaması ve yanlış tercihler ile hücumda da skora yönelik sorunlar devam ediyor.
Benim önümüzdeki zorlu Iğdır FK deplasmanı ile ilgili umutlarım kendi içimizdeki bu sorunlar sebebiyle iyice azalmış durumda. Takımın oyun kalitesinin artırılması, performansının iyileştirilmesi, görülen sorunların düzeltilmesi bu kadro istikrarı ile olacak iş değil. Bu lig seviyesinin altında olan kalitede isimler ısrarla tercih ediliyorsa geleceğin bugünden çok farklı olmayacağını rahatça söyleyebilirim. Umarım teknik ekip hazırlık maçları ile oynanan iki lig müsabakasını tekrar analiz eder, kimlerden ne katkı sağladığını, kimlerin ne kadar zarar verdiğini tespit eder ve kendileri için bir dönüşüm sağlar. Rakibimizin aldığı 6-1’lik skor yanıltıcı, oyun olarak üstesinden gelinmeyecek bir ekip değil ama biz düzelmezsek bireysel kaliteleriyle ilk maçta yaşadıklarımızı bize tekrar yaşatabilirler.
13.08.2024
Gençlerbirliği Kocaelispor Maç Analizi
Oyun olarak fazla üzülmediğimiz ancak skor olarak beni yanıltmayan bir maçı geride bırakarak ilk haftayı istemediğimiz şekilde maalesef puansız kapattık.
Özellikle ilk 11 tercihinde Fıratcan ve Erhan’ın olması ile Mete Kaan ve Nalepa’nın olmamasını sosyal medyada eleştirmiştim. Maç sonunda ise Mete Kaan’ın eksikliğini hissetmedik ancak Fıratcan ile Erhan’ın performansından memnun kalmadım. Nalepa’nın da 11 başlaması gerektiğini son dakika attığı ama geçersiz sayılan gol gösterdi aslında. Umarım önümüzdeki hafta en iyi oyuncularımızın olduğu bir 11 görebiliriz. Hazırlık maçlarındaki görüntüye rağmen bazı tercihlerdeki ısrarlar skora doğrudan etki etmesinin yanında gelecek maçlar için şüphe oluşturdu.
Oyun anlayışımıza geçecek olursak hazırlık maçlarından farklı olarak ön alan baskısını fazla yapmadık ve saha içi fiziksel kalitemiz çok daha iyi göründü. İkinci bölgede yaptığımız baskı sonuçlarını verdi ve iki çok net pozisyonu bu baskı sonucu yakaladık. Yalnız rakibin üçüncü bölgeye gelmesinde ve bu bölgedeki etkisinde yine sınıfta kaldık. İki golde de ceza sahasında rakibin rahat hareket etmesi ve oyuncuların boş bırakılması kabul edilebilir düzeyde değildi. Gollerde büyük payı olan Markao’nun fiziksel üstünlüğüne karşı koyamasak bile devamında gelişen ceza sahamızda paylaşım oldukça amatörceydi. Özellikle ikinci golün gelişim süreci ise TSYD maçındaki görüntüleri anımsattı. Umarım takımımıza tekrar katılan Oğuzhan ile yeni stoperimiz Zuzek bu problemimize biraz daha yardım edebilir.
Maçın gelecek için umut veren tarafı ise oyunumuzun hazırlık maçlarından çok daha iyi görünmesiydi. Altyapımızdan çıkan Gökhan Altıparmak’ın attığı gol yanında ön alandaki isteği, çabukluğu, girdiği pozisyonlar rotasyon açısından malum maç başı ismine bağlı kalmadığımızı gösterdi. Son maç ilk 11’de olmayan ancak ilk 11’i hak eden kaliteli 5 isim var ve bu 5 ismin 11’e dahil olmasıyla daha iyi bir konumda olabiliriz.
Önümüzdeki Boluspor maçı hem içeride olması hem de rakibin fazla savunmaya yönelik anlayışı sebebiyle bu haftadan çok farklı geçecektir ama kadro kalitemizle skoru alacağımızı düşünüyorum. Kocaelispor maçında yediğimiz ikinci golün benzerlerine Boluspor da çalışacaktır. Rakibin geçiş hücumları için hazırlıklı olmalı ve üçüncü bölgeye gelmeden gerekenleri yapmalıyız. Almamız gereken üç puanla galibiyet serimizi başlatalım.
HaydiGençler!
06.08.2024
Yeni sezon başlıyor ve yeni sezon öncesi yapılamayan transferler ve yapılan hazırlık maçlarında gördüğümüz görüntülerden dolayı açıkçası yeni sezona çok umutlu başlayamıyoruz.
Melih Bostan’ın gideceği belli olduktan sonra elimizde santrafor kalmadığı biliniyorken tüm hazırlık dönemini santraforsuz geçirmemiz yönetime büyük bir eksi yazdı. Stoperde rotasyon darlığı ve sağ bek olarak kullanabileceğimiz nitelikli bir ismin olmaması sezon öncesi gördüğüm en büyük eksiklikler oldu. Kısa zamanda bu eksiklerin tamamlanarak takım kalitesini tekrar gözden geçirmemiz gerekiyor.
Kadroda eksiklikler bu haldeyken kadrodaki eksiklerden bağımsız olarak yeni sezon oyunumuza bakınca daha ciddi sorunlar olduğunu gördük maalesef. Recep Karatepe göze hoş gelen ve riski daha fazla olan pasa dayalı futbol oynatmak istiyor ama bunu daha önce deneyen yakın dönemden bazı isimlerin oldukça kötü skorlar aldığını ve takıma fazla bir katkıları olmadığını gördük. Bunu bir uyarı olarak söylüyorum çünkü eldeki malzeme en iyi nasıl kullanılabilirse öyle kullanılması gerektiğini savunuyorum.
Oyun ile ilgili biraz daha detaya inersek hücuma çıkmamız ve üçüncü bölgeye yerleşmemiz noktasında görüntünün iyi olduğunu söyleyebiliriz. Top bizdeyken sahaya dağılımımız ve yaptığımız ikili, üçlü ve dörtlü oyunlar sonrası hücumu genellikle kenar oyuncularıyla yönlendirmemiz bizim için olumlu. Ancak bu noktadan sonra finalde ne yapacağımız noktasında yaşanan sıkıntılar dikkat çekti. Aslında son oynanan iki hazırlık maçında daha fazla sayıda pozisyona girebilirdik ama maalesef finalde yapacaklarımızın planlı olmaması hücumdan boş dönmemize sebep oldu. Oynanan 5 hazırlık karşılaşmasının sadece birinde akan oyunda goller atabilmemiz bu görüntüde tesadüf değil ve sadece iyi bir santrafor sorunları çözmemiz için yetmez.
Savunmada ise çok ciddi sıkıntılar gözlemledik ve asıl umutsuzluğa sebebiyet verecek konu özellikle bu oldu. Nalepa’nın takıma girmesiyle orta alanda biraz daha mücadele gücünü yükseltip rakibe verdiğimiz geniş alanları kapayabiliriz belki ama takımın bireysel anlamda da savunmaya çok daha fazla önem vermesi gerekiyor. Örnek olarak TSYD karşılaşmasında ilk gol olana kadar 10 dakikalık bölümde rakip sol forvetin üç kez başarılı dribblingle ceza sahamıza girebilmesi kabul edilebilir bir durum değil. Koşu yolu açık, pas kanalları açık, savunma yerleşimi çok kötü ve sonuç maalesef ortada. Amilton, Metehan, Ensar ile Buğra son iki hazırlık maçında savunma desteği anlamında hiç iyi performanslar göstermedi.
Sezon başlamadan yüzeysel anlamda dikkat çeken konular bunlar. Gençlerbirliği taraftarı olarak elbette başarı bekliyoruz ve bunun için hayaller yerine gerçeklerle yüzleşmeliyiz. Bu sezon şu an için yukarıda belirttiğim konular dışında kadro derinliği noktasında sıkıntı yaşarken yapılan transferlerde genel olarak doğru isimlere yönelmemiz beklentilerimizi başarı noktasında buluşturuyor. Umarım çok kısa zamanda hem eksik noktaları tamamlarız hem de oyun anlayışımızı sonuç alacak şekilde geliştirme tercihini seçeriz. Ligin ilk karşılaşmasında istekli, mücadele gücü yüksek bir Gençlerbirliği görmeyi istiyor ve takımımıza başarılar diliyorum. Yolun sonu Süper Lig olsun.
Telafisi Olmayan Derbi
Amed SF ile oynadığımız karşılaşma sonrası yazdığım yazıda işlerin iyi gitmediğini, takımda bir gerileme olduğunu belirtmiş ve bu durumu düzeltmemiz gerektiği mesajını vermiştim. Sayın Eroğlu 3-0 kazandığımız Manisa FK maçı sonrasında hücumda da istediklerimizi almaya başladığımızı belirtmesine rağmen geçen üç maçlık süreçte hücumda etkimiz olmadığı gibi savunmada yaşanan ciddi sıkıntılar bize büyük puan kayıpları olarak dönmüş oldu. Özellikle hezimete uğradığımız İstanbulspor karşılaşması sonrasında ciddi bir toparlanma beklerken Şanlıurfaspor karşısında ortaya koyulan silik performans umutlarımızı biraz daha kırdı. Son maçta ortaya çıkan düşük performansın sebepleri arasında ilk olarak orta saha tercihinde üretkenliği düşük isimlerin tercih edilmesi, Amilton’un bireysel performansının Joca ile ikame edilememesi ve oyun tempomuzun düşük seviyede olması söylenebilir. Burada Eroğlu’nun acil yapması gereken durum son zamanlarda yapamadığı doğru kadro seçimini yapabilmesi, takım disiplininde yaşanan gevşemeyi yüksek motivasyonla tekrar getirebilmesi, takımın tamamının istenen taktiğe tam uyum sağlaması için planını doğru aktarabilmesi. Kalan 7 maçımız var ve şu an için 5 takım doğrudan çıkmayı hedeflemiş durumda. Artık her maça telafisi yok gözüyle bakılmalı ve Eroğlu ile ilk haftalarda olduğu gibi hatasıza yakın performanslar ortaya konulmalı.
Son 7 maçımızın ilk maçı şu an için küme düşme tehlikesi bulunan ve son haftaları bizim gibi iyi olmayan performansla geçiren Ankaragücü’ne karşı derbi mücadelesi olacak. Haftanın diğer maçlarından gelebilecek skorlara baktığımız zaman bu maçta kaybedilecek puan belki ikincilik şansımızı mucizelere bırakacak. Bu noktadan bakarsak artık son haftalarda kaybettiğimiz puanlarla telafisi olmayan maçlara geçmiş bulunuyoruz. Şanlıurfaspor gibi küme düşme ihtimali çok yüksek olan rakibe karşı görüldüğü üzere kolay maç diye bir durum yok ve her rakip eşit zorlukta, her rakibe karşı maksimum gücümüzü göstermemiz gerekiyor. Rakibimizin içinde bulunduğu durum bize kıyasla daha zor ve mental anlamda daha sıkıntılılar. Bu avantajı kullanarak ilk iki için isteğimizi göstermemiz gerekiyor. Yönetim, teknik ekip ve futbolcuların hedefe inandığı günler bu hafta başlamalı ve son haftaya kadar sürmeli. Gençlerbirliği’nin yeri bu düşük seviye değil ve elimizde hala fırsat varken bunu değerlendirmeliyiz.
06.03.2025
Şans Puanı
Bir önceki maçımızda sıkıntılı günler yaşayan rakip karşısında çok rahat bir galibiyet alarak ve çok fazla yorulmayarak çıktığımız bir deplasmanda bu sefer çok farklı bir senaryoyla karşılaştık ve bireysel yeteneğimiz Amilton sayesinde puanı kurtarmış olduk.
Futbolda eldeki teknik kapasite taktik unsurları belirlemelidir. Futbolun her döneminde trend olup başarılı olan taktik anlayışlar eldeki yapıya bakılmaksızın uygulanmaya çalışılmış ancak bunları başarabilen takımlar çok az sayıda kalmıştır. Çünkü futbolda uyum önemlidir ve bu uyumun yakalanamadığı taktik yaklaşımlarında dalgaya karşı kürek çekmeye çalışan bir topluluk gibi zorlanılan görüntüler karşımıza çıkmıştır. Futbolda altyapının önemini belirleyen pek çok nokta vardır ve bunlardan birisi de tam olarak bu olmuştur. Futbolcu adayını günün koşullarına uygun taktiksel varyasyonları oynayabilecek seviyede geliştirebilirsen günü yakalama şansını ve başarını o düzeyde artırabilirsin. Eğer gelişimi tıkanmış bir grup varsa bir kadroda ona göre taktiksel hazırlıklarını yapmalısın.
Böyle bir genel ifade sonrası konumuza geri dönersek eğer biz bu sezon son Amed Sportif Faaliyetler maçında bir kez daha gördüğümüz üzere savunma anlayışını yoğun şekilde yaptığımızda hücumda tamamen etkisiz hale gelmiş oluyoruz. Avrupa’da günümüzde genç ağırlıklı kadrolarda bu tip oyun anlayışlarında başarılı hücum geçişleri görebilmemize rağmen biz bunu bu sezon neredeyse hiç başaramadık. Savunma yaptığımız ve geçiş hücumunda etkili olduğumuz maçlar oldu ancak o maçlarda savunma çizgisi çok geride kurulmuyordu ve rakibi daha önde karşılayarak savunma arkasına atılacak topların risklerini almış oluyorduk. Sanırım Iğdır FK ve Esenler Erokspor maçında savunma arkasında bıraktığımız boşluklar dolayısıyla bir çekinme oldu ve biz son öne geçtiğimiz karşılaşmalarda bu çizgiyi oldukça geriye çektik. Sonuç rakibin becerisiyle orantılı olacak şekilde yine pozisyon vermemize ve gollere sebep olurken daha önde kurduğumuz savunma hattına oranla hücumda etkimizi tamamen yitirdik. Çok geride kaldığımızda takım halinde hızla çıkamadık, hücumda varlık gösterdiğimiz tek bir an bile olmadı.
Alınacak bir puan iyidir düşüncesini bu tip bir oyunla alma şansımız son iki deplasman karşılaşmasında yaşadıklarımıza bakınca düşük. Üç puan alabileceğimiz bu iki karşılaşmadan bir puanı zor kurtardıysak bakmamız gereken taraf mevcut oyun anlayışımız. Maç sonunda eksiklere vurgu yapılarak sebep farklı yönlerde aranmaya çalışıldı ancak o eksikler olmasaydı diğer maçlara bakarak yine bu anlayışımızda kalacağımızı öngörmek zor değil. Recep Karatepe ile yaşadığımız günlere geri dönmemek için baskılı savunmayı ön alanda başlattığımız yapıya skordan, rakipten ve stadyumdan bağımsız olarak geri dönmemiz gerekiyor.
Bir dipnot olarak şunu da belirtmek istiyorum. Takımın kondisyonu savunmayı geride başlattığımız maçlarda oldukça düşüyor. Bu son maçlarda bunu gördük ve geç gelen değişikliklerle beraber mücadele gücümüz oldukça zayıfladı. Topa sahip olduğumuzda takım halinde organizasyon yapamadığımız ve bireyselliğe kaldığımız için var olan enerjiyi boşa harcayıp motivasyon anlamında olan gerilemeyle beraber ciddi efor sıkıntısı yaşıyoruz. Umarım Manisa FK maçı sonrası Eroğlu’nun dediği gibi sadece zayıf rakiplere değil oynayacağımız tüm rakiplere karşı hücumda da organizasyonlarımızı sahaya yansıtmaya başlarız.
03.03.2025
Kazandırıldık
Son maçımız olan Manisa FK maçını kazandık ancak nasıl olduğuyla ilgili teknik olarak yanıltıcı pek çok husus olması sebebiyle bu maçın değerlendirmesini yapmayacağım. Bu tip müsabakalarda sonuç önemlidir ve bizde net bir sonuç aldık. Bu yazımda daha çok futbolun genel konularını ele alacağım.
Futbolda taraftarlardan gördüğüm yanılgılardan birisi müsabakayı genel olarak tek taraflı ele almaları oluyor. Maçların öncesinde rakipleri tanıyorlar ya da tanımıyorlar ama en azından bir rakibin olduğunu biliyorlar ve müsabakayı yine bu rakibe göre değerlendiriyorlar ancak maç sonunda sonucun olumlu ya da olumsuz olduğundan bağımsız olarak tarafı olduğu açıdan değerlendirmeye alıp diğer rakibi unutuyorlar. Bu girişi son maçımızda yaşadıklarımız dolayısıyla yazıyorum çünkü aslında kazanmak için ciddi bir uğraşımız olmadı. Rakip tarafından maça bakılırsa skorun en büyük nedenini görmek zor olmaz.
Geçmişte neden olduğunu hatırlamadığım bir sebepten Carl Von Clausewitz’in Savaş Üzerine adlı kendi deneyimlerini de paylaştığı ve savaşa dair neredeyse her şeyi anlattığı uzun bir kitap okumuştum. Kitap çok akıcı gitmiyordu ama “hayat fena halde futbola benzer” sözünde olduğu gibi ben de bir yerde “savaş fena halde futbola benzer” dedim ve o günden sonra benim için futbol özünde bir kara savaşı gibi görünmeye başladı. İki komutan, kara üzerinde çeşitli rol ve sorumluluklara sahip askerler, bunların birbirinin güçlü ve zayıf yönlerini bilerek ona göre hareket etme çabaları ve planlanan savaş taktikleri, sürpriz strateji ve gelişmelere karşı yapılan hazırlıklar, savaşı kazanma isteği, aidiyet duygusu, gereken özveri gibi pek çok unsuru savaşta olduğu gibi futbolda da görebiliyoruz. Tarihte pek çok savaş var sayıca üstün olunmasına rağmen savaşın kaybedildiği, bedel karşılığında askerleştirilen orduların perişan olduğu, imkansızlıkların tüm imkanları yendiği... Tıpkı savaşta olduğu gibi futbolda da bunlar var ve asıl başarı bu beklentilerin aksi olduğu durumlardan geliyor.
Yine savaşta olduğu gibi futbolda da sonucu belirleyen pek çok unsur var. Son iki iç saha maçımızda rakip kaynaklı futbol şansı daha yüksek bir sebep unsuru olurken bununla beraber genel olarak yeteneklerin ön planda olduğu teknik kapasite, taktik anlayış, motivasyon, kondisyon, güç ve istek gibi unsurlar var. Bazen bir yerde ciddi olan eksikler diğer yerlerdeki fazlalık ile tolere edilebilirken bazen her yerde olan eksikler rakibin çok daha fazla olan eksikleri ile fazla kalabilir ve lehte olarak sonuca yansıyabilir. İşte bu noktada hayatta en sevdiğim “nasıl” sorusu gündeme gelir ve olayın özü buradan anlaşılır. Ülke taraftarının çoğu bu nasıl sorusunu sormak istemez ve atalarımıza olan sevdasını göstermek ister gibi üzümünü yiyerek bağı ile ilgilenmez.
Gençlerbirliği ve ilgilendirdiği hususlar ile ilgili benzerlik kurulacak çok şey var ama iyi bir çizgi yakaladığımız bu dönemde ve alınan rahat galibiyet sonrası bu kadarı yeter. Şimdi önümüzde doğa koşullarının zorlaştırdığı zeminin bataklık gibi olduğu bir mücadele var. 90 dakikalık mücadeleyi ve belki skoru da etkileyecek bu şartlar altında yapılacak doğru analizlerle istediğimiz üç puanı almamız zor değil. Bu yükselişe devam etmek, doğrudan üst lige çıkmak istiyorsak bu ligin kalanında çok zor maçımızın kalmadığını söyleyebilirim. Zorlanacağımız maçlardan bir tanesi bu maç ancak aşılamayacak gibi değil. Bunun farkındaysak sonucu almaya maç başlamadan başlamışız demektir zaten.
27.02.2025
Üç Puanı Bıraktık, Bir Puanı Zor Kurtardık
Ligde doğrudan Süper Lig’e çıkmanın hedef olduğu bir sezonda kısmen zor bir rakip olan Keçiörengücü ile karşılaştık ve birçok açıdan hayal kırıklığı yaşayarak bir puan ile maçtan ayrıldık. Haftanın skorları neyse ki hep istediğimiz şekilde geldi ve ikinci ile aynı puanda tamamlayacağımız bir haftayı averajla yine dördüncü sırada tamamladık.
Karşılaşmaya rakibin baskısı ile başladık ve oyun kurmakta zorlandık. Birkaç önemli pozisyon verdikten sonra ceza sahası içerisinde uzaklaştıramadığımız topu Diouf dar açıya rağmen çok güzel vurarak skoru rakip lehine çevirdi. Gol sonrası zor bir maç geçiren Hanousek sakatlandı ve yerini neyse ki Oğuzhan’a bırakarak savunmada var olan problemi daha fazla artıracak bir tercih yapılmadı. Değişim sonrası golün verdiği avantajla temposunu düşüren rakibe karşı ön alanda kazandığımız topta Nalepa güzel bir ara pasla Popa’yı gördü ve Popa sol ayağıyla sert ve isabetli vurarak skoru dengeye getirdi. Gol sonrası maçta ibre bize döndü ve Metehan’ın sol çizgiyi iyi kullanıp sıfıra indiği iki atakta önce penaltıdan gelen gol ve sonrasında arka direğe çıkardığı topta gelen kafa golü sonrası soyunma odasına iki farklı üstünlükle giderek büyük avantaj elde ettik.
İlk yarıdaki oyun aslında ikinci yarıda yapacaklarımız için bize ışık tutuyordu ancak biz bunları yapamadık. Rakibi tehdit edemediğimiz dakikalarda baskı yiyerek geriye düştük, rakibi tehdit ettiğimiz ve baskı yaptığımız 15 dakikaya ise 3 gol sığdırdık. İkinci yarı aslında ilk yarının devamı gibi başladı ve 10 dakikada 3 pozisyonu harcayan taraf olduk. Önce Popa müsait pozisyonda kötü şut çıkardı, sonra Nalepa havadan gelen topa iyi vuramadı ve en sonunda Amilton neredeyse boş kaleye maalesef farkı 3’e çıkaracak golü atamadı. Bu pozisyonun ardından gelen duran top sonrası yediğimiz gol ile maç bizim için bitmiş oldu. Farkı tutmak için oynadığımız uzatmalarla beraber 40 dakikada pek çok net pozisyon verdik ve son dakikada kaleci hatasıyla maçı berabere bitirdik. Bu gol sonrası bile rakibin iştahı durmadı ve uzatmalarda gol aradılar ancak başaramadılar.
Bu maç aslında pek çok açıdan bizim için ciddi ders oldu. Birincisi önceki haftalarda da yaşadığımız gol sonrası fazla muhafazakar olan oyunun her zaman işe yaramayacağını tecrübe ettik. İkincisi bu tip oyunla rakiplerin iştahını ciddi derecede artırdığımızı yapılan hamlelerle tekrar görmüş olduk. Keçiörengücü’nün oyunu bitirirken savunma becerisi olan bir orta sahası yoktu ve savunmayı tamamen unutmuşlarken bir kez bile rakip kaleye gidemedik. İki farklı üstünlüğün bile futbolda çok bir anlam ifade etmediğini, oyun biraz daha uzasa elimizin tamamen boş döneceğini anladık. Umarım bundan sonra hedefi olan takıma yakışır şekilde 90 dakika boyunca beraber savunma yapmakla kalmayıp rakibi de tehdit ederek goller bulmayı aklımızdan çıkarmayız. Gençlerbirliği’ne bu kadrosuyla yakışan oyun bu olur.
Önümüzde artık ligin düşme adaylarından birisi olan Manisa FK maçı var. Ciddi bir eksiğimiz yok ancak sınırda olan pek çok oyuncu var, bu oyuncuların hareketlerine daha fazla dikkat etmesi gerekiyor. Önemli oyuncuları olsa bile lig standartlarına göre daha zayıf bir kadrosu olan rakibe karşı umarım kendimizi de gelecek maçlar için motive edeceğimiz güçlü bir oyunla net bir skor alırız ve hedefe çok daha sağlam adımlarla yürürüz.
17.02.2025
Işık Var Ama Yol Uzun
Son yazım Iğdır galibiyeti sonrasıydı ve o tarihten itibaren yoğun bir fikstürü geride bıraktık. Son 3 maçta 7 puan toplayarak haftayı averajla 4. sırada tamamladık. Bu sürede oynadığımız 3 karşılaşma birbirinden çok farklı geçse bile Hüseyin Eroğlu dönemiyle gelen yüksek takım disiplini ve savunma konsantrasyonu yeterliydi ve sonuçları getiren asıl unsur bu oldu.
Önce ilk maçımıza kısaca değinelim. Evimizde oynadığımız Esenler Erokspor maçında beklenmedik bir iki puan kaybı yaşadık. Savunmada yaşanan bireysel hata sonucu yenilen gol sonrasında Erokspor maç boyunca savunma yaparak skoru uzun süre lehine tutmayı başardı ve maçın sonlarında gelen gol sonrasında bir puanı almış oldu. Bu haftadan çıkarılacak ders bireysel hata potansiyeli yüksek isimler yerine hata ihtimali çok daha az ve katkısı daha fazla olacak isimlere geçmek olacaktı ki bir sonraki Erzurumspor maçında kısmen böyle oldu. Rahat bir şekilde üç puan alacağımız savunma anlayışı ön planda olan bir rakibe karşı ilk golü yediğin zaman geri dönmenin kolay olmadığını yine görmüş olduk.
İkinci maçımız ligin 3. sırasında olan ve birlikte oynama alışkanlığı yüksek Erzurumspor deplasmanıydı. Zemin, rakibin puan tablosundaki yeri ve deplasman olması sebebiyle olacak ki hem kadro tercihimiz, hem oyun anlayışımız hem de değişikliklerimiz 1 puan üzerine oldu ancak bireysel yetenekle gelen goller sonrası maçı kazanmayı bildik. Bu maçtan alınacak ders böyle bir kadronun oyunun hücum tarafında etkisinin olmayacağının bir kez daha görülmesi oldu ki bir sonraki maç Pendikspor karşılaşmasında çok daha üretecek isimlerin olduğu bir kadro gördük.
Son maçımız ise bu hafta sonu evimizde oynadığımız Pendikspor karşılaşması oldu ve maç başlamadan hem bizim kadromuz hem de rakibin bize karşı çıkardığı kadro maçın bizim lehimize olacağının sinyallerini veriyordu. Ancak maçın başlarında tahminleri saptıran bir gelişmeyle Pendikspor sahada 10 kişi kalınca zor geçeceğini beklediğimiz bir karşılaşma sezonun en rahat maçlarından birine döndü. Bu maç için teknik anlamda bir şey söylemek rakibin hem sayıca eksik olması hem de bu eksiklik sonrası kafasında da maçı bitirmesi sebebiyle doğru sonuçlar vermez. Diğer maçlarla beraber değerlendirdiğimiz zaman rehavete girmedik, 90 dakika boyunca yapılması gerekenleri yaparak sonuca gitmeyi başardık. Bizim için bu zihinsel odaklanma en önemli olgu. Son 13 maç kaldı ve bu odaklanmayı hiçbir maçta eksiltmeden yolumuza devam etmeliyiz.
Son olarak bu hafta Ankara’da zorlu bir deplasmana çıkacağız. Rakip bu lig için çok etkili bir hücum hattına sahip ancak orta saha ve savunmada bize kıyasla çok gerideler. Zayıf noktalarını kullanarak etkili olup skoru almamız gerekiyor. Güçlü yanları hücum noktasında ancak burada da takım savunmasında son 7 maç yaptığımızı yine yaparak rakibin etkisini durdurabiliriz. Şu an ligin en iyi savunma takımıyız ve doğru isimlerle yine bunu devam ettirmeliyiz. Bir önceki teknik isim sebebiyle çok geriden başladığımız ligde hala avantaj elde edebilmiş değiliz ve bu maçları kayıpsız geçerek mental olarak güçlü durmak zorundayız. Umarım konsantrasyonda azalma olmaz ve hedefe hep birlikte emin adımlarla yürüyebiliriz.
06.02.2025
Nokta Transferlerle Tekrar Süper Lig
Bu hafta ligin kadro kalitesi olarak çok iyi ancak takım bütünlüğü açısından en kötülerinden biri olan Iğdır FK ile oynadığımız karşılaşmadan da üç puan ile ayrılarak üst üste dördüncü maçımızı da kazandık. Nalepa’dan erken gelen bir gol ile maçın genelinde yapmak istediklerimizin ne olduğunu göremedik ama önceki maçlarda olduğu gibi yüksek disiplin, kusursuza yakın takım savunma konsantrasyonu ile net bir üç puan daha aldık. İşler Recep Karatepe dönemi ile kıyaslanmayacak kadar hem oyun hem de skor anlamında iyi gidiyor.
Son maçımızla ilgili eleştirilebilecek birkaç önemli nokta var. Erken gelen gol sonrası ilk yarıda rakibin bıraktığı savunma boşluklarını iyi değerlendiremediğimiz geçiş hücumları oldu ve net pozisyonlar yakaladık. Ancak ikinci yarıda rakibin savunma kurgusu tamamen dağılmışken neredeyse pozisyona giremememiz bize ciddi bir ders olmalı. Bunu sık yapmaya başladık ve özellikle takım olarak hazır rakipler bunu fırsata dönüştürebilir. Şanssız bir gol futbolda her zaman var ve biz işimizi çok zor şartlar altında kalmadıkça şansa bırakmamalıyız. İkinci olarak ise sürekli yüksek eforla yapılan savunma neticesinde oyuncular haliyle çok yoruldu. Erken değişikliklerle performansı azalan isimler yerine yeni ve mücadeleyi seviye olarak yükseltecek isimler alınabilirdi ki ikinci yarı genel olarak yarı sahamızda geçti zaten. Neyse ki korkulan bir durum olmadı.
Şimdi arkamıza bir rüzgar alıp gidiyorken ve Hüseyin Eroğlu her maçın ardından hücumla ilgili eksikleri ısrarla söylüyorken hala bir santrafor ve rotasyonda hiç olmayan kenar oyuncusu alınmaması yönetime eksi not yazar. Bu yazıyı yazdığım sıralarda kariyeri çok yönlü görünen ancak benim izlediğim maçlardaki gözlemlerime göre 10 numara oynaması çok daha iyi olacak Joca transferini gerçekleştirdik. Skor katkısı verecek bitiricilik düzeyi düşük bir oyuncu olmasına rağmen diğer teknik özellikleriyle katkı sağlayacaktır. Asıl eksiğimiz santrafor ise hala bekleniyor. Transfere az bir zaman kala piyasada pek fazla hazır oyuncu kalmadı. Yönetim umarım gerekeni yapar ve önümüzdeki Erokspor maçıyla beraber seriyi beş maça çıkarabiliriz. Hedef doğrudan Süper Lig ve kısıtlı sürenin değerinin bilinmesi için hatırlatmalarımızı yapalım.
29.01.2025
Net Bir Galibiyet
Ligin 21. haftası geride kalırken hem oyun, hem pozisyon, hem de skor olarak üstün olduğumuz bir karşılaşmayı geride bıraktık. Sezon boyunca pek görmediğimiz, özellikle deplasmanlarda hiç görmediğimiz bu durum haftaya gelecek adına umutlu geçirmemize sebep oldu. Umarım Eroğlu geldiğinden beri gördüğümüz disiplin, takım savunmasında artan konsantrasyon ve yükselen mücadele bu şekilde artarak devam eder.
Genel anlamıyla kusursuza yakın diyebileceğimiz bir maç çıkarırken teknik anlamda aksaklıklarımızın üzerinde durmakta fayda var. Özellikle gol beklentimizin artık olmadığı Djitte’nin performansı ile iyi diyebileceğimiz savunma tarafında Fıratcan’ın bu iyi sıfatına yetersiz kalan performansı bu maç gelecek adına soru işaretli taraflarımız oldu. Maç sonu basın toplantısında Boluspor teknik direktörü Ufuk Kahraman’ın “özellikle sol koridoru kullanarak rakibin zayıf yönünü kullanmaya çalıştık” ifadesi de rakiplerin bizim bug’ımızı bulduklarını gösteriyor. İlerleyen karşılaşmalarda Oğuzhan ya da Alperen’in iyileşmesi ile Alperen’in bu görevi üstlenmesi ciddi derecede zayıf savunma becerisini kapatmak adına önemli olacaktır. Gol yollarındaki sorun için ise gündeme isimler gelse bile sonuç gelmedi ve bu mevkide hala aksak şekilde devam ediyoruz.
Hafta içi yaşanan olumsuz gelişmelerden bir tanesi de Mete Kaan’ın ayrılığı oldu. Detaylarında neler olduğunu bilemiyoruz ancak etkisini teknik hatalarla fazla göremediğimiz ancak potansiyeli yüksek ve çok yönlü olan bir oyuncuyu kaybetmek iyi olmadı. Buğra’nın da sürekli tekrarlayan sakatlığı bu maç yine kendisini gösterince yerini doldurabilecek seviyede tek oyuncuyu da kaybetmiş olduk. Şimdi farklı alternatifler denemek zorunda kalacağız ancak Buğra’nın etkisini doldurmak kolay olmayacak.
Bu hafta ise ligin kâğıt üzerinde en iyi kadrolarından olan ancak hiç hazır olmayan takımı Iğdır FK ile karşılaşacağız. Rakibin son 9 maçında tek galibiyeti küme düşmesi kesinleşen rakibe karşıydı ancak ilerleyen haftalarda tamamen yenilenen kadrosu ile ligde iddialı olmaya çalışacaklardır. Bu hafta bu takımla karşılaşmamız henüz hazır olmamaları nedeniyle bizim iyi oldu. Mutlak galibiyet için karşımıza çıkacaklardır ama biz bu durumu avantaja çevirecek teknik kapasite ve kaliteye sahibiz. Umarım serimizi devam ettirip net bir galibiyet daha alırız ve ilk iki için çok daha iddialı olduğumuzu gösteririz. Kendimize güvenimizin arttığı bu dönemde üstüne koymak adına çok önemli bir karşılaşma. Gerekeni yapıp yolumuza bakalım.
24.01.2025
Bir İyi, Bir Kötü
Bu hafta ligin lideri ve kadro kalitesi olarak da ligin en iyisi Kocaelispor ile evimizde karşılaştık ve skor olarak mutlu ayrıldık. Aslında oyun anlamında da tamamen kötü bir görüntü yoktu, sadece ikinci yarı itibarıyla zor dakikalar yaşadık. Verilen mücadele bu dakikalarda şansı yanımızda getirdi. Hüseyin Eroğlu ile yaptığımız üç karşılaşmayı da gol yemeden geçirdik ve özellikle disiplin noktasında çok iyi bir görüntü verdik. Eroğlu ile ilk maçımıza göre çok büyük gelişmeler olsa bile kadro seçimi ve değişiklikler noktasında hala tam anlamıyla istediğimizi aldığımızı söyleyemem. Ancak gelişim olarak süreç iyi ilerliyor şu aşamada.
Kocaelispor maçında Fıratcan ve Etebo tercihlerini görünce açıkçası maç ile ilgili heyecanım azaldı ama takım anlamında yüksek enerji ve mücadeleci görüntü isimlerden ziyade takımı ön plana çıkardı ve rakibe ilk yarı boyunca neredeyse pozisyon vermememize sebep oldu. Bizim de pozisyon bulamadığımız bu ilk yarıda oyunun kontrolümüzde olması önemli bir gösterge oldu bizim için. İlk yarının son dakikasında biraz şans ile olsa bile gelen golle ilk yarıdaki baskın oyunumuzun karşılığını almış olduk. Ligin liderine karşı böyle etkili olabilen bir takımın diğer rakiplere karşı aynı refleksi göstermesi gerekiyor ki bizim de sezon başından beri beklentimiz açıkçası bu.
İkinci yarıda ise önde olmamızın verdiği savunma güdüsü ve Alperen’in sakatlığı sonrası savunma kurgusunda yaşadığımız aksaklık sonrası yaklaşık 10 dakika boyunca ciddi baskı ve pozisyonlar atlattık. Bu baskıyı gören Eroğlu takım savunmasını daha fazla güçlendirecek oyuncuları alarak hücumu tamamen kaybetme riskini aldı ama maç sonu kendisinin de belirttiği şekilde gol yeme tehlikesi ciddiydi ancak neyse ki gol yemedik. İkinci yarıda oynadığımız oyunun sıkıntılarını maç sonrası tespit edip böyle olmaması gerektiğini söylemesi beni memnun eden bir durum oldu.
Bu hafta Boluspor deplasmanına gidiyoruz ve beklentimiz yine üç puan. Kadro kalitesi ve aldığı puana bakarsak ligin en verimli takımlarından birisi Boluspor. Geçtiğimiz sezon yapmış olduğu sürpriz play-off sonrası bu sezon yine play-off potasında olması sebebiyle bizim için 6 puanlık maçlardan birisi daha olacak. Bu maç öncesi Nalepa ile Alperen eksikleri bizi olumsuz etkileyecek ama Zuzek’in dönecek olması Alperen’in eksikliğini en az seviyeye indirecek en azından. Orta sahada havuzumuzun geniş olması Nalepa’nın alternatifler kullanılarak eksikliğini azaltacaktır ama Nalepa kadar merkez oyuncu rolünü üstlenecek birisi maalesef şu an için takımda yok. Önümüzdeki hafta tekrar kadroya dönmesini bekliyor olacağız. Öncelikle deplasmandan üç puanı alıp dönelim ve çok daha güçlü şekilde önümüzdeki maçlara odaklanalım.
18.01.2025
İkinci ve Son Perde Başlıyor
Ligin ilk yarısını oyun anlamında hiç istemediğimiz şekilde geçirirken gösterdiğimiz performansa göre puan anlamında yine de kötü değildik. Bu sezon ligde puan anlamında doğrudan kötü olan sadece iki takım var ama bizim oyunumuza göre ligdeki ortalama puana sahip olabilmek bile iyi bir netice oldu.
Ligin ilk yarısının sadece son iki haftasını Hüseyin Eroğlu ile geçirirken ilk yarının genel görüntüsünü Recep Karatepe ile yaşadık. Oynattığı oyun ve aldığı puanlara göre 17 hafta şans verilmesi ligimizde pek görülmeyen durumlardan birisiydi ve çok geç olsa bile yönetim hataya bir yerde son verebildi. Bizim artık geçen zamandan sadece ders çıkarıp önemli olan geleceğe tam anlamıyla adapte olmamız gerekiyor.
İlk yarının bitmesine yakın Hüseyin Eroğlu yönetiminde çıktığımız ilk karşılaşma pek çok açıdan hayal kırıklığıydı ve Sakarya gibi bu sezon ligin görece kolay bir deplasmanından bir puanla dönmek şansımız oldu. Açıkçası Recep Karatepe’nin çok eleştirdiğim kadrosunu ve o kadronun zorunlu kıldığı oyun anlayışını görünce gelecek adına ciddi endişelerim oldu ama bir sonraki hafta ligin averaj takımı olan ve aslında pek bir gösterge olmayan Yeni Malatyaspor maçında en azından kadro ve anlayışın değişmesi bir ışık oldu. Şu an ikinci yarının ilk maçı olan ve evimizde oynayacağımız Kocaelispor maçında kadro seçimi, oyun anlayışı, taktik disiplin, mücadele ve isteğin şiddeti ile vereceğimiz mesaj çok önemli olacak. Biz gerçekten Süper Lig istiyor muyuz yoksa konjonktürün kendiliğinden bizim lehimize gelişmesini mi bekleyeceğiz? Bu sorunun cevabı Eroğlu yönetimiyle ilgili kısa vadeli projeksiyonu da Karatepe döneminde olduğu gibi çizecektir.
Her ne kadar çeşitli sıkıntılar yaşadığımız söylentileri olsa bile Gençlerbirliği gibi 1. Lig seviyesine sığmayacak büyüklüğü olan bir camianın bu seviyelerde kalmaması gerekiyor ki bu iddiamızı gerçekleştirebilecek kaliteli kadro çekirdeğimiz var, eksiklere takviyeler yapılmaya başlandı ve icraat artık Eroğlu ve sahaya çıkaracağı doğru isimlerde. Bahaneleri bırakıp hedefe kilitlenelim ve sezon sonunda maddi/manevi kazanan hepimiz olalım.
31.12.2024
Atı Alan Üsküdar’a Geldi
Malumun ilamını haftalardır her platformda belirttim ancak Gençlerbirliği yönetimi 17 hafta gibi ülkemiz futbolunda devasa bir süre sonunda gerekeni ancak yapabildi. Önce Kasımpaşa U19 takımına karşı kabul edilemez mağlubiyet, devamında ligde 15 haftadır galibiyet yüzü göremeyen Adanaspor’dan alınan mağlubiyet ve sezon boyunca devam eden umutsuz futbolun ardından yönetim kurulu sonunda uyanmayı başardı. Bu uzun sürede kulübümüz adına en güzel gelişme ligdeki genel performanslar oldu ve biz biraz geride kalsak bile hala yarış devam ediyor. Yani başlıkta da belirttiğim gibi atı alan Üsküdar’ı henüz geçemese bile Üsküdar’a geldi. Üst sıralarda yer alan takımları yakalamak için 21 hafta gibi uzun bir süre var ve hızlı olursak her şey mümkün görünüyor. Kendisinden bu hızı beklediğimiz isim ise Hüseyin Eroğlu oldu.
Eroğlu kariyerinin başında elde ettiği 3. Lig ve 2. Lig’de gelen iki şampiyonluğun ardından uzun bir süre Altınordu’da sportif başarı hedefinden uzak bir görüntüde görev yaparak 1. Lig’in deneyimli isimlerinden birisi oldu. Sonrasında sezona şampiyonluk hedefiyle başlayıp güçlü bir kadro kuran Samsunspor’a sezon devam ederken gelmiş ve ilk kez 1. Lig’de şampiyonluk yaşamıştı. Son görev aldığı Bandırmaspor’da ise işler hiç iyi gitmemiş ve erken bir ayrılık yaşamak zorunda kalmıştı. Bu ligde şampiyon pek çok teknik direktör var ama kadro kalitesi önemli bir ölçüt. Şampiyonluk yaşamış teknik direktörlerin bize geldiklerinde ortaya koydukları performanstan bunu anlayabiliyoruz. Neyse ki her ne kadar Recep Karatepe kullanamasa bile iyi bir kadromuz var ve hedefe kararlı bir şekilde yürüyecek takip mesafemiz mevcut.
Yeni dönemde ilk maçımız çalkantılı günlerden geçen Sakaryaspor’a karşı deplasmanda olacak. Hüseyin Eroğlu umarım 17 haftayı sıkı bir çalışmayla doğru analiz ederek her maçın değerini bildiğini bizlere gösterir ve ilk maçından ihtiyacımız olan umudu verir. Takımın üretkenliğinde yaşanan sıkıntıların sebeplerini, fiziksel olarak yaşanan sorunları, değerlendirilemeyen ve küstürülen oyuncuların takıma kazandırılması gibi hususları kısa zamanda çözüme kavuşturup camia olarak şampiyonluğa inanmamızı sağlar. Önümüzdeki kısa periyotta ciddi bir seri yakalayıp üst sıralara sağlam bir şekilde tutunmamız gerekiyor. Bu nedenle Eroğlu’nun imza töreninde söylediği gibi mazeretimiz yok ve başarmak zorundayız. Yeni dönem hepimiz için hayırlı olsun.
21.12.2024
Ne Desem Az Kalır
Karagümrük ile oynadığımız maç sonrasında yazdığım ve geleceğe umutla bakabilme ihtimali olan maçın ardından önce Bandırmaspor deplasmanı ve arkasından oynadığımız Kasımpaşa ile kupa mücadelesinin ardından zaten uzun süredir var olan kelimiz tekrar parlayarak göründü. Bu yönetimin olanı biteni sadece izlemesi fazlasıyla can sıkıcı olmaya başladı. Başkanın “play-off garanti” sözlerinin bu tabloya bakarak çok iyimser olması bir yana bu düzeyde devam eden ligde hedefin sadece play-off olarak kalması bile bu yönetimin sportif olarak neredeyse hiçbir vizyonunun olmadığını gösteriyor. Kariyeri olmadığı için kariyerinde hiçbir başarısı olmayan birisi bile olmayan Karatepe ile devam edilmesi sadece akıl tutulması değil, bundan bile ötesidir. Umarım acil şifalar bulur kendilerini.
Maç değerlendirmelerine geçelim biraz. Öncelikle kadrosundan maksimum üstü verim alan Bandırmaspor ile oynadığımız deplasman puan tablosuna bakıldığında zor bir deplasman olarak dursa bile kadro ve oyun kalitelerine baktığımız zaman çok zor deplasmanlar arasına girmezdi ancak taraftarlarımızın bir kısmı alınan bir puana sanırım bu sebepten mutlu oldu. Biz bu performansımızla üst sıra hedefinden giderek kopuyoruz ancak ideal bir yapıya geçebildiğimizde kaçan iki puanı umarım aramayız. İdeal bir düzene geçebilir miyiz sorusu ise bu yönetimle çok zor görünüyor.
Asıl sıkıntılı maça geçersek eğer tarihimizin en skandal sayılabilecek maçlarından birisini geride bırakarak Kasımpaşa takımının bir kişi hariç tamamen U19’dan oluşan takımına neredeyse ciddi bir varlık gösteremeden yenildik ve kupaya veda ettik. Rakip takım kupayı tamamen umursamaz bir şekilde Ankara’ya teknik direktörü Hakan Keleş bile olmadan geliyor ve bizim büyük çoğunluğu 1. Lig’de de forma giyen futbolculardan oluşan kadromuza karşı pozisyon ve skor üstünlüğü ile maçı bitiriyor. Önceki sezonlarda alt lig takımlarına karşı mağlup olarak kupaya veda ettiğimiz durumlar olmuştu ama hiçbir takımın bu kadar genç oyuncuyla bizi mağlup ettiğine şahit olmamıştım. Bu satırları yazmak bile utanç verici ancak kulüpten kimsenin utanmadığını olanı biteni seyretmesinden anlıyoruz. Gençlerbirliği için başarısızlık daima ödüllendiren bir durum oldu ve bu durum artık kemikleşti. O nedenle kimsenin başarılı olma çabası bile olmuyor ve bin bir çeşit bahaneyle var olmaya devam ediliyor.
Önümüzde hiçbir şekilde umursamadığım bir Adanaspor karşılaşması var. Her zaman söylediğim bir durumu tekrar hatırlatmak isterim. Bozuk saatin günde iki kez doğruyu göstermesi sözünü bilmeyen yoktur. Biz senelerdir ufak tefek galibiyetlerle büyük resme ulaşacağımızı sanarak aldandık ve şu an yine aynı şeyleri yaşıyoruz. Rakibin bu sezon aldığı puan, oynadığı maçlar ortada ve buradan alınacak bir galibiyetin bizim bir işimize yarayacağı yok. Kaldı ki son kupa maçında ortaya konulan performansa göre puan kaybı bile ciddi bir olasılık. Bizim bu tip minik verilerle hareket etmeyip sürecin parçalarını bütünüyle değerlendirmemiz gerekiyordu ama işte bunu yine yapamıyoruz. Üç maçta alınacak dokuz puanla şöyle uçacağız, böyle kaçacağız zırvalıklarıyla bir yere varamayız. Şu kadar zaman diliminde oynadığın o kadar maçın performansını değerlendiremeyenin sorunu büyüktür. O nedenle önce bu sorun bitene kadar bu maçın ve önümüzdeki maçların skorlarıyla da çok ilgilenmiyorum. Bize bozuk saati gibi arada bir gelecek minik galibiyetler değil, bu durumdan kurtulmamızı sağlayacak başarılar gerekir. O da bu yapıyla mümkün değildir.
11.12.2024
Yetmez Ama Çekimser
Haftalardır kadro potansiyelinden uzak görüntümüz nedeniyle sürekli eleştirdiğim takımımı bu sezon ilk defa takdir edeceğim. Ligde 15 hafta geride kalırken olması gereken ortalama görüntüyü ilk defa yakalamak üzücü ama bu haftaki performansın, tercihlerin devamının geleceğini umuyor ve artık gelecek performanslara odaklanıyorum.
Benim gözlemime göre Karagümrük maçı bu sezon Recep Karatepe’nin özellikle galibiyet istediği dördüncü maçımız oldu. Boluspor, Erokspor ve İstanbulspor maçlarında da galibiyet isteyen görüntümüz vardı ancak bu maçlarda 90 dakikanın genelinde büyük sıkıntılarımız da olmuştu. Diğer maçlarda zaten elle tutulacak çok bir yanımız yoktu ve olması gereken standart mücadele gücünün üstüne çıkamamıştık. Peki bu hafta ne değişti?
Öncelikle Karatepe’nin ciddi bir şekilde artık gönderilme ihtimali vardı ve bu ihtimal kendisinde kazanma baskısı yarattığı için küçük olsa bile tercih değişikliğine giderek Nalepa’nın olduğu bir 11 ile başladı. Ancak bunun iyileşme sağlasa bile yeterli olmayacağı belliydi ve maç içerisinde sarı kart riskinin etkisiyle gelen Mikail yerine Ensar değişimi takımda önceki maçlara göre ciddi bir sıçrama etkisine neden oldu. Kadro potansiyelinin hala uzağında olsak bile önceki haftalara göre çok daha fazla pozisyon görüp oyuna çok daha hakim olduğumuz bir maç oldu. Savunma yönümüzde ise bazı maçlarda dağılmayla gelen aksamalar olsa bile genel olarak performansımız zaten iyiydi ve bu maç yine tam anlamıyla kusursuza yakın bir performans ortaya koyduk. Aslında dikkat edilmesi gereken taraf tam olarak bu. Koyu muhafazakar bir anlayışla kadro tercihi yapan Karatepe bu hafta özellikle ikinci yarıdaki teknik özelliği daha çok olan kadroyla bile bu savunma performansını görmüş ve umarım tercihler konusunda kendisi de ikna olmuştur. Elbette rakibin orta saha direncinin düşük olması, savunmada hataya yatkın isimlerinin çok olması bizim oyunumuzu kolaylaştırdı ama çok iyi bir hücum hattına karşı pozisyon verilmemesi gelecek haftalardaki tercihlerimizi teknik oyuncu anlamında umarım ikinci yarıdaki seviyelere ve hatta daha fazlasına çekebilir. Kazanmak istiyorsak kazanıyoruz ama önemli olan bunu görebilmek.
Önümüzde çok önemli bir Bandırma deplasmanı var ve Süper Lig hedefiyle çıktığımız yolda puan farkını göz önüne alırsak mutlaka kazanmamız gereken bir karşılaşma olarak görülmeli. Bandırmaspor’u kadro kalitesiyle değerlendirirsek ligde 15 haftayı en iyi değerlendiren takım benim için. Neredeyse minimum hata seviyesiyle çok iyi bir puan aldılar ve sezonun kalanı için bu puanlar onlara kredi açtı. Bizim bu noktada çok eksiğimiz var ve ilk yarı bitene kadar yukarı sıralarda ve güçlü bir şekilde konumlanmak adına hedef maçlardan birisi bu maç. Umarım Recep Karatepe son maçı kendisine referans alır ve bu maça öyle hazırlanır. Tek maçlık görüntü ile çok umuda girilemeyeceği için şimdilik Karatepe’nin kredi notu görünümünü negatiften durağana çeviriyor ve takımımıza başarılar diliyorum.
07.12.2024
Her Puan Kaybı Yönetime Yazar
Haftalardır Recep Karatepe yönetiminde Gençlerbirliği’nin potansiyelinden ne kadar uzakta kaldığını belirtiyor ve artık bir şeylerin düzelmesi gerektiğini söylüyorum. Bu hafta yazım biraz geç kaldı ama düşüncelerimin önceki haftalarda yazdığım yazılardan farkı yok. Recep Karatepe yönetiminde yaşadığımız her puan kaybının sebebi yönetimdir. Sportif basiretten bu kadar uzak gördüğüm bir yönetim Murat Cavcav’ın ilk sezonunda küme düşürdüğü yönetimdi ve bu kadar basireti bağlı kalmış ikinci yönetimi ise Osman Sungur yönetiminde gördüm. İlhan Cavcav’ın hasta yatağındaki halini bile örnek alsalar bu takım kendiliğinden yükselecektir ama yanlışta ısrar konusunda kötü bir rol model olmak istiyorlar.
1. Lig’i takip edenler bu ligin en sıkıcı oyununun bizde olduğunu, ofansif oyunda ligin en kötü takımlarından biri olduğumuzu biliyor. Bunları göremeyen tek topluluk ise maalesef Gençlerbirliği yönetimi. Bir futbol takımı yönetimi olduklarının farkında bile değiller sanki. Takımın bu derece kötü görünmesinin sebebi ise öncelikle her hafta eleştirdiğim Karatepe’nin yok artık dedirtecek seçimleri. Kaleci ve dört hücum katkısı olmayan savunma oyuncusu üzerine üç savunma ağırlıklı orta saha ile takımın gol yollarında etkin olma şansı kalmıyor. Bu sezon ilk kez bir maçta üç gol attık görüntüde ama atılan iki gol yine duran top sonucu geldi. Üstelik bu savunma ağırlıklı oyuna rağmen bu sezon ikinci kez bir maçtan yine üç gol yedik. 14 hafta geçti ama hiçbir ilerleme kaydedilmedi. Bu şekilde gitmemeliydi ama yönetim ısrarla bu şekli değiştirmek için hiçbir kararlılık göstermedi.
Hafta içinde yönetimin düzenlediği bir yemekte Osman Sungur’un “galibiyet serisi” vurgulu bir konuşma yaptığı bilgisi geçildi resmi sosyal medya hesabımızdan. Umarım bu sözün arkasında durulur ve güven veren bir seri gelmezse gereken yapılır. Bu hafta şimdilik oynanan maçlarda ligin üst sırasında yer alan takımlar hata yapmadı ve şu an lig üçüncüsüyle bile olan puan farkı 9’a yükseldi. Yarın olasılığı yüksek olan bir kötü sonuçta bu fark daha fazla yükselecek. Tren kaçmak üzere ve kaçan trene bakmak Gençlerbirliği camiasında olan hiçbir bireye yakışmaz. Biz her zaman bir adım sonrasını düşünenlerden olmak zorundayız. Umutsuz giden bu süreci düzeltmek için top yönetimde. Daha fazla hanemize eksi yazılmadan süreci adım adım takip ediniz ve artık gerekeni yapınız.
26.11.2024
Her Şeye Rağmen Derbi Galibiyeti Güzel
Özellikle oyun kalitesi ve ligde puan tablosunun sıkışık olması nedeniyle sıralamamızdaki yerin istediğimiz düzeyde olmaması kaynaklı olarak milli arada yine bir değişiklik bekledik ancak yönetim söylendiğine göre finansal gerekçelerle bu değişikliğe gitmedi ve biz böylece aynı ekiple derbiye hazırlandık. Açıkçası karşılaşmaya kendi tarafımızdan baktığımız zaman hiç umut veren bir tablo yoktu. Rakip açısından baktığımız zaman ise küçük olsa bile umutlanabiliyorduk çünkü rakibimiz de bizim gibi kadro kalitesini değerlendiremeyen ve görüntüsü çok iyi olmayan bir haldeydi. 90 dakikaya baktığımızda ise oyunun toplam kalitesi maç öncesi düşüncelerimden farklı değildi ve kalite vasatın altında kaldı, maçın özeti bile giriş kısmıyla beraber sadece 120 saniyeydi. Aslında iki takımın durumunu anlatan pek çok gösterge olsa bile tarafsız bir isim bu özetlerden maçla ilgili durumu anlayabilirdi.
Kalite anlamında kötü olan karşılaşmada iki taraftan daha kötü olan taraf ise yine maalesef biz olduk. Maçta tek bir pozisyonumuz var ve 90 dakika boyunca rakibe tehlike yaratamadık. Rakibin ise oyun hakimiyetinde üstünlüğü fazla olmasa bile net pozisyonda bizden çok üstün bir haldeydi ama kalecimiz Erhan bu maç yüksek konsantrasyona sahip olduğunu göstererek üç puanı getiren isim oldu. 13 hafta sonunda yine bir ilerleme kaydedemedik ve gelecek için yine umutsuz bir halde önümüzdeki maçları beklemeye geçtik. Maç ile ilgili tek iyi taraf alınan üç puan oldu ki bu üç puanın derbi sonrası gelmesi sevincimizin asıl nedeniydi. Her ne olursa olsun derbilerin önemi büyüktür ve kazanmak her durumda bizleri sevindirir.
Biraz oyunla ilgili ayrıntılara geçersek eğer yine orta sahamızın teknik kapasitesinin düşük olması hücumdaki kısırlığın nedeni oldu. Etebo’nun maç boyunca çok kötü performans sergilemesine rağmen 90 dakika sahada kalması şaşırtıcıydı. O kadar basit top kayıpları, o kadar kötü tercihler, o kadar çok pozisyon kaybı oldu ki o anlarda Recep Karatepe ne izliyordu bilemiyorum. Onun dışında bu kadroda her zaman skorun anahtarı potansiyeli olan Buğra’nın dokunuşu etkili oldu. Özellikle bu oyunda zaten Buğra’ya her zaman ihtiyaç var. Golü atan Alperen yaklaşık iki sezondur bizimle birlikte ve ilk golünü böyle bir karşılaşmada atması kendisi adına da güzel oldu. Bu isimler dışında performanslar genel anlamda düşük seviyedeydi. Galibiyette etkili olan bir isim de rakibin teknik direktörü Kenan Koçak’tı. Oyuna müdahaleleriyle Karatepe’den daha fazla galibiyete katkı sağladı. Hücumda genelde olduğu gibi üretkenlikten uzakken savunmada verilen pozisyonlarla skor dışında iyi olmayan çok şeyin olduğu bir karşılaşma oldu.
Her ne kadar bizim için önemi yüksek bir derbi mücadelesini kazansak bile önceki haftalara göre bir ilerleme olmadığını, sezonun bu şekilde geçemeyeceğini tekrar gördüğümüz bir tablo vardı ortada. O nedenle asıl yapılacak işin “doğru bir değişim” olması gerektiğini tekrar hatırlatırım. Önümüzdeki hafta Ümraniyespor ile oynayacağımız maça yine kendi tarafımızdan bakınca umut dolu olamıyoruz ama rakibe bakınca her sonucun mümkün olabileceğini görüyoruz. Artık bundan daha fazlası olması gerekiyor bizim için. Yönetim sportif olarak çok derin uykudan en kısa zamanda uyanmalı artık.
12.11.2024
Yine Olmadı! Peki Gereken Yapılacak mı?
Konuya söylenmesi gereken asıl konuları söyleyerek başlayalım çünkü maç ile ilgili söylenebilecekler aslında haftalardır söylenen durumlardan farklı değiller. Geçtiğimiz sezonu yanlış bir isimde yapılan ısrar sebebiyle bize kaybettiren yönetim anlaşılan hızını alamadı ve bu sezonu da kaybettirmek için süreci sadece izleyerek geçiriyor. Bu ısrarın nedenini anlamaya çalışıyorum ancak bulamıyorum. Eleştiriye açık bir isim tercih ederek risk aldılar, sonuç bu tercihin bir hata olduğunu gösterdi ve yaptıkları hatayı kabul etmemek için kararlarından dönmüyorlar. Başka bir açıklama yapamıyorum artık. Maç sonu Recep Karatepe’nin açıklamalarında ise yine geleceğe vurgu yapması, sürecini uzatmak istemesi artık katlanılamayacak hal aldı. Neyse ki camiada göründüğü kadarıyla neredeyse herkes bu işin uzamaması gerektiği noktasında hemfikir. Sadece maçın üzerinden 24 saatten fazla geçmesine rağmen yönetim gereğini yapmadı. Bu durum bu yönetimin sportif hedefler konusunda bize katkısı olmayacağını gösteriyor. Kendi var olan kredilerini düşürüyorlar ki istifa seslerini daha fazla duyacaklardır tablo bu haldeyken.
Asıl konuyu özetledikten sonra son maçımızda yaşanılan küçük çaplı hezimete ve bu hezimeti yaşatanlara geçebiliriz. Kadroda olan sakat ve cezalılardan dolayı hamle imkanı zayıftı ve ilk 11 seçimi anlaşılabilirdi. Bir tek Çağrı yerine Mete Kaan ile başlamak daha akılcı olabilirdi ve ikinci yarının başında açıkçası kendi adıma bu hamleyi beklerken Çağrı yerine Fıratcan hamlesi geldi, Amilton ise Çağrı’nın oynadığı yere kaydırıldı derken bir şekilde düşük olan ritim tamamen bozuldu ve rakip takım oyuna çok iyi başlangıç yaptı. Duran toptan kazandığımız gol şanstı ve rakibin etkisini kırabilirdi ama öyle olmadı, hücumda etkili olmaya devam ettiler ve bu anların birinde bizi 10 kişi bırakacak hataya zorladılar. Sonrasında geçtiğimiz sezon oynamaktan keyif almadığı bir yerde oynamasından dolayı küstürüldüğünü ve daha sonra ayrıldığını düşündüğüm Kayode gerçek bir santrafor neler yapar adlı gösterisini bize karşı gösterdi ve 10 dakikada maçı bitirdi. Biz Kayode’yi küstürürken başka bir oyuncunun sözleşme opsiyonunun devreye girmesi için uğraşıyorduk. Dertlerimiz Gençlerbirliği menfaati değildi yine o zamanlar.
Maç özelinde yazılabilecek daha çok şey var ama odak noktasından sapmama adına bu kadarı yeterli. Mevcut yönetim sportif konularda yeterince sınav verdi ve sınıfta kaldığını gösterdi. Umarım beklenen yol ayrımı gün içerisinde gelir ve yeni bir sayfaya başlayabiliriz. Bu andan sonra şansımızın yüksek olması en büyük beklentim çünkü bu yönetimin çeşitli kriterlerle iyi bir isim seçebilmesini zor görüyorum. Şansımız yüksek olsun ve bizi olabilecek en doğru isme bir şekilde yönlendirsin. Yoksa Süper Lig hedefiyle başlanan sezon maddi/manevi sorunlarla çok farklı yerlerde bitebilir. Kişileri ve duyguları değil, kurumu ve süreci düşünmeli herkes.
07.11.2024
Kazanırken Belki Kaybettiren Bir 3 Puan
Önceki hafta kaybedilen Çorum FK maçı sonrasında beklentim Recep Karatepe ile yolların ayrılmasıydı. Kulüpten gelen bilgiler de yönetimin yeni bir teknik direktör arayışı içerisinde olduğunu söylüyordu. Ancak idari ve mali anlamda olduğu söylenen sıkıntılar ya da belki bağlantıların sınırlılığı gibi sebeplerle herhangi bir değişim olmadı ve yine aynı ekiple İstanbulspor karşılaşmasına hazırlandık.
Maç saati yaklaşırken kadrolar açıklandı ve ciddi bir değişim olmadığını, haftalardır yapılan eleştirilerin hiç dinlenmediğini gösteren benzer bir kadro yapısı ilk 11 olarak belirtildi. Hatta Çorum FK maçının iyilerinden olan Metehan’ın yedeğe çekilmesi gibi şaşırtıcı bir durum bile vardı. Haliyle bu ekiple her zaman olduğu gibi kazanacağımıza dair bir umudum yoktu. İlk yarıdaki oyun beklentilerimi karşıladı ve pozisyonsuz geçen devrede Erhan’ın baraj kurma ve konumlanmada yaşadığı sıkıntı sonucu golü kalemizde görerek devreyi geride kapattık.
İkinci yarıya skor olarak geride olmamızın etkisiyle iki değişiklikle başladık. Bundan önceki karşılaşmalarda oyun olarak yine benzer görüntüler olsa bile ikinci yarıya aynı 11 ile devam ediyorduk ama bu maç böyle olmadı. Oğuzhan’ın çıkması ile sistem değişikliğine gittik, Mete Kaan’ın çıkması ise skor bu haldeyken yanlıştı. Yine de özellikle İstanbulspor’un belki son dört maçını kaybetmesinin verdiği etkiyle beraber karşımızda ciddi bir rakibin olmaması sebebiyle ikinci yarıda baskılı bir oyun oynadık. Köşe vuruşundan gelen gole kadar pozisyon üretemesek bile bu gol sonrası hem güven artışı hem de rakibin konsantrasyonunun bozulmasıyla pozisyonlar da bulduk ama gol rakibin gereksiz bir hareketi sonrası kazandığımız penaltı ile geldi ve haftalar sonra üç puanı alabildik. Kazandığımız penaltıda Metehan’ın davranışını özellikle vurgulamam gerekiyor. Kendisine net bir müdahale yapılması sebebiyle penaltıyı dakikalarca istedi ve sonunda VAR hakemini de ikna etti. Açıkçası bu ısrar olmasaydı VAR’ın devreye girme ihtimalini görmüyordum. Küçük ama önemli bir detay. Bu noktada Amilton başta olmak üzere haksız yere kıvranan futbolcularımız umarım Metehan’ı örnek alabilirler ve gerçekten haklı oldukları yerlerde hakemin doğru kararı için ısrar ederler.
Haftanın özüne gelirsek alınan üç puan elbette önemli ve değerli ancak yazımın başında belirttiğim gibi verim alınamayan oyuncu tercihlerinden, oyun anlayışından ve 11 hafta sonunda ortaya çıkan tablodan ders alınmaması, takımın gelişme ve ilerleme gibi süreçlerden uzak olması sebebiyle önümüzdeki maçlarda kaçması muhtemel puanlar dolayısıyla aldığımız üç puanın geçici bir etki vereceğini tahmin etmek zor değil. Ligin en az gol atan takımı gerçeği ortadayken sorunu hiçbir şekilde düzeltme eğilimine girilmemesine anlam veremiyorum. Bu sezon ikinci kez iki gol attık ve bunun birisi köşe vuruşundan, diğeri penaltıdan. Süreç maalesef hiç istemediğim şekilde ilerlemeye devam ediyor. Maç öncesinde de söylediğim gibi skordan bağımsız bir değişim olması gerekliliğini yine söylüyorum. Yönetim önümüzdeki Şanlıurfaspor maçını da bekleyecektir ama skorun yanıltıcı olduğunu, görünen oyunun gerçekleri yansıttığını tekrar kayıt altına alalım. Umarım izlerken güven duyduğumuz bir Gençlerbirliği’ni görmek bizim için yakındır.
29.10.2024
Yine Olmadı, Olmayacak!
Ligin 10. Haftası devam ederken şimdiden küme düşme hattına gerilemiş bir takımın taraftarı olarak yazıma başlıyorum. Gençlerbirliği yönetimi hiçbir rasyonel gerekçesi olmadan sıradan bir ismi teknik direktör olarak takımın başına getirmişti ama onlarca gerekçe olmasına rağmen göndermemek konusunda ısrar ediyor. Çiftlik gibi görülen Gençlerbirliği’nde bu durgunluk doğal bir hal almaya başladı ve yönetimler değişse bile trene bakma hikayesinde olduğu gibi olana bitene bakanlar değişmiyor.
Bir önceki puan kaybı yaşanılan maçta sanki her şey iyi gitmiş gibi görülmüş olacak ki kadro yine aynı aynıydı. Onlarca gerekçeden birisi de bu ve bu maçla beraber son 4 maçta atılan gol sayısı 1. O tek gol ise penaltıdan geldi zaten. Maç sonu açıklamasında yine “gol yollarında yaşanan sorun” konulu bir röportaj verdi Karatepe. Sorunun sebebinin bu seçimlerden kaynaklı olduğunu kendisi dahil herkes biliyor ama bir tek yönetim farkına varamıyor ya da onların da işine gelmiyor sorunun üstüne gitmek. Gol umudu olarak alınan Yatabare bile olmayan bir becerinin göstergesi ama o da diğer şeyler gibi görülmüyor.
Bu maç özelinde bir şeyler söylemeye gerek yok çünkü bu maçı kazansak bile tesadüfen olacaktı. Bizim istikrarlı iyi göstergelerle bu ligde yol almamız gerekiyor ve bu yapıyla mümkün değil artık. O nedenle takımın menfaatine olacak tek yorum yönetimin gerekeni yaparak Karatepe’nin sözleşmesini tek taraflı feshetmesidir. Umarım bu yazı yayımlanmadan bu haberi alırız. Kendisini artık bir antrenmanda dahi görmeye kendi adıma tahammülüm kalmadı.
25.10.2024
ARA GEÇTİ AMA SONUÇ DEĞİŞMEDİ
Geçen hafta oynadığımız Manisa FK maçı sonrasında Recep Karatepe milli maç arasına işaret ederek “aradan daha iyi döneceğiz” mesajı vermişti. 8 haftalık sürece bakarak bunun iyimserlikten başka bir şey ifade etmediğini, oyun olarak bir ışık göremediğimi belirtmiştim ve 9. Haftada Amed Sportif Faaliyetler karşısında da iyi bir görüntü izleyemedim.
Maç öncesinde kadrolar açıklandığında bir önceki haftaya göre tek değişiklik vardı ve dikkat çekiciydi. Sağ kenarda oynayan Mete Kaan yerine merkezde oynayan Ensar tercih edilmiş ve sağ kenara ise Buğra çekilmişti. Neden böyle bir tercihe ihtiyaç duyduğumuzu açıkçası anlayamadım çünkü rakibimizin merkezi çok güçlü değildi, bir önceki hafta farklı skorla yenilmişti ve bu farklı skorda kenar hücumları etkili olmuştu. Biz bu eksiklerinin üzerine gitmek yerine hücumda etkimizi iyice düşüreceğimiz hamle yaparak ilk yarıyı neredeyse pozisyonsuz geçirdik. İkinci yarıda rakip takımın yaptığı değişiklikler sonrası fiziksel kalitesinin düşmesiyle özellikle son bölümlerde üstün taraf olduk ancak o noktada da bireysel becerilerde eksik kaldık. Maç, hakkı olduğu şekilde berabere bitmiş oldu.
Maç ile ilgili önemli ve geleceğe referans olacak noktalara değinmekte fayda var. Öncelikle 1. Lig’in yıldız statüsüne sahip isimlerinden olan Nalepa yine yedekti! Bu tercihin neden olduğu konusunda kimsenin bir fikrini duymadığım gibi kimsenin anlam verebildiğini de görmedim. Recep Karatepe dışında herkesin sorguladığı bir tercih durumunda. Umarım önümüzdeki haftalar ilk 11’de ve daimi olarak kendisini görebiliriz. İkinci husus ise yapılan değişikliklerin takımı yükseltmek yerine seviye indirmesi. Bu maç yine gördük ki bir önceki maçta yapılan hatalardan ders almak yerine aynı hatalarda ısrara gidilmiş. Yatabare ile Jimmy Durmaz oyuna skoru değiştirme umuduyla giriyor ve tribünde herkes sadece birbirine bakıyor. Geçtiğimiz sezon Gençlerbirliği’ni yeterince izleyemeyen ve tahminim o ki performansını da yeterince bilmeyen Recep Karatepe bu isimleri hala skor umudu olarak görebiliyor. Maddi/manevi zarar tabirinin nokta atışı örneği bu isimler. Umarım Recep Karatepe bu noktada da tercihlerini ciddi şekilde sorgular.
Son olarak ligde makasın çok açılmadığı ancak makasın diplerine doğru konum aldığımız 9 hafta geçti ve hala bir iyileşme göremedik. Yönetimin neyi beklediğini, ne gibi umutlarda olduğunu bilmiyorum ancak geçtiğimiz sezonu da böyle izleyerek geçirdiklerini düşündüğümüzde kendilerinin sportif konularda rasyonel karar alamayacaklarını daha fazla düşünüyorum. Bu yapıyla işimiz zor. Bizden daha kötü bir performans gösteren Çorum FK ile oynamak bu hafta şansımız oldu ama ligin genelinde böyle bir tabloyla umarım kötü senaryolar yazılmaz takımımız adına. Basiret sahibi olan bir yönetim anlayışına geçmemiz dileğiyle diyerek kapatıyorum ve kısa zamanda artık yeni bir sayfa diliyorum.
07.10.2024
Yeni Bir Sayfa Açma Zamanı
Yasin Güreler’in sezonu kapatması, Amilton’un da bir süre devam edecek sakatlığını telafi edebilecek isimlerin olduğu kadromuzda bu isimlerin eksikliği özellikle hamle gücümüzü azaltacaktı ve maç kadrosu da bunu gösteriyordu. İlk 11 tercihinde Nalepa’nın hala yedekte kalması ve yerine Etebo’nun tercih edilmesi tek doğrudan yanlıştı ve skora etki eden isim de ne yazık ki Etebo oldu. Yedeklerde ise Nalepa ile Ensar dışında güven veren bir isim sakatlıklar sebebiyle yoktu.
Maça iki takım da agresif ön alan baskısıyla başladı ancak bizim adımıza bu baskının ömrü uzun sürmedi ve takımımız 10. dakikadan itibaren kendi sahasına çekildi. Bu dakikaya kadar dengede giden maçın devamında üstünlük ev sahibine geçti ve Manisa takımı oyuna hükmeden taraf oldu. Metehan’ın iki bireysel katkısıyla gelişen pozisyonda tercihini yanlış kullanması dışında takım olarak yapabildiğimiz hücum anlamında bir durum olmadı ve Manisa takımının yapabildiklerini izlemek zorunda kaldık. Sahanın en kötü isimlerinden olan Etebo’nun performansını gole sebep olan hatasıyla süslemesi, Erhan’ın yine bir uzun şutta kalecilik becerisini fazla gösterememesi oyunun hakkı olan golü ev sahibine getirdi ve ev sahibi takım istediğini almış oldu. İlk yarının sonunda Zuzek’in beklenmedik şık bir hareketi ve devamında gelen şutunu ev sahibi takımın kalecisi Alperen çok iyi bir refleksle çıkardı ve bizim kötü geçirdiğimiz maça ortak olmamızı engellemiş oldu.
İlk yarı hem skor hem oyun olarak istemediğimiz şekilde geçmişti ve bana göre çoktan yapılması gereken hamle zaten son anlarda sakatlık geçiren Etebo yerine Nalepa değişimi iken Recep Karatepe’den bu değişikliğin yanında sebebinin ne olduğunu anlayamadığım bir Mete Kaan ile Gökhan Altıparmak değişimi geldi. Gökhan’ın önce çift santrafor kullanılması ancak devamında gelen çok daha kötü değişiklikler sonrası sağ kenara çekilmesi gibi garip durumları yaşarken Manisa bize karşı cömert davranarak ikinci golü bulmama konusunda ısrar ederek maça nokta koyamadı. Biz bu ısrarlardan cesaret alıp kötü değişiklikleri yapma konusunu iyice abarttık ve Mikail ile Jimmy’i değiştirecek kadar oyundan koptuk. Bu maçta Recep Karatepe hem Yatabare’yi hem de Jimmy’yi hamle olarak düşünerek 8 hafta sonunda hala bir adım bile ilerleyemediğini bana göre kanıtlamış oldu.
Çok daha fazla uzatmadan sadede gelirsem eğer 8 haftalık performansımızı çok kötü gördüğümü rahatlıkla söyleyebilirim. Bu ligde şu ana kadar tam olarak iyi bir performans gösteren takım yok belki ama biz Gençlerbirliği olarak bunu fırsata çeviren takım olmalıydık. Alelade takımlar gibi ucuz puan kayıplarıyla fark yaratamıyorsak fark yaratabilecek alanları açmak zorundayız. Yönetimin bu milli arada gerekeni yapması gerektiğini düşünüyorum. Mesele puan durumundaki yerimiz ya da skorlar değil. Ortada görünen kötü bir futbol, kötü bir oyun anlayışı, neredeyse pozisyona giremediğimiz maçlar ve hiç umut vermeyen gelecek haftalar var. Bu tablodan bir şeylerin düzeleceğini beklemek hayal kurmak olur. Biz hayaller yerine gerçeklere bakmak zorundayız. Daha fazla uzatmadan yeni bir sayfa açalım.
01.10.2024
Amilton Olmayınca
Ligin 5. haftasında oynadığımız Erzurumspor FK maçı sonrasında neredeyse tamamen Amilton’a bağlı oyun anlayışımız ve Amilton’un bu anlayışa karşılık veren yüksek performansı sonrası “Peki Amilton Olmasaydı?” başlıklı bir yazı kaleme almış ve bu sığ oyun anlayışımızı üst üste ikinci galibiyetimize rağmen eleştirmiştim. Uzun lig maratonunun sonuna yaklaşmadıkça, oyunu skordan bağımsız olarak değerlendirmek takımın gelecekteki yerini konumlandırma konusunda tahminleri güçlendirici rol oynuyor. Bu nedenle üst üste galip gelinen üç maçın oyun anlayışı ve oyunun gelişimine bakıldığı zaman daha fazla şansa dayalı olduğunu görmek ve geleceğin fazla aydınlık olmadığını söylemek zor değildi.
Bu hafta ise evimizde kadro kalitesi olarak bizden düşük bir takım olan Keçiörengücü ile karşılaştık. Bir önceki hafta Pendikspor deplasmanına çıkan kadro ve aynı anlayış ile sahaya çıkmamız maçın başında maç ile ilgili endişelerimi artırmıştı. Sahaya çıkan kadronun hücum kapasitesi oldukça sınırlıydı ve hızlı hücum dışında bir alternatif plan yapmamız bu isimlerle çok zordu. Tahmin edildiği gibi oldu ve yine Amilton’a bağlı anlayışımız ile denemeler yapmak zorunda kaldık. İlk yarının ortalarında yaşanılan Amilton sakatlığıyla düşünülen bu sığ plan kendiliğinden bitti ve maalesef alternatif plan üretilemediği için maçın sonuna kadar istediğimiz hiçbir görüntü ortaya çıkmadı. Önce oyun tarzı olarak Amilton’a hiç benzemeyen Buğra oyuna girdi, devre arasında anlayış değişikliği için fırsatımız vardı ancak sadece Metehan hamlesi ile küçük bir ton değişimi yaşadık ve Yasin’in sakatlığı sonrası gelen en yanlış tercih ile maçı aslında o anda bitirdik. Recep Karatepe’nin gelecek için umut vermeyen oyun anlayışının skoru alamayınca elle tutulacak bir tarafı her kesim için kalmamış oldu.
Maçın ardından sadece üç puanı değil çok daha fazlasını kaçırdığımızı da üzülerek öğrendik. Amilton’un belirli bir süre olamayacağını sahadan çıkarken tahmin edebiliyorduk ama Yasin’in sezonu kapatma haberi asıl şok oldu. Kendilerine bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. İki oyuncu da bu sezonun vazgeçilmeziydi ve belli bir süre için en iyi alternatifi üretmemiz gerekiyor. Bilhassa Amilton’un eksikliği sonrası zaten işlevsiz olan 5’li anlayıştan vazgeçmemizi zorunlu olarak görürken ileri ucun mecburen Metehan ile Mete Kaan’dan oluşacağını tahmin ediyorum. Asıl mesele ise Yasin’in yerine üretilecek çözümler. Bizimle olan kariyerinde sol bek oynamamasına rağmen geçmiş kariyerinde uzun dönem sol bek olarak oynamış olan Oğuzhan sanırım devre arasına kadar bu görevi üstlenecektir. Kendisinin boşalttığı sağ beke ise aday birkaç isim var ve Recep Karatepe’nin aklına gelen ilk aday sanırım en kötü tercih olan Fıratcan olacaktır. Bu tercihinden vazgeçmesini kendi istikbali açısından özellikle tavsiye ederim. Kendi adıma olması gereken ilk tercihin Alperen, stoperde eksik vermemiz durumunda ise sırayla Ensar ve Etebo olması gerektiğini düşünüyorum. Umarım bundan sonraki süreçte umut veren bir görüntü ile hedefimize ulaşabiliriz. Yönetimin süreci futbol odaklı olarak yakından takip etmesi dileğiyle…
27.09.2024
Bir Puana Geldik, Üç Puanı Alıp Gittik
Son iki haftayı iyi oyun olmasa bile kazanarak geçiren takımımızın ligin kalitesi yüksek ekiplerinden Pendikspor deplasmanında neler yapabileceğini tedirgin bir halde ama merakla bekliyordum. Kadrolar açıklandığında görüldü ki takımımız hücum etkinliğini çok geri planda bırakmış ve tüm düşüncesini takım savunmasına vermişti. Bir önceki kazanan kadroya göre taktiksel gerekçelerle olduğunu düşündüğüm üç isim değişmişti ve üçlü bir savunma anlayışına geçilmişti. Gol yemediğimiz sürece oyunda kalabileceğimiz ve skoru alabileceğimiz düşüncesi önceki maçları referans alarak vardı ama golü kalemizde görmemiz durumunda bu kadronun hiçbir umut vaat etmediğini rahatça öngörebiliyordum. Neyse ki korktuğum bu senaryo gerçekleşmedi.
İlk yarı orta alan mücadelesi şeklinde geçen oyunun son bölümünde rakibin kaçırdığı iki çok önemli gol fırsatı dışında maçta bir şey yoktu. Biz bu süreci neredeyse rakibin kalesini görmeden geçirdik. Savunmada işlerin kötü gitmemesi sebebiyle olacak ki Recep Karatepe oyuna müdahalede bulunmadı. İkinci yarıya rakip savunmanın yaptığı çok kritik hatayı değerlendirip golle başlayınca işler bizim için daha iyi olmaya başladı. Golde Amilton’un hızını ortaya koyan yaklaşık 55 metrelik dribblingi golü getirdi ve yine Amilton bize can vermiş oldu. Rakibin yediği gol sonrası risk alması ve konsantrasyonunu hücuma vermesiyle beraber iki direkten dönen top olmak üzere pozisyonlara girebildik. Bu süreçte kalemizde de önemli tehlikeler gördük ama neyse ki rakibin kötü tercihleri ve Erhan’ın bu tercihlerde hata yapmaması sayesinde üç puanı alan taraf olduk. Burada Erhan’a ayrı bir parantez açmakta yarar var. Bu maç kurtarmış olduğu dört net pozisyonu aslında ortalama her kaleci kurtarabilirdi çünkü zorluk derecesi düşük olan toplardı ama Erhan’ın kariyeri bu tip zorluk derecesi düşük kolay gollerle dolu olduğu için riski buradaydı. Bu maç olduğu gibi kurtarması gereken bu tip topları kurtardığı sürece makul güveni verecektir. Kendisi umarım eski günlerine dönmez ve herhangi bir puan kaybının doğrudan sebebi olmaz diye temenni edelim.
Bu haftayı yine skor olarak öne geçene kadar kötü ve rakibin inisiyatifine bırakan bir oyunla geçiren takımımızın şansı devam etti ancak bu nereye kadar böyle gider oldukça şüpheli. Ligin başlarında çok kötü olan takım savunmasının yoğun savunma ağırlıklı futbolla da olsa düzeltilmesi iyi bir şey ama bunu yaparken hücumu neredeyse unutmak geriye düştüğümüz maçlarda bizi oldukça zorlar. Kazanmamız var olan bu görüntüyü engellememeli.
Önümüzde evimizde oynayacağımız ligin eski takımlarından Keçiörengücü maçı var. Geçtiğimiz sezon kadroları yine bizden iyi olmamasına rağmen iki maçta da kazanamadık ve burada kaybedilen 5 puanın sadece 1 puanını bile nasıl aradığımızı biliyoruz. Bu sezon önemli transferler yapmalarına rağmen toplam kadro kalitesi olarak yine çok daha iyi durumdayız. Ligin zirvesiyle 6 hafta sonunda 2 puanlık fark var ve ligde kopmaların zor olacağı varsayımında doğrudan rakiplerimizden olmayan takımlardan alınacak 3 puanları mutlaka kayıpsız geçmek gerekiyor. Hızlı hücumlarda etkili olan rakibe karşı yine temel düşüncemiz savunma ağırlıklı bir oyun anlayışı olabilir ama umarım son maç olduğu gibi bunu fazla abartmayız ve oyunumuzla gelecek için umut verebiliriz. Bu maçı da alalım ve seriyi 4 maça çıkaralım.
16.09.2024
Peki Amilton Olmasaydı?
Ligde 5. haftayı konumumuz ve gelecekteki hedefimiz bakımından çok önemli olan Erzurumspor maçını kazanarak tamamladık ve yapmamız gerekeni yaptık. Neticeye baksaydım övgü dolu satırlar yazardım ama maalesef uzun lig maratonunda neticeyi bir araç olarak gördüğüm için neticeye giden süreçle ilgili sıkıntıları ele almak bize gelecekte daha fazla fayda sağlayacaktır.
Sezon öncesi hazırlık maçlarında ve sezonun ilk iki maçında kısmen göze hoş gelen ama özellikle savunma boyutunda çok ciddi sıkıntıları olan bir takım görmüştük. Üçüncü hafta itibarıyla üçlü savunmaya dönerek savunma ağırlığı çok daha fazla olan bir oyuna geçtik. Son iki hafta ise dörtlü savunma kurgusuna tekrar döndük ama savunma ağırlıklı futbolu koruduk. Neticeye baktığımızda son üç haftadan 7 puan aldık ve bu neticeden bakınca bu oyun bize fayda sağladı diye düşünebiliriz ama gerçek durum hiç öyle değil.
Başlıkta Amilton ismine özellikle vurgu yaptım. Ligin ilk iki haftasında çok etkisiz olan Amilton son üç hafta takımı sırtlayan isim oldu. Amilton’un nasıl oyuncu olduğunu bilenler açık alan oyuncusu olduğunu da bilirler. Topu rakibe verip savunma çizgisini geriye çekince Amilton etkili bir isme dönüşmeye başlar ve son üç haftada da bunu görüyoruz. Hatta bundan başka bir şey göremiyoruz ki sıkıntı tam olarak bu. Topu kazandığımızda Amilton ve hızının neler getireceğine bakıyoruz artık her maç. Buna benzer bir durumu Metin Diyadin ile yaşamıştık ve Diyadin’in de planı topu Barış Alıcı ile buluşturmaktı. Sonucunu biliyoruz zaten. Peki bugün için asıl soru ne? Iğdır FK deplasmanı gibi deplasmanlarda bu tip bir oyunu yine kabul edebilirim ama kendi evinde ve kalite olarak daha düşük bir rakibe karşı bu tek seçeneği kabul edemem. Son üç hafta oynanan oyun genel olarak geçtiğimiz sezonu andıran bir oyun ve bu oyunun sonucunun başarıyı ne kadar şansa bırakan bir oyun olduğunu gördük. Bugün alınan üç puan uzun lig maratonu için yeterli mi? Elbette değil ve güven vermeyen bir oyunla alınan üç puanların sık olması sonuçta başarısızlığı bize tekrar gösterecektir.
Recep Karatepe de “önümüzdeki haftalarda daha iyi bir Gençlerbirliği” derken bunu kastetmemiştir diye düşünüyorum ama düşündüğünü sandığım pozitif görüntüleri gerçeğe dönüştürmek gün geçtikçe kendisinden uzaklaşıyor. Umarım oyunun farkında olup gerekli aksiyonları alır. Bu oyun güven vermiyor ve yapılan bu kadar yatırıma güven vermeyen bir maraton olmuyor. Her hafta yeni bir başlangıç demek sıkıcı oldu ama takım maalesef 5. hafta sonunda da yine bunu dedirtiyor.
04.09.2024
Kolayı Varken Zoru Seçtik
Bu hafta ligin ilk galibiyetini alarak yapmamız gerekeni sonunda yaptık. Geçen hafta yazımda Esenler Erokspor’un mevcut kadrosuyla ligin en zayıf rakiplerinden biri olduğunu ve bizim bu maçtan rahat galibiyet alacağımızı belirtmiştim. Maçın ilk 20 dakikası bu öngörüme uygun şekilde gerçekleşti ama devamında yaşananlar istemediğim türden gelişti. Bu nedenle maçı iki bölüme ayırmam gerekiyor.
Öncelikle ilk 11 tercihi önceki maçlara göre daha iyiydi ama kalede Erhan tercihiyle yine benim için tam anlamıyla düzelmiş sayılmadı. Metehan’ın yaşadığı sakatlık sonrası kulübede yer alması beklendiği için mecburen geçen hafta olduğu gibi Buğra sol forvet gibi değerlendirilip Ensar ile orta saha daha mücadeleci hale getirilmek istenmiş. Bunun dışında Alperen ise bizimle olan kariyerinde ilk defa bir maça sağ bek olarak başlamış oldu ki Fıratcan’a verilen şansın fazla olduğuna anlaşılan Recep Karatepe ikna oldu.
Görece daha umut veren bir 11 ile başlayan karşılaşma golle başladı ve maçın bizim lehimize geçeceği sinyallerini erkenden verdi. Amilton’u Amilton yapan çabukluğu ve savunma arkasına koşusunun bize kazandırdığı penaltıyı Djitte gole çevirdi. Golden sonra yine oyun ve pozisyon üstünlüğü tamamen bizdeydi ve bu kısa sürede değerlendiremediğimiz gole dönüşebilecek pek çok pozisyon oldu. Bunlardan birisinde Djitte’nin Buğra’ya pasında düzgün vuruş geldi ve farkı ikiye çıkardık. Bu gol ile birlikte takım tamamen değişti ve maçın bizim adımıza hiçbir artısı olmayan ikinci bölümü başlamış oldu.
Bu ikinci bölümde yaklaşık 75 dakika boyunca hücum anlamında bir şey yapmadık desem yanlış bir şey söylemiş olmam. Rakibin kadro kalitesinden dolayı savunmamızda çok ciddi tehlikeler yaşamasak bile tedirgin eden birkaç pozisyon oldu ki kaliteli bir ekip bu pozisyonları ve çok daha fazlasını değerlendirebilirdi. İlk 20 dakika oyun üstünlüğü ve pozisyon sayısının kalan dakikalarda neredeyse hiç olmaması izah edilebilir durum değil. Maç sonunda Recep Karatepe’nin “belki en kötü oyunumuzdu” açıklaması da durumu aslında anlatıyor.
Uzun lig maratonun da mutlaka alınması gereken üç puanlardan birisini çok iyi olmasak bile aldık ve yapmamız gerekeni yaptık ama gelecek için yine umut verici durumda gözükmedik. Milli maç arasında umarım sürekli yapılan geleceğe güzel atıfları sahada görmeye başlamış oluruz ve 90 dakika güven veren ve üst lig için iddiasını gösteren Gençlerbirliği’ni izleyebiliriz.
Önümüzde kendi evimizde oynayacağımız bir Erzurumspor FK maçı var ve bu maçta tek hedef galibiyet olmalı. Eryaman’da oynanan ilk maçta Boluspor’a kaybedilen iki puan vardı ve Boluspor’un oyun anlayışı ile Erzurumspor FK’nın oyun anlayışı benzer özellikler gösteriyor. Kadro kalitesi ve oyunun pozitif yönü Boluspor’a göre çok daha iyi olan Erzurumspor FK karşısında rakibin iyi analiz edilmesi, kesinlikle skor olarak geriye düşülmemesi ve rakibin kışkırtıcı oyun tarzına karşı tedbir alınması gerekiyor. Her rakibin kendine göre bir özelliği var ve bu rakibimizin hakemle iletişimi, psikolojik olarak kendi rakiplerini zorlaması, oyunun temposunu ciddi etkileyecek yapıda olması dikkat etmemiz gereken hususlar. Umarım güven vererek kazanırız ve seri yapacak motivasyona, heyecana geçmiş oluruz.
27.08.2024
Bir Puan İçin Gittik, Bir Puan İle Döndük
Bu hafta ligin görece iddialı takımlarından Iğdır FK ile deplasmanda karşılaştık. Maç öncesi kadrolar açıklanınca gerek hazırlık maçları gerekse ligin ilk iki haftasında oynadığımız maçlardan farklı tercihler gördük. Üçlü stoper tercihi ile geçtiğimiz sezon bıraktığımız anlayışa dönme sinyalleri verdik ve oyun anlayışımızın da bu doğrultuda olduğunu gördük. Savunma ağırlıklı futbolumuzu yine savunma anlayışına sahip olan Yalçın Koşukavak takımına karşı oynatınca kısır bir oyun ve golsüz bir beraberlik sürpriz olmadı. Biz istediğimizi almış olduk ancak neden bir puan için gittiğimizi kendi adıma çok anlayamadım.
Kadrolar açıklanınca iki önemli eksik dikkat çekiciydi ve hala bu iki isimle ilgili bir açıklama gelmedi. Geçtiğimiz hafta golümüzü de atan Metehan Mimaroğlu ile 1. Lig standartlarında iyi transfer olarak gördüğümüz Nalepa kadroda yoktu. Bu iki eksiğin olduğu kadroda her ne kadar maçın sonlarında yaptığı kurtarışla bir puanı getiren isim olsa bile maç içinde hiç güven vermeyen görüntüsüyle Erhan’ın ve 45 dakika sonunda oyundan alınan ve artık benim tahammül sınırımı zorlayan Fıratcan’ın olması da Recep Karatepe’nin bireysel performansların değerlendirmesini hala yapmadığını düşündürmeye devam etti. Bu yepyeni oyun anlayışıyla savunmada iki haftadır ortaya koyduğumuz hiç iç açıcı olmayan görüntümüz oldukça değişirken hücumdaki görüntümüz ise oldukça yetersizdi. Burada dengeyi iyi ayarlamak gerekiyor ki bu tip bir oyun anlayışına devam edersek geçtiğimiz sezon görüntümüzün önüne geçemeyiz.
Önümüzde hiç zorlu olmayan ve aslında doğru analiz ve oyun anlayışıyla oldukça kolay bile olabilecek bir Erokspor maçı var. Gayet iyi tanıdığım ve Gençlerbirliği camiasının da iyi tanıdığı Mehmet Altıparmak’ın oyun anlayışı her zaman kazanma yönündedir ve kadro olarak kendisinden güçlü rakipler bu anlayışı fırsata çevirir. Bizim kadromuz ile Erokspor’un kadro kalite seviyesi kıyaslanamaz bile. Gerekeni yapıp üç puanı mutlaka almalıyız. Lig başlayalı üç hafta oldu, galibiyet yok ve telafi ihtimali riski yüksek olarak belirsiz. Seri galibiyetlere başlamak için iyi bir fırsat maçı olacak bizim adımıza. Aksi bir sonuç düşünemiyorum, umarım takımımız da bunun farkındadır.
20.08.2024
YANLIŞ İLK 11, KAÇIRILAN 2 PUAN
Kocaelispor maçı sonrasında kadro tercihi ve değişikliklerin alınamayan 3 puanın temel sebebi olduğunu ve tercihlerde yapılacak iyileştirmelerle Boluspor maçında 3 puan için favori olduğumuzu belirtmiştim. Maç öncesi ilk 11’imizi görünce açıkçası teknik ekibin bir önceki karşılaşmayı yeterince analiz etmediğini, takımı iyileştirmek adına bir çaba içine girmediğini düşündüm. Maç içinde gördüklerimiz ise performans anlamında beni yanıltmadı ve mutlaka 3 puan almamız gereken karşılaşmadan 2 puan bırakarak ayrıldık.
Maç sonunda Recep Karatepe’nin takımın gelişeceğini ve daha iyi noktaya geleceğini belirtmesinin kendi içerisindeki gerekçesini bilmiyorum ancak gördüğüm tabloda bu ifadelerin sağlam temele oturmadığını düşünüyorum. Geçtiğimiz hafta kalemizde görülen iki golün üzerine bu maç yediğimiz golü düşününce aslında gelişmek yerine yerimizde saydığımızı söylemek mümkün. Hazırlık maçlarında da benzer savunma problemleri yaşadığımızı da hatırlatayım. Son iki maç yediğimiz üç golün tamamının penaltı noktası çevresinde olması ve gol vuruşunu yapan isimlere bu noktalarda rahat bir vuruş şansı verdiğimizi gördük. Biz bu süreçte savunma problemlerini düzeltmek için ne yaptık? Benim gördüğüm hiçbir şey yok bu noktada.
Hücumda özellikle santrafor konusunda sıkıntı yaşadığımız durumu malum ancak sorun sadece bu değil. Özellikle Amilton’un istekli ancak verimsiz oyunu, fair-play dışı hareketleri bize sorunlar yaşadığını gösteriyor ve bu durum takıma da olumsuz yansıyor. Orta sahada Mikail’in sürpriz katkısı olmasına rağmen Etebo’nun hiç varlık gösterememesi, beklerden neredeyse hiç hücum katkısı alınamaması ve yanlış tercihler ile hücumda da skora yönelik sorunlar devam ediyor.
Benim önümüzdeki zorlu Iğdır FK deplasmanı ile ilgili umutlarım kendi içimizdeki bu sorunlar sebebiyle iyice azalmış durumda. Takımın oyun kalitesinin artırılması, performansının iyileştirilmesi, görülen sorunların düzeltilmesi bu kadro istikrarı ile olacak iş değil. Bu lig seviyesinin altında olan kalitede isimler ısrarla tercih ediliyorsa geleceğin bugünden çok farklı olmayacağını rahatça söyleyebilirim. Umarım teknik ekip hazırlık maçları ile oynanan iki lig müsabakasını tekrar analiz eder, kimlerden ne katkı sağladığını, kimlerin ne kadar zarar verdiğini tespit eder ve kendileri için bir dönüşüm sağlar. Rakibimizin aldığı 6-1’lik skor yanıltıcı, oyun olarak üstesinden gelinmeyecek bir ekip değil ama biz düzelmezsek bireysel kaliteleriyle ilk maçta yaşadıklarımızı bize tekrar yaşatabilirler.
13.08.2024
Gençlerbirliği Kocaelispor Maç Analizi
Oyun olarak fazla üzülmediğimiz ancak skor olarak beni yanıltmayan bir maçı geride bırakarak ilk haftayı istemediğimiz şekilde maalesef puansız kapattık.
Özellikle ilk 11 tercihinde Fıratcan ve Erhan’ın olması ile Mete Kaan ve Nalepa’nın olmamasını sosyal medyada eleştirmiştim. Maç sonunda ise Mete Kaan’ın eksikliğini hissetmedik ancak Fıratcan ile Erhan’ın performansından memnun kalmadım. Nalepa’nın da 11 başlaması gerektiğini son dakika attığı ama geçersiz sayılan gol gösterdi aslında. Umarım önümüzdeki hafta en iyi oyuncularımızın olduğu bir 11 görebiliriz. Hazırlık maçlarındaki görüntüye rağmen bazı tercihlerdeki ısrarlar skora doğrudan etki etmesinin yanında gelecek maçlar için şüphe oluşturdu.
Oyun anlayışımıza geçecek olursak hazırlık maçlarından farklı olarak ön alan baskısını fazla yapmadık ve saha içi fiziksel kalitemiz çok daha iyi göründü. İkinci bölgede yaptığımız baskı sonuçlarını verdi ve iki çok net pozisyonu bu baskı sonucu yakaladık. Yalnız rakibin üçüncü bölgeye gelmesinde ve bu bölgedeki etkisinde yine sınıfta kaldık. İki golde de ceza sahasında rakibin rahat hareket etmesi ve oyuncuların boş bırakılması kabul edilebilir düzeyde değildi. Gollerde büyük payı olan Markao’nun fiziksel üstünlüğüne karşı koyamasak bile devamında gelişen ceza sahamızda paylaşım oldukça amatörceydi. Özellikle ikinci golün gelişim süreci ise TSYD maçındaki görüntüleri anımsattı. Umarım takımımıza tekrar katılan Oğuzhan ile yeni stoperimiz Zuzek bu problemimize biraz daha yardım edebilir.
Maçın gelecek için umut veren tarafı ise oyunumuzun hazırlık maçlarından çok daha iyi görünmesiydi. Altyapımızdan çıkan Gökhan Altıparmak’ın attığı gol yanında ön alandaki isteği, çabukluğu, girdiği pozisyonlar rotasyon açısından malum maç başı ismine bağlı kalmadığımızı gösterdi. Son maç ilk 11’de olmayan ancak ilk 11’i hak eden kaliteli 5 isim var ve bu 5 ismin 11’e dahil olmasıyla daha iyi bir konumda olabiliriz.
Önümüzdeki Boluspor maçı hem içeride olması hem de rakibin fazla savunmaya yönelik anlayışı sebebiyle bu haftadan çok farklı geçecektir ama kadro kalitemizle skoru alacağımızı düşünüyorum. Kocaelispor maçında yediğimiz ikinci golün benzerlerine Boluspor da çalışacaktır. Rakibin geçiş hücumları için hazırlıklı olmalı ve üçüncü bölgeye gelmeden gerekenleri yapmalıyız. Almamız gereken üç puanla galibiyet serimizi başlatalım.
HaydiGençler!
06.08.2024
Yeni sezon başlıyor ve yeni sezon öncesi yapılamayan transferler ve yapılan hazırlık maçlarında gördüğümüz görüntülerden dolayı açıkçası yeni sezona çok umutlu başlayamıyoruz.
Melih Bostan’ın gideceği belli olduktan sonra elimizde santrafor kalmadığı biliniyorken tüm hazırlık dönemini santraforsuz geçirmemiz yönetime büyük bir eksi yazdı. Stoperde rotasyon darlığı ve sağ bek olarak kullanabileceğimiz nitelikli bir ismin olmaması sezon öncesi gördüğüm en büyük eksiklikler oldu. Kısa zamanda bu eksiklerin tamamlanarak takım kalitesini tekrar gözden geçirmemiz gerekiyor.
Kadroda eksiklikler bu haldeyken kadrodaki eksiklerden bağımsız olarak yeni sezon oyunumuza bakınca daha ciddi sorunlar olduğunu gördük maalesef. Recep Karatepe göze hoş gelen ve riski daha fazla olan pasa dayalı futbol oynatmak istiyor ama bunu daha önce deneyen yakın dönemden bazı isimlerin oldukça kötü skorlar aldığını ve takıma fazla bir katkıları olmadığını gördük. Bunu bir uyarı olarak söylüyorum çünkü eldeki malzeme en iyi nasıl kullanılabilirse öyle kullanılması gerektiğini savunuyorum.
Oyun ile ilgili biraz daha detaya inersek hücuma çıkmamız ve üçüncü bölgeye yerleşmemiz noktasında görüntünün iyi olduğunu söyleyebiliriz. Top bizdeyken sahaya dağılımımız ve yaptığımız ikili, üçlü ve dörtlü oyunlar sonrası hücumu genellikle kenar oyuncularıyla yönlendirmemiz bizim için olumlu. Ancak bu noktadan sonra finalde ne yapacağımız noktasında yaşanan sıkıntılar dikkat çekti. Aslında son oynanan iki hazırlık maçında daha fazla sayıda pozisyona girebilirdik ama maalesef finalde yapacaklarımızın planlı olmaması hücumdan boş dönmemize sebep oldu. Oynanan 5 hazırlık karşılaşmasının sadece birinde akan oyunda goller atabilmemiz bu görüntüde tesadüf değil ve sadece iyi bir santrafor sorunları çözmemiz için yetmez.
Savunmada ise çok ciddi sıkıntılar gözlemledik ve asıl umutsuzluğa sebebiyet verecek konu özellikle bu oldu. Nalepa’nın takıma girmesiyle orta alanda biraz daha mücadele gücünü yükseltip rakibe verdiğimiz geniş alanları kapayabiliriz belki ama takımın bireysel anlamda da savunmaya çok daha fazla önem vermesi gerekiyor. Örnek olarak TSYD karşılaşmasında ilk gol olana kadar 10 dakikalık bölümde rakip sol forvetin üç kez başarılı dribblingle ceza sahamıza girebilmesi kabul edilebilir bir durum değil. Koşu yolu açık, pas kanalları açık, savunma yerleşimi çok kötü ve sonuç maalesef ortada. Amilton, Metehan, Ensar ile Buğra son iki hazırlık maçında savunma desteği anlamında hiç iyi performanslar göstermedi.
Sezon başlamadan yüzeysel anlamda dikkat çeken konular bunlar. Gençlerbirliği taraftarı olarak elbette başarı bekliyoruz ve bunun için hayaller yerine gerçeklerle yüzleşmeliyiz. Bu sezon şu an için yukarıda belirttiğim konular dışında kadro derinliği noktasında sıkıntı yaşarken yapılan transferlerde genel olarak doğru isimlere yönelmemiz beklentilerimizi başarı noktasında buluşturuyor. Umarım çok kısa zamanda hem eksik noktaları tamamlarız hem de oyun anlayışımızı sonuç alacak şekilde geliştirme tercihini seçeriz. Ligin ilk karşılaşmasında istekli, mücadele gücü yüksek bir Gençlerbirliği görmeyi istiyor ve takımımıza başarılar diliyorum. Yolun sonu Süper Lig olsun.
Haberler
![]() Mustafa Yavuz Yalçınkaya için son görev | ![]() Ümit Öztürk | ![]() Forma hediye |
---|---|---|
![]() Gençlerbirliği taraftarlarına sert müdehale | ![]() Mert Takin'le 5 yıllık imza | ![]() Alperen Babacan'la Yeniden |
![]() Erhan Ertürk Gençlerbirliği'nde | ![]() Arda Temur'a doğum günü kutlaması | ![]() Şehrinin Takımını TUT |
![]() Tek tribün açıklandı | ![]() Eryaman stadı zemin kötü | ![]() Yeni sezon forma |
![]() Ataberk Gök yuvadan uçtu | ![]() Taraftarlar arası Futbol Turnuvası |
Fiskos Haberler
Gençlerbirliği Süper Lig yolunda kenetlendi
Puan Durumu
bottom of page